GÜNÜN YAZARLARI

Vah güzel ülkem! Vah ki ne vah!

Terörmüş. Terör ithamlarının inandırıcı olmayışının tek sebebi, son yıllarda herkese terör yaftası yapıştırılıp, hak arayan işçilerin, hatta işçi zamlarını protesto eden sendikaların bile terörle anılması değil. Aynı zamanda sırf birkaç oy için seçim öncesi tescilli bir teröristin TRT ekranlarına çıkarılıp, AKP için seçim propagandası yaptırılmış olması. Mesele terörle mücadele olsaydı Osman Öcalan ipine sarılınmazdı.

Kayyım

Bütün bu malumatın sonunda şunlara ulaşıyoruz: Esasen “kayyım” olan kelime zamanla halk dilinde “kayyum”a dönüşüyor ama o dönüştüğü kelimenin manası çok geniş ve büyük bir kelimeye tosluyor. Ama gene de bu iki kelime aynı kökten geliyor ve o kök gidip “kıyamet” kelimesiyle akraba çıkıyor. 

İktidar herkese karşı

Suriye’de Kürtleri ve hamileri ABD’yi istediğimiz noktaya getiremedik, o halde intikamını Türkiye’de HDP’lilerden alalım. Muhalefet uzlaşı fotoğrafları veriyor, politika üretiyor, o halde belediyeleri basalım ve asıl patronun kim olduğunu gösterelim. Suriye ordusu İdlib’te cihatçı çetelere karşı ilerliyor, o halde El Nusra’ya silah yetiştirelim. 

Kaz Dağları: Kısa günün kârı

Kanada Kaz Dağları projesinden milyarlar kazanırken, Türkiye’yi yönetenlerin birkaç milyon için doğayı satışa çıkarması ve ülke topraklarını zehirlemesi de Kanada’nınkinden farksız bir bencillik. Yani, kimsenin bir başkasını, geleceği düşündüğü yok. Herkes kısa günün kârına bakıyor. Bu da felaketin ta kendisi.

Bizi idare edenler kötü insanlardır

Bizi idare edenler nasıl insanlardır, neler yaparlar? Biri sorarsa şöyle diyebiliriz: Savaşsız yönetemedikleri ülkeyi üzerinde insan yaşayamayacak hale getirmek için uğraşan, bilemiyoruz, belki “hepsi geberse de rahatımıza baksak” diye arzu eden, belki zulmedilecek kimse kalmazsa oracıkta kendiliğinden can vereceklerinden bizim varlığımıza katlanan, kalpsiz, merhametsiz, adaletsiz, öngörüsüz, “vatan” başta, dillerinden düşürmedikleri ne varsa hiçbirine inanmayan, hiçbirini sevmeyen, kötü insanlardır.

Durmak yok yola devam… Ama AKP’siz

Erdoğan’ın şimdilik erken olup olmayacağını bilemediğimiz bir sonraki genel seçimleri kaybetmesi ihtimali karşısında yoluna AKP’siz devam edebilmenin önlemlerini almakta olduğu, pek de uzak bir ihtimal gibi durmuyor.

TÜM YAZARLAR

Demokrasiyi kendisine karşı korumak

Oedipus, bilmesindeki aşırılık jestini bilmemeye yöneldiğinde de tekrarlar; kendi gözlerini kör eder. Bu fazlalık, bu aşırılık dışarı atılmadan bir ‘site’ sembolik olarak mümkün değildir

Beşiktaş ile Abdullah Avcı'nın 'fikir uyuşmazlığı'

Abdullah Avcı, Başakşehir'deki taktik temelini Beşiktaş'a uygulamak ve bunun üzerine bir bina inşa etmek istemiş. Lakin sanki tam tersini, yani Beşiktaş'ın yıllardır süregelen taktiksel geçmişini temele alıp kendi dokunuşlarını üzerine koymalıydı. Çünkü Beşiktaş'tan Başakşehir'in daha iyisini bekleyen Avcı siyah-beyazlılardaki futbolcu topluluğunun istediği oyunu oynayacak bir bütünlükte olmadığını, o oyuncuların bu oyun için takıma dahil edilmediğini bir an önce kavramalı.

Kayıpların yüzleri: İnsan haklarını fotoğraflamak

Kayıp eylemlerini belgeleyen fotoğraflarda her zaman iki fotoğraf iç içedir; her kayıp fotoğrafı bir başka fotoğrafın fotoğrafıdır. Biri kaybın gerçekliğine dair olan, diğeri bu gerçekliğin etkilerinin kurduğu yeni gerçekliği “temellük” ederek kendini gerçek kılan iki farklı dünya, kayıp fotoğraflarında üst üste binmektedir.

Her eve Erdoğan fotoğrafı asılsın

Demokrasinin seçmeni varsa iktidarın duşakabin dolusu kayyımı var. Hem, anayasa maddesi değil mi: Kürtler bir şey seçemez. Kürtlere lazım olan şeyi biz seçeriz. Mezar olur, hapis olur, devlet ne verdiyse.

Ekonomide devridaim makinesi

Ekonomi yönetimi, dünyanın en yüksek reel faizlerinden birisinin verildiği bu ülkeye varlıklar iyice ucuzladığında gelip, işler sarpa sardığında çıkanların oyuncağına dönmüş durumda. 7 Ağustos’ta Hazine’nin, Cumhurbaşkanı kararıyla şirketlere iştirak edebileceği düzenlemesi yeni krizlere daha meyyal olduğumuzun kanıtı.

Rus basınında geçen hafta (10-16 Ağustos): Suriye Kürdistanı projesi şimdilik rafa kaldırıldı

Rus basını, Türkiye ile ABD'nin Suriye'de yaptığı güvenli bölge anlaşmasına geniş yer ayırdı. EADaily ajansı, ABD'nin tampon bölgeye geçici bir çözüm olarak baktığı yorumunu yapıp, "Neticede Amerika’nın 'Suriye Kürdistanı' projesi iptal edilmedi, rafa kaldırıldı" ifadelerini kullandı.

TBT104: Hido'nun kaçan yüzükleri

Bugün basketbolla ilgilenen kime sorsanız “Hido'nun şampiyonluğa en fazla ne zaman yaklaşmıştı?” diye alacağınız cevap hep aynı olur. Orlando Magic ile 2009 NBA Finalleri'nde. Aslında bu cevabı verenler yanlışmış oluyorlar. Hido, 2009 NBA Finalleri'nde şampiyonluğa gerçekten çok yaklaşmıştı ama daha yakın olduğu an da vardı daha öncesinde.

İktisat disiplini, piyasa ve burjuva siyasallığı

Rekabetin öngörülemez kıldığını, modelleyerek burjuvalar ve onların siyasal temsilcileri hükümetler için öngörülebilir kılar iktisat. Öte yandan piyasanın asıl olarak burjuvaziye ait olduğunu da görmezden gelip gizlemek zorundadır. İktisat bu nedenlerle burjuva bilimidir ve asıl katkısı toplumun tamamının katıldığı iktisadi faaliyeti, ortağı olduğu piyasanın siyasal işlevini gizlemesidir.

Zamanın hiç aydınlanmayan ruhu

İlk görev yerim Cezayir’deki iç savaş. Sonraki görev yerlerimden Bağdat’ta ABD işgali ve iç savaş. Ben Erbil’deyken başlayan Suriye İç Savaşı. Büyükdedemin I.Dünya Savaşı, büyükbabamın II.Dünya Savaşı, babamın Soğuk Savaşı. Birbirlerini yok etmeye, birbirlerinin soylarını kurutmaya, içinde yaşadıkları dünyayı da mahvetmeye kararlı insanlar. İnsanın doğası. Şiddet. Vahşetin idaresi. Yerküre. Biz.

17 Ağustos’un 20. yılına dair…

Binlerce can kaybına, yüz binlerce kişinin hayatının altüst olmasına neden olan bir afete rağmen, daha büyük gelmesi beklenen depreme karşı ciddi tek bir girişimde bulunmayan bir ülkede yaşıyor olmanın utancı hepimize yeter. Oysa bu 20 yılda; her spor organizasyonuna ev sahipliği için aday oluyoruz, lale festivalleri düzenliyoruz, İzmir’e bilmem kaç saatte gitmeyi başardık mesela di mi?

Kaz Dağları’nın ardındaki hırsızlık ittifakı

Kaz Dağları’nın ardına gizlenen tezgah inanılmaz boyuttadır. Düne kadar otoyol, köprü, havalimanı, HES’ler ve özelleştirmelerle yer üstünü yağmalayan ne kadar şirket varsa, bugün hepsini yer altında görebilirsiniz. Bu vicdansız, kötülük dolu şirketlerin ve siyasetçilerin yasa dışı bir faaliyeti değildir, bizatihi rejimin kendisidir.

Açlık sorunu nereye gidiyor, biz nerede duruyoruz?

Açlık sorununun azalmak şöyle dursun, daha da büyüyebileceğini dikkate almayı gerektiren bazı kritik göstergeler var. Açlık sorununa önümüzdeki yıllarda etkisi daha ağır biçimde hissedilecek bu göstergeleri dikkate alarak bakmak gerekiyor. Önemli bulduğum ve çeşitli açılardan birbirine bağlı üç sorundan söz edeceğim sadece.

Zorla sınır dışına 'gönüllü dönüş' belgesi

Hükümetin niyeti bozduğunu hazin bir biçimde deneyimliyor Suriyeliler son iki üç haftadır. Sokakta kimliksiz yakalanan Suriyeliler karga tulumba otobüslere bindirilerek sınır dışı ediliyor. Bazı ortak tanıdıklarımız aracılığıyla bana ulaşan Amr Dabool, kendisiyle birlikte sınır dışı edilen pek çok Suriyelinin son günlerde yeniden Esad rejiminin bombardımanına maruz kalan İdlib’e götürüldüğünü anlattı. Dahası Türkiye’den çıkartılmadan önce hepsine zorla ‘gönüllü geri dönüş belgesi’ imzalatılmış.

Vasıf Kortun: Müzeyi bir tapınağa benzetmeyelim

Yakında yeni binasında açılması planlanan İstanbul Resim Heykel Müzesi’nin danışmanlığını üstlenen Vasıf Kortun’la ‘nasıl bir müze?’ üstünde çalıştıklarını konuştuk. Her şeyden önce ilkeleri belirlenmiş, uluslararası standartlarda işleyecek bir kurum oluşturmak için çalıştıklarını anlattı. Kortun’a göre Resim Heykel Müzesi koleksiyonunda ‘nefes kesici bölümler, yeterince değerlendirilmemiş isimler ve eserler de var’. Ama en önemlisi izleyiciyle kuracağı ilişki…

Seçimler, protestolar: Yerelde siyaset yapmak mümkün mü?

Kentli yoksullar ve gençler Türkiye’de Gezi’yi başlattı, Çin’de ülke sathında bu ölçekte bir başkaldırı olmadı ama çevre, eğitim, işçi hakları konularında kentlerde durmaksızın sokak protestoları oluyor. Bu protestoların birbiriyle ilişkilenmediği için tam bir toplumsal hareket sayılamayacağı görüşü de varsa da, bu yerellik tam da yerelden başlayan, yereli dönüştüren bir siyaseti mümkün kılıyor Çin’de.

Tam köşe yazarı oluyordum ki…

Şimdi seçim zamanı ve ben kendimi milletvekili adayı olarak buldum. Halkımız teveccüh gösterir ve TBMM’ye gönderirse üzerime düşeni yapmaktan başka bir derdim olmaz. Diğer halde de halkımız sağolsun. Tam köşe yazarı olmaya çalışıyordum ki olaylar böyle gelişti.

Laiklik, liyakat ve cumhuriyet

Laiklik sadece eğitimin, siyasetin, toplumun dincileşmesiyle değil Kaz Dağları'nı satışa çıkarmaya, bir ülkenin geleceğini yok etmeye 'evet' diyen bürokratlarla da ilgili bir meseledir. Bu yüzden de hepimizin gözümüzü, 2000’lerin ortasında yapmadığımız bir şeye, kamu görevlerine getirilen kişilerin liyakatine dikmemiz gerekir

Londra size gelsin: Fish&Chips

Bu aralar yurt dışında tatil yapmak ziyadesiyle zor bir iş. Son bir seneyi aşkın sürede maalesef paramızın değeri yerlerde süründü. Öyle olunca bilet, vize, konaklama, yeme içme maliyetleri korkunç boyutlara ulaştı. Bundan on sene önce rahat rahat gidebildiğimiz yerlere gitmek artık çok daha zor. O zaman en azından yeme içme kısmı için biraz destek çıkayım dedim. 

Demokrasinin içinden misiniz, dışından mı?

İletişim Yayınları'nca basılan 'Demokrasi Dışı Siyaset' kitabı, bir çok dünya ülkesinin kronolojisi üzerinden otoriterlik, diktatörlük ve demokratikleşme ilişkisine büyüteç tutuyor. Kitabın içerdiği önermeler ve konu başlıkları, adeta insan ilişkileri ile sanat dünyasını da yansıtır birer ayna etkisini görüyor.

Rusya’nın Kürtlere diyeceği kaldı mı?

Rusya, Suriye yönetiminin dönüşüme direnmesinden de baygınlık geçiriyor. 2016’da Kürtler ve yönetimin önüne konulan çözüm belgesini umursamayan Kürtler değil devletti. Aynı direnç, baskı-uzlaşma mekanizmasıyla silahlı grupların elinden alınan Dera gibi yerlerde de görülüyor. Suriye devleti, mutabakat çerçevesinde çözümler üretemediği için bu bölgelerde silahlı eylemler yeniden başladı.

ABD-Çin savaşını nadir elementler mi durdurdu?

Bugün, finans uzmanları, strateji uzmanları, askeri uzmanlar tarafından ticaret savaşında bir misilleme, küresel teknoloji üretimi açısından bir tehdit, uluslararası ilişkilerde bir silah olarak ya da ulusal güvenlik açısından değerlendirilen nadir toprak elementleri (NTE) küresel politikanın gündemine girecekse, teknolojik gelişmenin sadece Çin halkı açısından değil, insanlık açısından çok yüksek olan maliyeti ile girmeliymiş gibi görünüyor.

Bayramda aile zehirlenmesi*

Birkaç gün boyunca ahbaplık ettiği, bağlandığı hayvanın katline şahit olan çocuğun yaşayacağı tecrübenin travma olduğu düşünülmezdi hiç. Dini vecibeleri bilen, örf ve adetlere bağlı bir nesil yetiştirmenin yolu olarak düşünülen yarım günlük tekne orucu veya yazlık Kur’an kursları gibi görülürdü bu şahitlik.

Tango ve erkek

Hayvanca çiftleşmenin, tanışır tanışmaz yatağa atlamanın, sevişmek olduğunu düşünmeye başladık…Özgürlüğün, çiftleşmekten geçtiğine inanır olduk. Tıpkı, dansın, sanatın, cinselliği çağrıştırdı için günah olduğunu düşünenlerin tutumu kadar endişe verici; bir o kadar ıssız, insansız.

Sağın ‘meyve’leri: 4 maaş, Hak-İş ve Babacan…

Biri diğerine bir alternatif olarak ortaya çıkarken bile son noktada ‘birbirlerini yemiyorlar’… Türkiye kapitalizmini kim daha iyi yönetir çekişmesinde sermayeyi cezbetmenin, emekçileri kandırmanın kendi alelusul yollarını kullanıyorlar. Türkiye, sağcı çekirdeğin çürük meyvelerinden başka seçeneği yokmuş sansın isteniyor.

Harika vakit geçiriyoruz

Her şey dahil oteller, birer bedava dünya fantezisiler. Sattıkları ya da satın aldığınız şey bu. Fanteziler, bilinçdışımızda asla gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz arzulardan oluşurlar. Onları fantezi yapan bu özellikleridir ama yine de onlardan vazgeçemeyiz. Her zaman bir eksikliğe ya da bir aşırılığa işaret ederler. Anlattıklarımı düşünecek olursanız, bu mekanlar eksikliğin ya da aşırılığın yerine kolayca ikame edebiliyor, aynı anda her ikisini birden barındırabiliyorlar.   

Küreselleşme böler mi?

Türkiye küreselleşme ve bölünme konusunun neredeyse her boyutunu deneyimlemiş bir ülke. Bir yanıyla Türkiye, bölünme algı ve kuşkusunun en güçlü olduğu ülkelerden biri, hatta iç, dış ve güvenlik politikasının temel dayanaklarından birini bu kaygı oluşturuyor. Küreselleşmeye dahil ama 40 yıldır yaşanan çatışma, kapitalizmin en az geliştiği Güneydoğu bölgesinde yoğunlaşmış durumda.

Öcalan'ın aradığı rasyonel devlet aklı

Kürt sorununun barışçıl çözümü için çıkarılan sese ses verecek bir demokrasi gücünün artık görünür olmayışı, ülkenin savaş yanlısı çıkar gruplarının, iktidar odaklarının karşısındaki naçar halinin resmi niteliğinde. Savaş karşısındaki esareti sonlandıracak tek yol ise barışı haykıracak bir cesaret siyasetidir.

Yelken, form, fonksiyon ve genç bir tasarımcı

Yaptığınız herhangi bir şeyi sadeleştirmenin, yazdığınız uzun bir yazıyı kısaltmanın, daha sade ve net bir dille bir şey anlatmanın ne kadar zor olduğunu düşünün... Bunların farkında olarak estetik, yalın, fonksiyonel, bir de üstüne ulaşılabilir bir tasarımla karşılaştığımda heyecanlanıyorum. İşte Hüner’le tanışmamız böyle oldu...

Alışmak sevmekten daha zor geliyor

"Hükümete yönelik darbeye teşebbüs","mala zarar verme", "nitelikli mala zarar verme", "tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi", "ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme", "ateşli silahlar kanununa muhalefet", "nitelikli yağma"… Bu nasıl bir oyunsa, on altı yıllık bir iktidar aynı zamanda kendi ortağı kıldığı kesimler dahil herkesin ve her şeyin mağduru.

Sınıfa ihanet

Emek örgütlenmesinin tarihi ve sistemsel zayıflıkları tamam ama mevcut siyasi iktidarın önemli ortaklarından/destekçilerinden olan sınıfların/grupların örgütlerinin de çok farklı bir durumda olduğu söylenemez. Türkiye’nin özgün macerasında, bu kuruluş sürecini ideolojik ve siyasi olarak belirlemiş, bağımsız ve etkili bir burjuvaziden, bunun yerleşik geleneğinden söz edilemeyeceğini biliyoruz.

Yok olmadan direnmek: İnisiyatiflerin geleceği nerede?

Yeni sanat sezonu başlamadan önce inisiyatiflere sorduk: İçinden geçtiğimiz politik, ekonomik ve sanatsal koşullarda inisiyatiflerin nasıl bir geleceği var?

LGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz?

“Başınız ağrıyorsa ‘kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz, uğraşıp baş edemediğiniz düşünceleriniz nelerdir?' sorularının cevabını bulmalısınız. Baş ağrılarının çoğu kendini acımasızca eleştirme, özgüven kayıpları ve kişinin yaptığı her şeyi değersiz görmesiyle ilgilidir….” Bu soruyu hatırlatmamın nedeni LGS adı verilen bu “sınav”ın çocuklara/gençlere iler tutar tarafı olmayan, tamamen “kafadan atma” malumat aktardığını da hatırlatmaktı. “Baş ağrıları”nın “özgüven eksikliği”nden kaynaklandığını kim söylemiş?

Hani Cüneyt’e bir şey olmazdı?

Cüneyt’in arkasından konuşurken ve başına gelen felaketleri konuşurken “O üzülmek için gelmiş bu dünyaya. Ona bir şey olmaz” dediğimi hatırlıyorum defalarca. Olurmuş.

Sırtı bayraklı adam

Çok uzağa gitmeyin, neden bütün Doğan görünümlü Şahinlerde Türk bayrakları asılıdır? Neden askerlik anılarıyla sınırlıdır kenar mahallelerde bir pazar günü? Ve bayraklar sadece komik birer bez parçası mı peki?

Keşmir’in kaybedeni: Masumlar ve siviller

Cammu-Keşmir’in özel statüsü kaldırıldı. Dahası, bölge dışından gelen Hint vatandaşlarının daimî olarak yerleşmesi, toprak satın alması, yerel yönetim işlerini elinde tutması ve eğitim bursları kazanmasına kapı aralandı. Özetle Cammu-Keşmir, Yeni Delhi tarafından doğrudan yönetilen bir idari bölgeye dönüştürüldü.

Alaturka ve 'nostalji kraliçesi'

‘70’li yıllarda pop’un en büyük rakibi, ‘80’li yıllarda ana arterin ta kendisi olan alaturka, artık unutulmuş bir tür olarak tarihe yazıldı. Bunda, Muazzez Ersoy’un payı büyük. Şimdi bunları hiç yapmamış gibi ortalığa çıkması, bunları dile getirmesi çok acayip.

Ve bin küsur akademisyen akınlarda çocuklar gibi şendi...

Zamanında hocasının dediği gibi, asli görevi devletin çıkarlarını savunmak, sadakatten ayrılmamaktı. Birkaç yıl önce başlatılan ‘çözüm sürecini’ desteklemiş, arada bir girdiği derslerinde sürecin ne denli hayati olduğunu; süreç sona erdiğinde ise yeni siyaseti destekleyip Kürtlerin nankörlüğünü anlatmıştı.

Paco de Lucia’nın Türkiye müziğine etkisi

Benim Türkiye müzikleri tarihinde duyduğum ilk önemli Paco de Lucia hikayesi Doğan Canku tarafından aktarılmıştır. Doğan Canku bir klasik gitarist olarak başladığı gitar serüveninin bir noktasında flamenkoyla ve tabii Paco de Lucia'nın müziği ile tanışır. Bu ilgisini bir Paco de Lucia taklitçisi olmaktan çok daha uzaklara taşıyan Canku, elinden geldiğince kendi kişisel müzik dilini kurmaya çalışır.

Seçimi 'Kılıçdaroğlu doktrini' kazandı

CHP’de yapılan ilk seçim değerlendirmesine göre kentli muhafazakarlardan oy almayı hedefleyen “Kılıçdaroğlu doktrini” başarılı oldu. “CHP sağa kayıyor” eleştirilerine karşın ısrarla sürdürülen politik tutum ve söylem değişikliği ile halktan aralarında İstanbul ve Ankara’nın bulunduğu çok sayıda büyükşehiri yönetme izni alındı.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

İnsanın kendine ettiği…

Bu nasıl bir nefrettir? Bütün bunları fütursuzca sadece para için yapıyor olamazlar sanki. Burada bir türlü dindirilemeyen bir hınç, önüne set çekilemeyen bir nefret görüyorum. Oysa rant ne kadar büyük olursa olsun içlerindeki nefret gediğini dolduramayacak. Onlar da eli sürekli artıracaklar.

Obsesyon A.Ş.

Aslında “temizlik” önce “kirletme eylemini” yapmamakla başlar, doğal yollarla kirden arınmakla devam eder. Obsesyon A.Ş. ise farklı çalışan bir anonim şirkettir aslında. Amacı daha çok kirlenirken sizin petrol türevi deterjanlarla rahatlamanız, daha fazlasını da kozmetiğe para harcamanız üstüne kurulmuştur. Böylece yılda 28,8 milyar gram kimyasal tekstili mendil diye satar, 8,8 milyar TL’lik deterjan, 9,4 milyar TL’lik de kozmetik parasını sizlerden toplar.

Senin kas yığını dediğin Türkiye’nin aydınlık geleceği

Neticede dünyaya dönmeye başladığından bu yana güzellik iki anlamda hep sıkıntı oldu. İlki sadece kadınlar üzerinden bir tanımlama yaparak kadınları metalaştırması diğeri ise öznel olan güzellik tanımını dünya genelinde bir kalıba çevirme çabası. Güzellik salt bir dış görünüşe ve kadın figürüne indirgendiği için aslında sorun büyük. Özellikle de kadın sporcular için.

Bir gece ansızın gelen sevgiliye mektup!

Kışın yerine baharı kayyım atamışlar. Camları açıyor, içeride Kırkpınar pehlivanları gibi dolaşıyoruz. Bu tuhaflıklardan sonra sen geldin. Gün boyu "neden ben?" diye salak sersem dalıp duruyorum. Damarlarımda kanım hızlanıyor, aklımda hep sen…

Siyasette 'yeni sezon bölümleri' eylülde

Eylül ayı, medyada, özellikle televizyonlarda yeni yayın döneminin başlangıcı kabul edilir. Bu sıcak gündemde medya, yeni dönemde haber malzemesi bulmakta hiç zorlanmayacak. Sermaye gruplarının sahipliğindeki haber kuruluşları ise yüksek ihtimal bunları yine yazamayacak.

Ahmet Kural’ın beden dili ve yazılı şiddeti...

“Ahmet Kural yalnız değildir!” diye bağıranlar var şimdi. Bence de yalnız değil. Bir sürü var ondan. Daha beterleri var. Çok daha beterleri var. Kadınlar konuştukça, azalacaklar tek tek.

Önce birer enstitü alır mıyız?

Devlet aklı, Kürtlerin baki olan ulusal-demokratik hak taleplerinin bir iki yansımasını birkaç taşralı işgüzârın insafına terk edemez. Aksi takdirde yarın öbür gün bir “normalleşme” olduğunda kimseyi vaat ettiği hiçbir şeye ikna edemez!

Değişim her zaman kazanır!

“Gece Kuşu”, bir kimya tesisinde kalite kontrol uzmanı olarak çalışan 'renkli tenli' bir kadının hayallerine kavuştuğu bir masal değil. Öncelikle bunun altını çizelim. Hikayenin odağında asıl olarak Katherine yer alıyor ve onun suretinde televizyon dünyasının erkek(leşmiş) yüzünü görme fırsatını da sunuyor bize yapım.

Gözümüzü bantladıklarına göre bizi vuracaklar...

Alternatif haber mecralarının ışığını tümüyle karartmak istiyorlar ki her şey gözlerden silinsin. Sahnede sadece onların “vatan sevdasını” yankılayan çığırtkan bir ses kalsın... Ne sevdaymış ama... Vatanı nasıl sevdiklerini Kaz Dağları’nın yolunmuş kaz misali kel kafasına bakın göreceksiniz. Allah muhafaza ya bir de sevmeselerdi...

Endeks düşebilir, ayı çıkabilir!..

Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen "ayı piyasası"na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa...

Bir gecede nasıl yaşlandık?

İnsan nasıl yaşarsa biraz da öyle yaşlanıyor. Yaşlanmaktan fobik derecesinde korkmak, yaşlı halimizi tasavvur edememek, bu gerçekle yüzleşememek, sanırım önce bugünümüze bakıp, bugünle çalışmayı ve bugündeki arızaları onarmayı gerektiriyor.

Küresel kriz Merkez’in kurtarıcısı oldu

Merkez bankası bağımsızlığı tartışmalarını bir kenara koyarsak, TCMB PPK’nın 25 Temmuz 2019 kararı, zaten uzun süredir ertelenen faiz indiriminin birikimli olarak yapılması açısından önemlidir. Burada dikkat edilecek husus, bu indirimin TCMB başkanı değişmese de yapılacak olmasıdır.

Belki de Fatih Terim'den daha iyi biliyorumdur

Benim futbolu Fatih Terim'den daha iyi bilmediğimi söyleyen kişinin de en azından teknik direktör olması gerekmez mi? Değilse benim futbolu kimden daha iyi bilip bilmediğim yargısına nasıl varabiliyor?

Hem pastam dursun hem de yeni pastam olsun

“Son yıllarda muhafazakar diyebileceğimiz geniş bir okur kitlem oluştu. Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla. Sanırım herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki bu” diyor Erbaş. Muhafazakar okurlarım da var artık deyip geçebilecekken, bu yeni okurlarıyla düzeyli seviyeli ilişkisini ille de vurgulama ihtiyacı… Biz Erbaş’ın masasında duran sol pasta rahatlıyoruz böylece; oh neyse ki yüz göz olmamışlar.

Sürekli başımıza gelen şey işte

“Sürekli başımıza gelen şey işte…” Sade, basit, ürkütücü gerçek. Bir minibüs dolusu insan içinde iki kadını hemen bir “suç”a sessiz tanıklığın ortaklığıyla bir araya getiren şey. Toplu taşıma araçlarında, işyerlerinde, gece arkadaşlarla eğlenilen barlarda, her yerde bir istek dışı dokunulma tehdidi. Gündelik, görmezden gelinebilir taciz. Çünkü bunları görürsen ohoo hayat geçmez. Daha irilerine enerji kalmaz. O nedenle “niye daha hızlı hareket etmedim?” “O heriflerden bir hıyarlık çıkacağı belliydi, niye hemen arkaya geçmedim?” diye kendimize kızarız.

Siftahsızlar

Bir kısım küçümen dükkânların sahipleri hiç istiflerini bozmazken kimileri ha gayret deyip yarım ağızla da olsa “buyurun” diyor giren çıkanlara, ne de olsa velinimet diye bellenmiş. Bir esnaf diğerine kırık gülümsemesiyle “yok işte iş yok, oturuyoz n’apçan” derken yokuşun bir diğer köşesinde “şu işi halletsek bir” diyen dükkân komşusuna “önce bir parayı bulayım da” diye cevap veriyor diğeri

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

İlişkilerde sevgi sandığımız şiddet

Duygusal istismarda pek çok zorlayıcı durum yaşarsınız. Örneğin ne hissettiğinize ve nasıl davranmanız gerektiğine o karar verir. Kontrolcü ve tahakkümcüdür. Sürekli eleştirir. Zayıf yönleriniz, hatalarınız ve son derece insani olan tüm başarısızlıklarınız karşısında sizi utandırır. Güçlü yönlerinizi baskılayarak bir kurban konumunda kalmanız için çabalar.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

'Kablo plim yapıyo'

Bundan sonra akıl “Kablo plim yapıyo” diyecek, bu saatten sonra başka ne diyecek, ne desin! Onca rasyonel çabaya rağmen bunca irrasyonalite, böyle absürd bir tepkiden başka muhtemel ve anlaşılır bir seçenek bırakmıyor akla.

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.