GÜNÜN YAZARLARI

Eğrisi Fenerbahçe, doğrusu Beşiktaş ve Galatasaray

Galatasaray ve Beşiktaş, Avrupa perdesinde en uygun kostümle yer alan takımlar oldular bu hafta. Akhisar, güçlü rakibiyle birlikte tecrübesizliğine de mağlup olurken Fenerbahçe birkaç yanlışı bir arada yaptı...

Orta vadede hepimiz batığız

20 Eylül’de açıklanan YEP’in beklentisi Türkiye ekonomisindeki sert çalkantı ve durgunluğun birkaç çeyrek sonra yerini toparlanmaya bırakması. Ekonomi yönetimindeki sürüklenme ve kısa vadeli önlemlerin plansızlığı ise aslında orta vadeli hedeflerin yine tutmama ihtimalinin kuvvetli olduğunu söylemeyi gerektiriyor.

Oryantalist bakışın dışında: Fahrelnissa Zeid

Adila Laidi-Hanieh'in kaleme aldığı Fahrelnissa Zeid: İç Dünyaların Ressamı kitabı oryantalist bakışın hakim olduğu Zeid anlatısını kırıp gerçek sanatçıyı karşımıza getiriyor.

Haritanın paradoksu

Söz, haritaya benzer mi? Belki de... Temsil ettiği gerçekliğin kendisini bütünüyle örten bir gerçekliği kendine atfeden, bu temsili dayatan her söz, gerçekliği yutan harita gibidir. Aşırılığıyla örter, gizler, yok eder. Geriye sözden ötesi kalmaz. Öyleymiş gibi yapmanın tehlikesi, bu harita paradoksundaki gibidir.

Yeni Ekonomi Programı eski çıktı

YEP, eski programı aynen uyguluyor söylemini bile değiştirmeden. Hiçbir şekilde enerji verimliliğini uygulayarak, toplu taşımayı geliştirerek, Haydarpaşa tren garını açarak yakıt tasarrufu aklına gelmiyor. AVM yapmayarak enerji tüketimini boşa arttırmamak, ithal santralleri kapatıp yerine rüzgar ve güneşi kullanmak hiç akıllarına gelmiyor. Adına Orta Vadeli Plan diye duyurdular, Yeni Ekonomik Program diye açıkladılar, ama bizlere gayet Eski Fosil Yakıt Programını sundular.

Film festivali mevsimi

Malum, memleketteki film festivalleri her geçen yıl kan kaybediyor. Özellikle taşra festivallerindeki onlarca yıllık yapısal sorunların yarattığı sıkıntılara, yerel iktidarların iki dudağının arasından çıkacak cümleye bağlanmış olma zorunluluğu eklenince tutarlı hale gelmek de giderek zorlaşıyor.

TÜM YAZARLAR

Buğday ya Esedullah!

Yanıt imkânlarını açar Dersim. Çünkü orada ‘kutsal’ henüz yeryüzünü terk etmemiştir. Biraz teorikleştirme pahasına… Genel din tarihini, ‘kutsal’ın çok ağır işleyen bir süreç içerisinde yeryüzünü terk etmesinin tarihi olarak da okumak mümkündür: Hemen yanı başımızda olan, sürekli bir etkileşim içerisinde bulunduğumuz bir ‘öte dünyanın’ önce bir ‘öteki dünya’ya dönüşmesi; ardından tek-tanrının mutlak iktidarında kutsalın yeryüzünden çekilmesi ve bunun ardından da Weber’in ifadesiyle dünyanın büyü bozumunun gerçekleşmesi.

'Medeniyet çınarı'nın bir dalı olarak AKP

Medeniyetçi siyaset, görünüşte AKP’nin inşa ettiği “yeni Türkiye” için dünyada bir alan açan, dış ve iç siyasette bağımsız davranabilme kudreti kazandıran bir ideolojik çerçeveydi. AKP’li Türkiye, kendini tarih boyunca İslam’ın kılıcı olmuş bir devlet geleneğinin devamı olarak sunduğunda, İslam dünyasına aitmiş gibi durabiliyordu. Ancak kendi deneyimini İslamcı gruplara laik ve demokratik siyasetin bir modeli olarak önerdiği oranda da, o dünyanın dışına çıkmış oluyordu.

Havalimanının adı Cehennem olsun!

İstanbul’daki üçüncü hava limanı şantiyesindeki işçi protestoları, çalışma başladığından beri oranın bir tür cehennem olduğunu ortaya koyuyor. Polis ve jandarmanın müdahalesi ise sistemin işleyişi için gereken şiddetin seferber edilmesinden başka anlam taşımıyor. Devletin şiddet tekeli, sermayenin artması lokmanın azalması için iş başında yine.

Rus basınında geçen hafta (8-14 Eylül): Yeter ki Türkiye Rusya'ya HTŞ'yi vurma izni versin

Siyaset Bilimci Denis Korkodinov Nezavisimaya gazetesinde, Suriye'de Rusya’nın Türkiye’den belirli militan gruplarını vurma hakkı istediğini yazdı. Yazar Moskova ile Ankara’nın anlaşmasının hâlâ mümkün olduğunu belirtirken "Yeter ki Türkiye Ruslara Heyet Tahrir el Şam’ı vurma izni versin ve kendisine bağlı muhalif grupları kenara çeksin"ifadesini kullandı.

Üniversitenin hal-i pür melali

Üniversite, ikiyüzlüce tesis edilen idealini destekleyen bir sosyolojik temel olmasa kullanışlı bir yalan olmayı bu kadar uzun zaman sürdüremezdi. Geç kapitalizm söz konusu sosyolojik temeli, şirketleşme ve güvencesizleştirme ile büyük oranda aşındırdığı için üniversite yalanı sürdürülemez hale geldi. Peki, günümüzde ne iş yapar üniversiteler, ne işe yararlar?

Irak'ta ABD-İran mücadelesi

Bu resimde Ankara ne tarafa düşer derseniz, bilmiyorum. Belki KDP’li Hattat’ın Türkmen olduğunu keşfedip mutlu olmuşlardır yahut KDP, Ankara ile bilistişare gönülleri hoş tutacak bir isim tercih etmiştir. Ümit edilsin ki Usame Nuceyfi’nin aldığı oy Ankara’ya doğru yönü göstermiş olsun. Yine ümit edilsin ki, Ankara “Kürtler Akdeniz’e açılıyor” saplantısından kurtulup, yaklaşan İran yaptırımları ve İran’ın bölgede ne yapmak istediğine odaklansın.

Erdoğan’dan halka: ‘Sizi yiyen ben değilim!’

Menderes, Özal, Erdoğan… Üçünün de ortak paydasında sağ siyaset, muhafazakar kimlik ve söylemin yanında tuhaf bir benzerlik daha var. O da, serbest piyasaya bağlılıklarını üzerine basa basa ifade etmek zorunda kaldıkları iki farklı dönemin olması. İlki iktidara gelirken, ikincisi kriz iktidarlarını sarsarken. Ve şimdi Erdoğan ikinci dönemi açmış bulunuyor…

Siyasetin sağı solu

Bizde sol, 'aman bölünmeyelim, birlik olalım, tek parti çatısı altında toplanalım' refleksiyle küçülürken, sağ bölünerek çoğalıyor. Ama ne gam sol aydının en önemli derdi kültürel hegemonya zaten. Sol ama özellikle sosyal demokrasi, ekonomik ve insani krizler karşısında getirdiği alternatiflerle güçlenir teorik olarak. Pratik bambaşka.

Amazon canavarı şimdi de Fransa’da görüldü

Hiç kimsenin basmadığı kitap, Fransa’nın en prestijli ödüllerinden birine aday gösterilince kıyamet koptu. Fransız kitapçılar, romanını kendi kendine yayınlayıp e-kitap olarak Amazon’da satan yazarı neredeyse tehdit etti…

Tam köşe yazarı oluyordum ki…

Şimdi seçim zamanı ve ben kendimi milletvekili adayı olarak buldum. Halkımız teveccüh gösterir ve TBMM’ye gönderirse üzerime düşeni yapmaktan başka bir derdim olmaz. Diğer halde de halkımız sağolsun. Tam köşe yazarı olmaya çalışıyordum ki olaylar böyle gelişti.

'Biz', kimi bekliyoruz?

Kimiz sorusunun yanıtını vermek politik öznelerin işidir. Bizi ve bizin karşısındakini siyaset tanımlar. Erdoğan rejimi bunun kolay bir yolunu buldu, muhalefeti sindirmek için yaptıklarının sorumluluğunu muhalefete atarak, onu düşmanlaştırdı.

'Babam usulü' barbunya pilaki

Mezuniyetinin 50'nci yılı şerefine bir madalya alan babamın en sevdiği zeytinyağlılardan biridir barbunya pilaki. Bu yazıda, onunla ortak olarak geliştirdiğimiz tarifi bulabilirsiniz...

Kadraj Doğu'dan yükselir

Akademisyen, fotoğraf sanatçısı Murat Germen'in 'kesit retrospektif' yaklaşımıyla ortaya koyduğu 'Fotoğrafın Türlü Halleri', 31 Mart'a değin Mardin Sakıp Sabancı Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi'nde. Fotoğrafın içeriği, misyonu ve kimyası üzerine pek çok soru ve yanıtı barındıran 52 ayrı eseri bir araya getiren etkinlik, Germen'in daha önce izlenmemiş yapıtlarını içeriyor.

Dehşet dengesine İL-20 girdisi

SU-24’ün düşürülmesi Putin’in elinde koza dönüşmüştü. Ankara ilişkileri rayına oturtmak için Suriye’de Ruslarla işbirliği yapmak durumunda kaldı. İL-20 doğrudan İsrail füzesiyle vurulmadığı için durum farklı. Yine de Rusya’ya İsrail’in önüne bir çizgi çekme fırsatı veriyor. Belki Ruslar İsrail’in davranışlarında değişiklik olup olmayacağına da bakacak, duruma göre adım atacak.

Ekonomik krizin sebebi algoritmik kapitalizm

Liradaki değer kaybının aslında algoritmaların yarattığı finansal araçlar sayesinde birbirine sıkıca bağlanmış, hayali zenginliklerle bugüne dek gelen bir sistemin krizi olduğunu, Türkiyeli şirketlerin Avrupa bankalarına dağılmış 200 milyar doların üzerindeki borcunun bu krizi hızla küresel bir krize evirtebileceğini hatırlamak, meselenin rahip krizi falan değil, sistemin yapısından kaynaklanan bir kriz olduğunu ve krizi yaratanın da bir ölçüde teknoloji destekli “algoritmik kapitalizm” olduğunu unutmamak gerekiyor.

Sürgün ile muhreç

Baydar’ın dediği gibi: “Geri döndüğünde hiçbir şey bıraktığın gibi değildir. Her şeye rağmen doğup büyüdüğün topraklara dönmek istersin. Hele belli bir yaşın üstündeysen yabancı bir kültür seni içine almaz.” Sürgün için de, muhreç için de geçen uzun yıllar bir yabancılaşma süreci olacaktır. Sistem, kurumlar, makamlar, mevkiler, onları işgal eden eşkâller değişir. Bıraktığın yerden devam edemezsin.

Kutsal-dışı bir yaşam olanaklı mıdır?

Dini, ilâhi aşkı yalnızca dinlediklerinden, okuduklarından bilen; bir türlü kendisinde tecessüm ettiremeyenlerin; ruhsal ya da fiziksel olarak dolaştığı yer neresi olursa olsun, bir ayağını bu sabit noktada tutmayı unutanların; uzun yıllar “yol”da uğraşmalarının ardından, “yaşadıkları gibi” inandıkları görülür.

Entelektüeller, dayanışma ve ‘umut etmek’

Devlet ve iktidarın, toplumun tüm kesimlerine de gözdağı verecek şekilde şiddet uyguladığı akademisyenler, ‘yeni dönem’in kendi muarızları karşısında ne denli acımasız olacağını gösteren bir sembole dönüştü. Bunun bedeli işsizlik, büyük maddi zorluklar, “terör” yaftalı davalar ve hapisti. Toplumu bir bütün olarak yılgınlığa sürüklemek, mücadele azminden ve dirençten mahrum bırakmak için seçilen sembol hedef; dünyanın ve tarihin başka yerlerinde olduğu gibi, ülkenin entelektüelleri, bilim insanları, sanatçıları olmuştu.

Babamın tasarruf tedbirleri

“Hiç borç almadım. Verdim ama almadım. Kredi kartı kullanmam. Param kadar harcarım. Taksitle bir şey almayı sevmem. Devletin vaadi yerine gelmeden harcamam.”

Suriye’de ABD’nin en iyi ortağı Türkiye hep Türkiye oldu

Suriye gibi bir sahada ABD’nin dahil olduğu bir çatışmanın sorunsuz işlemesi beklenemezdi ve ABD’nin, IŞİD’i bahane ederek PYD ile yakınlaşmaya başlaması, iki ülke arasında gerçekten bir ayrışma yaratsa da, işbirliği ve pazarlık devam etti. PYD güçlenince ve batıda kalan Menbiç dahil Fırat’ın doğusuna ABD askeri varlığını yerleştirmeye başlayınca yeni bir pazarlığa geçilmesi gerekli oldu.

Hainlik sırası

Üçüncü havalimanı direnişine “havalimanındaihaneteylemi” tagıyla yanıt veren patron-iktidar yanlıları farkına varmadan yeni bir karşı cephenin kurulmasına vesile oluyor. Sınıfsal netliği sağlayacak olan, yüzünü maskeleme ihtiyacı görmeyen bu hasımlık iyi vesile. İşçi işçiliğini ve kimliklerini bilmeden patronun patronluğunu ve kimliğini idrak edemez. Ona itiraz edemez. Dolayısıyla ekonomik krizin günden güne derinleştiği bir ortamda en fazla ezilecek, ekmeğine, suyuna göz dikilecek olanlar ya itiraz edecek veya kölelik koşullarına razı kalacak. Haliyle Kürtlerden, sosyalistlerden, “daimi iç düşmanlardan” sonra hainlik yaftasını taşıma sırası insani koşullarda çalışmak isteyen işçilere gelecek. Bu ülkede herkes bir gün hain yaftasını tadacaktır.

Hayatın Patrick Melrose hali

Patrick Melrose yıkmanın ve kurmanın diğer adı. Yaşarken ölmenin, ölmelerden doğmanın. Kendisi dahil her şeyle dalga geçebilmenin. Nefretten şefkate yol alabilmenin. Hayatın hakkını vermenin.

Acayip zamanlar

Nasıl oluyor da bu kadar kolay yalan söyleniyor? Nasıl oluyor da bu yalanlara inanılıyor veya inanılmış gibi yapılıyor? Nasıl oluyor da, yalanlar ortaya çıktığında bir şey olmuyor? Çünkü, gerçek tamamen imha edilemez olsa da, yalanı anlamsızlaştırmak, mesele olmaktan çıkartmak o kadar zor değil. İnanmaya mecbur olanların üreteceği bahaneler ancak yalanın ahlaki bir mesele olarak da yeniden anlam kazanmasıyla boşa çıkar.

LGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz?

“Başınız ağrıyorsa ‘kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz, uğraşıp baş edemediğiniz düşünceleriniz nelerdir?' sorularının cevabını bulmalısınız. Baş ağrılarının çoğu kendini acımasızca eleştirme, özgüven kayıpları ve kişinin yaptığı her şeyi değersiz görmesiyle ilgilidir….” Bu soruyu hatırlatmamın nedeni LGS adı verilen bu “sınav”ın çocuklara/gençlere iler tutar tarafı olmayan, tamamen “kafadan atma” malumat aktardığını da hatırlatmaktı. “Baş ağrıları”nın “özgüven eksikliği”nden kaynaklandığını kim söylemiş?

Shakira

Veli toplantılarına bile beni yarım ağız çağıran bu oğlan, ne oldu da bu stat konserinde beni yanında taşıyor? Köstekli saate burun kıvıran, yeleklerime haşerat muamelesi yapan, cümlelerim bir an önce bitse de kendi zihninde pişirdiği acı sözü söylese diye bekleyen bu soğan cücüğünün hayatında, bana dair bir şey mi değişiyordu? Yorum nam grubun konserinden yıllar sonra, beni üç numarayla Shakira konserine sürükleyen merak şüphesiz buydu.

5 litre kaç santimetrede kaynar?

Bakınız bir çok bilmiş gitmiş 5 litrelik ayçiçek yağını tartmış. Sonuç 5 kilogramdan az çıkmış. Kandırılıyoruz diye feryat etmiş. Hadi bu muhterem ağırlık ne, hacim ne, uzunluk ne hiçbirini duymamış. Ama biri kilogram biri litre onu da mı görmemiş?

Biber yemeği ve diktatörlük mevsimi

Tabakta birazı yenmemiş olarak geri dönerse neden yemediler acaba diye üzülüyordum. Bir yemeğe hiç dokunmamışlarsa gidip sormak istiyordum. Yerlerken yüzlerine bakıyordum. Nasıl buldular anlamaya çalışıyordum.

Murat Kubilay: Merkez Bankası çok geç kaldı

Uluslararası ekonomi ve finans uzmanı Kubilay: Merkez Bankası’nın hem açıklaması hem de attığı adım olumlu. Ancak çok geç kalındı. Bu adımların 2015’te ekonomik gidişatın geriye dönüşü olmaksızın kötüye gittiğinin anlaşılmasının akabinde atılması gerekiyordu. Şu noktadan sonra enflasyon dizginlense bile kalıcı bir düşüşe geçmeyeceğini söylemek zor bir kehanet olmaz... Esasında Merkez Bankası’nın bağımsızlığı da düşünüldüğü kadar masum değildir;

Gecikmiş bir Peyk yazısı

Peyk, şarkılarını bir iletişim aracı olarak kullanan topluluklardan. İnsanlara dertlerini ve hissettiklerini şarkılar aracılığıyla anlatıyor. Bunu yaparken işin kolayına kaçmıyor ama: Körü körüne mesaj vermiyor, dinleyenleri düşünmeye davet ediyor. En önemlisi, “Gamsız Öküz” ya da “Don Kafa” gibi (görece biraz daha popüler) şarkılarda karşımıza çıkan özeleştiri daveti. Günümüzde en zor olan, insanın kendi kendini eleştirmesi. Kaldı ki bu şarkıları barındıran “İçimdeki İz”e adını veren şarkı da böylesi bir daveti haiz.

Dayak yememek için, Nazi’lere katılıyorlardı...

Alman toplumunun çoğunluğu, nasıl adım adım Hitler’in oyuncağı haline gelebildi? Bu esnada, Nazi olmayanlar (ve Haffner gibi Yahudi de olmayanlar), nasıl ayakta kaldı? İnsanlar, sivil ve resmi kurumlar nasıl davrandı?

Suriye yaralarını sarıyor 3: Sorunlar İdlib'ten daha önemli

İdlib Şam için atılacak son adımdı ve ama bu adım (Şam açısından) “Rusya’nın gül hatırına” Türkiye’nin lehine bir durum varmış gibi ertelenebilir. Erteleme Suriye’ye bir şey kaybettirmez ama Türkiye’ye kaybettirebilir.

Paco de Lucia’nın Türkiye müziğine etkisi

Benim Türkiye müzikleri tarihinde duyduğum ilk önemli Paco de Lucia hikayesi Doğan Canku tarafından aktarılmıştır. Doğan Canku bir klasik gitarist olarak başladığı gitar serüveninin bir noktasında flamenkoyla ve tabii Paco de Lucia'nın müziği ile tanışır. Bu ilgisini bir Paco de Lucia taklitçisi olmaktan çok daha uzaklara taşıyan Canku, elinden geldiğince kendi kişisel müzik dilini kurmaya çalışır.

CHP mevcut belediyeleri de kaybedebilir!

CHP’nin 6 büyükşehir, 8 il olmak üzere toplamda 231 belediyesi var. 2019 martında yapılması beklenen seçimde hedef mevcutlara başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Antalya, Mersin, Adana, Manisa, Balıkesir ve Bursa’yı da eklemek olduğunu biliyoruz. Ancak CHP kulislerinde bir toparlanma, atak yaşanmaması durumunda, bırakın yeni belediye kazanmayı, mevcut belediyelerin bir kısmının da kaybedilme riskinden bahsediliyor.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

Zihniyetimizdeki sınırları da kaldıralım

Bir taraftan Avrupa’da çalışabilmek için binbir takla atıyoruz, diğer taraftan "yabancı sayısı azaltılsın" diye naralar atıyoruz. Ülkenin her noktasından hatta ve hatta lügatinden liyakat kelimesini çıkartıyoruz, diğer taraftan ise "yabancı sayısı artmasın" deyip duruyoruz.

Bir gece ansızın gelen sevgiliye mektup!

Kışın yerine baharı kayyım atamışlar. Camları açıyor, içeride Kırkpınar pehlivanları gibi dolaşıyoruz. Bu tuhaflıklardan sonra sen geldin. Gün boyu "neden ben?" diye salak sersem dalıp duruyorum. Damarlarımda kanım hızlanıyor, aklımda hep sen…

Kemal Kılıçdaroğlu: 24 Haziran gecesi iyi bir sınav vermedik, bunu açıklıkla kabul etmek lazım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim gecesine ilişkin olarak ilk kez Gazete Duvar röportajında özeleştiri yaptı. Kılıçdaroğlu, "Keşke 24 Haziran akşamı iyi bir sınav verebilseydik bu küskünlük de olmasaydı. Eğer bir kusur ve kabahat varsa o kusur ve kabahat bizim…" dedi.

Söyledikleriniz, seçmenin anladığı kadar...

Başkan olduktan ve (kendi deyimiyle) “muazzam” işler başardıktan sonra, ona oy verenler demiş ki: “Trump’ın zayıf yönlerinin farkındayız. Sözlerini tutmadığının da farkındayız. Hatalar yapması çok normal çünkü o da bir insan. Onun sayesinde, yıllardan beri ilk kez, bize değer verildiğini hissettik. Artık yok sayılmıyoruz, ezilmiyoruz. Bizi duyuyor ve anlıyor. Artık bizim dönemimiz başladı.”

Sonbahar tezleri

Okumadığı bir kitap ya da izlemediği bir diziden söz edilirken renk vermeden muhabbete katılanların tamamı, kitap ya da filmdeki bir ayrıntıdan söz edilirken gülümseyerek “orayı tam hatırlayamadım yaw” der. Aynı şey aynı muhabbette 20 kez gerçekleşse bile kimse onun yalan söylediğini fark etmez, çünkü okuyanlar ya da izleyenler kendilerini “bahsetmeye” fazla kaptırırlar.

Karşı mahalleye Sabah ziyaretleri

Röportajlar belirli bir düzen çerçevesinde takip edildiğinde hemen hepsinin millilik ve yerliliğe ya da Osmanlı’ya sık referanslar içeren bir biçimde tarihsel ve toplumsal değerlere vurgu yaptığı ve “Cihangir solculuğu" olarak etiketlenen halktan kopuk bir sol pratikten şikayetçi olduğu görülebilir... AKP'nin bir zamandır yükselttiği kültürel iktidar talebi ve kuruluşundan bu yana kültürel hegemonya için sürdürdüğü mücadele bağlamına yerleştirilmeksizin bu röportajların anlaşılması pek mümkün değil.

Endeks düşebilir, ayı çıkabilir!..

Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen "ayı piyasası"na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa...

Kafkaesk adalet

Avukatlar, son birkaç yıldır yerlerde sürükleniyor, darp ediliyor, yok yere yargılanıyor, aşağılanıyor, dirençleri kırılmaya çalışılıyor. Fakat adalet, eşitlik ve özgürlük için mücadele eden insanlar, kendilerine ne yapılırsa yapılsın aşağılanmış olmazlar.

Bizim büyük polemik düşkünlüğümüz 

Birtakım köşe yazarlarına, magazin figürlerine baktığımızda polemiğin özellikle bizim ülkemizde oldukça prim yaptığını görüyoruz. Çok okunuyor, çok izleniyor, çok konuşuluyor. Peki bu “çokluk” bize gerçekten yeni kapılar açıyor mu? Hadi yenisini boş verin kapı açıyor mu?

CHP yerel seçimleri alır mı?

Evet, yerel seçimlerde büyükşehirleri kesin alacaklarını söylüyorlar. Ama 16 Nisan öncesinde “hayır”ın kesin olarak kazanacağını, 24 Haziran öncesinde ise Erdoğan’ın ve AKP’nin kesin olarak kaybedeceğini söylemişlerdi. Soru şu: Seçim gecesi Bülent Tezcan ve Tuncay Özkan’a mecbur bırakılan seçmen bir kez daha buna neden inansın?

Şok faiz artışı, batık krediler ve iflas ertelemeleri

Döviz krizi nedeniyle firmaların döviz borçlarının TL değeri, kayıtlı sermayelerinin üzerine çıkmış durumda, yani fiili olarak bu firmalar batık. Bu durumda bankaların bu batık firmalara yeni kredi açması çok zor. Yapılan bu düzenleme ile batık firmalara 2023 sonuna kadar, bu kur zararının bilançolara yansıtılmaması imkanı veriliyor.

Korkuyor ve nefret ediyorsunuz işçiden

Bugünkü iktidara kan ve can veren faşizan İslâmcı kafanın üretebildiği ahlâksızlık ve riya ile kimse baş edemez. Zulmün hizmetkârı adam bile kalkmış, “işçi haklarından yanayım” diyor! Ya, evet, işçi hakları. Evet, hı hı, işçinin hakkını alın teri kurumadan vermek, filan… Korkuyor ve nefret ediyorsunuz işçiden.

Kendileri etti kendileri buldu

Süper Lig kulüpleri ve Türkiye Futbol Federasyonu yavaş yavaş yabancı oyuncu kuralını değiştirmek üzere adımlar atıyor. Yine bir kez daha bu kural değişiyor. Gerekçe ekonomik yük ve gelişmeyen altyapı. Ama kulüpler zamanında aldıkları kararla kendileri etti kendileri buldu.

Düşen yıldızlar

Yerine utanmakla gülmek ve sinirlenmek arasında bırakan bu akımın daha epeyce uygulayıcısı olur herhalde. Birçok market ürününün sonraki hafta iki katı fiyatına alındığı, çoğunluğun yedi lira verilmiş iki battal boy domatesi eve götürdüğünde ‘pişirip yesem mi ciddi mi düşünsem’ noktasına geldiği bugünlerde bu akım yine de karşılık bulacaktır. Bir kez mana, mantık, minimum adalet bağlamından kopulmayagörsün çünkü, her şey suyu çıkana değin ‘eğlence’ konusu haline gelebilir.

Bir kedi bakışında birazcık var olma hali

Bir kedi bakışında başka duygu ve düşüncelere de kapı aralanıyor, delice de görünse yüzünün haritasındaki çizgiler, mekân kadar zamanın, zaman dışılığın ağırlığını aklıma getiriyor. Sevecen bakışı tıpkı kendisine yasak etmiş insanlardaki gibi hiddetle harmanlanmış bir hüzün var tekirin yüzünde. Hem ürküten hem merhamet hissi yaratan, hiçbir şeyin güvenli olmadığını anımsatıveren.

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

'Kablo plim yapıyo'

Bundan sonra akıl “Kablo plim yapıyo” diyecek, bu saatten sonra başka ne diyecek, ne desin! Onca rasyonel çabaya rağmen bunca irrasyonalite, böyle absürd bir tepkiden başka muhtemel ve anlaşılır bir seçenek bırakmıyor akla.

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.