GÜNÜN YAZARLARI

Kupa Fransa'nın ama şampiyon Hırvatistan!

Dünya Kupası'nı Fransa şampiyon tamamladı. Ama şampiyonun aksine kupaya rengini 'kaybeden takımlar' verdi.

'Kablo plim yapıyo'

Bundan sonra akıl “Kablo plim yapıyo” diyecek, bu saatten sonra başka ne diyecek, ne desin! Onca rasyonel çabaya rağmen bunca irrasyonalite, böyle absürd bir tepkiden başka muhtemel ve anlaşılır bir seçenek bırakmıyor akla.

Bir ahlaksızlık biçimi olarak ahlak

Sadece güçlü olanın haklarını koruduğunda, sabah akşam toplumca dilimizden düşürmediğimiz ahlak, en tahripkar ahlaksızlık biçimi halini alıyor. Elbette ki İntizar’ın ve Sinem Gedik’in yanındayız, sonuna dek.

Ya hain darbe girişimi başarılı olsaydı?

O gece darbe başarılı olsaydı, çok kötü şeyler olurdu. Bir kere en baştan, temel haklar askıya alınır, on binlerce insan, siyasetçiler, gazeteciler ve kanaat önderleri sorgusuz sualsiz tutuklanır, talimatla copy-paste kararlar alan mahkemelerde yargılanır; muktedirin rüzgarına kapılmış halk idam nidalarıyla kendinden geçerken kim bilir kaç masumun canı yanardı.

Metin Günday: Bizdeki sistem Saddam usulü başkanlık

Türkiye’nin önde gelen idare hukukçularından Prof. Dr. Metin Günday yeni rejimin “uyum” adına denge ve denetim mekanizmalarını ortadan kaldırdığını, cumhurbaşkanının hem partili hem de sınırsız yetkilerle donatılmasının Saddam usulü bir başkanlık sistemi olduğunu söylüyor. Günday’a göre hükümetin olmadığı, cumhurbaşkanının da partili olduğu bir sisteme “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denemeyeceğine göre Erdoğan’ın “başkanım diyeceksiniz” hatırlatması doğru.

Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye

Hırvatistan gibi “butik” bir ülkemiz olamadı. Olaydı, bizim de Dünya Kupası’nda finale kalan bir takımımız, su topunda dünya şampiyonluğumuz, şampiyon kayakçılarımız, tenisçilerimiz, basketbolcularımız olur muydu? Hayır, biz büyümeyi değil büyüklenmeyi seçtik.

TÜM YAZARLAR

Suç ve kefaret

Pek çoklarının sandığının aksine, suç, hukuksal bir kategori değil, etik bir kategoridir ve egemen hukuksal biçimlerin bir başarısı da etik bir kategoriyi kendi envanterlerine kaydedebilmiş olmalarında yatar.

Stratejik muğlaklık: AKP ideolojisinin evrimi

Aslında muğlaklık, bir açıdan siyasetin “fıtratında” var olan bir şeydir. Eldeki imkanlar kullanıldığında, başta hedeflenen sonuca götüreceği kesin olan hiçbir yol yoktur. Geleceğin belirsiz olması, siyasetçilere her zaman için beklenmedik olayların yaratıcılığına güven duymayı öğretir. Bundan dolayı, her siyasi konjonktür, bazen tezat da teşkil edebilecek, birden fazla ihtimali bağrında taşır. Stratejik muğlaklık, AKP için bir yandan hem o hem bu olmayı, diğer yandan ne o ne bu olmayı işine geldiği şekilde savunmayı mümkün kılmıştır.

Ders: Yeni rejim; Başöğretmen: Süleyman Soylu

Yeni rejimin neye benzeyeceğini iktidar mensuplarının bile tam bilmediği ortada. Hal böyleyken Türkiye’nin içişleri bakanı bunu herkese öğretme görevini üstüne aldı: Hem polis, hem savcı, hem yargıç ve hem de infaz memuru olarak 5 milyondan fazla seçmeni olan HDP eş genel başkanına tebliğde bulundu: Yaşam hakkınız yok. Yetmedi, 11 milyonu aşkın seçmeni olan CHP’yi de hedefe koydu.

Yatırımcıya güvence, damat başa geçince

“Devlet-i aliyye”nin yeni kostümleri beklenen etkiyi henüz yaratamıyor. Bu nedenlerle damat-bacanak-torun-tombalağın sürekli mali disiplinden ve laf arasında yeni vergilerden söz etmeye başlayacağı önümüzdeki birkaç aya kemer sıkma ve yatırımcıya güvence verme uğraşı damga vuracak. Bir de farklı sermaye kesimleri arasındaki gerilimlerin daha açıktan dillendirildiğini göreceğiz.

Rus basınında geçen hafta (7-13 Temmuz): Erdoğan Batı'ya karşı Moskova ve Tahran'ı kullanıyor mu?

Erdoğan’ın Batı’ya yönelik politikasında Moskova’nın yanı sıra Tahran’ı da kullandığını vurgulayan Tarasov, ABD’nin Türkiye ile ilişkilerini onarmak için Ortadoğu politikasını büyük ölçüde değiştirmek zorunda olacağını öne sürdü.

Tamamlanmakta olan devrim ve devrimciler

Kapitalizm, devrime gebe doğmuştur. Hatta kapitalizm, köklü değişim arzusunu kurumlaştırmış, bu arzu devrim kelimesi ile kavranır olmuştur. Kapitalizm öncesine kadar isyan, kıyam olarak kavranan ve mevcut durumdan rahatsızlık üzerinde temellenip etraflı bir gelecek kurgusuna nadiren sahip olan olaylar kapitalizmle birlikte devrim olarak kavranmaya başlamıştır.

AKP'nin Lagoda Akademisi: Okursan aç kalırsın!

AKP'nin bilime, okumaya, okuyana dair tahayyül sınırlarını aşan açıklamaları ve tavırlarını sadece entelektüel birikime yönelik bir saldırı olarak görmek hata olur. Zira, altta tehlikeli bir dip dalgası hızla büyüyor. Son 16 yılda ekonomik popülizmin yol açtığı tahribat, eğitimle refah; dolayısıyla adalet ve demokrasi arayışı arasında oldukça ürkütücü bir denklem kurdu.

Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı

Günlük dile yansımış haliyle iş cinayetleri de, kadın cinayetleri de, çocuk istismarı da artık aynı koltukta taşınacak. Aslında taşınamayacak. tek koltukta iki karpuz. Patronun, eril zihniyetin, sosyal adaletsizliğin tek elden beslenip, suçlarının tek merkezden perdelenmesi, kolaylık sağlayacak herhalde kamu yönetimine.

Fareler ve çocuklar

Peki yetişkinlerin korku ve tiksintiyle andıkları, kurtulmak, yok etmek için ellerinden geleni yaptıkları fareyi çocuklar için bu kadar sempatik kılan şey nedir? Atlar, aslanlar, tavşanlar gibi hayvanat bahçelerinde görebildikleri, kediler köpekler gibi sevip birlikte yaşayabildikleri hayvanlar yerine neden fareleri sever, onların hayali hikayelerini dinlemekten hoşlanırlar?

Tam köşe yazarı oluyordum ki…

Şimdi seçim zamanı ve ben kendimi milletvekili adayı olarak buldum. Halkımız teveccüh gösterir ve TBMM’ye gönderirse üzerime düşeni yapmaktan başka bir derdim olmaz. Diğer halde de halkımız sağolsun. Tam köşe yazarı olmaya çalışıyordum ki olaylar böyle gelişti.

Dumanlı havayı kurt sevsin*

Aklıma gelen resim şu: Racon kesilmiş, yeni racona uymayan herkesin ensesinde bir nefes, bir tehdit. Kasaya damat oturmuş, kapıya namlı kabadayılar dikilmiş, müflis işletme herkesi biraz daha sindirerek ayakta duruyor.

Hamburger süsleme fikirleri

Hamburger için sos çok önemli. Bunun için pek çok farklı formül mevcut, hatta mesela marketlerde bulunan hazır hamburger sosları da gayet lezzetli. Ancak ben kendim hazırlayayım diyenlerdenseniz, size bir tarif vereyim, çok beğeneceğinize eminim.

Hayat kadrajının Simurg'u: Bischof

Magnum Fotoğraf Ajansı kurucu üyelerinden, daha 38 yaşında hayata veda eden Werner Bischof'un insanlık kadrajları, Leica Gallery İstanbul'da sergileniyor. Sanatçının yönetmen oğlu Marco Bischof, Ara Güler'in de açılışına katıldığı sergi hakkında konuşurken, "Bugünlerde birçok fotoğrafçı var, sadece güzel resimler çekiyorlar. Ancak, burada çok çok az mesaj edinebiliyoruz. Oysa babamın fotoğraflarında, son derece kuvvetli bir insanlık mesajını almak olası" diyor.

Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti

Artık mesele bir noktadan sonra İran’ı Ortadoğu’da bloke etme hedefine kilitlendiği için Suriye ile İran dosyalarında adımlar ardışık gidiyor. Rusya’nın izleyeceği strateji önemli. Rusya, İsrail’e verdiği ‘güvence’ ile İran’la ortaklığı gözden çıkarmıyor. Zaten İsrail’e güvencenin güvencesi de o ortaklık. 

Oyların güvenliği için müşabirim, müşabirsin...

Sandık güvenliğinin yalnızca sandık başlarında bulunmakla değil, aynı zamanda seçim sürecinde yaşananları kayıt altına almak ve bunları kamuyla paylaşmakla olabileceğini ifade eden örgütlenme, müşabiri, sandık güvenliği için müşahitlik yapan ve aynı zamanda da tanık olduklarını haberleştirerek kamuyla paylaşan kişi olarak tanımlıyor. Yani müşabir gazeteci değil; müşahit olarak tanık olduklarını, Adil Seçim Basın Merkezi’ne bildiren ve böylece kamuyla paylaşılmasını sağlayan kişi.

Eylül ile Leyla’yı kim öldürdü?

Laf atmayı taciz değil, flörtleşme ve beğeni göstergesi sayan; “Boşuna çırpınma senin de hoşuna gidecek” diyen tecavüzcü Coşkun’a, Nuri Alço’ya kahkahalarla gülen ve tecavüz fiilini önleyecek bir toplumsal kültürün inşasına katkıda bulunmak yerine, mütecavizi benzer yöntemlerle cezalandırma fantezileri kuran ve bu alanda çalışan sivil toplum örgütlerinin kapanmasına ses etmeyen bir toplumun mensupları olarak hep birlikte sorumluyuz.

Anneler ve kızları

Anneyle hesaplaşma bitmek bilmez; ona benzemekten en korktuğumuz, sonunda mutlaka benzediğimiz; suçlamakta pek yaratıcı olduğumuz, hatta hiçbir suç bulamasak dahi, bize katlandığı için kabahat yüklediğimiz, belki de tek insan.

Bazı sorular: ‘Kedicik’ sirki mi, devlet aparatı mı?

Türkiye’de toplumsal, sınıfsal, dini hiçbir grup ve gelenekle organik ilişkisi olmayan; bu köksüz ucubenin; ‘lideri’ her gözaltına alınıp ‘çıktığında’, yani devletle her selamlaştığında mutasyon geçiren, ama parası, insan kaynağı, fiziki ve idari olanakları hiç bitmeyen bu garip örgütün ilişikler ağını ve tüm suçlarını ortaya çıkarmak, ‘kedicik’ magazini seviyesinde debelenen bu medya ile mümkün mü?

Eve yakın üniversite

Nüfusunun yüzde 10’una yakını üniversite öğrencisi olan bir kentte, bu insanların kentle kurdukları ilişki -ben zamanında bir yere saplanıp kalmamak için İstanbul’a gelmişken- neden şimdi üniversite yaşamı, okul - ev - yakın çevre ile olmanın ötesine geçemiyor? İster yerleşke ister kampüs olsun, dersler bittiği anda tüm öğrenciler üniversiteyi terk ediyorlar. Etrafta onları tutacak, cezbedecek bir kamusal alan, park, eğlence mekanı, kütüphane, müze, sergi salonu vb. bir şeyler yok. Peki ne var?

ABD ve yükselen sağ siyasetin Türkiye ayağı olarak yeni rejim

Erdoğan’ın adım adım uygulamaya koyduğu bu yeni sağ siyaset Trump’ın ABD’de uyguladığı modelin tipik bir yansıması ve örnekleri de giderek yayılıyor. Bu açıdan Erdoğan’ın son dönemde girdiği seçimleri kazanmasını aynı zamanda bu modelin de bir başarısı olarak görmek gerek.

Metaforlarca patlayan ülke

Yan yatmış vagonlar. Rayından çıkan ülkenin metaforu. Hem de tüy diksin diye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Meclis'te 'tarafsızlık' yemini etmesi ve Saray'da göreve başlama törenine 101 pare top atışı ve Mehter Takımı'nın Fetih Marşı ile girişine denk gelecek bir zamanlamayla.

Yeni rejim neye benziyor?

Türkiye'de yaşamakta olunan şeyi yorumlarken ideolojik zeminli totaliterizm, Putinesk Asya otoriterliği, Baasçı rejimler gibi örnekler, rekabetçi otoriteryanizm, Bonapartizm veya "şirket devlet" modelleri kullanılabiliyor. Pek çok benzerlikler ve farklar işaret ediliyor. Ancak bunları tartışırken, Türkiye'nin hiç de boş sayılamayacak bir demokrasi deneyimi olduğunun, birçok özelliği ile kolay yönetilir butik bir ülke olmadığının hatırdan çıkartılmaması gerekir.

Bu sergi çalıntı! En azından yarısı!

Nazlı Pektaş'ın küratörlüğünü yaptığı İntihal mi? Hal mi? sergisi çokça tartışılan sanatta ilham, intihal ve kendine mal etme konularına yeni bir perspektiften bakıyor.

LGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz?

“Başınız ağrıyorsa ‘kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz, uğraşıp baş edemediğiniz düşünceleriniz nelerdir?' sorularının cevabını bulmalısınız. Baş ağrılarının çoğu kendini acımasızca eleştirme, özgüven kayıpları ve kişinin yaptığı her şeyi değersiz görmesiyle ilgilidir….” Bu soruyu hatırlatmamın nedeni LGS adı verilen bu “sınav”ın çocuklara/gençlere iler tutar tarafı olmayan, tamamen “kafadan atma” malumat aktardığını da hatırlatmaktı. “Baş ağrıları”nın “özgüven eksikliği”nden kaynaklandığını kim söylemiş?

Adnan Oktar 2012’de hangi romanın başrolündeydi?

Romanın bizatihi kurgusunun bir parçası olan “açık kaynaklardan bilgiye ulaşma” esprisi ile Uygur, romanını neredeyse apaçık Oktar mitinin yıkıcılığında kuruyordu. Bugün, 2018 yılında, her ne hikmetse seçimden sonra gerçekleşen operasyonu hararetle alkışlayanlar, dün bu romanda okuduklarımıza kulak tıkıyorlardı. Geçelim.

Küçük İskender’den selam ve bir rica var…

Küçük İskender’in Bodrum’daki evinde tedavisi ​ve hastalığıyla mücadelesi ​devam ediyor. Lakin bir sıkıntısı var.

'Kahrolsun halkın katili cunta'

Bir hafta her şey çok sakin geçecek zannediyordum. Yeterince yiyeceğim vardı ve pirinç rakısı. Koreli çiftçiler vermişti her şeyi. Yazı yazacaktım...

'Dostum Putin' neden Ankara’daki törene katılmadı?

"Erdoğan’ın 'Dostum Putin' diye hitap ettiği Rus lider, Erdoğan’ın başkanlık törenine neden katılmadı da yerine Dimitri Medvedev’i gönderdi?", "Acaba Rusya dış politikası ile Putin’in Ankara’daki şatafatlı törene gelmemesi arasında bir ilişki var mı?" sorularına Rus dış politikası dinamiklerine derinden bakarak yanıt arayalım...

Bir 15 Temmuz yazısı

Darbe fena bir şey. Bu konuda iktidarla hemfikirim. Açık söyleyeyim, hemfikir olduğum tek konu bu ama onda bile anlaşamıyoruz. Ben “darbe nereden gelirse gelsin, kimi hedef alırsa alsın fenadır” diyorum; iktidar ise hadiseyi “bize karşı yapılan darbe kötüdür” yaklaşımıyla sahipleniyor. Darbeyi yapanları en ağır şekliyle cezalandırıyor ama bu, darbeyi yapanlarla sınırlı kalmıyor: Barış isteyen, iktidara karşı olduğunu dillendiren, onları eleştiren herkes bir bir tutuklanıyor, işinden oluyor.

Hamdoş abi...

Kabul; kimi insan daha özeldir, Hamdoş mesela. Biraz da bu nedenle sanırım, anılarının sonunda yaşamının muhasebesini yapıyor kısaca. Çekilen acılar, yitip giden arkadaşlar, işkenceler... Varılan yer, kaderci bir toplum. Sürekli bölünerek darmadağın olan bir Türkiye solu. Hamdoş biraz kırgın ve kızgın doğrusu ama sözlüğünde yılgınlık yok.

Dera hikayenin sonu mu?

Suriye’de savaş artık bitmek üzere. Cihad El Mansi (ve birçok başka Arap yazar) “hikaye başladığı yerde bitecek” diyor ama hikaye daha bitmedi. Final aşamasına gelindi. Finaller elbette çok daha çetin geçecek. Bu arada bu coğrafyada her hikaye, sekiz yıldır süren savaş gibi asıl büyük hikayenin sadece bir bölümü. Bundan sonraki bölümler Arapça mı Farsça mı sürecek bunu da zaman gösterecek.

Paco de Lucia’nın Türkiye müziğine etkisi

Benim Türkiye müzikleri tarihinde duyduğum ilk önemli Paco de Lucia hikayesi Doğan Canku tarafından aktarılmıştır. Doğan Canku bir klasik gitarist olarak başladığı gitar serüveninin bir noktasında flamenkoyla ve tabii Paco de Lucia'nın müziği ile tanışır. Bu ilgisini bir Paco de Lucia taklitçisi olmaktan çok daha uzaklara taşıyan Canku, elinden geldiğince kendi kişisel müzik dilini kurmaya çalışır.

Akşener: Erdoğan'ın oyun planı 'Power Game' çöktü!

İYİ Parti Cumhurbaşkanı Adayı Meral Akşener, AK Parti’den başkan yardımcılığı önerilmesi durumunda alacağı tavırla ilgili, “Benim açımdan mümkün değil. Ama partimin görüşünü almadan buna böyle diyoruz, diyemem” dedi. Akşener'e göre Erdoğan'ın 'oyun planı' da çökmüş durumda.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

Sükut değil söz altındır

Otoriter bir rejimin artık bütün unsurlarıyla ve kurumlarıyla yerleştiği şu sıralarda muhalefet için aradığımız çıkış da korkusuzca doğruyu söyleme ediminde ısrarımızda yatıyor. Ancak, bunu otokrata bizi idare ederken doğru yolu göstermek için değil, halkı politik bir özne olarak inşa edebilmenin ilk adımı olarak yaptığımızı unutmadan.

Hep iki maliyeci ile içiyoruz

Öyle bir zam geldi ki tek başınıza bir rakı içseniz, “bir 35’lik alayım” deseniz cebinizden çıkan 63 TL’nin 25 TL’sini üreticiye, 38 TL’sini ise ÖTV ve KDV olarak devlete veriyorsunuz. Hadi diyelim 70’lik alayım deseniz hemen masanıza iki maliyeci oturuyor.

Dört 81’den büyüktür

Spora inanıyorsanız, düzgün bir spor politikanız varsa, sporu siyasetin esaretine terk etmezseniz illa 81 milyonluk bir ülke olmanıza gerek yok. Dört milyondan da dünya şampiyonları, olimpiyat şampiyonları çıkarabilirsiniz. Yeter ki spora ve gücüne inanın.

Bir gece ansızın gelen sevgiliye mektup!

Kışın yerine baharı kayyım atamışlar. Camları açıyor, içeride Kırkpınar pehlivanları gibi dolaşıyoruz. Bu tuhaflıklardan sonra sen geldin. Gün boyu "neden ben?" diye salak sersem dalıp duruyorum. Damarlarımda kanım hızlanıyor, aklımda hep sen…

‘Başkan sıfatı bizde farklı anlamlar çağrıştırır, sınıf başkanı gibi'

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın ile "iktidarın ortağı gibi görülen" partisinin gelecek günlerde nasıl davranacağını konuştuk. Yalçın, "Başkan kelimesi bizde farklı anlamlar çağrıştırır ve değişik yerlerde kullanılır. Merkez Bankası Başkanı, Ticaret Odası Başkanı, sınıf başkanı, Ocak Başkanı gibi," diyerek başladığı konuşmasında HDP'nin güçlü olduğu illerdeki MHP oylarının artışından İYİ Parti'ye, bedelli askerlikten idam tartışmalarına, Alaattin Çakıcı'dan OHAL'e; önemli konularda sorularımızı yanıtladı.

Muharrem İnce, beden diliyle neler dedi?

“Değerli basın mensupları...” diye başladığı an, bir şey oldu... Sanki, görünmez bir şırınga geldi ve İnce’nin bütün duygularını, mimiklerini, vurgularını, ifadesini hüp diye çekti. Hepsi yok oldu gitti. Bugüne kadar, konuşurken, hep kürsüyü ortalayan (sahiplenen) İnce, elleri titreyerek tuttuğu kâğıdı okurken, minik minik adımlarla hafiften yana kaydı.

Fuat Sezgin ve uzun yüzyıl

O, Kürtlüğünü derine gömdükçe onlar en derindeki izleri yüzeye çıkarıp Kürtlüğüne yordular. O da hep korktu, hatta sadece korktu.

Frankenstein’in ‘annesi’!

“Mary Shelley” bu haliyle yüzyılları etkileyen bir eserin yaratıcısının anlam dünyasını anlatmaktan çok, bir dönem filmi tadı veriyor. Her şeye rağmen böylesine önemli bir kadın yaratıcının ve önemli bir eserin ortaya çıkış sürecini takip etmek, dönemin entelektüel dünyasına dair fikir edinmek için görülmesi gereken bir film “Mary Shelley”.

Memleket değil derya kuzusu mübarek

Özel sektör çalışanları veya serbest olarak en az beş yıl çalışmış olanlar da artık şerif, pardon ya, vali olabilecekmiş. Herkeşin herkeş olabileceği bir ülke, süzme eşitlik yatağında demokrasi püresi...

Endeks düşebilir, ayı çıkabilir!..

Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen "ayı piyasası"na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa...

Erdemini yitiren toplum yönetilebilir mi?

Ülkenin önemli bir kısmında ahlak ve erdem çökmeye başladı çoktan. Ve hızla yayılıyor. Kötülük bulaşıcıdır çünkü. Ahlakı, ilkeleri ve değerleri gelişmiş dünyanın aksi yönünde- bu derece hızlı çöken bir toplumun da bir yerden sonra yönetilmesi mümkün olmayacaktır.

Yaslar ve yasaklar

Kişilerin her acıdan ve kayıptan sonra birbirlerinden haber alma, olayı doğru bir şekilde öğrenme, acıyı paylaşma ve öfkelenme/üzülme hakları vardır. Bunun sonucunda da kendi düşünce ve duygularının sorumluluğunu alma yetkileri de… Çünkü insan olmak bunları gerektirir.

Kriz ve otoriterizmin yükselişi

Günümüzde 2008 krizi sonrasında ekonomi politikalarındaki süreklilik, krizin faturasının dünya genelinde emekçilere kesilmesi anlamına geliyor. Bu ise, ekonomik zorlukların ve bu zorlukların yarattığı hoşnutsuzlukların daha da artmasına yol açtı. Krizden bu yana, hemen hemen her ülkede hızla yükselen otoriter popülizmler, bu hoşnutsuzluğun ifade kanalı oldu.

Koltuklara yerleşilirken

Hayır, gözümüz yok. Siz rahatınızı sürdürün, emekliliğinizde de “tecrübeli siyasetçi” kimliğiyle yapacak işiniz, size danışacak insanlar olur. Üç partinin elemanları, hep birlikte, tecrübeli siyasetçilere ahkâm kestirilen programlara katılırsınız, yayın akışları sabah birörnek zarfla merkezlerine gönderilecek televizyonlarda. Okunmayan tek tip gazetelerde görüşleriniz alınır.

Beni eve götürmeyin!

Dünya Kupası'nda turnuvanın en iyi iki takımını stadyumda izleme şansını yakalayınca, stadyum içinde kavga çıkarmaya niyetli İsveçli'nin de yakasına yapıştığım gibi yakasına yapıştım. Hazard'ın golüne değil, maç boyunca Hazard'dan bir gol bekleyen Sergei'in o golü sonunda görmesine daha çok sevindim. Puşkin'in şiirindeki gibi her şey kendi ahengideydi, İngiliz taraftarlar ise eve gitmek istemediklerini maç boyunca haykırdı!

'Kültürümüzde var'

Bugün peşi sıra patlak veren ve değişik tahlillere konu olan olayların failleri, onlara ne kadar patolojiğin hanesinden sıfatlar taksak da tüylerimiz diken diken olacak belki ama onlar buranın ‘normali’, ‘sıradanı’ maalesef. Öfkeyle ‘sapık’, ‘cani’ yaftalarının, bir nebze de olsa içimizi rahatlatsa da üstünü örttüğü şey, gerçek paçavrasını ayağımızla tekmelediğimiz gerçeğinden başkası değil.

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.