GÜNÜN YAZARLARI

Siyasette sadizm üzerine

Mevcut belirsizlik ortamında insanlarla eğlenmeye doyamayan tüm “şakacı” zulüm teknisyenlerine şu tavsiye olunur: Daha çok Sade okuyun. Bugün siyaset veya adı her neyse, yaptığınız işlerin başkalarının haklarına karşı işlenen suçlara ortak olmak dışında bir anlamı olmadığını göreceksiniz. Devam mı etmek istiyorsunuz? O halde daha çok çabalayın, daha çok suç işleyin. Mutlaka takdir görecektir.

Şaka gibi: 'Üçer kez ağırlaştırılmış müebbet...'

Dile kolay 142 yıl! Ortalama yaşama süresinin 70’lere yeni ulaştığı bir ülkede halen ellili yaşlarına yaklaşan Demirtaş’a 142 yıl hapis cezası kesmek! Harika bir hesap doğrusu… Acaba diyorum, savcıların istediği bu cezaların bir ömürden arta kalanları “öte dünya” için mi karar defterine yazılıyor… Bana sorarsınız, iddia makamlarının bu şekilde çıkardıkları hesap her şeyden önce akla, mantığa, sağduyuya aykırıdır.

Taktik maktik yok bam bam bam yetmedi

Elbette ki derbi kazanmadan şampiyon olunur ama Galatasaray eğer ki şampiyonluk yolundaki en büyük rakiplerinden 10 gol yiyor ve karşılığında sadece ve sadece 2 gol atabiliyorsa bunun sonucunda o koltukta o hoca barınamaz. Çünkü bu maçlarda 'bam bam bam' tutmaz, 'taktik maktik' gerekir.

Şeytanca işler

Papa’nın ismi sanı olan bir kişi olduğunu açıkladığı “şeytan”la Rıdvan’ın uzak-yakın bir ilgisi yok bana kalırsa. Çok çok, güce ve iktidara koşulsuz biat etme arzusunu hayranlık, saf sevgi, çıkarsız dostluk gibi masumane duygularla açıklayan ve güçlüden yana aldığı bu tutumdan hiçbir çıkar beklentisi olmadığını ilan eden on binlerce faniden biri.

Sanayi 4.0 ve 'V' tipi toplum

Uzmanların çoğu kalkınmanın yolunun robotik teknolojinin yaygınlaştığı “Sanayi 4.0 devrimini” yakalamaktan geçtiğini iddia ediyor. Öte yandan robotik teknolojinin yaygınlaşmasıyla düşük ücretli işler, yüksek ücretli işlerin yerini almaya başlayacak.

Kürt diye bir şey yok, Kürdistan diye bir yer yok!

Ahmet Kaya kalp krizinden ölmedi. Kalbinde taşıdığı yer yüzünden öldürüldü. Ama o yer hâlâ var... Ahmet Kaya öldürüldü ama kalbi atıyor. Osman Baydemir cezalandırıldı, ama kalbi atıyor. Yeryüzünde onurunu koruduğu için ölenlerin kalbi atıyor.

TÜM YAZARLAR

Igor Tudor işini yaptı, Ümit Özat taraftara saldırdı

15 haftanın geride kaldığı 'Süper Lig'de, en çok eleştirilen ve tartışılan isim, lider Galatasaray'ın teknik direktörü Tudor olmaya devam etti. Acaba Hırvat çalıştırıcı, meslektaşı Ümit Özat'ın bu hafta gerçekleştirdiği taraftara saldırma eylemini yapsaydı, hali ne olurdu?

Merkez sağdan hiper sağa Süleyman Soylu

Merkez sağın tüm hırslarıyla donatılmış bir prens. Dedesi Demokrat Parti, babası Adalet Partisi, kendisi Doğru Yol Partisi gönüllüsü. DYP’nin hep yükselen ama bir yere çıkmayan yıldızı. Demokrat Parti’nin kır atının kısa bir etaptaki süvarisi. Siyasal lümpenliğin ilk ayyuka çıktığı 1987 referandumu yapılırken DYP’den siyasete atıldı. 2010 referandumunda makas değiştirdi; artık yeni evindeydi. Zaten eski ev de yeni ev de yıkılmış, herkes saraya taşınmıştı.

Rus basınında geçen hafta: Arap Baharı’ndan Kudüs yazına

REGNUM ajansı Ortadoğu Bölümü Başkanı Stanislav Tarasov, bölgede “Arap Baharı’ndan Kudüs yazına geçiş sürecinin başladığını” öne sürdü. Yazara göre Trump’ın çıkışını protesto eden Arap ülkelerinden koordine ve etkin hareket beklenemez, çünkü Ortadoğu ülkelerinin çıkar ve amaçları her zaman çok farklıydı.

Modern köleliğin çoban köpekleri: Bankalar

Para üzerindeki tekelin icracıları, Atinalı Platon tarafından ideal devletinde çoban köpeklerine benzetilen bekçiler misali başını bankaların çektiği finansal kuruluşlardır. Bankalar güya tasarruf sahipleri ile yatırımcıları bir araya getiren aracı kurumlardır. Asıl amacın hiç de bu olmadığı yatırımların çoğu zaman milli hâsılaların görece küçük bir kısmını oluşturmalarından kolaylıkla anlaşılabilir

Uçurumun kıyısında

Putin bıçkın bir tavırla oturduğu uçak koltuğundan kanat ucundaki eşlikçi Rus avcı pilotlarını ifadesiz gözlerle izliyor. Şi, Çin Komunist Partisi Kongresi’nde sahne ışığını almış, onu alkışlayan binlerce delegeye mütebessim bir çehreyle bakıyor. Trump, dudaklarını büzmüş, fönlü saçları parıldayarak az önce imzaladığı ABD Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma yasasını taşıyan kartonu, kameralara gururla gösteriyor. Bizlerse bu seçkinler panteonunu gözlerimiz fal taşı gibi açık ürpermelerle izliyoruz.

Boş ol çirkinliği size, ismet hakkı bize

Cumhuriyet ise tüm vatandaşlara getirdiği eşitlikle, hanedan üyesi kadınların sahip olduğu hakları, bütün kadınların hakları haline getirmiştir. Ve bugün bizim örfümüz medeni kanun. Böyle biline. Diyanetin ve Din İşleri Yüksek Kurulunun anlaması gereken bizim bugünkü örfümüzün Medeni Kanun olduğu gerçeği.

Evlerdeki siyah beyaz 50’ler

Son dönem nostalji rüzgarıyla gelen bir yeni akım eski fotoğraf ve filmleri paylaşmak; diğer akım ise 50’ler. Bu üstünde uzun uzun durulacak ve belli ki bolca konuşulacak bir konu. İstanbul kenti dahil herkesin hala biraz Osmanlı olduğu, araba gürültülerinin, çılgın kalabalığın, apartmanların, tüketimin ve modernleşmenin tüm hallerinin kapı eşiğinde beklediği o yıllar, geçmişe özlem duyanlar için bir asrı saadete dönüşmek üzere...

Aziz ölürken ne düşünür ya da demokrasinin erdemi nedir?

Demokrasi, sıradan insanların kendi geleceklerini belirlemelerine dayanır. İlkesi ise eşitliktir. Kimsenin milleti olmadan ve azizleşmeden sürdürülen sıradan yaşam pratiğinin kendi başına saygın olabileceği bir düzlem sunar eşitlikçi fikir. Faşizmin yalancı özdeşlik koşullarında, bu koşulları olağanlaştıran dinamiklere direnecek bir eşitlik siyasetini azizin paradoksuna direnerek örgütlemek zor olsa gerek.

Yılbaşı tarifleri: Fırında hindi

Normalde hindi uzun uzun fırında pişer ve bu süreç kuşun genellikle kuru olmasıyla sonuçlanır. Just Food Market’in sevgili ortağı Sahra bu konuyu çözeceğini sandığım bir tarifi bana anlatınca sizlerle paylaşmak için izin istedim. Bazı kesimler yılbaşında hindi yenmesini eleştiriyorlar ya, sizler için onu da araştırdım.

Diri kentin 'Ölüdoğa' folkloru

Ağırbaşlı bir sergi olarak hatırda kalan 'Ölüdoğa', her ne kadar eserler 'güzel' gibi görünse bile, asıl manzaranın çirkinliğini bize mümkün olan en kibar dille, hissettirmeyi başarıyor. Kendini insandan sakınan bu yansımalar, galiba en çok, onlara kimse bakmadığında, birbirleriyle daha fazla dertleşiyor...

Allah'ın lütfu yahut Kudüs’ten Yemen’e şeytanın gazabı!

ABD’nin İran’a karşı koalisyonu kimlerle kuracağı ve bununla tam olarak ne yapacağı meçhul. İran’a baskıyı artırmaktan yana ülkeler olsa da Irak ve Suriye deneyimlerinden sonra uluslararası toplumda Amerikan-İngiliz trenine atlayacak fazla aktör kalmadı.

İletişim hakkı politik mücadeledir

Bugün bir insan hakkı olarak iletişim üzerine yeniden düşünmek ve iletişim hakkını güncel gelişmeler ve gereksinimler çerçevesinde yeniden tanımlamak, insan haklarını iletişim hakkını da içine alacak bir biçimde genişletecek bir kavrayışa ulaşmak ve en önemlisi iletişim hakkının bir politik mücadele alanı olarak inşa etmek önem kazanıyor.

Peki şimdi ne yapıyorsun?

İhraç edilmemin üzerinden aylar, neredeyse bir yıl geçmesine rağmen hâlâ ve de zaman ilerledikçe ağırlaşan bir soruyla karşılaşıyorum: "Peki şimdi n'apıyorsun?" Bazen bir eski öğrenci oluyor soruyu soran, bazen çoktandır görüşmediğim bir arkadaşım, bir aile dostu, bir komşu, en çok da karşılaştığımızda hal-hatır sormaya mecbur kalan, muhtemelen yaptıklarımızı onaylamayan gönülsüz meslektaşlar...

Gedikli’nin ‘gidişi’ için yıldız falı soruları

Bu karanlık tünelde freni patlamış bir şekilde yol alınırken ‘küserek’ ya da küsmeyerek, istifa ederek ya da ‘izin isteyerek’ uzaklaşanlar; 2015 sonundan itibaren tanık olduğumuz tasfiye/sürgün hareketinden farklı olarak bir ‘göç’ hareketi olarak da görülebilir mi?

ABD ceza kesince

1990’larda ABD yaptırımlarına AB ve Kanada tepki gösterip, kendi şirketlerinin bu tek taraflı yaptırımlara uymak zorunda olmadıklarını belirten yasalar çıkardılar. Fakat 2002’den itibaren özellikle İran’a yönelik yaptırımları ABD çok sıkıya aldı ve diğer ülkeleri de zorlamaya başladı. Bu yaptırımlara Avustralya ve Kanada sıkı bir şekilde uyduklarını açıkladılar. Onları Japonya ve G. Kore hiç itiraz etmeden izledi.

‘Geceleyin insanları’na gelsin

Geceleyin yaşayan insanlar var. Geceleyin insanları diyelim onlara isterseniz. Müezzinin sabah ezanı, günün ışıması onların hâlâ ayakta işittiği, gördüğü şeylerdir. Uyku yerine uyanışı tercih ederler. Tercih dediysem aslında zorunlu bir seçim bu. Başka türlüsünü bilmemekten gelir...

Korku siyaseti kime yarar?

Korkunun siyasettteki belirleyiciliği arttıkça (sürdükçe) çoğunluğu oluşturan kalabalık kerhen ya da gönüllü olarak gerçek veya sahte demeden, "günaha çağrıya" uyuyor ve "istikrara kapanıyor". Artık kazanmaya devam etmiyor olduğunun, hatta kaybetme olasılığının farkına varan rahatsızlar bile, "şimdiye kadar kazandıklarını" güvenceye almanın öncelikli olmasından vazgeçemiyor. Korku siyaset zemininde belirleyici olduğunda, herkes gerçekliği tartışmalı endişeleri, tercihleri için gerekçe olarak kullanabiliyor.

Sanat ve toplumun kesişiminde bir vaka: Kapı Çalana Açılır

Kapı Çalana Açılır sergisi sanat ve toplum ilişkisine dair yeni doneleri önümüze getiriyor. Instagram verileri üzerinden değerlendirdim.

Şam şeytanı

Hepimiz Nusaybin’den kaçakçı kılığında geçeriz. Bir defa sınırına geldik sayılamayan şeyin. 666. buluşmamızdı. Ve konumuz Allah kitap mushaf üzerine yemin ederim ki iblis değildi. On iki senedir toplanıyorduk. On iki virgül yedi senedir.

Değişmezsek tükeneceğiz

Türkiye’nin en büyük şansı da şanssızlığı da bu tırnak içinde güvenli hali. Daha doğrusu “aman bir tatsızlık çıkmasın da gece rahat uyuyalım” hali. Sessizliği sağlamayı uzlaşma sanan çirkin hali. Düşünsenize, insanlar arasındaki her türlü sorun karşısında anneler, babalar, arkadaşlar, patronlar, işçiler, sendikacılar, karakol polisleri, mahkemeler hepsinin işi gücü “öpüşün barışın” demektir.

‘Hacer; sen bir starsın’

Ne zaman birisi depresyona girse aklıma hemen Hacer gelir. Belki yanlıştır ama bazı şeyler yüzünden bunalıma girmek, Hacer’e yapılan bir haksızlık gibi geliyor bana.

Şanghay kavganın son durağı mı oluyor?

Çin’e karşı ABD’nin siper ettiği Hindistan için ŞİÖ’ye giriş ne anlama geliyor? Yeni üyelerin Orta Asya’ya etkisi ne olacak? Çin’in ağırlığının hissedildiği örgütte yeni bir kamplaşma mı başlıyor, kamplaşmanın muhtemel tarafları kim? Örgüt kendi içinde bir dengeleme stratejisine mi yöneldi? Bu hafta yüzümüzü Çin merkezli, Orta Asya menzilli, ŞİÖ’ye çeviriyoruz.

Kişisel bir Berlin yazısı: Kreuzberg hariç değil

Hep derler, doğrudur: Berlin, Türkiye’nin 82’nci vilayeti. Bir dönem Almanya’ya çalışmaya gelen işçilerin yoğunlukla yaşadığı Kreuzberg, bambaşka bir âlem: Doğu’nun incisiyken Batılılarca “uzak durulması gereken yer” olarak kodlanmıştı ama duvarın yıkılmasıyla birlikte yükselen değer haline geldi. Şimdi, Berlin’in “yeni” merkezi.

Yaşamak için ayağa kalkmamışsan, yazmak için oturmayıver!

Thoreau’nun dediği gibi, “Konuşmadan evvel görmelidir insan.” Sürekli ve hep aynı şeyleri konuşmadan, biraz ağaç, biraz saman koklayarak, biraz da rüzgarı hissederek yürümekte yarar var. Yürüyüşün ardından, berbat konularınıza dönersiniz, telaş etmeyin! Yalnız yürümek yalnızca sağaltıcı etkisi nedeniyle değil, yürüyene istediğini yapma şansı tanıdığı için de kıymetli. ‘Yaşasın başına buyrukluk,’ anlayacağınız!

Arap milliyetçiliğinin gelini

Suudi Arabistan başta olmak üzere petro dolar zengini Körfez ülkeleri ne yaptı bugüne kadar? Ellerindeki petrol silahını bir kez bile yaptırım için kullanabildiler mi? Ya da “fakir” Suriye’nin yaptığı gibi Filistinlileri ülkelerine kabul edip yasayla kendi vatandaşları ile eşit statü sağladılar mı? Elbette hayır! Gazze ambargosunu kaldırmak için ne yaptılar? Bunca zenginliğine rağmen Filistinlileri açlık sınırının altında yaşamaya mahkum eden kim?

Özdemir: Bob Dylan'a verdikleri gibi Nobel vermezler âşığa

Şu bir gerçek ki, bir kez saz ve sözün peşine düşen dertsiz olmaz. Bu öyle bir yol ki, sonu hiçbir yere varmayabilir, ama âşık o yolda kendini perperişan edebilir, eder de... Öyle Bob Dylan'a verdikleri gibi edebiyat Nobel'i de vermezler âşığa; belki öldükten sonra bir yerlere heykeli dikilir, ''şöyle iyiydi, böyle güzeldi'' derler, biraz popülerseniz o da...

Cumartesi hazırlığı: CHP Soylu ile nasıl hesaplaşacak?

CHP yönetimi ve milletvekilleri, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na “Sen bittin” diye seslenen İçişleri Bakanı Soylu ile cumartesi günü hesaplaşmaya hazırlanıyor. CHP yönetimi tüm izinleri kaldırdı. Konuşmalarda Soylu’nun AK Parti’ye katılmadan önceki siyasi sürecinin ve cemaatle ilgili açıklamalarının da gündeme getirilmesi bekleniyor.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

İthal viskiye inat Adana rakı festivali

Adanalılara devlet madalya vermeli. Rakı, ithalatı sıfır olan tek alkollü ürün. Tam olarak yerli ve milli. Ama viski, bira ya da şarap öyle değil. 2004 yılındaki ithalatımız ile 2016 ithalatı karşılaştırıldığında Türkiye’nin alkolde dışa bağımlı hale geldiğini görüyoruz. Tıpkı, havamızı kirleten kömür ve doğalgaz ya da ineklere verilen samanda olduğu gibi alkollü ürünlerde de ithalat öne çıkıyor.

Froome nefes aldı ama ya spor?

Türkiye’de astıma rağmen başarılı olan sporcu yok sanmayın. Şahika Encümen var mesela. Türkiye ve dünya rekorlarının sahibi bir serbest dalış sporcusu. Küçüklüğünden beri astım hastası. Gördüğü tedavi hastalığının bir nebze olsun gerilemesini sağlasa da ailesinin bütün koruma çabalarına karşın düzenli bir şekilde dalması asıl terapi oldu onun için. O tedavisini suların altında buldu belki de.

Koftiden önemlilik!

"Kendini fazla önemseme" zehriyle zehirlenmiş olabileceğimi düşündüm. Hazır kandilken, tövbe etmeli; kibir ve kabir sözcüklerinin benzerlikleri üzerine kafa yormalıydım. Tehlikenin farkında mıydım gerçekten? İnsanın bünyesi, "önem" yapmaktan kırılabilirdi. Ne saçma bir ölüm olurdu!

Trump, Filistinlilerin, başkenti Doğu Kudüs olacak bir devlet hayalini ellerinden aldı

Filistin, kelimenin tam anlamıyla “anlatılmaz, yaşanır”. Bu karmaşık ve acı dolu coğrafyayı oraları bilen birinden dinlemek için Nursel Gürdilek’in kapısını çaldık. Kudüs’te 8 yıl yaşayan Gürdilek, "Amerika Filistin halkını oyalıyor" diyor ve çözümü "Filistin kendi direnişini ve bu direnişin liderini bulmak zorunda" diye özetliyor.

Rıdvan Dilmen ile yeşil sahalardan, yeşil parkalara...

Acaba programdan sonra birileri Deniz Gezmiş’in, yeşil parkası olmadan da Deniz Gezmiş olduğunu anlattı mı ona? Kimi, kiminle yüceltmeye çalıştığını? Neden sağ kanattan da sol kanattan da kimseleri memnun edemediğini?

Güney’de yenilen kimdi?

Güney’de iki minik Kürdistan kurma denemesi, çok daha büyük bir yıkım ve bölünmeye yol açacak bir “birakujî” girişimiydi.

‘Güç’ dengesini bulmuş!

Yeni Star Wars filmi “Son Jedi”, bir önceki filmin kırık dökük taraflarını onarıyor ve ayağa kaldırıyor hikayeyi. Rey ve Kylo Ren arasındaki güç savaşı ‘şimdilik’ dengede görünüyor…

Büyükelçinin tatlı vedası ve bizim komploculuğumuz

Bir arkadaşım İngiliz büyükelçisinin "Keşke bu kadar komplo teorilerine inanmasanız” sözlerine, “Oradan inanmamak kolay tabii… gel de buradan inanma!” diye cevap veriyor. Öyle, oradan inanmamak kolay…

Her gördüğün parkı şantiye alanı mı sandın!

Şimdi de Maçka Parkı’nı şantiye alanına çevirmek istiyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bunun için parkı tahta perdelerle çevirdiler. Yeraltından Kuzey İstanbul’da yoğunlaşan trafiği by-pass etmeyi amaçlayan bir geçici çözümün içine Ortaköy Vadisi’ni talan etme hedefini de eklemişler, Beşiktaş Belediye Başkanı’nın cansiperane desteğiyle ranta koşuyorlar!

Şiddetine kılıf arama, 6284 bizimdir!

Biz oldum olası "cinayetin, şiddetin bahanesi yoktur" demiyor muyuz, anlamıyor musun? Yoksa anlamak mı istemiyorsun? Aşkından ölsen de, nefretinde paralansan da, 6 ay uzaklaştırılıp cinnet de geçirsen öl-dü-re-mez-sin! Şiddet de uygulayamazsın. İçindeki şiddete ve caniye kılıf arama. Hele hele bu kılıfa 6284 adını hiç koyma. Çünkü senin o şeytanileştirdiğin yasa, insanı bizzat şeytandan korumak için çıkartılmış bir yasa.

Aldatmak da ilişkiye dahil (mi)?

Kişi ilişki dışı ilişkiyi neden tercih eder? Yeni bir heyecan arayışı, aşık olma arzusu, özgür hissetmek, “yasak” olana duyulan çekim, geçmişte bastırdıklarını ya da yaşayamadıklarını yaşama ihtiyacı, birincil ilişkide kendisini iyi hissetmeme hali, varoluşsal sıkıntıları, ölüm kaygısını giderme çabası, can sıkıntısı, yenilik arayışı… Bunlar aklıma ilk gelenler. Peki ilişki dışı ilişkiye maruz kalan kişi(ler) neler hisseder?

Meydandaki büyük sütun

Akıl ve özgür iradeyle çoğulcu bütünlük kuramadığın için, zorla yapıştırılacağın herhangi bir bütünlüğe ve birilerinin seni buraya doğru gütmesine mahkûm, güdülürken yatıştırılmaya muhtaç olursun. O birileri de işlerini aklına seslenerek görmedikleri için, sana diyebildikleri şudur: Al bu aynayı, meydandaki büyük sütunun önünde kendine bak! Hileli ayna…

'Aşk cinayeti': Böyle sevmek mi olur?

Bergen, tek ve güzel gözlü, şelale saçlı kadın, “acıların kadını”. Önce gözünü, sonra hayatını kaybetti. Aşktan hep! “Böyle aşkın ızdırabını…” bile diyemiyorsun çünkü edeceğin küfürle onu öldüren kurşun aynı yerden geliyor. Bergen neredeyse çocukluğa ait bir yüz ama ünlü kadın cinayetlerinin en “alımlısı” olarak hafızada hâlâ capcanlı.

İtaat et; etin de benim, kemiğin de!

Devam ede gelen olgu, bağımlı benlik yapısının sebebi ebeveyn-çocuk, toplum-çocuk ilişkisi temelinde asıl olarak ebeveynlerinin ve büyüklerinin sözünü dinleyen çocuklar istememizdi. Çiğdem Kağıtçıbaşı, buradan hareketle de toplumumuzun ve dahi devletin itaatkâr insanlar/yurttaşlar peşinde olduğunu belirtiyordu.

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

Demek benim dostlarım var dünyada!

"İyi insanlar yok mu?" diye soruyordu kendine: "Dolu. Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere?" diyordu. Bu çekilmiş, bu ürkmüş, bu kapanmış insanlarla karşılaştığında ondan mutlusu, umutlusu yoktu, çünkü "insanların ümitlerinin ölmediğini" fısıldıyorlardı kendisine: "Demek benim dünyada dostlarım vardı?"

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.