GÜNÜN YAZARLARI

Erdoğanofobi: Beceriksiz bir adlandırma girişimi

Türkiye’de milleti devlete, devleti meclise, meclisi AKP’ye, AKP’yi de Erdoğan’a indirgeyen eşdeğerlik zincirinin aynısı, ümmeti Türk milletine indirgeyen bir ara kanıt yoluyla İslam topluluğunu Erdoğan figürüne indirgemek için de kullanılıyor. Erdoğan karşıtlığını İslamofobi olarak adlandırmak da bu sayede mümkün hale geliyor.

NBA'in 'en değerli oyuncusu' kriteri

Bu sezon istatistiklere bakılırsa James Harden bu ödülü hak etti gibi görünüyor. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil! Bence kimsenin hiç saymadığı LeBron James bu ödülü James Harden'dan daha fazla hak ediyor.

Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar

Yerel seçimler 31 Mart’ta yapılmadan, hem meteorolojik hem diplomatik havalar bir nebze aydınlandığında, en azından Süleyman Şah eski yerine geri gitse, Münbiç yol haritası uygulansa, hiç yoktan Tel Abyad/GreSpi ile Serkani/RasElAyn arasından şöyle 10-15 km. derinliğe tanklar girse… Herhalde Ankara’nın Suriye “stratejisi” bu.

Cehennemin kapıları tıklanırken…

Yeni savaş, basitçe, İsrail’in Gazze ya da Lübnan’ı vurmasıyla sınırlı olmayabilir. Daha doğrusu yeni savaşın cephelerini İsrail’in belirlemesi veya sınırlaması mümkün olmayabilir. Suriye’de saldırganlığın artmasının altında bu olasılık yatıyor. İsrail, Lübnan’dan cephe açarsa Suriye’deki güçler de Golan’dan cephe açabilir. Eş zamanlı olarak Filistin’in iki yakasında intifada tetiklenebilir. Çoklu cepheye bundan sonra Irak’ı da eklemek gerekecek.

Birey olmak ve hayal kırıklığı

İşçiler diye bir kalabalık yerine tek tek -ve aslında sürekli güvencesiz hale gelen- çalışanlar olması, vatandaş olmanın ortak güvencesini paylaşan yurttaşlar yerine korkularla yönetilebilen savunmasız bireyler olması, siyasetin şahsileşmesini her yere yayıyor. İnsanlar özgürlük diye sunulan bireysellikte ilerledikçe, sadece yalnızlıklarını keşfediyorlar.

Erdoğan 'güvenli bölge' için Moskova yollarında

Erdoğan ile Putin dünyada en fazla bir araya gelen liderler arasında yer alıyor. Örneğin sadece 2018’de iki mevkidaş, özel ve ortak platformlarda 25 defa bir araya geldi. Dikkat çeken ayrıntıysa bu görüşmelerden yedisinin baş başa gerçekleşmesi. 2019’un ilk ziyareti de bugün gerçekleşiyor.

TÜM YAZARLAR

Buğday ya Esedullah!

Yanıt imkânlarını açar Dersim. Çünkü orada ‘kutsal’ henüz yeryüzünü terk etmemiştir. Biraz teorikleştirme pahasına… Genel din tarihini, ‘kutsal’ın çok ağır işleyen bir süreç içerisinde yeryüzünü terk etmesinin tarihi olarak da okumak mümkündür: Hemen yanı başımızda olan, sürekli bir etkileşim içerisinde bulunduğumuz bir ‘öte dünyanın’ önce bir ‘öteki dünya’ya dönüşmesi; ardından tek-tanrının mutlak iktidarında kutsalın yeryüzünden çekilmesi ve bunun ardından da Weber’in ifadesiyle dünyanın büyü bozumunun gerçekleşmesi.

'Unutulmaz' bir ilk yarıyı geride bıraktık...

İş adamları kulüplerin başında olduğu müddetçe aynı döngüyü yaşamaya devam edeceğiz. Onların dünyasından bakılınca sorun hep aşağıdadır çünkü.

Arenaya atılan son isimler: Deniz Çakır, Rutkay Aziz, Yılmaz Özdil

En az sekiz yıl boyunca, en geç 2010’dan başlayarak her seçimin bir tür referanduma çevrildiğine şahit olduk. Anlaşılan bu seçim, “kültürel iktidar”ın ana tema olacağı bir referandum görünümü alacak. Diğer seçimlerden farklı olarak bu defa bizzat seçmenin ve gayri-siyasi figürlerin “rakip” konumuna yükseldiği bir referandum. Portakal, Akpınar, Gezen ve Çakır’ın “hedef” seçilmesiyle Şişli, Kadıköy, Beşiktaş ve Çankaya seçmeninin “rakip” ilan edilmesi aynı hedefe yönelik işlemler.

Yeşil Yeni Anlaşma: Bağlam ve sorunlar

Aslında Yeşil Yeni Anlaşma, Yeşillerin, çevrecilerin on yıllardır dillendirdiği noktaları tekrarlıyor. Burada farklı ve ilginç unsur yeşil ekonomiye geçiş ve iklim değişikliğiyle mücadelenin aynı zamanda refahın yeniden dağıtımı ve on yılı aşkın süredir kendisini hissettiren krizin aşılması için anahtar olarak gösterilmesinde.

Rus basınında geçen hafta: Türkiye 'İdlib hesabını' vermek zorunda

Türkiye yanlısı grupları her geçen gün sıkıştıran El Kaide, İdlib’i kontrol altına alıyor. Bu arada bölgeden sorumlu olan Ankara, Rusya ile varılan anlaşma uyarınca İdlib’deki radikalleri temizlemezse bunu Suriye ordusu yapacak.

Kapitalizm ve hekimlik

İnsan bedenini ömürlendirmek amacı esas alınarak tarif edilebilecek hekimlik mesleği, varlık, doğa ve toplum hakkında hüküm sahibi olacak kadar olup biten her şeyin farkında olmayı gerektirir. Bu bakımdan hekim uzmanlaşamaz, uzmanlaşmayı esas alan bir tıp eğitimi hekim yetiştiremez; bayağı pragmatizm icrası anlamında zanaatçı olur. Hâlbuki ‘neden’ sorusunu sormayı düstur edinmiş her meslek erbabı, bilgelikten pay alır.

Toplumun ortasındaki bomba: ‘Sosyal molozlar’

Ne işte, ne eğitimde ne de yetiştirmede olmayan gençlerin sayısı oldukça fazla. Bu üretim sürecinden kopuk ‘boş gezen kütle’nin AKP iktidarındaki rolü üzerinde durulmayı hak ediyor. Zira, rant çarkına sadece aileleri vasıtasıyla eklemlenebilen bu ‘sosyal moloz’a milliyetçi mukaddesatçı ideolojinin taşıyıcısı rolü biçiliyor. Dolayısıyla mevcut skatükoya bağlılığı sürdüğü müddetçe, geri kalan herkes için saatli bir bomba gibi…

İlişkilerde sevgi sandığımız şiddet

Duygusal istismarda pek çok zorlayıcı durum yaşarsınız. Örneğin ne hissettiğinize ve nasıl davranmanız gerektiğine o karar verir. Kontrolcü ve tahakkümcüdür. Sürekli eleştirir. Zayıf yönleriniz, hatalarınız ve son derece insani olan tüm başarısızlıklarınız karşısında sizi utandırır. Güçlü yönlerinizi baskılayarak bir kurban konumunda kalmanız için çabalar.

İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın

Başörtülü toplumsal yaşam hakkına sahip olabilmek için ömrünü harcamış kadınlardan birisiyim. Dolayısıyla başörtülerini çıkarıp toplumsal görünürlüklerini değiştiren kadınlar hakkında ne düşündüğüm yolunda çokça soruyla muhatap olmanın getirdiği bir zorunlu yazı bu.

Açlık sorunu nereye gidiyor, biz nerede duruyoruz?

Açlık sorununun azalmak şöyle dursun, daha da büyüyebileceğini dikkate almayı gerektiren bazı kritik göstergeler var. Açlık sorununa önümüzdeki yıllarda etkisi daha ağır biçimde hissedilecek bu göstergeleri dikkate alarak bakmak gerekiyor. Önemli bulduğum ve çeşitli açılardan birbirine bağlı üç sorundan söz edeceğim sadece.

Şehrin karanlık hafızası

Asena Günal ve Murat Çelikkan imzalı ‘Hatırlayan Şehir’, Taksim’den Sultanahmet’e küçük bir tur rehberi. Bambaşka, çok farklı ve değerli bir rehber. Okurken bir kez daha fark ediyoruz: İstanbul’un kamusal mekanlarının hafızalarında, kolektif kimliğimizin üstünü örttüğü nice acılar, suçlar ve kabahatler de saklı.

Tam köşe yazarı oluyordum ki…

Şimdi seçim zamanı ve ben kendimi milletvekili adayı olarak buldum. Halkımız teveccüh gösterir ve TBMM’ye gönderirse üzerime düşeni yapmaktan başka bir derdim olmaz. Diğer halde de halkımız sağolsun. Tam köşe yazarı olmaya çalışıyordum ki olaylar böyle gelişti.

Binali Yıldırım neden istifa etmez?

Erdoğan daha önce olduğu gibi rakiplerini test etmektedir. Anayasa’ya uymak zorunda olmadığını, onun üzerinde olduğunu dostuna düşmanına göstermektedir. Bu bir hükmetme stratejisidir. Muhalefetin kendi hükmü altında olduğunu, kendi çizeceği sınırlarda varlık gösterebileceğini deklare etmektedir.

Bir pilav tarifi izledim ki...

İyisini yapmak için çok sayıda tarif gördüm, ancak hiçbirisi geçtiğimiz günlerde izlediğim ve sonrasında aşermiş gibi bir istekle deneyip aldığım sonuç karşısında yaşadığım mutluluk yönünden bununla kıyaslanamaz.

Tamtakır hayat kasasının sevimli hayaletleri

Çocuklara rezil olmamak adına, Kasa Galeri'de yer alan 'Başka Gün Başka Hayat' isimli sergiden sağ ve masum halde çıkabilmeniz, asıl sizin kendi içinizdeki çocuğa gösterdiğiniz ya da bundan böyle gösterebileceğiniz olası yaklaşıma tavizsiz düzeyde bağımlı.

Rosa Luxemburg Gezi'de ne yapardı?

Tam da birilerinin tutarsızlık ve iç çelişki dediği şey, yani o bütünlük, teorisyen, devrimci, kadın ve aşık Rosa’nın bütünlüğü değil mi güzel olan ve Rosa’yı Mısır’da Tahrir Meydanı'na, Türkiye’de Gezi Parkı'na, Fransa’da sarı yeleğiyle Champs Elysees Bulvarı'na çıkartacak olan…

Başkalarının 'kir'iyle aklanmak

Kadınları eleştirmenin, ahlaka davet etmenin, aşağılamanın kitlesel onay gören, mevcut iktidarın da özenle köpürttüğü eril şiddet ve kadın düşmanlığını besleyen bir edim olduğu bir toplumda kutsal aileye, annelik, eşlik, evlatlık sorumluluklarına ihanet ettiklerini iddia ettikleri kadınlar; tacizi, sömürüyü ifşa eden kadınlar hedef alınıyor sık sık.

Mantık nedir, herkes mantıklı mıdır?

Bir insan zeki ama ahlaksız olabilir; ancak, akıllı ve ahlaksız bir insan olamaz. Akıl her zaman iyiyi, hayrı talep eder.

Çekiç Güç’ten bahçeli evlere: Bir 'tampon' hikayesi

Erdoğan, “TOKİ’nin yapacağı bahçeli evler” retoriğiyle konuya girmiş bulundu. Ancak tıpkı 1991’de Özal’ın yaşadığı gibi bir ‘altyapı sorunu’yla karşılaşabilir. İktidar ortağı MHP şimdiden böyle bir ‘tampon bölge’ uygulamasını asla kabul etmeyeceğini ilan etti. Üstelik bu kez ekonomik darboğaz büyük sermayenin talep ve temennilerini de dışa bağımlılığı da giderek güçlendiriyor. “Batı’yla daha uyumlu”, macera aramaktan uzak bir rota yerel seçimden sonra mecburi istikamet haline gelebilir.

Sorun yatay-dikey değil, siyasi irade!

Amsterdam'daki başarı, bulunduğu coğrafyanın kültürel iz ve alışkanlıklarını modernist bir projenin imgelem gücü ve iddiası ile buluşturabilmesinde yatıyor. Galiba bu yüzden Türkiye coğrafyasında yoğun toplu konut ve bir arada yaşama projeleri ya vasat denebilecek düzeyde kalıyor ya da sadece yüksek gelir gruplarının kendilerini kapattıkları rüküş gettolara dönüşebiliyorlar.

ABD'nin Ortadoğu'da bölünme siyaseti

Kimse emperyalizmin asla bölme çabası içinde olamayacağını iddia edemez. ABD Irak işgalinde olduğu gibi açık bir şekilde işgal ediyorsa, bölme de bir siyaset olabilir. Ama Batı’nın belli bir bölgeye yönelik siyasetini yalnızca bölünme endişesi içine hapsetmek, Ortadoğu bölgesinde İsrail karşıtlığıyla birlikte en çok prim yapan, siyasetin çok daha önemli diğer alanlarını gölgeleyen bir söyleme dönüştü.

Erdoğan artık normalleşme istiyor

Belki de Erdoğan’ın, ekibiyle beraber Fazıl Say konserine icabet etmesini bu filmin/dizinin “olağan” sahnelerinden biri olarak okumak gerekiyor. Senaryo tıkır tıkır işliyor, herkes kendisine biçilen rolü başarıyla oynuyor ve olağanüstülük artık olağanlaşıyor. Bundan sonra iş, izleyicinin heyecanını diri tutmak için küçük gerilimler yaratmaya, beklenmedik jestler yapmaya kalıyor…

Tutkusuz yaşanmıyordu, hatırladın mı?

Kendisi upuzun kara bir tünel olmuş bir ülkede, tutkunu bulmak nefes almakla eşdeğer. Sigaranın zararları başlıklı kolaycılıktan daha ileri bir seviye bu. Sahi, ne için buradasın? O nefesi kıymetli kılan ne? Yapmayı istediğin, sevmeyi istediğin, parçalandığında yeniden toplanmana değecek olan ne?

Azınlıkların dilleri çözüldüğünde

Bu yıl sekizincisi düzenlenen Pembe Hayat KuirFest, KÜLT bölümünde 30'uncu seneyi devriyesindeki Çözülen Diller filmini ağırlıyor.

LGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz?

“Başınız ağrıyorsa ‘kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz, uğraşıp baş edemediğiniz düşünceleriniz nelerdir?' sorularının cevabını bulmalısınız. Baş ağrılarının çoğu kendini acımasızca eleştirme, özgüven kayıpları ve kişinin yaptığı her şeyi değersiz görmesiyle ilgilidir….” Bu soruyu hatırlatmamın nedeni LGS adı verilen bu “sınav”ın çocuklara/gençlere iler tutar tarafı olmayan, tamamen “kafadan atma” malumat aktardığını da hatırlatmaktı. “Baş ağrıları”nın “özgüven eksikliği”nden kaynaklandığını kim söylemiş?

Sedat’ın santuru

Sedat’ın santurunda bir ses var. Mızrabının tele değdiği yerlerde, onun bildiği bir ses bu. Bir kısmını anlıyoruz biz sanki. Bu çalgının, bu topraklarda tamamlanması gerekiyormuş. O tamamlanma çemberi için de, biraz anlatması gerekiyormuş. Dilsiz kaval, kaba zurna, cura... hepsiyle konuşuyor santur.

Lütfen dikkatli yaşlanalım

Yaşlılık kavramının yeniden ele alınıp varolan iletişim dilinin hepten güncellenmesi gerekiyor. Bir kere yaşlılarla değil yaşlılıkla ilgili konuşulması gerekiyor. Yaşlanmak da herhangi bir yaşta değil doğuştan itibaren başlayan bir süreç olarak ele alınmalı. Hepsinden önce akıldaki klişeler gözden geçirilmeli.

CHP bir muhalefet partisi mi?

Rahmetli babaannem bu sistemi, sistem içinde kalarak çözmenin sırrını vermişti bize "Oğlum bir baş ol da istersen soğan başı ol" diyordu. CHP irili ufaklı iktidar oldu hep, hep soğan başı...

Hrant Dink anısına: Bir şarkılı sesleniş…

Hrant Dink cinayeti, Türkiye tarihindeki büyük utançlardan biri. Çözülse de bu böyle olacak. Katillerin, “katil”lere emri verenlerin cezalandırıldığını görmek, hepimizin tek arzusu. Dilimizden düşmeyen slogan basit: Biz bitti demeden bu bitmeyecek. Dink’in öldürülmesi canımızdan can kopartan hadiselerden. Beklemediğimiz bir zamanda apansız gitti, ona en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemde bizden kopartıldı. Ardından çok şarkı yazıldı, çok şey söylendi...

Layk dostluktu, layk emekti...

Tam twitlik konu, diye geçirdi içinden. Yanlış anlaşılmaktan çok korkuyordu. Tek bir takipçi kaybetmeye tahammül yoktu, iyi düşünmeli, kapsayıcı ve tehlike içermeyen bir şeyler yazmalıydı. Çarpıcı. Cazip. Ortalamaya hitap eden. Kitlelere seslenmenin hiç de kolay olmadığını çok daha iyi anlıyordu artık...

Kürtler ile Şam anlaşabilir mi?

Şam–Kürt anlaşması sadece ABD’nin değil “Kürtlerin kontrol altına alınacağı sonucunu doğuracağı için” Ankara’nın da Suriye sahasındaki argümanlarını ve varlık sebebini büyük ölçüde ortadan kaldırır.

Paco de Lucia’nın Türkiye müziğine etkisi

Benim Türkiye müzikleri tarihinde duyduğum ilk önemli Paco de Lucia hikayesi Doğan Canku tarafından aktarılmıştır. Doğan Canku bir klasik gitarist olarak başladığı gitar serüveninin bir noktasında flamenkoyla ve tabii Paco de Lucia'nın müziği ile tanışır. Bu ilgisini bir Paco de Lucia taklitçisi olmaktan çok daha uzaklara taşıyan Canku, elinden geldiğince kendi kişisel müzik dilini kurmaya çalışır.

İttifakta son viraj: İlçeler!

AK Parti-MHP hem de CHP-İYİ Parti görüşmelerinde 30 büyükşehir ve 51 il üzerindeki çalışma tamamlandı. Görüşmeler ilçeler üzerinden devam ediyor.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

İşte kapı! İtmek mi, yoksa çekmek mi?

Muhalefet, Türkiye’yi açmazından kurtarmak üzere seçim denilen o hayali kapının önünde durmuş, kapıyı yine hep bildiği yoldan zorlamaya çalışıyor. İttikçe itiyor, oysa hem açmazın çıkışı o kapı değil, hem de kapı ittikçe daha sıkı kapanıyor.

Rakibim Mansur Yavaş

Mansur Yavaş konuşmasında bol bol araçların ve betonun kenti sarmasına vurgu yaptı. Pek asfalt lafı kullanmadı araç dedi, betonu aynen kullandı. Hatta bir Kızılderili ruhu ile “Betonlaşma uğruna insanı yok saydılar” dedi, yetmedi ardından “Kendisi yüksek olan ama ruhu olmayan binalarımız oldu” ve en sonunda “Şehir insanlara göre değil, araçlara göre tasarlanıyor” bile dedi.

Akreditasyon mu? Hiç almayayım canım

Büyük turnuvalarda kim olursanız olun, spor alanında akreditasyonunuzla gezmek zorundasınız. Federer de bunu Melbourne’de hatırlamış oldu İsviçreli oyuncu, soyunma odasına girmek isterken, bir görevli tarafından durduruldu. Düşünsenize, maç öncesinde Fatih Terim her zaman olduğu gibi soyunma odasına doğru gidiyor. Terim geçmeye çalışıyor, güvenliğin ne dediğini bile dinlemiyor ve ufak çaplı bir sözlü tartışma başlıyor. Güvenlik elemanı diyor ki ‘Hocam akreditasyon kartınızı görünen bir yerde tutmanız lazım.’

Bir gece ansızın gelen sevgiliye mektup!

Kışın yerine baharı kayyım atamışlar. Camları açıyor, içeride Kırkpınar pehlivanları gibi dolaşıyoruz. Bu tuhaflıklardan sonra sen geldin. Gün boyu "neden ben?" diye salak sersem dalıp duruyorum. Damarlarımda kanım hızlanıyor, aklımda hep sen…

Aday tanıtım toplantısında 'anayasayı ihlal' gündemi

Aday tanıtım toplantısında konuştuğum bazı partililer, CHP’nin gerilimi yükseltmesi durumunda, bundan AK Parti’nin ve adayı Binali Yıldırım’ın kârlı çıkacağı yorumunu yaptılar. Neye dayanarak söylediklerini bilmiyorum ama bu, rakibini gözünde fazlaca büyütmek anlamına gelmiyor mu? Kimileri de “CHP, gerilim siyaseti yerine seçmene umut veren bir söylemle sandığa giderse kazanma olasılığı artar” dedi. Doğruda ısrar, neden kaybettirsin?

Ahmet Kural’ın beden dili ve yazılı şiddeti...

“Ahmet Kural yalnız değildir!” diye bağıranlar var şimdi. Bence de yalnız değil. Bir sürü var ondan. Daha beterleri var. Çok daha beterleri var. Kadınlar konuştukça, azalacaklar tek tek.

Veda: Kalemin iştahı

Kalemin bir iştahı var. Kalemin iştahı, birilerinin canını yakma sınırına varamaz. Kalem kaderi yazar, yazı ise alında parlar.

Sinema kavgasında ilk dalga çekilirken

Fırtınanın ilk dalgası atlatılıp sular çekilmeye başladıkça görüntü daha da netleşmeye başladı. Bir yanda 2016’nın kuruyla 800 milyon dolar vererek Mars Grup’u satın alan CJ CGV, diğer yandan sektördeki büyümenin sonsuza kadar süreceğini düşünüp kredi ile yatırım yapan sinema salonu işletmecileri, öte yandan da her ikisine de para kaptırmak istemeyen yapımcılar.

Bizim mahalleye sesleniyorum: Senin ne o bıyık?

Birbirimizi başka türlü eleştiremez miyiz? Birbirimize katılmadığımız anlar olabilir evet ama bu denli öfkeli bir saldırganlık neden? AKP’nin kusur bıraktığı Gazete Duvar gibi mecralar da kapansın mı, yazıp çizmeye devam eden İrfan Aktan gibi gazeteciler de sussun mu? Ne istiyoruz?

Endeks düşebilir, ayı çıkabilir!..

Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen "ayı piyasası"na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa...

'Erkeklik krizi'

Erkeklik krizi, günümüzün gerçeği. Yalnız bu sendrom; daha fazla korku, baskı, tehdit, sınırları kapatma, ırkçılık ya da dışlamayla değil daha eğitimli ve kendine güvenen beyinlerle aşılacak bir durumdur.

Sevilebilme Sanatı

Kişi sevilmeye niçin izin vermez? Aslında kendisine iyi gelme ihtimali olan şeyleri elinin tersiyle niye iter? Sevilebilmek bazı kişiler için büyük bir korku kaynağı çünkü beraberinde yakınlaşmayı getiriyor.

Başörtüsü özgürlüğünden başörtüsünden özgürlüğe dindar kadınların 'Challenge'ı

Yüzlerce sosyal medya kullanıcısı kadın #1YearChallange etiketiyle yan yana getirdikleri başörtülü fotoğrafları ile başörtüsünü çıkardıktan sonraki fotoğraflarını, “okuduk, özgürleştik”, “büyüdük, güzelleştik, özgürleştik” açıklamalarıyla paylaşmaya başladı. Muhafazakâr cenah için, bir zamanlar başörtüsü uğruna mücadeleler verilen, büyük mağduriyetler yaşanan bir simge iken, şimdi özellikle de genç kadınlar başörtüsünden soyunduktan sonra “özgürleştiklerini” iddia ediyorlar.

(Neo)Liberalizm, demokrasiyi tasfiye ediyor

Ekonomik krizlerin yoğunlaşması, ekolojik krizlerin alarm vermesi ve gelir dağılımı adaletsizliğinin daha da artması gibi sorunlara kar motifinin temel amaç olduğu bir üretim modeli içinde çözebilmek giderek olanaksızlaşıyor. O nedenle, ekonomik ve ekolojik krizlerin aşılabilmesi için rasyonel esaslara göre örgütlenmiş bir toplumsal sistem, demokrasinin kazanılabilmesi için de solun yükselmesi gerekiyor.

Büşra, Kübra, Merve, takın onu tekrar çabuk!

Eğer bazı başörtülü genç kadınlar bireysel kararlar verip başka türlü giyinmeyi, başka türlü yaşamayı seçebiliyorsa, her kesimden başka insanlar da günün birinde başka tercihler yapabilir, başka yollara yönelebilir demektir. “Gerici” doğmuş, “gerici” olarak büyümüş, öyle de ölecek düşmanlarla karşı karşıya kalınmadığında ne olacak?

Başakşehir'i siyasetten bağımsız düşünemeyiz

Sadece formasına ve adına baktığınızda bile siyasetle olan ilişkisi okunan Başakşehir'in tertemiz bir kulüp olduğuna inanmamızı beklemeyin. Aynı eski örnekleri gibi Başakşehir de siyasetle yükselen bir başka kulüp sadece.

Nasreddin Hoca, Dostoyevski ve 'Yaradaşlık'

Takkeyi önlerine koyacak orta yaşı geçmiş yerli öykücüler, genç öykücüleri kendilerini okumaya ikna etmek için mesela ne yapmalıdır? İnsanın aklına türlü tuhaf yöntem geliyor: Mesela orta yaşı geçkin öykücülerin gençlerin ilgi duyduğunu varsaydığı temalarda öyküler yazması (Instagram’da yeterli takipçiye ulaşamayan genç bunalıma girer ve olaylar gelişir/ Zara indiriminde 45 dakika kasada bekleyen genç harcadığı vaktin aldığı monta değmediğinden şüphelenip varoluşsal bir sorgulamaya girişir ve olaylar gelişir)...

Aşkın kanununu yazsak yeniden

Sevgi her konuda değil ama bazı temel konularda anlaşmaktır çünkü. Ve bu sevinç, şefkat, anlayış yoksunu dünyada anlaşmak lükstür, lüks!

Sosyo-politik iklimimizin ‘mümtaz’ programı

Sosyo-politik iklime mükemmelen uyarlanmış programlar dururken görme ve düşünme tarzlarımızı değiştiren veya değiştirme potansiyeli taşıyan sanatçılar, bilim insanları, entellektüeller payelendirilip sırtları sıvazlanacak değil her halde. Onların payına olsa olsa değişik biçimlerde susturulmak düşüyor. Ve susturma sadece iktidar namzetlerinden gelmiyor, onlarla suç ortaklığına soyunan farklı kesimlerden epeyce insan var ülkede.

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

'Kablo plim yapıyo'

Bundan sonra akıl “Kablo plim yapıyo” diyecek, bu saatten sonra başka ne diyecek, ne desin! Onca rasyonel çabaya rağmen bunca irrasyonalite, böyle absürd bir tepkiden başka muhtemel ve anlaşılır bir seçenek bırakmıyor akla.

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.