GÜNÜN YAZARLARI

Piyango yaşamlarımız ve 'borderline siyaseti'

Milyonların katıldığı Gezi eylemlerinde sadece bir kişinin yüzlerce gündür içeride yatıyor olmasının hazinliği ortada. Adeta tek kişiye çıkan büyük “ikramiye” Osman Kavala’nın oldu. Ateş düştüğü yeri yakıyor, acının kime nasıl vuracağını kestirebilmek çok zor artık.

Kaçak savaştan kaçırılan cenazelere

“Birkaç” ve “tane”... İstismar siyaseti en usta olduğu bir alanda bile inceliğini yitiriyor. Üstelik Erdoğan ifadesinin devamında Libya’da uluslararası hukuk karşısında Türkiye’yi suçlu durumuna sokacak başka bir gerçeği de artık izlemiyor: “Suriye Milli Ordusu'ndan ekiplerimizle beraber oradayız.”

İslamcılığı başlatanlar bitiriyor

Bir elinde Gülen, M. Bin Selman, Sisi, öbür elinde Bağdadi olan ve canı istediğinde İslam’ı müttefik, istemediğinde tehdit olarak araçsallaştıran, diyaloğun da, en grotesk şiddetin de asıl sahibi, ipleri elinde tutan Batı tablosu... İslamcılar bu açmaz içinde bocalamaya devam ediyorlar. Çöküşün asıl kendisi bütün bu süreçlerde belirleyici olduğu iddiasında bile bulunamamak.

Parti dik bir yokuşta, biraz itekleyelim dedik

Peki sadece söylem, sadece “yeni bir dil”, yokuşu çıkmaya yeter mi? HDP sadece tabanının iteklemesiyle yetinip gaza basmaktan imtina ederse, geriye gidişten kurtulur mu? Kongre salonuna yansıyan hava, tabanının partiyi iteklemeye kararlı olduğu yönündeydi. HDP’nin ise kendisini sınırlayan, frenleyen iç ve dış etkenlerle boğuşmaya devam mı edeceğini, yoksa gaza mı basacağını hep beraber göreceğiz.

Yeryüzü sofrası

Yeşilken daha ağır oluyor muzlar ya da 17 ağacı toplayıp taşıdıktan sonra, her şey ağır geliyor mesela. Fakat sonra sıradanlaşıyor yük. O olmasa bile varmış gibi yürüyorsun, biraz öne eğik, ortadan kırılmış yapıştırılmış ama yamuk biraz ve güneş yüzüne işlemiyor pek artık.

Suriye'de bir savaş kaybetmek

Cuma akşamı gerçekleşen Erdoğan-Putin telefon görüşmesinden dişe dokunur sonuç çıkmadı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un İstanbul’da Türkiye, Fransa, Almanya, Rusya dörtlü zirve tekrarı daveti RF Devlet Başkanı Putin’den de 5 Mart için kabul görmüşe benzer. Adeta mezbahaya dönen Idlip’te olan bitene Cumhurbaşkanı’nın icazetiyle “savaş” diyebiliyoruz artık madem, günü gelince Suriye’de “yenildik, bir savaş kaybettik” de diyebilecek miyiz? Ne acı. Savaş kaybetmenin hıncı da dönüp içeride başta Kürtler, tüm muhaliflerden mi çıkacak?

TÜM YAZARLAR

Demokrasiyi kendisine karşı korumak

Oedipus, bilmesindeki aşırılık jestini bilmemeye yöneldiğinde de tekrarlar; kendi gözlerini kör eder. Bu fazlalık, bu aşırılık dışarı atılmadan bir ‘site’ sembolik olarak mümkün değildir

Bir yılda dört takımı dolandırdı: Bernio Verhagen

Amatör futbolcu Bernio Verhagen, yaklaşık bir yıl içerisinde 4 kez profesyonel takımlarla sözleşme imzaladı. Bir kez bile sahaya çıkmayan Verhagen'in sonu ise Danimarka'da hapse girmek oldu. Peki, Verhagen nasıl oldu da bu anlaşmaları yapabildi?

Bir finans cenneti olsak, fena mı?

Bir sabah kalktık ki TCMB bağımsızlığına kavuşmuş ve temel amacının fiyat istikrarını sağlamak olduğu ve uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirleyeceğini yasasına açıkça eklenmiş. Bankanın büyüme ve istihdam politikalarını ancak fiyat istikrarıyla çelişmediği taktirde destekleyebileceği ayrıca belirtilmiş. Yani banka bir devlet otonomisinin ikili karakteri olan Hazine ve Merkez Bankası arasındaki tamamlayıcı ilişkiyi terk etmiş. Peki bu ne demek?

Sınırlarda yaşanan duvar utancı

Adına “fiziki güvenlik” de deseniz, etik açıdan nötr başka bir isim de seçseniz hiç fark etmez. Sonuçta sınırlarda inşa edilen şeyin adı duvardır ve yapılan işin nihai anlamını belirleyecek olan da budur. Duvar boyunca serpiştirilmiş kulekol, garnizon veya uzaktan kumandalı otomatik silahların varlığını da dikkate aldığımızda, Türkiye’nin tıpkı İsrail veya eski Güney Afrika gibi duvarları sınırı militarize etmek amacıyla kullandığını söyleyebiliyoruz.

Bekçi Baba 2: Önce sopa vardı!

Bugün bekçi düdüğüne duyulduğu söylenen hasret, bir zamanlar bekçinin sopasına duyulmuştu. Sopadan silaha geçiş, modernleşmenin bir ürünüydü ve bekçinin geleneksel özelliklerinden modern kolluğa evrilmesini gösteriyordu. Bekçiliğin meşrulaştırılması için başvurulan soyut “mahalle” ise hazırlanan kanunda aslında yok gibi bir şey. Somut mahalleler de iktidarların sevinç değil kaygı kaynağı: 1 Mayıs Mahallesi gibi, Gazi Mahallesi gibi...

Çirkin, art niyetli ve kötü bir derbi

Aslında bu maçı izlerken, aklımdaki tek şey, oyun analizi yapmak değildi; çünkü oynayan, oynamayan oyuncular ve teknik ekipler dahil herkes çok kötü niyetliydi. Hiçbir pozisyonda hiç kimse asgari ahlak kurallarına riayet etmedi. Oyuncuların kötü niyeti oyunu domine etti ve futboldan çok, oynamadan kazanmanın ahlaksızlığı işbaşı yaptı.

Kuru yönetip, krizi havale etmek

Türkiye’de sermaye hareketleri serbestliği, istikrarlı kur ve para politikası bağımsızlığı hedeflerinin bir arada güdülmesi kaynaklı bir uzlaşmaz üçlü performansı değil; ekonomik yapının değişmediği arka planda yönetilen bir kur ile yüksek büyüme hedefi (dolayısıyla bir an önce işsizliğin azalması ve sorunlu kredilerin çözülmesi isteği) arasında uzlaşmaz hale gelebilecek bir gerilim izliyoruz.

Çarlıktan komünizme, Lenin'den Trump'a: Rus resmi

Rusya tarihine her zaman ilgi duyan ve tarih konulu birçok tabloya imza atan ressam Glazunov'a halk arasında “Rusya’nın SSCB Büyükelçisi” lakabı verildi. SSCB dağılınca Glazunov’un siyasi vizyonunun 'monarşist' olduğu öğrenildi. 'Sınıfsal ayrıcalık' prensibini benimseyen ressam, demokrasi ve hak eşitliğini inkar ediyordu.

Başkanlar ekseni ve bumerang yörüngesi

Açıkçası derbi sonrasında bu tansiyonun daha da yükselebileceğini düşünüyorum. İki takım da transferden kadro mühendisliğine kadar skandal işlere imza attılar. Ortada doğru düzgün futbol da yok.

Yeni bir toplumsal sözleşmenin imkânları

Türkiye’nin temel açmazlarını dünya kapitalist sistemi ve Akdeniz havzasındaki yerini esas alarak kavramak ve söz konusu açmazlara çözüm önerilerini bu doğrultuda biçimlendirmek, kökendeki yapısal faktörleri ıskalamamanın koşullarıdır.

Terrace Tema kulesindeki ‘Müslüman Kardeş’

AKP dönemi palazlanmış ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında el konulmuş bir şirketin projesi; İhvan’ın önde gelen bir üyesi; arazi tahsisleri ve yardımlarla gündemden düşmeyen bir vakıf; inşaat firmasıyla iç içe geçmiş bir e-üniversite… İşte bir turnusol deneyi daha.

Linç değil alkış gelince yükselen umut

Müziğin dili evrensel zaten ama etnik müzik sevenler için dilin evrensel olmasından öte o tınının, halka ait olması anlam taşır. Hangi dilde olursa olsun hatta caz olsun sıradan insanı yansıtışıyla birleştirir etnik müzik, sevenlerini. Ve bu ülkede yan yana, dip dibe, iç içe yaşarken birbirimizin türkülerini gönül yarası gibi derinden hissederken, duymaktan mahrumuz. Olacak iş değil. TRT Kürtçe kanal açmışken bile yıllardır ulusal radyo ve televizyon kanallarında Kürtçe müziğe yer verilmeyişi tahammülfersa.

Sanat eleştirisinin sırtındaki küfe

Sanat eleştirisi birim sanat yapıtının üretilmesinden önce oluşmuş sanat anlayışlarını yapıta uygulayan bir SSE (Sanat Standartları Enstitüsü) testi değildir. Artık sanat eleştirisi öncelikle yapıta odaklanır ve onu tarihsel, sosyal, politik vb. yönleriyle tartışır.

Açlık sorunu nereye gidiyor, biz nerede duruyoruz?

Açlık sorununun azalmak şöyle dursun, daha da büyüyebileceğini dikkate almayı gerektiren bazı kritik göstergeler var. Açlık sorununa önümüzdeki yıllarda etkisi daha ağır biçimde hissedilecek bu göstergeleri dikkate alarak bakmak gerekiyor. Önemli bulduğum ve çeşitli açılardan birbirine bağlı üç sorundan söz edeceğim sadece.

Abdullah Gül’ün hatırlattığı kitaptaki detay

Gül, Moskova’nın Suriye’nin kaderini değiştirecek bir aktör haline geleceğinin Ankara’da çok geç fark edildiği görüşünde. Türkiye’nin doğru bir diplomasiyle 2003’teki Irak savaşını aktif çatışmanın bir tarafı olmadan atlatmış olduğunu hatırlatırken aslında (bizzat bu kelimelerle ifade etmese de) bugün Türkiye’nin Suriye politikasının doğru işlemediğini söylemiş oldu dolaylı yoldan.

Kültür Bakanı’na sorulmamış sorular

Beyoğlu Kültür Yolu basın toplantısı, bir tebliğ toplantısı gibi olmuş. Projenin detayları hakkında merak ettiklerimi kimse sormamış gibi görünüyor. Basın toplantısı oldu bitti ama ben yine de sorularımı sormak istiyorum, belki bir duyan olur…

Koronavirüs salgınının küresel ekonomiye muhtemel etkileri

Üretimin durma noktasına gelmesinin Çin yönetimini endişelendirdiği elbette bir gerçek. Devlet başkanı Xi Jinping zor bir dengeyi tutturmaya çalışıyor: Bir yandan valileri ve belediyeleri salgına karşı yeterli önlemleri alma konusunda disipline etmeye çalışırken bir yandan da salgın ya da merkezi hükümet tarafından cezalandırılma korkusuyla ekonomiyi durma noktasına getirmesinler diye uyarıyor.

Kin davası

Türkiye’de siyasi davaların niteliği artık onların kin davaları olmasıdır. Pratiği rehine siyasetidir. Yargı, bütün kin davalarının aracıdır. Demirtaş’a duyulan kinin aracıdır, Kavala’ya duyulan kinin aracıdır.

Evde bowl yapmak

Kase dünyasında çeşitler sınırsız. Keyfinize göre denemeler yaparak güzel sonuçlar alabilirsiniz. Ben eve gelen misafirlere bile bu tarz kaseler servis ediyorum son dönemde. Size de denemenizi öneririm. Farklı çok seçenek olduğu için tek bir tarif vermek istemedim, onun yerine elinizde hangi malzeme olduğuna da bağlı, keyfinize göre kendi hazırlığınızı yapabilirsiniz.

Türkiye'nin sıcak sanatı, Ukrayna'nın ayazına geldi

Siyasetten dış politikaya, kültürden kamusal alan hafızasına bir çok konuda yazgıdaş olan Türkiye ile Ukrayna, Kiev'de açılan Türkiye'den çağdaş sanat seçkisinde bir araya geldi. Küratörlüğünü Bedri Baykam'ın üstlendiği sergide, nesiller arası 26 sanatçının yapıtı bir arada...

İnsan komünistse kolay öğrenir

Cemal Amca (Kıral), yıllarca Türkiye’de komünist bir gelecek için, işçi örgütlenmelerinde çalışmış. Bulgaristan’da başlayıp, Türkiye’de devam eden yol hikayesi ise 12 Eylül’ün kör karanlığı ile birlikte sonu gelmez bir göçmenlik hikayesine dönüşmüş.

Üç-beş 'uygunsuz' kitapta Türkiye tarihi

Müstehcen, uygunsuz veya gayriahlaki bulunarak yasaklanan veya çocuklar ve gençlerden uzak tutulan kitaplar söz konusu olduğunda erkek ve kadın yazarların kaleme aldıkları arasında kayda değer farklar vardı. Bunu o yaşlarda seziyordum fakat yıllar sonra bu kitapların bazılarını tekrar okuduğumda bundan emin oldum.

‘Siyasi ayak’: Restorasyon öncesi bir mahsuplaşma

Bugün Erdoğan’la Başbuğ ya da Kılıçdaroğlu arasında yaşanıyormuş gibi görünen mahsuplaşma, devletin yeni bir kriz anındaki dönüşüm ihtiyacı karşısında pozisyon almadır biraz da… Türkiye’nin “sivilleşme”, “demokratikleşme” gibi süslü sözlerle başladığı, ardından ordu merkezli değil de Saray merkezli bir vesayete dönüşen restorasyonu tıkanmıştır. Yenisinin aktörleri aranmaktadır.

Kavuşma Durağı: Her tasarım nesnesi politiktir

Kuşkusuz tesadüf, kapalı kutu şeklinde ve yüzeyinde Cumhurbaşkanlığı armaları olan çadırı ile Kavuşma Durağı’nın aynı anda Taksim Meydanı’nda olması. Ama Cumhurbaşkanlığı Çadırı'nın tek bir gösteriyi tebliğ eder tavrı karşısında Kavuşma Durağı hafifliği ve sergi, dinleti, forum gibi çok şey sunması ve boşken insanların istedikleri gibi kullanmasına izin vermesi ile çadırı, devlet otoritesinin metaforu haline getiriyor.

Ghosting'den friendzoning'e: Zamane ilişkilerinden zamana bakış

İnsanda güç ilişkileri tarım devrimiyle şempanzeden gorile dönüşmüşken, endüstri ve internet devrimi ile gorilden tekrar şempanzeye yakınsadı. Bu durum ilişki dinamiklerinin çeşitlenmesine neden oldu. Artık kısmetini bekleyen kadınlar romantik ilişkilerde eskisine göre daha az edilgenler. Bu durum ilişkilerdeki strateji repertuvarında bir patlamaya neden olmuş gibi görünüyor.

Hayal edilen dünyanın 'karakteri'

slı Çavuşoğlu, Galeri Nev İstanbul’da devam eden sergisinde karanlıkta yazılanları, göremediklerimizi görebilmemiz için bize yeni bir yol sunuyor. “Tek yol devrim” veya “Başka bir dünya mümkün” gibi sistem karşıtı sloganların, karşıt görüşlü siviller tarafından sansürlenmesi konusundan yola çıkan projede, bizlere yeni bir yazı karakteri sunuluyor.

Aydın Sezer: Savaş çıkarsa sadece İdlib ve Suriye'yle sınırlı kalmaz

Türkiye’nin tam da savaşın eşiğine geldiği bu süreçte, Rusya uzmanı Aydın Sezer’le Astana ve Soçi süreçlerini, bu süreçlerde tarafların mutabakatlara yükledikleri anlamları, anlaşma maddelerinin iyi niyetle yorumlanıp yorumlanmadığını, Suriye’yi gelecekte neyin beklediğini ve Rusya ile Türkiye arasında anlaşma koşullarının ne olduğunu konuştuk.

Alışmak sevmekten daha zor geliyor

"Hükümete yönelik darbeye teşebbüs","mala zarar verme", "nitelikli mala zarar verme", "tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi", "ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme", "ateşli silahlar kanununa muhalefet", "nitelikli yağma"… Bu nasıl bir oyunsa, on altı yıllık bir iktidar aynı zamanda kendi ortağı kıldığı kesimler dahil herkesin ve her şeyin mağduru.

Münferitleşme tuzağı

Uzunca bir süredir iktidarın bütün siyasi önceliğinin kendisini savunmak olduğunu söylüyorum. Bunun için devletin bütün kurumsal kapasitesini hatta kendi siyasi aygıtını (AKP) bile feda etmeyi göze aldığı da anlaşılıyor. Bütün kurumsal alanları kendisine tabi hale getirmekten, onları tamamen işlevsiz kılmaya doğru bir gidiş göze çarpıyor. Yargı, diplomasi ve güvenlik bürokrasisinde ve kurumlarında bu durumu izlemek mümkün.

İnsan-doğa-hayvan üçgeni...

Yönetmen bize öyküyü sunarken, o dönemi tamamen hissettiren etkileyici bir Amerika resmi çizmekten de geri kalmıyor. Soğuk ve çıkar çatışmalarıyla kaynayan bir ortamda, insanlar altın bulup zengin olmak amacıyla değişik yerlere akın ediyorlar, adeta birbirlerinin üstüne basmaktan imtina etmiyorlar.

2019’un öne çıkan sergileri

2019 yılında güncel sanat kültür dünyasında bir heyecan yaratmadı. Ancak yine de önemli sergiler gördük. 2019’un öne çıkan sergilerine bakalım.

Kayyım

Bütün bu malumatın sonunda şunlara ulaşıyoruz: Esasen “kayyım” olan kelime zamanla halk dilinde “kayyum”a dönüşüyor ama o dönüştüğü kelimenin manası çok geniş ve büyük bir kelimeye tosluyor. Ama gene de bu iki kelime aynı kökten geliyor ve o kök gidip “kıyamet” kelimesiyle akraba çıkıyor. 

Türkiye bir arada eğlenmeyi öğrenirken...

Cümle afili olacak ama başka türlü kuramadım: Bir arada eğlenmek eğlenceli olduğu kadar devrimci de bir harekettir. Size sunulmuş hayatın dışına bir penceredir. Birbirini tanımayan insanlar arasında olanı makbuldür. Tesadüfen olanı ise tadından yenmez.

Düşünür kime denir?

Felsefeden bahseden bir insanın felsefe yaptığını düşünmek bir yanılgıdır. Bir kişi felsefeden sadece bahseden bir tarifçi, düşünce tarihinin galerisinde isimsayar bir fikir katalogcusu olabilir. Filozof veya düşünür, bahsini etmediğinde de felsefe yapar, büyük isimleri zikirle gözlerimizi veya kulaklarımızı kamaştırmadığında bile felsefe denilen o zamana yayılmış konuşmaya dahil olabilir.

Korona virüsü Suudi Arabistan’ı neden hasta ediyor?

OPEC’in açıkladığı verilere göre, son iki hafta Çin’in petrol talebi günlük bazda 2,6 milyon varil yani yüzde 20’i geriledi. Aralık 2019’da Çin’in günlük petrol talebi geçen yıla göre artış göstermiş ve günlük 11 milyon varile ulaşmıştı. Başka bir anlatımla küresel olarak tüketilen 100 milyon varil petrolün 11 milyon varilini Çin’i tek başına tüketirken geri kalan 89 milyon varili dünyanın geri kalanı arasında paylaşılıyordu. Peki, şimdi ne olacak?

51 yıl öncesinde yaşanan hadise: Kanlı Pazar

Tarihin farklı yerlerinde, Gazi Mahallesi’nden Sivas’a, Maraş’tan Ankara’ya karşımıza defalarca getirilmiş senaryonun bir örneği bu. İktidarlar değişiyor, senaryo değişmiyor: Provokasyon, saldırı ve katliam art arda geliyor; devlet olanları izlemekle yetiniyor. Bundan 51 yıl önce yaşanan, tam da böyle bir hikâye.

'Arzu, ya tümüyle hatırlanır ya tümüyle unutulur...'

Bitmiş bir aşk hikâyesi. Tam da bitmemiş sanki. Eğer ‘henüz’ sözcüğünü kullanmak gerekirse, erkek için ‘henüz’ sürüyor. Sürüyor sürmesine de, erkeğin yaşadığı tutku mu, hazımsızlık mı, orası pek beli değil. Kadının içinde belki bir iki şefkat kırıntısı var, buna mukabil bitirmek konusunda çok daha mahir ve kararlı. Nasıl, tanıdık geldi mi erkeklere?!

Sıra İdlip'te

Son birkaç gündür Halep kırsalında gerçekleşen gelişmeler Suriye ordusunun Türkiye sınırına daha da yaklaşmasını sağladığı gibi, Milli Ordu gibi yapıların alanlarını da sıkıştırdı. Artık İdlip’te sıkışan cihatçılarla birlikte Halep kırsalındaki Türkiye destekli grupların da sınıra yığılabileceği ihtimali konuşulmaya başlanabilir.

Paco de Lucia’nın Türkiye müziğine etkisi

Benim Türkiye müzikleri tarihinde duyduğum ilk önemli Paco de Lucia hikayesi Doğan Canku tarafından aktarılmıştır. Doğan Canku bir klasik gitarist olarak başladığı gitar serüveninin bir noktasında flamenkoyla ve tabii Paco de Lucia'nın müziği ile tanışır. Bu ilgisini bir Paco de Lucia taklitçisi olmaktan çok daha uzaklara taşıyan Canku, elinden geldiğince kendi kişisel müzik dilini kurmaya çalışır.

Babacan ekibinden ittifak yanıtı: Koalisyon için bu kadar zahmete girilmez

Yeni kurulacak partiler Ankara’da siyaset sahnesini hareketlendirdi. Millet İttifakı’nın genişleyeceği ya da üçüncü bir ittifakın kurulabileceği konuşuluyor. “Bir koalisyon için bu kadar zahmete girilmez” diyen Ali Babacan ekibi hazırlıklarını Türkiye'de icra yetkisini alabilecek, 'milletin üzerinde ittifak ettiği' bir oluşum hedefiyle yaptıklarını söylüyor.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

Kakafoni mi, açıklama mı?

Niye beraat verildi, neden sonra yeniden bir punduna getirilip Kavala’nın esaretinin bitmesinin önüne geçildi sorularına yanıt aramanın boşa kürek çekmek olduğunu düşünüyorum. Bana göre açık olan şey, Gezi’nin ardındaki kişi olarak yargılanan baş aktörün aynı zamanda 15 Temmuz’dan sorumlu sayılmaya çalışılmasının Gezi direnişini darbe girişiminin öncülü olarak kabul ettirme stratejisinin bir hamlesi olduğu.

2019 çok sıcak bir yıl oldu, 2020’nin telafisi yok!

Eğer bugün yaşadığımız iklim olayları 10-15 yıl önce yakılan kömür, petrol ve gaz kaynaklı ise, 10-15 yıl öncesinden daha çok bu yakıtları yaktıysak, 2020 yılı nasıl geçebilir? Diğer bir soru ise geçen yıl dökülen asfalt ve betona dair. Bu olaylar artacaksa 40 milyon tondan fazla asfalt ve 64,5 milyon ton çimento dökünce iklim olayları, olması gerekenden daha şiddetli yaşanmaz mı?

Hadi pedallara kuvvet

Nam-ı diğer Tour of Turkey şimdilik elden kaydı ama Ayhan Aydın Güney genel direktörlüğünde bambaşka bir bisiklet turu şekillendi: Antalya Bisiklet Turu. Bu bisiklet turu, kısa sürede rüşdünü ispatlarken, 3 senelik ömrüne bu yıl bir Dünya Tur’u takımı eklemeyi de başardı. Bu sene Antalya ve çevresini pedallayan 29 takımdan biri Israel Start-Up Nation, Dünya Turu takımı olmasına karşın buradaydı.

Gezi, Erdoğan için bir milattı

1 Haziran 2013 tarihinde Boğaziçi Köprüsü’nü yürüyerek geçen binlerce kişiyi ve Kılıçdaroğlu ile beraberindeki CHP’lilerin Taksim’e girişini az sayıda medya kuruluşu haber yaptı. Ancak Erdoğan’ın “Bırakın yürüsünler dedim” sözü tüm medya organlarında haberdi. Gerek gördüğünde yurttaşların önüne barikat kurduran, polisin “orantısız” şiddetini destekleyen açıklamalar yapan, gerek gördüğünde o barikatları bir talimatla kaldıran Başbakan nasıl olmuştu da böyle karar vermişti?

Ahmet Kural’ın beden dili ve yazılı şiddeti...

“Ahmet Kural yalnız değildir!” diye bağıranlar var şimdi. Bence de yalnız değil. Bir sürü var ondan. Daha beterleri var. Çok daha beterleri var. Kadınlar konuştukça, azalacaklar tek tek.

Fecir Film Festivali 38 yaşında

Nisan ayında yapılacak uluslararası Fecir Film Festivali de son düzlüğe girdi. Oldukça profesyonel bir organizasyon olan Fecir Film Festivali, Asya’daki en önemli sinema organizasyonlarından biri.

Xêro’dan Hayri’ye

Geçmişinden soyunacak, o kıvırcık gülüşü arkasında bırakacak, “ben”inden kurtulacak, ulusalcı estetikle türkü okuyacak, Anadolu Rockçı şalvarı giyecek ve artık beyaz olduğunu sanacak.

‘John Wick’ten ‘1917’ye

“1917” savaş hakkında bize ne söylemiştir? Savaşın insan ruhunda yarattıklarına dair cümlesi nedir? Savaşın taraflarına dair nasıl bir arka plan sunmuştur? Hakkını yemeyelim, son dönemdeki İngiliz yapımı birçok savaş filminin ruhuna uygun olarak Almanlara ‘canavarca hisler’ bahşetmekten geri durmuyor film.

Bizi lal etmek istiyorlar...

Gözlerini karartan fantastik emperyal güç ve ihtişam arayışı, içeride ve dışarıda duvara tosluyorken, geçmişin ve geleceğin hırsını çıkarmak için en uygun isim Osman Kavala... Şaşırmamak lazım. Kavala’yı bu kez “Abdülhamid düşerken tutmaya çalışmamak” suçundan gözaltına alacaklarmış neredeyse... Neyse ki 15 Temmuz dosyası “Allah’ın bir lütfu” olarak kenarda duruyormuş.

Neo-Kadızadeliler

Diyanet İşleri Başkanı (DİB) “Sigara kati haramdır” derken kendini Kur’an’ı dilediği gibi baştan yazacak bir otorite durumuna getirmektedir. Tıpkı, katılımcı bankacılığa dair Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeler gibi DİB’in bu açıklaması da dinin rejimin ideolojisine tabi olduğu bir manzara ortaya çıkarmaktadır. DİB, sigaraya mubah diyen Abdülhakîm Arvâsî ve bu sözü bir hikmet olarak yayımlayan Kısakürek hakkında ne düşünmektedir?

Kadir Şeker soruşturmasını nasıl yorumlamalı?

Kadir Şeker hem şiddet mağduru kadının hem kendi ifadesinden anlaşıldığı üzere şiddete tepki vermek üzere olaya yöneldi. Fakat sonrası nasıl gelişti bilemiyoruz. Eylemin tam olarak yasadaki karşılığını bulmak için de bunları bilmeye ihtiyacımız var. Örneğin, Kadir olaya müdahale edip şiddet uygulamaya çalışan kişiye engel olmaya çalıştıktan sonra ne oldu?

Çoğalan sırlar, aktarılan travmalar

Hellinger, aile sisteminden biri reddedildiğinde veya dışlandığında o kişinin sistemin daha sonraki bir üyesi tarafından temsil edildiğini gözlemiştir. Daha sonra gelen bu kişi benzer şekilde davranarak veya dışlanmış kişinin çektiği acının özelliklerini tekrarlayarak daha önceki o kişinin kaderini paylaşabilmekte veya tekrarlayabilmektedir. Çünkü aktarılan o travmaların tekrarlaması bir şekilde çözülmeyi beklediklerini gösteriyor.

Diyanet isyana, biz Diyanete karşı

Din müsvettesi farklı görünümleri olsa bile neredeyse münhasıran “itaat” imalatının hizmetinde: Patrona, kocaya, devlete asla isyan etmemeyi, kayıtsız şartsız itaati ve sürekli elimizdekine “şükretme”yi telkin ediyor. Evladın, memleketin ordusu elalemin ülkesinde İhvancı maceralar peşinde koştuğu ve kendine bitmek tükenmez bir “Kürtleri tedip etme” misyonu biçtiği için pisi pisine hayatını mı kaybetti, “şükret şehit oldu!” Senelerdir senden toplanan milyonlarca liralık vergin binaları dayanıklı hale getirmek dışında her şey için kullanıldığından depremde evini-barkını, yakınlarını mı kaybettin, sakat mı kaldın, “Allah bizi bununla sınıyor. İsyan Müslüman’a yaraşmaz!”

Değişime direnmek

Yalnızca ekonomide değil, eğitimde, yargıda, medyada, dış politikada ve genel olarak toplumsal alanın bütününde yaşanan sorunlar silsilesi, topyekün bir kriz haline işaret ediyor. Bir yanda giderek daha fazla görünür hale gelen yoksulluk ve işsizlik, öbür yandan özellikle gençlerin içine düştüğü derin umutsuzluk, çaresizlik, çekip gitme arzusu varken normal bir zamanda sistemi ayakta tutması beklenen kurumlar güven vermiyor.

Merkez Bankası yolun sonuna geldi

Merkez Bankası, faiz indirimlerinin sonuna geldi. Bundan sonra, geçtiğimiz yıl olduğu gibi 3-5 puanlık indirimler görmeyeceğiz. Geldiğimiz nokta, aynı zamanda, faiz indirimleri ile ekonomiyi canlandırmanın da sonunu işaret ediyor.

Çıkmaz yaratma politikası

Kaale alınmak için çıkmazlar yaratmak, bir devlet politikası olabilir mi? Eğer fırsat kollayıp maraza çıkartarak kimden ne koparabilirseniz koparma peşindeyseniz, şüphesiz olabilir. Yeryüzündeki onca ülke arasında, güvenilir ve saygın yer istiyorsanız, başkalarına davranışlarınızı sadece fırsatçılık ve hak-hukuk tanımazlıkla şekillendiremezsiniz.

Selçuk bile hâlâ oynarken...

Yine koca bir yılın sonuna geldik. Hatta kocaman bir 10'luk dilimi daha geride kaldı 2000'lerin. Halbuki 2000'e girer girmez tüm dünyanın yerle bir olacağı dedikoduları hâlâ kulağımda yankılanıyor. Yerle bir oldu da biz mi farkında değiliz yoksa. Yoksa bu gidişler gidiş değil.

Hem pastam dursun hem de yeni pastam olsun

“Son yıllarda muhafazakar diyebileceğimiz geniş bir okur kitlem oluştu. Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla. Sanırım herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki bu” diyor Erbaş. Muhafazakar okurlarım da var artık deyip geçebilecekken, bu yeni okurlarıyla düzeyli seviyeli ilişkisini ille de vurgulama ihtiyacı… Biz Erbaş’ın masasında duran sol pasta rahatlıyoruz böylece; oh neyse ki yüz göz olmamışlar.

Bağlılık, bağımlılık, kaybetmek, mutluluk

Günlük hayatının baş eğlencesi diziler olan bir toplum için dizilerin günlük hayattan, minimum gündelik gerçeklikten, aman Allah saklasın ucundan kıyısından siyasi göndermeden uzak durmasına o kadar alışmışız ki… Dünya yıkılsa bütün saçma şatafatıyla akmayı sürdürecek bir paralel evrende geçiyor dizilerimiz. Ama işte bir gün birileri çıkıyor, farklı bir şey yapıyor, gayet de oluyor.

Siftahsızlar

Bir kısım küçümen dükkânların sahipleri hiç istiflerini bozmazken kimileri ha gayret deyip yarım ağızla da olsa “buyurun” diyor giren çıkanlara, ne de olsa velinimet diye bellenmiş. Bir esnaf diğerine kırık gülümsemesiyle “yok işte iş yok, oturuyoz n’apçan” derken yokuşun bir diğer köşesinde “şu işi halletsek bir” diyen dükkân komşusuna “önce bir parayı bulayım da” diye cevap veriyor diğeri

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

İlişkilerde sevgi sandığımız şiddet

Duygusal istismarda pek çok zorlayıcı durum yaşarsınız. Örneğin ne hissettiğinize ve nasıl davranmanız gerektiğine o karar verir. Kontrolcü ve tahakkümcüdür. Sürekli eleştirir. Zayıf yönleriniz, hatalarınız ve son derece insani olan tüm başarısızlıklarınız karşısında sizi utandırır. Güçlü yönlerinizi baskılayarak bir kurban konumunda kalmanız için çabalar.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Tam köşe yazarı oluyordum ki…

Şimdi seçim zamanı ve ben kendimi milletvekili adayı olarak buldum. Halkımız teveccüh gösterir ve TBMM’ye gönderirse üzerime düşeni yapmaktan başka bir derdim olmaz. Diğer halde de halkımız sağolsun. Tam köşe yazarı olmaya çalışıyordum ki olaylar böyle gelişti.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

Dindarlık, muhafazakârların politik sorumluluğu için ahlâki bir standarttır

“CHP muhafazakâr toplum kesimiyle barışmak, onlarla diyalog kurmak istiyorsa” deniyor, “ülkeyi demokratik bir kültürle yönetebilecek bir yapıya kavuşturması ve sadece muhafazakarları değil bütün toplumu buna ikna etmesi gerekiyor.” Maalesef boş laflar bunlar. Ülkeyi demokratik bir kültürle yönetebilecek bir yapıya kavuşturmak, CHP’nin elinde değil, bunun için öncelikle iktidara gelmek gerekir.

Kürtler, öteki, Büyükada

Türk toplumu “sınırda” kişilik bozukluğu taşıyor. Bu türden bir kişilik bozukluğu için, övülen kusursuz, yerilense mutlak kusurludur.

LGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz?

“Başınız ağrıyorsa ‘kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz, uğraşıp baş edemediğiniz düşünceleriniz nelerdir?' sorularının cevabını bulmalısınız. Baş ağrılarının çoğu kendini acımasızca eleştirme, özgüven kayıpları ve kişinin yaptığı her şeyi değersiz görmesiyle ilgilidir….” Bu soruyu hatırlatmamın nedeni LGS adı verilen bu “sınav”ın çocuklara/gençlere iler tutar tarafı olmayan, tamamen “kafadan atma” malumat aktardığını da hatırlatmaktı. “Baş ağrıları”nın “özgüven eksikliği”nden kaynaklandığını kim söylemiş?

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

Bir gece ansızın gelen sevgiliye mektup!

Kışın yerine baharı kayyım atamışlar. Camları açıyor, içeride Kırkpınar pehlivanları gibi dolaşıyoruz. Bu tuhaflıklardan sonra sen geldin. Gün boyu "neden ben?" diye salak sersem dalıp duruyorum. Damarlarımda kanım hızlanıyor, aklımda hep sen…

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Endeks düşebilir, ayı çıkabilir!..

Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen "ayı piyasası"na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa...