GÜNÜN YAZARLARI

Yüzde 5 mutlu azınlık ve panikleyen orta sınıf

Gelir dağılımında payı en fazla eriyen kesimi ‘yeni orta sınıf’ olarak adlandırılan kesim oluşturuyor. Resmi verilere bakıldığında nüfusun yüzde 60’ı, kısa bir dönem hariç payını hiç artıramadı. Son üç yıldır da bu payda kayda değer değişim yok. Oysa her dönem kazanan en tepedeki yüzde 5’in hemen altında bulunanlar, ekonominin bozulmasıyla en hızlı kayba uğrayanlar. Bu nasıl bir siyasi sonuç doğurur?

Kayyım politikası pilot bölge uygulaması gibi

Görünüşte kutuplaşmış siyaset, Kürt karşıtlığında ortaklaşabildiği için terör bahanesiyle hak gasbı kolayca gerçekleştiriliyor. Kürtlerin seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesini terör suçlamasıyla gerçekleştiren iktidar yarın örneğin İç Anadolu Bölgesi için başka bahane üretebilir.

Kürtler-Şam anlaşması mümkün mü?

Kürtler Suriye içinde kalmak konusunda irade beyan ettiler, buna karşılık durumun artık eskisi gibi olmayacağının farkında olan Şam da Kürtlere “taviz” vermek zorunda olduğunun bilincinde. Ama bu “tavizler” ne olacak?

Suudi Arabistan’ın dolarları Rusya’ya akıyor

Suudi Arabistan Aramco, geçtiğimiz hafta Rusya’nın petrol ekipmanları üreten Novomet’inin yüzde 30.7’lik hissesini portfolyosuna kattı. Böylece, Aramco ilk defa Rusya pazarında bir yatırıma imza attı. Ancak anlaşma sadece Aramco için önemli değil, aynı zamanda Rusya ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler konusunda önemli ipuçları veriyor.

Asker selamı çakan, tek taş takan bebekler

Bir taraftan doğum anının videosunu televizyon kanalına servis edenler, diğer taraftan 40 günlük bebeğine şatafatlı bir törenle tek taş yüzük takanlar… İnsanlar ardı ardına intihar ediyor, beraberlerinde ailelerini, çocuklarını ve eşlerini de katlediyorlar. Oysa bu yeni kaymak tabakanın hayatında, her şey altın varak, her şey kristal, her şey pek bir Buckingham Sarayı.

Bir özür yazısı: İnkarcılığa reddiye

Fikir özgürlüğünün bizi inkarcılığı kabul etme, göz yumma, yayılmasına yardımcı olma borcu altına soktuğuna inanmıyorum.

TÜM YAZARLAR

Demokrasiyi kendisine karşı korumak

Oedipus, bilmesindeki aşırılık jestini bilmemeye yöneldiğinde de tekrarlar; kendi gözlerini kör eder. Bu fazlalık, bu aşırılık dışarı atılmadan bir ‘site’ sembolik olarak mümkün değildir

Şampiyonlar Ligi, adaletsizliğin de ligi

Şampiyonlar Ligi, büyüsüyle dünya üzerinde milyonlarca futbolseveri peşinde sürüklüyor. Maçların öncesinde çalınan müziğiyle transa geçtiğimiz bu lig, aynı zamanda futboldaki adaletsizliğin büyümesinin de lokomotifi. Buna ulusal liglerdeki adaletsizlik de eklenince futbolu gelecekte güneşin hiç doğmayacağı bir alacakaranlık kuşağının beklediği açık...

İntihar paktı: Ölüm, cinayet ve aile

Sonuçta intihar ve cinayet arasındaki ayrımların silindiği bu denetimsiz şiddet üretim sürecinde belirleyici olan aile içindeki bağımlılık ilişkileridir. Bağımlılık ilişkilerinin temelini ise aile içindeki rollerin dağılımını ve hiyerarşiyi belirleyen ataerkil pazarlık oluşturmaktadır. Diyanet İşleri Başkanı’nın "Bir dakika bile değil. Buna bile tahammül edemeyen kesimler var" dediği kamu spotunda tüm bu bağımlılık ilişkilerini üreten pazarlığa dayalı temsil biçimlerine rastlıyoruz.

Ulusal takımın UEFA finallerine kalması başarıdır

Şenol Güneş oyunlarının Fatih Terim oyunlarından farkı, kısmen, defansif kurgudaki, nispi denge arayışlarıydı. Şenol Güneş, bu uygulamadan nispi olarak başarılı oldu ama bedeli de büyük oldu. Büyük bedel, ofansif oyunun bütünüyle doğaçlamaya terk edilmiş, zayıf ve cılız dinamiği oldu.

Alkışlarla Yaşıyorum: Sağlık bütçesi ve harcamalarla iftihar

Kamuoyu büyük vaveylayla başlanan ve kamunun cebinden hiçbir şeyin çıkmayacağı ima edilen KÖİ projelerinden hastane inşaatları ve işletmeleri bağlamında vazgeçildiğini, Bakan, bürokratları tarafından alkışlanmadan birkaç dakika önce öğrenmiş bulundu. Hemen ardından geldiği için sanki alkışlar çilelere göğüs geren Bakanın kararlılığını da tebrik içindi.

Çarlıktan komünizme, Lenin'den Trump'a: Rus resmi

Rusya tarihine her zaman ilgi duyan ve tarih konulu birçok tabloya imza atan ressam Glazunov'a halk arasında “Rusya’nın SSCB Büyükelçisi” lakabı verildi. SSCB dağılınca Glazunov’un siyasi vizyonunun 'monarşist' olduğu öğrenildi. 'Sınıfsal ayrıcalık' prensibini benimseyen ressam, demokrasi ve hak eşitliğini inkar ediyordu.

Biz çoktan yola çıktık: EURO 2020

Şenol Güneş'e ve bütün futbolculara, malzemecisinden masörüne kadar bu işte emeği geçen herkese teşekkür borçluyuz. Ama 20 puan kazandıkları için değil, kalplerimizi yeniden kazandıkları için.

Yeni bir toplumsal sözleşmenin imkânları

Türkiye’nin temel açmazlarını dünya kapitalist sistemi ve Akdeniz havzasındaki yerini esas alarak kavramak ve söz konusu açmazlara çözüm önerilerini bu doğrultuda biçimlendirmek, kökendeki yapısal faktörleri ıskalamamanın koşullarıdır.

Erdoğan Vaşington'da: Bu da mı gol değil?

Basın toplantısında gülücükler, şakalar, iltifatlar havada uçuştu. Senatör Graham, Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı’nı askıya aldı. S-400 konusunda zaman kazanıldı. Eskiden komisyona havale edilirdi ya ipe un serilecek konular, bu defa da Kalın-O’Brien “hemen” çalışmaya başlayacaklarmış dosya üzerinde.

İzlanda’yı ıslıklarken hayatımızın futbola benzemesi

“Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” şiarı, hem siyasette, hem futbolda 2020’ye bir ay kala ulusalcı solcuyla, muhafazakarları aynı potada birleştiriyor. Bu yüzden de İzlanda’yı yuhalamakta beis görmüyoruz. Futboldan da, hayattan da zevk almıyoruz artık…

Açlık sorunu nereye gidiyor, biz nerede duruyoruz?

Açlık sorununun azalmak şöyle dursun, daha da büyüyebileceğini dikkate almayı gerektiren bazı kritik göstergeler var. Açlık sorununa önümüzdeki yıllarda etkisi daha ağır biçimde hissedilecek bu göstergeleri dikkate alarak bakmak gerekiyor. Önemli bulduğum ve çeşitli açılardan birbirine bağlı üç sorundan söz edeceğim sadece.

Oval Ofis’teki PR şovuyla satın alınan bir nefeslik zaman

Kameralar önünde görüntü kurtarılmış olsa da esasında senatörlerin Erdoğan ile Oval Ofis yüzleşmesinde gergin anlar da yaşanmıştı. Bundan daha 10 ay önce Erdoğan’ın Ankara’da ağırladığı Lindsey Graham, görüşmede Erdoğan’ın YPG’nin PKK ile bağlarını anlatan kısa bir film izletmesine tepki göstermişti. Oval Ofis’teki şov Ankara’ya bir nefeslik zaman satın aldı, daha fazlasını değil. Yaptırım tasarıları için sadece düğmeye basmayı bekleyen Kongre’deki azil süreciyle yıpranmakta olan bir Trump’ın bir kez daha Türkiye konusunda frene basacak durumu olmayabilir.

Fotoğraf sanatına ne oldu?

Görülen Şeyler ve Merdiven: Adım Adım sergileri, günümüzde fotoğraf sanatı hakkında düşünmek için çok iyi iki fırsat. Fotoğrafın herkesin cebine girdiği bir zamanda artık sanatçı teknik becerisiyle değil meselesi ve çabasıyla kendini ve işlerini gösteriyor…

Bir siyasi sembolizm olarak yaz/kış saati uygulaması ve saat dilimleri

Türkiye’de yaz/kış saati uygulamasının durdurulmasını desteklemek için sabah namazının çok erkene kayacak olması gösterilmişti. Benzer bir dini sebep İsrail’de ortodoks Yahudi cemaati tarafından da kullanılıyor. Ne var ki, dindar Uygurların saat dilimiyle derdi bunun tam tersi.

Tam köşe yazarı oluyordum ki…

Şimdi seçim zamanı ve ben kendimi milletvekili adayı olarak buldum. Halkımız teveccüh gösterir ve TBMM’ye gönderirse üzerime düşeni yapmaktan başka bir derdim olmaz. Diğer halde de halkımız sağolsun. Tam köşe yazarı olmaya çalışıyordum ki olaylar böyle gelişti.

Mümtaz Hoca için

Mümtaz Hoca’yı öğrenciliğimde iki defa dinledim, biri, büyük amfide, ben bu okula neden bu kadar geç girdim dedirtecek kadar heyecanlandıran bir “eski hoca” dersinde; diğeri de Şeref Salonu adlı, eski dekanlarımızın bazen korkutucu olan fotoğraflarının önünde konuşurken. Fakat elbette hocanın bende bıraktığı en etkileyici izler buralarda oluşmadı.

Yanık cheesecake

Son bir iki senenin en çok övülen tatlılarından bir tanesi de yanık cheesecake. İlk olarak İspanya’nın Bask bölgesindeki gastronomi başkenti San Sebastian’da bulunan La Viña isimli cafede ortaya çıktığı için, ülkemizde birçok yerde San Sebastian cheesecake olarak anılıyor.

Geçmişin gelecekle saklambaç müziği

Türkiye çağdaş sanatının öncü imzası Füsun Onur, Galeri Nev İstanbul'daki ilk kişisel sergisi 'Oda Müziği' ile İstanbul İstiklâl Caddesi'ndeki tarihi Mısır Apartımanı'nda. 26 Kasım'a dek süren etkinlik, Onur'un kariyerinde belli bir süredir yöneldiği müzikal kavramlara yasladığı, yeni ve yine samimi bir yorum olma niteliğinde.

İran’ın öfkeyle imtihanı: Komplodan ötesi

İran’ın ekonomik krizi derinleşiyor. İran halkı da sokağa aşina. Kötü gidişatta Amerikan yaptırımlarının rolü tartışma götürmez. ABD ve Körfez’deki ortaklarının İran halkını rejimden koparmak için bütün kanalları zorladığı da bir hakikat. Şimdi yönetim gerçeğin yarısını göstererek sistemi korumaya çalışıyor. Gerçeğin diğer yarısı ise bugün petrol zammı, yarın başka bir vesileyle halkın yine patlayabileceğini gösteriyor.

ABD-Çin savaşını nadir elementler mi durdurdu?

Bugün, finans uzmanları, strateji uzmanları, askeri uzmanlar tarafından ticaret savaşında bir misilleme, küresel teknoloji üretimi açısından bir tehdit, uluslararası ilişkilerde bir silah olarak ya da ulusal güvenlik açısından değerlendirilen nadir toprak elementleri (NTE) küresel politikanın gündemine girecekse, teknolojik gelişmenin sadece Çin halkı açısından değil, insanlık açısından çok yüksek olan maliyeti ile girmeliymiş gibi görünüyor.

Dansöz ya da keskin bir bıçak olarak bakış

Meryem, bir Ankara gecekondusunda pavyon şarkıcısı olan annesiyle yaşayan, babasını hiç tanımamış, çelimsiz bedeni ve ateşli kalbiyle hayata tutunmaya çalışan bir çocuktur. Mahallenin ahlaksız bulup dışladığı annesinin şefkatinden mahrum büyürken dansta teselli bulur. Zehrini akıtmak ister gibi sokakta, komşu evlerinde dans ederken bakışın keskin ucuyla karşılaşır: Ayıplayan göz olarak mahalle. Bundan sonraki hayatını belirleyecek olan hep o bakış, o nazardır.

Kürtler, öteki, Büyükada

Türk toplumu “sınırda” kişilik bozukluğu taşıyor. Bu türden bir kişilik bozukluğu için, övülen kusursuz, yerilense mutlak kusurludur.

‘Babalar gibi’ satılmış bir ülkeden kalan

Özal’ın “Satarız kardeşim, satarız” diyerek başlattığı dönüşüm bir süre sonra tıkanmış; bugünküne benzer tehdit, baskı ve uygulamalara rağmen etkinliğini kaybetmişti. Aynı dönüşümün yeni tipte sürdürüldüğü babalar gibi satıp savılan ikinci inşa dönemi de artık gündelik hayatta trajik sonuçlar üretmeye başlamış bir tıkanmayla, çözülmeyle, çöküşle karşı karşıya görünüyor.

Odası eksik ev

Bildiğim, özellikle kentsel dönüşüme giren evlerin çoğunun salonları “L” şeklinde. Mekanın bir köşesi muhakkak küçük bir balkon ile kertilmiş. Mekanın büyüklüğü zorla tek bir yaşam şekli dayatıyor. “L” şekli ve kenarından kertilmiş balkon her salonda eşyaların nerede duracağını belirliyor.

Trump, Erdoğan'ı neden seviyor?

Erdoğan’ı kapitalist Batı sistemi ve yerli sermaye açısından en değerli kılan unsurlardan biri yalnızca kendisinin neoliberal piyasacılığa sıkı sıkıya bağlı olması değil, bunu oy aldığı gelir düzeyi düşük kitlelere benimsetebilme gücünde yatıyor. Sermaye çevreleri ekonomi yönetimini becerikli bulduğu için değil, bir tür istikrar programını uygulama güç ve iradesine sahip olduğu ve siyasal istikrarı gerektiğinde baskı yoluyla sağladığı için Erdoğan’ı tolere ediyor.

Horolop-şorolop rejimi

Kürt meselesine yaklaşımlarını, belediyelere yönelik “görevlendirmelerini”, Kürtlerdeki duygusal kopuşu neredeyse fiili bir hale getirmiş oldukları halde hülyalarındaki defineye ulaşabileceklerine ilişkin beklentilerini yan yana koyun; tarihin görüp görebileceği en “horolop-şorolop” iktidarın resmi çıkar ortaya.

Bırak kaçsın, dolansın keçiler

Türkiye Yazar Dayanışma Derneği ve Galeri Mod çeşitli disiplinlerden 21 sanatçının Türk ve dünya edebiyatından şiir, öykü, roman ya da diğer özgün metinlerden ilhamla ortaya koydukları resim, heykel ve fotoğraf çalışmalarını Esin Keçisi sergisinde buluşturdu. Bu sergide yer alan cesurlara, esin keçilerinin kimliklerini sordum. Okuyalım, esinlenelim, cesaretlenelim!

Faslı entelektüel ve akademisyen Muhammet Hassani: AKP, Fas’ta emperyalizme hizmet ediyor

Hassani, sosyal ve ekonomik açmazlarına rağmen Arap dünyasının en sağlam entelektüellerine ev sahipliği yapan Fas’ın sosyo-ekonomik yapısını çarpıcı örneklerle aktaran değerlendirmelerde bulunuyor. Ülkemizdeki benzeriyle aynı adı taşıyan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Kraliyet rejiminin bir aparatına dönüştüğünü vurgulayan Hassani, rejimin İslamcılara yönelik kuşatma stratejisinde nasıl başarılı olduğunu gözler önüne seriyor.

Alışmak sevmekten daha zor geliyor

"Hükümete yönelik darbeye teşebbüs","mala zarar verme", "nitelikli mala zarar verme", "tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi", "ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme", "ateşli silahlar kanununa muhalefet", "nitelikli yağma"… Bu nasıl bir oyunsa, on altı yıllık bir iktidar aynı zamanda kendi ortağı kıldığı kesimler dahil herkesin ve her şeyin mağduru.

Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi

Suriye harekatı, ürettiği gerilimle sağlayacağı siyasi getiriden daha çok, başarı illüzyonu temin edebilmesiyle kıymetli. ABD gezisi de bu pencereden bakıldığı için “başarılı”. Biraz “önce eşeği kaybettirip sonra buldurma" uyanıklığı veya bir tür mehter adımı taktiği. “İstediğimiz olmadı” diye gidip, “ateşkes iyi gidiyor” cevabını onay olarak cebine koyup dönmek böyle mümkün olabiliyor.

Asfaltın kralları

O dönemdeki Ford ile Ferrari kapışması filmin ateşleyici noktalarından birini oluşturuyor. Ferrari ile birleşme teklifine çok sert ret alan Ford, intikam almak istercesine daha üstün bir araba yaratma projesine girişiyor. Ancak burada sadece yarışmayı kazanma değil doğal olarak ‘Ford’ markası olarak yarışmayı kazanma isteği, iki ana karakterin kişisel hedeflerinin tamamen önünü tıkayan bir tavır oluyor.

Sanatta geri dönüş arzusu: Meşher

İstiklal Caddesi üzerinde açılan Meşher, Kalıpları Aşınca: Mit, Efsane ve Masallarla Avrupa’dan Çağdaş Seramik sergisine yer veriyor. Meşher sanatta Modernist bir geri dönüş arzusunun mekanı olabilir mi

LGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz?

“Başınız ağrıyorsa ‘kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz, uğraşıp baş edemediğiniz düşünceleriniz nelerdir?' sorularının cevabını bulmalısınız. Baş ağrılarının çoğu kendini acımasızca eleştirme, özgüven kayıpları ve kişinin yaptığı her şeyi değersiz görmesiyle ilgilidir….” Bu soruyu hatırlatmamın nedeni LGS adı verilen bu “sınav”ın çocuklara/gençlere iler tutar tarafı olmayan, tamamen “kafadan atma” malumat aktardığını da hatırlatmaktı. “Baş ağrıları”nın “özgüven eksikliği”nden kaynaklandığını kim söylemiş?

Arkadaş Ayşegül Tözeren

Arkadaşımız Ayşegül Tözeren, 48 saatlik avukat görüşü tahdidiyle şu an gözaltında. Eminim morali yerindedir, eminim oradakilerin bile derdini dinlemeye başlamıştır. Ayşegül arkadaşımızı yanımızda, çok sevdiği sokaklarda, çok sevdiği arkadaşlarının yanı başında istiyoruz. Bu, en çok da, bir arkadaşlık talebidir.

Hani Cüneyt’e bir şey olmazdı?

Cüneyt’in arkasından konuşurken ve başına gelen felaketleri konuşurken “O üzülmek için gelmiş bu dünyaya. Ona bir şey olmaz” dediğimi hatırlıyorum defalarca. Olurmuş.

Margarita Peña: Şili'de hükümet zayıf düştü, muhalefet uyuyor

Şili’deki isyanı, çok uzun yıllardır toplumsal muhalefetin ve işçi hareketinin örgütleyecilerinden Margarita Peña ile konuştuk. Peña: En çok tartışılan şey neoliberalizm. Çünkü her şey özelleştirilmiş durumda ve her şey çok pahalı. Bütün insanlar borçlu. Herkes borçlar içinde yaşıyor. Bu yüzden çok çalışıyoruz ve hayat hissi durdu. Sadece çalışıyoruz.

Bir koltukta iki dünya

Bu tarz 'doğa' merkezli dünya tasavvuru inşası yerine başka modern Müslümanlar 'hakimiyet' merkezli bir dünya tasavvuruna niyet ettiler. Tanrı adına daha önce tasavvufçu geleneğin terke maruz bıraktığı dünyayı istimlak ile sosyal olarak geri getirmek istediler. Tanrı adına dünyayı 'politik' olarak kolonize etmek için dünyaya ve iktidara bir hışımla yönelen (ve arkalarına yukarıdaki alternatif yolların takipçilerini de alan) bu Müslümanların ise iki anlamıyla dünya ellerinde kaldı.

Bir türküdür direniş

Bugün Grup Yorum konser veremiyor. Bir ülkede bir müzik topluluğunun konser veremiyor oluşu çok acı. Bir dönem yine konserleri yasaklanmış, Açıkhava Tiyatrosu’nun kapıları onlara kapatılmıştı. Sonrasında açıldı. Açılmak ne kelime: 25. yıl konserlerinde İnönü Stadyumu’nu doldurdular, sonrasında yaptıkları “Bağımsız Türkiye” konserlerinde kitleleri Bakırköy’den Ankara’ya, oradan İzmir’e taşıdılar. Türkiye’nin dört bir yanında ve Avrupa’da düzenlenen konserleri saymıyorum bile. Bunlar, bugün yasak.

Mümtaz Hoca...

Benim için Mümtaz Soysal, tüm nitelikleri ve tarihi bir yana, 1988’de ders aldığım bir ‘hoca.’ Doğrusu, öğrencilerinin hayranlığını kazanmış bir hoca. Mümtaz Hoca’dan ders alıp onun hocalığından, ders anlatma şeklinden, o dersin lezzetinden etkilenmemiş kimse yoktur.

Paco de Lucia’nın Türkiye müziğine etkisi

Benim Türkiye müzikleri tarihinde duyduğum ilk önemli Paco de Lucia hikayesi Doğan Canku tarafından aktarılmıştır. Doğan Canku bir klasik gitarist olarak başladığı gitar serüveninin bir noktasında flamenkoyla ve tabii Paco de Lucia'nın müziği ile tanışır. Bu ilgisini bir Paco de Lucia taklitçisi olmaktan çok daha uzaklara taşıyan Canku, elinden geldiğince kendi kişisel müzik dilini kurmaya çalışır.

Babacan ekibinden ittifak yanıtı: Koalisyon için bu kadar zahmete girilmez

Yeni kurulacak partiler Ankara’da siyaset sahnesini hareketlendirdi. Millet İttifakı’nın genişleyeceği ya da üçüncü bir ittifakın kurulabileceği konuşuluyor. “Bir koalisyon için bu kadar zahmete girilmez” diyen Ali Babacan ekibi hazırlıklarını Türkiye'de icra yetkisini alabilecek, 'milletin üzerinde ittifak ettiği' bir oluşum hedefiyle yaptıklarını söylüyor.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

Sıradanız o halde kötüyüz!

Dudaklarında yarım, müstehzi bir gülüş. Hatasını yakaladığı herkesi ezmeye hazır. Tahakküm ilişkilerinin oyuncağı ama farkında değil. Alay ediyor, eziyor, aykırı olanı dışlıyor, kendisi için istemek veya istememek özgürlüğüne sahip olduğu yanılsamasıyla nefretini kusuyor. Umudu hınçla eziyor. Umut verene düşman...

Poşetten devletin ne kazandığını açıklıyorum!

Bakanlık verilerine göre alışveriş poşeti kullanımı yüzde 22'ye düşmüş. Yani neredeyse her beş poşetin dördünü almamışız. Bu büyük başarı. Bunun da bakanlığın politikasının başarısından çok genelde sadece halktan para alma derdinde olan devlete, özelde ise yaptıkları tartışma götüren bakanlığa tepki olduğunu söyleyebiliriz.

Her güzel gol bana seni hatırlatıyor

Ferenc Puskas: "Bir balon gibiydim. Başkan Bernabeu ile ilginç bir diyaloğa girdik. O İspanyolca ben Macarca konuşuyordum. Sonunda el kol işaretleriyle ona dedim ki ‘Şu halime bak. Kilo fazlam var.’ O da bana dedi ki ‘Bu benim değil senin problemin.’ Ve bana hemen 5 bin dolar verdi."

Bir gece ansızın gelen sevgiliye mektup!

Kışın yerine baharı kayyım atamışlar. Camları açıyor, içeride Kırkpınar pehlivanları gibi dolaşıyoruz. Bu tuhaflıklardan sonra sen geldin. Gün boyu "neden ben?" diye salak sersem dalıp duruyorum. Damarlarımda kanım hızlanıyor, aklımda hep sen…

Siyaset-medya-sermaye üçgenindeki RTÜK

Faruk Bildirici'nin RTÜK üyeliğinin elinden alınması vesilesiyle RTÜK’ün neden özerk olması gerektiği kamuoyuna anlatılsa; özgür basının önündeki en büyük engelin “medya patronlarının kamu ihalelerine girmesi” olduğu topluma hatırlatılsa… Ne güzel olur değil mi!

Ahmet Kural’ın beden dili ve yazılı şiddeti...

“Ahmet Kural yalnız değildir!” diye bağıranlar var şimdi. Bence de yalnız değil. Bir sürü var ondan. Daha beterleri var. Çok daha beterleri var. Kadınlar konuştukça, azalacaklar tek tek.

Arka bahçede yeşerenler: Latin Amerika’da sinema

Bu coğrafyada sinema, halkın sesini duyurduğu platformdur. Olabildiğince toplumsal bir sinema olan Latin sineması, özellikle Küba Devrimi’nden sonra yoğunlaşan gerilla hareketleri ile kendini var etmeye çalıştı. Nikaragua’da Sandinistalar, Meksika’da Zapatistalar, Peru’da Aydınlık Yol gibi hareketlerin toplumsal hayattaki yerleri Latin Amerika sinemasını doğrudan etkiledi.

Tercih kılavuzu

Üstümdeki camı açıp aşağıya sarkarak o Êzdîlere “ben de sizdenim” diye bağırmak istiyordum, “ben de sizdenim, ben de sizdenim...”

Sinemada krizin yükü seyirciye yıkıldı

Son on yılda yüzde 3-10 arasında artan bilet fiyatlarının bir anda yüzde 30 zamlanması seyircinin bir kısmı salonlardan uzaklaşsa bile gelir kaybına neden olmamak için bilinçli yapılan bir tercih belli ki. Hem yerli yapımların seyirciyi tatmin etmekten uzak olması hem de bilet fiyatlarının yüksekliği ilgiyi azaltsa da görülen o ki yılın başında kanlı bıçaklı olanlar, krizden çıkışın faturasını seyirciye yıkarken birlik olmakta beis görmemişler. Peki, krizin maliyetini seyircinin üzerine yıkmak çare mi?

Merhaba poğaçacı, ayrıları ayrı sar...

Olaylardan biraz renk ve neşe çıkaralım yahu. Başta sanat edebiyat dünyasında olmak üzere, her köşe başında bir yabancı, hain ve uzaylı bulup çıkarmaya bu heves ne? Diyeceğim o ki Orhan Pamuk nefretinin kaynağında onun yaptığı ya da yapmadığı bir şey yok, popülist bir anti-elitizm var. Teselli şu ki seveni de hiç az değil.

Endeks düşebilir, ayı çıkabilir!..

Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen "ayı piyasası"na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa...

Adliye Sarayları'ndan Feyzioğlu'na

Vicdanı rahat mıdır Feyzioğlu’nun çok merak ediyorum. Yastığa başını rahat koyabiliyor mudur? Baroları açık yüreklilikle güler yüzle ziyaret edebiliyor mudur mesela? Demokrasiyi “gerçekten” savunan kişilerle görüşmeye devam ediyor mudur ya da bu çevrelere girerken ayakları geri geri gidiyor mudur, göğsü sıkışıyor mudur?

Biraz değişmez miydiniz?

Değişime izin vermek, izin verebildiğinde bunun içinde olmak, ona tahammül edebilmek, öncesi de, sonrası da 32 kısım tekmili birden çok zor… Zihnimle değil, kalbimle söylüyorum; yazının tüm olanaksızlığıyla haykırıyorum ki çok zor. Değişimin getirdiği tüm o yalnızlaştırıcı dönemeçlerden geçmek, yerini bulamamak, yerleşememek… Kaybolmuş gibi hissetmek… Ama biliyorsun geçecek.

AKP'nin planı Türkiye'ye ne vaat ediyor?

Yeni YEP, iktidar için bir propaganda malzemesi, dikkatli gözler için iç bütünlüğü olmayan bir doküman, benim açımdan da kriz yönetiminin krizinin sürdüğünün bir belgesi niteliğinde.

Neremiz arızalı, neyimiz bozuk?

Ankara’nın anca bol para dökülerek kapısından girilebilen imtiyazlı okulunda çocuk okutan tahsilli, modern anababa ile Aksaray’daki yuhalamacılar, başka birçok mevzuda bıraksan birbirlerinin gırtlağına sarılacak gibi gözükürken böylesine hayatî bir meselede nasıl aynı safa geçiveriyorlar?

Başarıya doğan jenerasyonun başarısı

Türkiye A Milli Takımı tarihinde ilk kez 1 maç kala bir şampiyonaya gitme hakkını kazandı. Başarıdaki en büyük sorumlulardan biri ise ele avuca sığmayan ve tutulamayan zaman.

Hem pastam dursun hem de yeni pastam olsun

“Son yıllarda muhafazakar diyebileceğimiz geniş bir okur kitlem oluştu. Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla. Sanırım herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki bu” diyor Erbaş. Muhafazakar okurlarım da var artık deyip geçebilecekken, bu yeni okurlarıyla düzeyli seviyeli ilişkisini ille de vurgulama ihtiyacı… Biz Erbaş’ın masasında duran sol pasta rahatlıyoruz böylece; oh neyse ki yüz göz olmamışlar.

Konuşmak, taşınmak, yazmak

Konuşulması zor şeyler hakkında konuşmamak daha iyi mi peki? Bin yıl neredeyse hiçbir kavga, gürültü, yüksek gerilim içermeden süren çok yakın ilişkiler var. Taraflardan biri ya da her ikisi birden karşısındakinin kaynama noktasını kestirip sibobu tam zamanında çekiyor herhalde. (En çok korktuğum ev eşyası düdüklü tencere bu arada.) Düzenli olarak alttan alınıyor ya da. Sorunlar birikip birikip sonunda rögar kapağından taşmıyorsa ne iyi.

Siftahsızlar

Bir kısım küçümen dükkânların sahipleri hiç istiflerini bozmazken kimileri ha gayret deyip yarım ağızla da olsa “buyurun” diyor giren çıkanlara, ne de olsa velinimet diye bellenmiş. Bir esnaf diğerine kırık gülümsemesiyle “yok işte iş yok, oturuyoz n’apçan” derken yokuşun bir diğer köşesinde “şu işi halletsek bir” diyen dükkân komşusuna “önce bir parayı bulayım da” diye cevap veriyor diğeri

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

İlişkilerde sevgi sandığımız şiddet

Duygusal istismarda pek çok zorlayıcı durum yaşarsınız. Örneğin ne hissettiğinize ve nasıl davranmanız gerektiğine o karar verir. Kontrolcü ve tahakkümcüdür. Sürekli eleştirir. Zayıf yönleriniz, hatalarınız ve son derece insani olan tüm başarısızlıklarınız karşısında sizi utandırır. Güçlü yönlerinizi baskılayarak bir kurban konumunda kalmanız için çabalar.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

'Kablo plim yapıyo'

Bundan sonra akıl “Kablo plim yapıyo” diyecek, bu saatten sonra başka ne diyecek, ne desin! Onca rasyonel çabaya rağmen bunca irrasyonalite, böyle absürd bir tepkiden başka muhtemel ve anlaşılır bir seçenek bırakmıyor akla.

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.