GÜNÜN YAZARLARI

Hem güzelliğine bakın, hem de sözünü dinleyin

İklim değişikliği ve dünyanın başına gelenlere dikkat çeken ‘Yedinci Kıta’ başlıklı 16. İstanbul Bienali, seyretmesi güzel video ve enstalasyonları, doğaya adanmış işleri kadar bizi ‘androposen çağı’ üstüne düşünmeye davet etmesiyle de ilgi çekici.

Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi

Erdoğan içine sindiremese de YPG’yi Türkiye’ye muhatap yaptılar, tek taraflı silme harekatının önünü kestiler ve Amerikan askeri varlığını Türkiye üzerinden irtibatlandırdılar. Erdoğan’ı, “Suriye’ye gir, dağıt” diye fiştekleyenlerin şimdi feveran etmeleri de bundan. Madem Erdoğan mutsuz ve ABD’nin YPG’ye güvenli bölge yarattığını düşünüyor o halde Putin’den ayartıcı tekliflerin gelmesi neden şaşırtıcı olsun? 

Neden bu kadar öfkeliyiz?

Narcissus güzel, hem de pek güzel olan yansımasına vurulmuştu. Bizim kaygımız ise, çevremizdekileri, suya yansıyan çirkin görünümümüzün güzel olduğuna ikna etmek.

Kaftancıoğlu’nu, İmamoğlu’nu, Demirtaş’ı konuşmak

Artık geri dönüşü olmayan bir yola girmiş olan AKP’yi konuşmak yerine Kaftancıoğlu’nu, İmamoğlu’nu, Demirtaş’ı konuşmak önemli. Yeni bir siyasetin kurucu aktörleri olarak önümüzdeki yıllarda daha çok onları göreceğiz.

AKP dağılırken…

AKP, dağılıp yokuş aşağı inerken son bir hamle olarak HDP’ye tutunuyor ve onu aşağıya çekerek yukarı çıkmaya çalışıyor. Fakat AKP, son zamanlarda sadece eski kadrolarını değil aynı zamanda eski kurnazlığını ve aklını da yitirdi. Yaptığı “ince” hamleler artık elinde kalıyor, kaba-saba hale geliyor. HDP Diyarbakır il örgütü önünde başlatılan gösterinin getirildiği nokta, AKP’nin böylesi bir hamleyi bile artık kendi lehine sonuçlandırma kabiliyetinden yoksun olduğunu göstermiyor mu?

Suriye'de niyet neydi, akıbet ne oluyor?

Suriye’de oyunun son perdesi açılıyor. Deneyimli Rus Dışişleri Bakanı Lavrov dahi “savaş bitti” diyebiliyor. Kendi bitmez tükenmez savaşını sürdürmek isteyen tek komşu ve bölgesel güç ülke Türkiye kalıyor.

TÜM YAZARLAR

Demokrasiyi kendisine karşı korumak

Oedipus, bilmesindeki aşırılık jestini bilmemeye yöneldiğinde de tekrarlar; kendi gözlerini kör eder. Bu fazlalık, bu aşırılık dışarı atılmadan bir ‘site’ sembolik olarak mümkün değildir

Dol gözüm dol, paralar bolca...

Göksel Gümüşdağ'ın belki de futbol dünyasında bulunduğu süre içerisinde söylediği en faydalı sözdü, “bilançoların tamamı makyajlı” ifadesi. Ne kadar makyaj ya da estetik operasyon yaparsanız yapın. Ne yaşlanmanın ne de ölümün önüne geçebilirsiniz. Belki kulübü yönettiğiniz yıllar boyunca bunun sefasını sürüp, görevi bırakınca da dost meclislerinde bu “kurnazlıklar” askerlik anısı anlatır gibi anlatırsınız. Sonunda, size inanan ve kulüpleri canı gönülden seven insanların sevgisini sömürmüş ve onları affedilmez şekilde aldatmış olursunuz.

Kayıpların yüzleri: İnsan haklarını fotoğraflamak

Kayıp eylemlerini belgeleyen fotoğraflarda her zaman iki fotoğraf iç içedir; her kayıp fotoğrafı bir başka fotoğrafın fotoğrafıdır. Biri kaybın gerçekliğine dair olan, diğeri bu gerçekliğin etkilerinin kurduğu yeni gerçekliği “temellük” ederek kendini gerçek kılan iki farklı dünya, kayıp fotoğraflarında üst üste binmektedir.

Bir iddianame otopsisi: Kaftancıoğlu niye korkuttu?

Canan Kaftancıoğlu mahkumiyeti, iktidarın en büyük korkusunun tezahürü: Yan yana gelemeyecek olanlar ya yan yana gelirse? İstanbul seçiminde olduğu gibi: Kürt seçmen, kategorik olarak uzak duruyor göründüğü CHP’ye oy verince iktidar hezimete uğradı. İktidar da intikam soğuk yenir diyor ama ağzına attığı sıcak patates olabilir.

Belirsizlik sarmış dört bir yanı

Gelecekte elde edilecek hak iddialarını simgeleyen finansal araçların değeri değişken. Günümüzün baş döndürücü finansal gelişmeleri ve oynaklığı ile sağlam dayanaklar arayışı ve bunun lider kültüne yol vermesi arasında bir münasebet var. Değerler kadar güçlü liderlerin gücünün de son derece kırılgan olduğunu fark etmekte fayda var.

Çarlıktan komünizme, Lenin'den Trump'a: Rus resmi

Rusya tarihine her zaman ilgi duyan ve tarih konulu birçok tabloya imza atan ressam Glazunov'a halk arasında “Rusya’nın SSCB Büyükelçisi” lakabı verildi. SSCB dağılınca Glazunov’un siyasi vizyonunun 'monarşist' olduğu öğrenildi. 'Sınıfsal ayrıcalık' prensibini benimseyen ressam, demokrasi ve hak eşitliğini inkar ediyordu.

Huylu huyundan vazgeçmez: Fatih Terim

İlerleyen haftalarda spor alanında, futbolun içindeki başka aktörlerin Terim'inki gibi açıklamalar yapması durumunda ceza verilecek mi? Vermedin, geçtin diyelim bu sefer de Galatasaray yönetiminin haklılığı tescilleniyor. O andan itibaren Fatih Terim'e bir daha nasıl ceza verebileceksin?

Eşitsizlik nasıl sürdürülebilir?

Kime sorulsa, açıkça karşı olduğunu söyleyeceği eşitsizliğin, aslında dört elle sarıldığımız imtiyazlarla sürdürüldüğünü bilmeliyiz. Diğer yandan çoğumuz için kabul edilebilir sınırların içindeki eşitliğin de totaliter, dışlayıcı aynılığa denk geldiğini, dolayısıyla düşünüldüğü kadar kıymetli olmadığını da bilmeliyiz.

Yurttan Sesler: Ekmekleri yoksa o zaman bilezik alsınlar!

Türkiye’nin iki temel vazgeçilmezi olan ekmek ve mücevherlerin bir arada satılmaya başlanması; hayat pahalılığına paradoksal bir gönderme yapması açısından hayli trajikomik olmuş. Bu eklektik, aynı zamanda inovatif uygulamayı yapan esnaf durumu şöyle özetlemiş: “Ekmek alana çeyrek de var mı?" diye soruyorlar.

Hesap vakti: Sahipleri varlıklarını çağırıyor

Borca dayalı finansman modeli sürgit değildir ve ekonomik durgunluk dönemlerinde paranın sahipleri gür bir sesle haykırır: “Hesap bayım!” İşte Türkiye için de bu hesap dönemi açılmış bulunuyor…

AYM: Tedbir kararının uygulanmayışı hak ihlali

Gerçek anlamda kadına yönelik şiddetle mücadele edildiğini söyleyebilmek için ilkin koruyucu ve önleyici tedbir kararlarının uygulanması gerektiği çok açıktı. Her zaman yazar, çizerdik bu gerçeği. Şimdi AYM kararı hem haklı olduğumuzu ortaya koymuş hem de yargı organlarıyla idareyi bu görevlerini anayasa ve yasaların öngördüğü biçimde yerine getirmeye zorlamış oldu.

Açlık sorunu nereye gidiyor, biz nerede duruyoruz?

Açlık sorununun azalmak şöyle dursun, daha da büyüyebileceğini dikkate almayı gerektiren bazı kritik göstergeler var. Açlık sorununa önümüzdeki yıllarda etkisi daha ağır biçimde hissedilecek bu göstergeleri dikkate alarak bakmak gerekiyor. Önemli bulduğum ve çeşitli açılardan birbirine bağlı üç sorundan söz edeceğim sadece.

Trump’ın Türkiye limbosu

ABD Başkanı Donald Trump krizi öteleyerek kişisel sempatisini saklamadığı Erdoğan’a jest yapmaya çalışıyor olabilir. Hatta Türkiye’nin haksızlığa uğradığına samimiyetle inanıyor ve iyi niyetle çözüm bulmak istiyor da olabilir. Ancak sorun şu ki masasında duran CAATSA yasasının uygulanmasını geciktiriyor olması esasında Türkiye’yi daha fazla zora sokabilecek riskli bir yaklaşım.

Çin bizi çevreci yapmaya mı geliyor?

Çin Türkiye’yi yeşil yatırıma ikna edecekse bu yapısal engelleri de çözecek bir öneri paketiyle gelmek durumunda. Örneğin, sadece yeşil teknolojinin transferi değil, izleme-değerlendirme süreçlerinde de Türkiye’ye destek olacak bir yatırım önerisi Türkiye hükümetinin motivasyonunu arttırabilir.

Tam köşe yazarı oluyordum ki…

Şimdi seçim zamanı ve ben kendimi milletvekili adayı olarak buldum. Halkımız teveccüh gösterir ve TBMM’ye gönderirse üzerime düşeni yapmaktan başka bir derdim olmaz. Diğer halde de halkımız sağolsun. Tam köşe yazarı olmaya çalışıyordum ki olaylar böyle gelişti.

Demokrasi hayali, programı, mücadelesi

Ülkenin durumunu anlamak bakımından kapsayıcı bir kamusal tartışmanın araçları olabilecek tüm kurumların rejim marifetiyle ortadan kaldırıldığı bir dönemdeyiz. Seçmenlerin ezici çoğunluğunun oyları ile seçilmiş belediye başkanları görevden alınarak yolsuzluk iddiaları belgelenen kayyımlar belediye başkanı olarak atanıyor.

Vegan tarifler: Sebze köftesi

Gelin size güzel bir sebze köftesi tarif edeyim. Bu tarif mücvere de benziyor, sebze, baharat ve ot çeşitlerini keyfinize göre çeşitlendirmek de gayet mümkün.

İnorganik tarihimizin sanatı

İstanbul Seyrantepe'de mimarlık, tasarım ve sanatı buluşturan Adas, tartışmaları artarak süren genetiği değiştirilmiş organizmalar konusunu, Belçika'da yaşayan sanatçı Ali Cabbar'ın 'Monster' sergisi ile gündeme taşıyor

ABD-Çin savaşını nadir elementler mi durdurdu?

Bugün, finans uzmanları, strateji uzmanları, askeri uzmanlar tarafından ticaret savaşında bir misilleme, küresel teknoloji üretimi açısından bir tehdit, uluslararası ilişkilerde bir silah olarak ya da ulusal güvenlik açısından değerlendirilen nadir toprak elementleri (NTE) küresel politikanın gündemine girecekse, teknolojik gelişmenin sadece Çin halkı açısından değil, insanlık açısından çok yüksek olan maliyeti ile girmeliymiş gibi görünüyor.

Memlekete gitmek

Bırakıp gittiğin yahut içinde uzun soluklu yaşamadığın, dönüşümüne şahitlik etmediğin, mahrumiyetlerine katlanmadığın, taş üstüne taş koymadığın, gölgeli sokaklarına girip çıkmadığın, insanlarına, evlerine aşinalık kazanmadığın bir yere memleketim demek zor. Belki kişiliğinin yapı taşlarından biri olan memleketin, rüyalarında ziyaret ettiğin bir bahçe olarak kalmalı.

Bir ‘Şükran Günü’: Galiplerin mağluba vefası

Güncel tartışmalara ilişkin imalar ve açık göndermeler, kırık sandalyeler, mesajlar, pasajlar dolu manevralar içeren bir kurgu sahneleniyor. Ve aslında her birine tek tek bizzat yenildiği ‘muhalefet’ başkanlarıyla iş WhatsApp grubu kurmaya kadar varıyor. O ‘muhalefet’ çıkışta ‘şükran’ bildiriyor ve tüm o kurmaca bir ‘Şükran Günü’ne dönüşüyor.

İmamoğlu'na Taksim ve Beyazıt meydanları için öneriler

Meydanlar basit biçimsel peyzaj düzenlemelerinin ötesinde oradaki olayların tasarlanmasını da içerir. Hükümetin İBB’ye tavrı çok açık. Mümkün olduğunca elindeki imkanları kısıtlamaya çalışıyor. Peki bu durumda, insanların fikirlerini özgürce söyleyemediği bir kent nasıl mutlu olabilir?

ABD'nin Çin ile sorunu ne?

ABD açısından Çin yalnızca ekonomik açıdan yarattığı sorunlardan oluşmuyor. Konunun bir de stratejik ve askeri boyutu var. Çin’in hızla silahlanması, savunma harcamalarını artırması, Bir Kuşak Bir Yol gibi son derece hırslı ve kapsamlı projelere girişmesi, Rusya ile yakınlaşması, Asya Yatırım Bankası gibi alternatif finansal kaynaklar yaratması ve bunu cazip kılması gibi çok sayıda gelişme var.

Fakirlerin gözü sanata değmesin

İster simit sat ister kurumsal şirkette çalış ister sanatçı ol, seni kollayacak birilerinin olması lazım işine devam edebilmen için. Diğer yandan network edinmek dediğin konseptte, aslında konfor alanından çıkıp kendini hiç tanımadığın sulara atıp yeni tanıdıklar da edinirsin ki, çevren genişlesin. İşte tam burada bizim sanat piyasasında bir yanlış anlaşılma olduğu kesin...

İrfan Özet: Dindarların Kemalizm eleştirisi, iktidar eksenli

Akademisyen Özet: Yeni muhafazakar orta-üst sınıfların "Başakşehir'e sığındık" ifadesi ile dile getirdiği kaygı, sadece kentsel kalabalıklardan uzak kalma arzusu taşımaz. Aynı zamanda Kemalizm'e dönük bitmek bilmez yabancılaşma eleştirisinin “bir iktidar söylemi”nden öteye uzanamadığının da itirafı niteliğinde.

Alışmak sevmekten daha zor geliyor

"Hükümete yönelik darbeye teşebbüs","mala zarar verme", "nitelikli mala zarar verme", "tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi", "ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme", "ateşli silahlar kanununa muhalefet", "nitelikli yağma"… Bu nasıl bir oyunsa, on altı yıllık bir iktidar aynı zamanda kendi ortağı kıldığı kesimler dahil herkesin ve her şeyin mağduru.

Babacan’ın röportajı, Davutoğlu’nun istifası

Türkiye’nin sağ kitle partilerinde, lider alternatifi barındıran kanatların açık faaliyetlerine, canlı bir iç tartışmaya izin verildiği pek görülmez. Olası bir kopmanın vereceği hasar, canlı kalacak bir iç hizbin yıkıcılığına her zaman tercih edilir. Bu yüzden hiç bitmeyen bir “sağda yeni oluşum” gündemi, sayısız tasfiye hareketi ve parti girişimi vardır.

Kız Kardeşler, hoş geldiler!

Kız Kardeşler aslında sınırları belli bir mekanda (bir köy evi ve çevresi!) ‘sıkışmış’, hatta ‘hapsolmuş’ insanların hikayesini anlatırken, filmin can alıcı noktası, bu kişileri çevreleyen mekandan ziyade bu mekanın içerisinde birbirleriyle yüzleşen karakterler oluyor.

Müze açılışları bir savaş alanı mıdır?

Erdoğan, Koç ve Kavala… Yeni sanat sezonunun açılışlarına bu üç isim damga vurdu.

LGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz?

“Başınız ağrıyorsa ‘kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz, uğraşıp baş edemediğiniz düşünceleriniz nelerdir?' sorularının cevabını bulmalısınız. Baş ağrılarının çoğu kendini acımasızca eleştirme, özgüven kayıpları ve kişinin yaptığı her şeyi değersiz görmesiyle ilgilidir….” Bu soruyu hatırlatmamın nedeni LGS adı verilen bu “sınav”ın çocuklara/gençlere iler tutar tarafı olmayan, tamamen “kafadan atma” malumat aktardığını da hatırlatmaktı. “Baş ağrıları”nın “özgüven eksikliği”nden kaynaklandığını kim söylemiş?

Arkadaş Ayşegül Tözeren

Arkadaşımız Ayşegül Tözeren, 48 saatlik avukat görüşü tahdidiyle şu an gözaltında. Eminim morali yerindedir, eminim oradakilerin bile derdini dinlemeye başlamıştır. Ayşegül arkadaşımızı yanımızda, çok sevdiği sokaklarda, çok sevdiği arkadaşlarının yanı başında istiyoruz. Bu, en çok da, bir arkadaşlık talebidir.

Hani Cüneyt’e bir şey olmazdı?

Cüneyt’in arkasından konuşurken ve başına gelen felaketleri konuşurken “O üzülmek için gelmiş bu dünyaya. Ona bir şey olmaz” dediğimi hatırlıyorum defalarca. Olurmuş.

Uyup dansın iğvasına

Keyif için, sadece keyfimizin kahyasına hizmet etmeyi unuttuk da ondan hatırlatayım dedim. Para yok yani ve hâlâ bulaşamadığı yer var… Az ama var işte.

ABD’nin yaman çelişkisi: Ticaret yapalım ama ben kazanayım

DTÖ Anlaşması’nın 24'üncü bölümü ikili ya da bölgesel anlaşmaların anlaşmalara taraf olamayan ülkeler için ayırımcılık yarattığını açıkça belirtir. ABD’nin Singapur, Şili, Avustralya, Umman, Peru, Fas, Bahreyn, Kolombiya, Güney Kore ve Panama ile 1995-2010 arasında imzaladığı ikili anlaşmalar DTÖ’nün ayrımcılığı önlemeye dönük bu bölümünün kağıt üstünde kaldığının açık örneği.

'Ege’nin iki yakası'nı buluşturan şarkılar ve bir festival

Söylenecek söz çok elbette ama gün, güzel şeylerden söz açma günü. “Ege’nin iki yakası”ndan söz etmişken, bu iki yakayı birleştirmek üzere yola çıkan bir oluşumu ıskalamak olmaz. Bu hafta bir vuslata tanık olacağız aslında: Yöresinde efsane olarak anılan Çeşme Festivali, 25 yıllık zorunlu bir aranın ardından geri dönüyor.

12 Eylül ve ‘yurttaşlığın’ süregiden imhası

İdeal olan dışındaki herkes, bedbaht, bölücü, terörist, anarşist... Peki halk? Ah harika! Halk, işçiler, öğrenciler, dağlar kızı “Heidi” suretinde. Masum, iyi niyetli, altın kalpli, vatansever. Gel gör ki iyi niyetli halkın bir kısmı hainler tarafından kandırılarak kötü yola düşürüldü. İyi kalpli işçiler greve zorlandı. Altın kalpli öğrenciler kamplara ayrıldı. Sonuç?

Lübnan'da sıradan bir gün

BM ve Bahreyn saldırı sonrasında Lübnan’daki çalışanlarına/vatandaşlarına “ülkeyi terk etme” hazırlığı çağrısında bulundu, ancak Lübnan halkı için durum o kadar da olağanüstü değildi. Sokaklardaki hareketlilik birkaç saat içinde normale döndü. Her gün savaşın çıkma ihtimalinden bahsedilen bir ülkede bunun böyle olması normal.

Paco de Lucia’nın Türkiye müziğine etkisi

Benim Türkiye müzikleri tarihinde duyduğum ilk önemli Paco de Lucia hikayesi Doğan Canku tarafından aktarılmıştır. Doğan Canku bir klasik gitarist olarak başladığı gitar serüveninin bir noktasında flamenkoyla ve tabii Paco de Lucia'nın müziği ile tanışır. Bu ilgisini bir Paco de Lucia taklitçisi olmaktan çok daha uzaklara taşıyan Canku, elinden geldiğince kendi kişisel müzik dilini kurmaya çalışır.

Seçimi 'Kılıçdaroğlu doktrini' kazandı

CHP’de yapılan ilk seçim değerlendirmesine göre kentli muhafazakarlardan oy almayı hedefleyen “Kılıçdaroğlu doktrini” başarılı oldu. “CHP sağa kayıyor” eleştirilerine karşın ısrarla sürdürülen politik tutum ve söylem değişikliği ile halktan aralarında İstanbul ve Ankara’nın bulunduğu çok sayıda büyükşehiri yönetme izni alındı.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

Darbelerle demokrasi düşlemek…

12 Eylül’lerin birinde askeri darbeyle başlatılan devletin yurttaş aleyhine güçlendirilmesi süreci, diğerinde referandumda oylanan anayasa değişikliği sonucu yargı erkinin yürütmeye tabi hale getirilmesiyle devam ediyor. Bir vesayetten diğerine son hız geçişi tamamlayan son darbe ise devletin tek meşru temsilcisi olarak partili Cumhurbaşkanına işaret eden bir rejim değişikliğiyle geliyor. Bir 12 Eylül’den diğerine iyice uzaklaşan demokrasi, şimdi artık aşkın bir ideal bile değil. Ancak bir düş…

Enerji yatırımları kamulaştırılsın

2008’de HES’ler satılmaya başlandı. Ardından termik santral özelleştirmeleri başladı. 2013 yılında ise dağıtım şirketleri özelleştirildi. Böylece 2013 sonu itibariyle dağıtım şirketleri yüzde 100 özele geçti. Yani beş yıldan fazladır dağıtım şirketleri ucuz ve hazır kredi ile para kazanıyor. Ama borçlarını ödeyemiyor. Üretim şirketlerinde de benzer bir resim var

Sporu bırakabilirsin ama içindeki sporcuyu bırakamazsın

Hâlâ yapabileceği birçok şey, kazanabileceği ve gözüne kestirdiği kupalar varken kocasına yardımcı olmak Kim Clijsters için biçilmiş rol olamazdı. Yine de elinden geleni yaptı. Yedi yıl boyunca sessiz şekilde kendisini oturtmaya çalıştığı karakter maalesef yerli yerine oturmadı.

Bir gece ansızın gelen sevgiliye mektup!

Kışın yerine baharı kayyım atamışlar. Camları açıyor, içeride Kırkpınar pehlivanları gibi dolaşıyoruz. Bu tuhaflıklardan sonra sen geldin. Gün boyu "neden ben?" diye salak sersem dalıp duruyorum. Damarlarımda kanım hızlanıyor, aklımda hep sen…

Babacan'ın söyledikleri ve yeni partinin çizgileri

Ne zaman konuşacağı merakla beklenen Ali Babacan, önceki gün Karar gazetesinden Ahmet Taşgetiren ile Yıldıray Oğur’a geniş bir mülakat verdi. Hem mülakattan hareketle hem de kulislerden edindiğimiz bilgilerle yeni partiye ilişkin sorulara yanıt arayalım.

Ahmet Kural’ın beden dili ve yazılı şiddeti...

“Ahmet Kural yalnız değildir!” diye bağıranlar var şimdi. Bence de yalnız değil. Bir sürü var ondan. Daha beterleri var. Çok daha beterleri var. Kadınlar konuştukça, azalacaklar tek tek.

Güney Kore sinemasında kapitalizmin tahribatı

Güney Kore’de kapitalizmin, despotik sanayileşmenin tahrip ettiği bireyin sinemada karşılık bulduğunu görüyoruz. Makineleşmeye varan çalışma koşulları, iletişimsizlik, modern şehir hayatının getirdiği yalnızlık, Güney Kore sinemasında sebep ve sonuçlarıyla karşımıza çıkıyor.

Tercih kılavuzu

Üstümdeki camı açıp aşağıya sarkarak o Êzdîlere “ben de sizdenim” diye bağırmak istiyordum, “ben de sizdenim, ben de sizdenim...”

Emin Alper: OHAL'de hissettiklerim Kız Kardeşler'i anlamama çok yardım etti

Emin Alper’in ilk olarak Berlin Film Festivali ana yarışmada görücüye çıkan üçüncü filmi Kız Kardeşler cuma günü vizyona girdi. Aynı zamanda barış imzacısı bir akademisyen olan Emin Alper, çıkışsızlık hikayesi olarak tanımladığı filmini yazarken OHAL döneminde KHK ile ihraç edilen akademisyenlerin durumu ve kendisiyle ilgili kaygıların karakterleri anlamada çok yardımcı olduğunu ifade ediyor.

Her türlü kırılıyoruz...

Ahmet Türk’e "terörist" diyen şuursuzluk, milyonlarca yıl evvelinden korunup gelmiş, barbarlıklardan sıyrılıp gelmiş anıtlara, değerli eserlere ya da antik malzemeye baltayla saldıranın cahilliğiyle konuşuyor. Nefret nesnesinin muhtevasını da hasletlerini de anlamasının imkanı yok. Çünkü baktığı yerde “bildiği tek şeyi ve kendisine belletildiği kadarıyla” görüyor.

Endeks düşebilir, ayı çıkabilir!..

Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen "ayı piyasası"na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa...

Vahşeti kayda almakla birlikte kayıtsızlık

Emine Bulut cinayetinde vahşet niteliğindeki görüntülerin yayınlanmasının doğru olup olmadığıyla ilgili çokça tartışma döndü. Videonun A’dan Z’ye herkes için travma olduğu ortadaydı. Videonun yarattığı farkındalığın, somut anlamda hiçbir olumlu gelişmeye sebebiyet vermemesi ihtimalinde yaşadığımız travmayla kalacağımızdan endişeliyim.

Yüce: Kadın cinayetlerinde 'tek tık' rehaveti yaşanıyor

Dr. Yüce ile erkek şiddetinden kadının şiddet karşısındaki destek mekanizmalarına, erkekliğin kitabından toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yol açtığı sorunlara dair konuştuk. Yüce şiddet videoları ile ilgili toplumda “tek tıkla” paylaşarak “üzerine düşeni yapmış olma” rehavetinin altını çizdi.

AKP’nin talihi bir kere daha (mı) dönüyor?

Küresel kriz eğilimlerinin yoğunlaşması, Erdoğan yönetimi için -şimdilik- can simidi işlevi görmüştür. En azından 2018-2019 krizinin derinleşmesi yavaşlatılabilmiştir. Banka’nın bugünkü açıklamasında oluşan bu ‘fırsat penceresinin’ faizlerin düşürmek yoluyla sonuna kadar kullanılacağına işaret edilmiş.

Sınır çizmeye karşı sınırı taşıma

Canan Kaftancıoğlu, yönetilenlerin hem iradesini hem haysiyetini hiçe sayan bir hot zot rejiminin karşısına dikilebilen tek ciddî tehdidin en kritik temsilcilerinden. Kaftancıoğlu’nun özelliklerini bu geri plan önünde hatırlayalım: Düşündüğü, hedeflediği belli, düşündüğünü niye düşündüğü açık, neyi niye yaptığı ortada, becerikli, akıllı, -ve, en sinir bozucu kusurlardan biri,- cesur bir kadın.

Yerli ve milli olarak tatminsizlik

Başarıya ulaşmak süreci iyi ve doğru tecrübe etmekle yerinde hamlelerden geçer. Geçtiğimiz 2-3 hafta sonunda ülkede spor adına ne tür adımlar atıldığını ve nasıl ilerlemeler kaydedildiğini görebiliriz. Eğer hiçbiri sizi tatmin etmiyorsa adınızı Moldova'ya 5 Andorra'ya 15 kulübüne yazdırabilirsiniz.

Hem pastam dursun hem de yeni pastam olsun

“Son yıllarda muhafazakar diyebileceğimiz geniş bir okur kitlem oluştu. Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla. Sanırım herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki bu” diyor Erbaş. Muhafazakar okurlarım da var artık deyip geçebilecekken, bu yeni okurlarıyla düzeyli seviyeli ilişkisini ille de vurgulama ihtiyacı… Biz Erbaş’ın masasında duran sol pasta rahatlıyoruz böylece; oh neyse ki yüz göz olmamışlar.

Susamam

Farklılıkla karşılaşmak, insanı daha kestirme yoldan kendine getiriyor ki varıp varacağımız yer de, orası. İçimizdeki şehrin altında kalmış, suskun şehirler. Görelim, kucaklayalım, anlamaya çalışalım, razı gelmeyelim. Susmayalım. Taş değiliz ki, susamayız da sonsuza dek…

Siftahsızlar

Bir kısım küçümen dükkânların sahipleri hiç istiflerini bozmazken kimileri ha gayret deyip yarım ağızla da olsa “buyurun” diyor giren çıkanlara, ne de olsa velinimet diye bellenmiş. Bir esnaf diğerine kırık gülümsemesiyle “yok işte iş yok, oturuyoz n’apçan” derken yokuşun bir diğer köşesinde “şu işi halletsek bir” diyen dükkân komşusuna “önce bir parayı bulayım da” diye cevap veriyor diğeri

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

İlişkilerde sevgi sandığımız şiddet

Duygusal istismarda pek çok zorlayıcı durum yaşarsınız. Örneğin ne hissettiğinize ve nasıl davranmanız gerektiğine o karar verir. Kontrolcü ve tahakkümcüdür. Sürekli eleştirir. Zayıf yönleriniz, hatalarınız ve son derece insani olan tüm başarısızlıklarınız karşısında sizi utandırır. Güçlü yönlerinizi baskılayarak bir kurban konumunda kalmanız için çabalar.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

'Kablo plim yapıyo'

Bundan sonra akıl “Kablo plim yapıyo” diyecek, bu saatten sonra başka ne diyecek, ne desin! Onca rasyonel çabaya rağmen bunca irrasyonalite, böyle absürd bir tepkiden başka muhtemel ve anlaşılır bir seçenek bırakmıyor akla.

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.