GÜNÜN YAZARLARI

Doğru oyun, mümkün mü?

Klopp’un "doğru oyun" lafı ile Tekin ve Özen’in "doğru oyun" lafı son tahlilde aynı kapıya çıkıyor. Lig uzun bir maraton, bu uzun maratonda hedefinizin ve felsefenizin sizden talep ettiği bir oyunu oynamak, futbol adına, oyun adına yapılacak en doğru iş ve yatırımdır. Oyun zaten taktik bakımından kimi farklı düşünceleri uygulama imkanı tanıyor ama oyunun stratejisiyle oynamak, açık ki büyük bir maceraya yol vermek anlamına gelir.

Britanya - Cezayir: İki seçim, çok ders

“Eski dünya ölüyor, yenisi ise daha henüz doğmaya çabalıyor. Şimdi, canavarların zamanıdır” sözü Gramsci’ye aitti. Oralarda bir yerlerde, o alacakaranlık kuşağında gezinmekteyiz sanki. Oralarda da, burada da.

Retorik ve sağ siyasetin karanlık yüzü

Toplumun yarısını oluşturan kadınlar, parti programında eşitlik perspektifiyle yoksa o parti demokrasiye katkı sunamaz. Demokrasiye katkı sunmaktan çok kadın karşıtlarına katkı sunacak bir yeni partimiz oldu.

Yılbaşı tarifleri: Kestaneli risotto

İyi bir risotto yapabilmek için öncelikle pirinci doğru seçilmeli. Burada birinci tercih İtalyan Arborio veya Carnaroli pirinçleri, kısa ve dolgun yapıları ile nişastaları bol, diri pirinçler. Bunları bulamıyorsanız baldo ile de deneyebilirsiniz ancak aynı kremamsı sonucu almak kolay olmayacaktır.

10 objektife sığan '100'lerce Akdeniz

Pera Müzesi'nde Engin Özendes küratörlüğü ve 10 Türkiyeli objektif eşliğinde açılan Fotoğrafın Ardında 180 Yıl sergisi, 1839'da Akdeniz kıyı kentlerine çıkılmış tarihsel bir 'fotografik hac'ı yâd ediyor. Sergi, Akdeniz coğrafyasının sosyal, mimarî ve tarihsel dönüşüm hikâyesini, 21'inci yüzyıl reaktifliğiyle, yeniden işliyor.

Kadınlara toprak dağıtsaydık...

‘Tapu’yu aldıklarında, şöyle bir elinde tuttu kadın, sonra kocasına sarıldı. Halbuki daha toprak işgal etmek gerekiyordu. Büyük toprak sahibinin, silahlı adamlarının vurmaması lazımdı ve polise yolda yakalanmamalıydılar, işgalden sonra direnmeliydiler, bir sürü şey vardı ama sarıldı işte...

Kadıköy semalarında yankılanan ses: Daniska

Açık açık söyleyeyim: Tarihin ilk Daniska konseri, şahit olduğum en eğlenceli konserlerden biriydi. Erdal Güney’le birlikte konseri izlerken o kadar keyiflendik ki, çıktığımızda sarhoş gibiydik. “İçkiden değil” dedik, “müzikten”. Konser sonrası başımızı uzattığımız Daniska kulisi, gülen yüzlerle doluydu. Bu da, konserin ne kadar güzel geçtiğini gösteriyor.

Amacım Amerika’yı keşfetmek değil de...

Acaba neden alternatif bir spor platformu yaratmak mümkün olamıyor? Madem zaman değişiyor, madem sporun ana hedef kitlesi olan gençler ve beyaz yakalılar kendilerine az kalan zamanı kaliteli içeriklerle doldurmak istiyor ve mevcut yöntemler beklentileri karşılayamıyorsa neden yeni düzene ayak uydurulmuyor?

TÜM YAZARLAR

Demokrasiyi kendisine karşı korumak

Oedipus, bilmesindeki aşırılık jestini bilmemeye yöneldiğinde de tekrarlar; kendi gözlerini kör eder. Bu fazlalık, bu aşırılık dışarı atılmadan bir ‘site’ sembolik olarak mümkün değildir

Faşizme karşı Atalanta'yla omuz omuza!

Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden en mütevazı kadrolardan birine sahip olan Atalanta, beklenmedik şekilde gruptan çıkmayı başardı. Üstelik bugün devlerle mücadele veren Atalanta'nın geçmişinde Mussolini'ye karşı verilen büyük bir direniş ve tribünlerinde o direnişi miras alan sol sloganlar mevcut...

Kitle siyaseti: Protesto sokağa düştüğünde

Gelişen protestoların adaletsizliğe ve zorbalığa karşı, ortak bir gündem ekseninde bütünleşmese bile, en azından anlamlı ve işlevsel bir dayanışmaya girebileceği günlerden henüz uzağız. Mevcut kalkışmaların neye itiraz ettiği belli olsa da, ne istediği ve nasıl elde edeceği çok net değil. Bu yüzden bazılarınca bu protestolar, çaresizlik ve ıstırabın kontrolden çıkardığı mahkumlarca yapılan hapishane isyanlarına benzetiliyor.

Konuşmadan söyleşiye Murathan Mungan

“Çağ Geçitleri”, hem Murathan Mungan şiirinde hem de Türk şiirinde çok önemli bir metin. Kitap, “Bir şiiri” ile bitiyor; kitap bitiyor ama şiir bitmiyor, virgüllü bir dize ile sonlanıyor. “Konuşarak” sonlanıyor kitap, ama konuşan kişi bir konuşmanın dinleyicisi olarak süren söyleşiye bir ara isteğini dile getiriyor, üstelik konuşmaktan çok dinlemek kararında bir ara isteği.

Bu ekonomiyle nereye gidilir?

Dağınık olsa da muhalefette restorasyoncu bir iktidar için bolca adım atılıyor. Bu sırada ekonomi yönetimi 2017 referandumu ve 2018 seçimleri öncesinde görülenlere benzer çeşitli kararlar alıyor ya da bu kararların alınacağı yeni dönemeçler yaklaşıyor.

Çarlıktan komünizme, Lenin'den Trump'a: Rus resmi

Rusya tarihine her zaman ilgi duyan ve tarih konulu birçok tabloya imza atan ressam Glazunov'a halk arasında “Rusya’nın SSCB Büyükelçisi” lakabı verildi. SSCB dağılınca Glazunov’un siyasi vizyonunun 'monarşist' olduğu öğrenildi. 'Sınıfsal ayrıcalık' prensibini benimseyen ressam, demokrasi ve hak eşitliğini inkar ediyordu.

UEFA Avrupa Ligi'nde belediye çalışması

Borussia Mönchengladbach'a 90+1'de golü atarak turu getiren Enzo Crivelli kimdir? 'Scouting' deyip duruyorsunuz ya, 'scouting' budur. Bu bir transfer başarısıdır. Yoksa gidip 5 milyon verip Pepe'ye Beşiktaş forması giydirmek, Falcao'yu bir servet karşılığında transfer edip Galatasaray forması giydirmek sadece tribünlere yapılan bir 'şov'dur.

Yeni bir toplumsal sözleşmenin imkânları

Türkiye’nin temel açmazlarını dünya kapitalist sistemi ve Akdeniz havzasındaki yerini esas alarak kavramak ve söz konusu açmazlara çözüm önerilerini bu doğrultuda biçimlendirmek, kökendeki yapısal faktörleri ıskalamamanın koşullarıdır.

Yurttan Sesler: Önce dua edip, sonra soydular!

Bursa’da 2 hırsız önce camide dua etti, sonra yardım kasasını kırarak paraları çaldı. Adana’nın Kozan ilçesine bağlı Çokak köyünde 34 yaşındaki M.C. gece saatlerinde önce gök gürültüsü duydu sonra evi sallandı, sabah uyanınca evlerinin önündeki tarlada oval şekilde yaklaşık 40 kilo ağırlığında bir taş buldu.

Çarın çizmesine cila: 27 milyar dolarlık kazık

İktidar, Akkuyu nükleer santralinin Cumhuriyet’in 100'üncü yılında devreye gireceğini söylüyor. Ve böylece ülkenin makus enerji esaretinden de kurtulacağını müjdeliyor. Oysa verilen garantilere bakınca, 2023’ten sonra 15 yıl boyunca Rusya’ya fazladan 27 milyar dolar ödeme yapılacak. İşte iktidarın Cumhuriyet’in 100'üncü yılında ‘esaretten kurtuluş’ hediyesi de bu felaket olacak.

Açlık sorunu nereye gidiyor, biz nerede duruyoruz?

Açlık sorununun azalmak şöyle dursun, daha da büyüyebileceğini dikkate almayı gerektiren bazı kritik göstergeler var. Açlık sorununa önümüzdeki yıllarda etkisi daha ağır biçimde hissedilecek bu göstergeleri dikkate alarak bakmak gerekiyor. Önemli bulduğum ve çeşitli açılardan birbirine bağlı üç sorundan söz edeceğim sadece.

Beştepe’nin derin Uygur sessizliği

Erdoğan’dan Uygur Türklerine ilişkin son açıklamaları iki buçuk ay önce BM Genel Kurulu için gittiği New York’ta duyduk. TÜRKEN Vakfı tarafından düzenlenen toplantıda Uygur Türkü bir genç kendisine soru yöneltince önce topu ABD’ye attı ve Washington yönetiminin meseleyi BM Güvenlik Konseyi’nin önüne getirmesi gerektiğinden dem vurdu.

Marina Abramoviç’i beklerken

Ocak ayında İstanbul’a gelecek Marina Abramoviç’in kapsamlı bir başka sergisi şu sıralar kendi şehri Belgrad’da sürüyor. Sergi, Yugoslavya’nın özgürlükçü döneminde yetişmiş, kimliğine sirayet eden korkuyu yenmek için kendi bedenini acıtmayı seçmiş, her zaman hayret verici ve yaratıcı olmuş bir sanatçıyı ve performans sanatının ne olduğunu anlatıyor.

Emlakçılardan tefecilere bir kent yoksulluğu öyküsü

Çin’de hanehalkı borçluluğu 2006-2019 arası %31’den %53’e çıkmış. Karşılaştırma için söylersek, Türkiye’ninki en yüksek %18’i gördü şu ana kadar. Yüzde altmış bandında ABD, AB gibi merkezdeki ülkeler var ki sonrasında mortgage krizi yaşadılar. Çin’de hem tasarruf oranı yüksek, hem de bankacılık sektörünün kredi kuralları çok sıkı. Ama bu, bankalardan kredi alamayacak olan kesimi, yani göçmen işçileri, kadınları, üniversite öğrencilerini, güvencesiz çalışan gençleri tefecilere yönlendiriyor.

Şahsım hükümet sisteminde ‘terörist’ ne anlama gelir?

Birisi, özellikle iktidar blokunda yer alan birisi size terörist diye bağırdığı anda artık hukuk koruması kalkmış olur. Erdoğan’ın terör aracılığıyla yarattığı korkunun temel stratejisi budur. Çünkü Erdoğan’ın ilanı, ona sadık olanlara saldırma, dişlerini gösterme izni anlamına gelmektedir. Bu da yıldırının toplumsallaşmasıdır. Üniversitelerde, sokaklarda demokratlara, sosyalistlere, kadınlara yapılan saldırılar ve cezasızlığın zemini bu “ilan”dır.

Kürt yakasındaki eller

Amerikalılarla ortaklık, Kürtlere Şam yolunu tıkayan ve İran misyonuyla ilişkilenmeyi önceleyen bir çerçeveyi dayatıyor. Hem Amerika ile çalışmak hem de Şam’la çözüm ortağı olmak isteyen Kürtler bu çelişkiyi aşabilecek mi?

ABD-Çin savaşını nadir elementler mi durdurdu?

Bugün, finans uzmanları, strateji uzmanları, askeri uzmanlar tarafından ticaret savaşında bir misilleme, küresel teknoloji üretimi açısından bir tehdit, uluslararası ilişkilerde bir silah olarak ya da ulusal güvenlik açısından değerlendirilen nadir toprak elementleri (NTE) küresel politikanın gündemine girecekse, teknolojik gelişmenin sadece Çin halkı açısından değil, insanlık açısından çok yüksek olan maliyeti ile girmeliymiş gibi görünüyor.

Ayakkabıyla eve girmek

Dönemin politik atmosferi ve iki siyasetçinin profillerini göz önünde bulundurduğumda, ötekinin mahrem algısına duyulan saygı, siyasetin kimi durumlarda dayattığı teslimiyet ile ötekinden yaşam tarzına saygı beklerken kendi kurallarını dayatma, geçici de olsa boyun eğdirme inadı arasında salınıp duruyor bu fotoğrafın bende yarattığı izlenim.

40 yıllık ‘Yeni Türkiye’: AKP’nin arazi kavgası

Şehir Üniversitesi’ne tahsis edilmiş kamu arazisi üzerindeki tartışmada kimin ‘haklı’ olduğu önemsizdir. O arazinin, bir kamu mülkü olarak topluma geri verilmesine, konut projesi de sağcı vakıf üniversitesi de iktidar mahfilleri arasındaki bir çekişmenin aparatı da değil; bir kent değeri olarak yeniden topluma kazandırılmasına ihtiyaç var… Bugün her alanda korkunç sonuçlarıyla karşılaştığımız 40 yıllık düzenin temeline yönelecek gerçek bir itiraza…

İstanbul ne kadar büyüyebilir?

Kanal İstanbul sonrası en büyük sorun su ve gıda olacak, Anadolu’nun bütün tarım ürünleri İstanbul'a akacaktır. Ancak verimsiz geçen bir dönem bu akışın bozulması demektir. Yeni imar yasalarında her apartmanın bodrum katında büyük erzak ve su depolarının olması zorunlu olabilir, hatta gıda mafyası ve karaborsa gıda piyasası oluşabilir.

Kürt sorununu Baltıklar'a taşımak

Bu süreçten Türkiye YPG’yi terör örgütü olarak kabul ettirerek çıkarsa, uzun süredir ortada görünmeyen diplomasisi büyük bir başarı elde etmiş olacak, Erdoğan bunu iç politikada sonuna kadar kullanacak, NATO’yu dize getiren lider olacak. Ayrıca, Erdoğan’ın bu ısrarı, aslında Baltık savunma planının hedefi olan Putin’i de memnun etmiş olmalı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Makata cop sokulması kibarca nasıl anlatılır?

HDP Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, kapasitelerinin çok üzerinde insanın tutulduğu hapishanelerde hamile veya yeni doğurmuş kadınların, hayatında hiç kuş veya ağaç görmemiş çocukların, çıplak aramayı reddedenlere uygulanan işkencelerin, hapishane ziyaretine giderken yok olan ailelerin, tacize uğrayan kadınların, esrarengiz biçimde kaybedilen ve ağır işkenceler sonrasında ortaya çıkarılanların hikâyelerini anlatıyor…

Muz

Bu haftanın gündemini süsleyen Maurizio Catellan’ın Art Basel Miami’de duvara yapıştırdığı 120 bin dolarlık muz, 12 milyon dolara çürüyen köpek balığının satıldığı dünyada, fındık fıstık. Fuarda muzun üç edisyonu satıldı, ikisi 120 bin dolara, üçüncüsü 150 bin dolara...

Hidayet Şefkatli Tuksal: Kapitalist oluyor da Müslüman feminist neden olmasın?

Batı’da yıllardır Türkiye’de ise yeni yeni tartışılmakta olan İslami feminizmin nasıl bir şey olduğunu konuşabileceğimiz en doğru isimlerden biriydi Hidayet Şefkatli Tuksal. Kendisiyle feminizm, feminizmler, İstanbul Sözleşmesi, mütedeyyin bir camiada kadın hakları mücadelesi, aynı anda hem feminist hem de dindar olmanın zorlukları, mazbut bir hayat sürerek de kadın hakları mücadelesi verilip verilemeyeceğini, radikal feminizmin taleplerini konuştuk.

Alışmak sevmekten daha zor geliyor

"Hükümete yönelik darbeye teşebbüs","mala zarar verme", "nitelikli mala zarar verme", "tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi", "ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme", "ateşli silahlar kanununa muhalefet", "nitelikli yağma"… Bu nasıl bir oyunsa, on altı yıllık bir iktidar aynı zamanda kendi ortağı kıldığı kesimler dahil herkesin ve her şeyin mağduru.

Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı

Gelecek Partisi’nin, AKP içinden gelişen rahatsızlık potansiyeli ve siyasetin genelindeki krize, bir üslup ve kadro sorunu olarak yaklaşmayı deneyeceği anlaşılıyor. “Ortak akıldan uzaklaşma, sorunlu lider kültü ve edilgen kadro” gibi göndermeler doğrudan AKP teşkilatlarına gidiyor.

Mahsun Kırmızıgül mucizesini arıyor!

Kırmızıgül filmine gerçeklik ve inandırıcılık hissi katmak için hikayesini 1960’lardan 1970’lere kadar uzanan bir döneme koyuyor ve filmde zaman zaman o döneme damga vuran tarihsel olayları bize aktarıyor. Ancak yönetmen bunu hikayesine bir boyut katmak için mi yoksa filmdeki sanat yönetmenliği becerisini göstermek için mi kullanıyor pek kestiremiyoruz.

Avni Lifij: Efsane, heyecan ve geç kalmışlığımız

Sabancı Müzesi’ndeki Avni Lifij: Çağının Yenisi sergisi sanatçının bilinmeyen üretimlerine kapsamlı bir bakış niteliğinde. Peki, Lifij’in efsaneleşen otoportresinin ötesinde neler var?

Kayyım

Bütün bu malumatın sonunda şunlara ulaşıyoruz: Esasen “kayyım” olan kelime zamanla halk dilinde “kayyum”a dönüşüyor ama o dönüştüğü kelimenin manası çok geniş ve büyük bir kelimeye tosluyor. Ama gene de bu iki kelime aynı kökten geliyor ve o kök gidip “kıyamet” kelimesiyle akraba çıkıyor. 

Hani Cüneyt’e bir şey olmazdı?

Cüneyt’in arkasından konuşurken ve başına gelen felaketleri konuşurken “O üzülmek için gelmiş bu dünyaya. Ona bir şey olmaz” dediğimi hatırlıyorum defalarca. Olurmuş.

Xelk’in demokrasisi

Sana ait olan bir demokraside halk isen çoğul olamazsın. Bir demokraside çoğul halde kalmışsan o demokrasi sana mı ait yoksa xelkin mi, bunun üzerinde düşünmen gerekir.

Libya anlaşması müdahale tezkeresi mi olacak?

Libya ile yapılan anlaşmanın yankıları sürerken Erdoğan, Libya Hükümeti’nden davet gelmesi durumunda Libya’ya asker gönderebileceğini söyledi. Bu sözlerin önünü açansa Doğu Akdeniz konusunda anlaşmanın yapıldığı 27 Kasım’da TSK’ye bu ülkede konuşlanma imkânı sunan Güvenlik ve Askeri İşbirliği Anlaşması.

İngiltere, Fransa, Almanya ve Şahsı üzerine...

Burada yazmayı ihmal ettiğim başkaca yetkilere de sahip olan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “İngiltere, Fransa, Almanya ve şahsım, dörtlü zirve yaptık,” ifadesinde bir gariplik yok. Yeni rejimin hukuk düzenine göre, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı’nın ‘şahsının,’ İngiltere, Fransa ve Almanya ile dörtlü zirve yapması, anayasa-yasa-kararname hükümleri göz önünde bulundurulduğunda, olağan karşılanmalıdır.

Kürtlerle Şam nereye?

Suriye yönetiminin kısa vadedeki hedefi petrol bölgelerini yeniden devletin kontrolüne almak, uzun vadede ise Kürtlerin özerklik ya da bağımsızlık hedeflerinin önüne geçmek. Esad “Kürtler ayrı bir millet değildir Suriyelidir” derken açık şekilde gelecekle ilgili hedefi de koymuş oluyor.

Paco de Lucia’nın Türkiye müziğine etkisi

Benim Türkiye müzikleri tarihinde duyduğum ilk önemli Paco de Lucia hikayesi Doğan Canku tarafından aktarılmıştır. Doğan Canku bir klasik gitarist olarak başladığı gitar serüveninin bir noktasında flamenkoyla ve tabii Paco de Lucia'nın müziği ile tanışır. Bu ilgisini bir Paco de Lucia taklitçisi olmaktan çok daha uzaklara taşıyan Canku, elinden geldiğince kendi kişisel müzik dilini kurmaya çalışır.

Babacan ekibinden ittifak yanıtı: Koalisyon için bu kadar zahmete girilmez

Yeni kurulacak partiler Ankara’da siyaset sahnesini hareketlendirdi. Millet İttifakı’nın genişleyeceği ya da üçüncü bir ittifakın kurulabileceği konuşuluyor. “Bir koalisyon için bu kadar zahmete girilmez” diyen Ali Babacan ekibi hazırlıklarını Türkiye'de icra yetkisini alabilecek, 'milletin üzerinde ittifak ettiği' bir oluşum hedefiyle yaptıklarını söylüyor.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

'Şahsım' olmanın tarihsel hafifliği

Devletin en üst temsil kurumu olan Cumhurbaşkanlığı makamında oturan kişi, egemenliğin simgesidir, reis midir? Siyasal partiler çete midir ki liderleri reis olsun? Ülke bir tekne midir ki dümendeki reis olsun? Ama işte her şey bir şahsa indirgenirse, o şahıs kendisini tıpkı feodal hükümdar gibi bütün ülke topraklarının sahibi sanmaya başlar.

Anıtkabir manzaralı yeni beton külliye mi?

Ankaralıların ihtiyacı aslında çok basit, doğa. Burada durum ise çok daha marjinal. İki okul yok edilip, dibinde cami olan bir yere beton külliye yapmak. Tam 70 bin metrekare beton külliye. Hem de doğanın, geçmişin, camilerin yok edilmesi uğruna bir cami ve külliye.

Selahattin Demirtaş: Ceren Özdemir'in katledilmesine burada çıldırdık resmen!

Selahattin Demirtaş, Ceren Özdemir'in öldürülmesiyle ilgili olarak "İnanın ki burada çıldırdık resmen" dedi. "Ceren Özdemir’in katledilmesi öyle sıradan açıklamalarla geçiştirilebilecek bir şey değil" diyen Demirtaş, "AKP yönetimi tecavüzü, tacizi, kadın katliamlarını, çocuk istismarını zaten ciddi suçlar olarak görmüyor ki! Bunun ahlaken de sorun olarak tanımlamıyor olacaklar ki bizleri bile yüksek güvenlikli hücrelerde tutarken tecavüzcülerin hepsini sokağa saldılar" ifadelerini kullandı.

Ahmet Kural’ın beden dili ve yazılı şiddeti...

“Ahmet Kural yalnız değildir!” diye bağıranlar var şimdi. Bence de yalnız değil. Bir sürü var ondan. Daha beterleri var. Çok daha beterleri var. Kadınlar konuştukça, azalacaklar tek tek.

Kafkaslarda yükselen sinema: Elbruz Dağları'nda olsam

Aleksandr Sokurov, hem filmleriyle hem de kendi kökenlerini unutmayarak sinema namına umut vaat etmeyen Kafkas coğrafyasında yaptığı eğitim hamlesiyle izleri silinmeyecek, unutulmaz bir sinema anlayışı ortaya koydu. Onun açtığı yolda kimi zaman yerel aidiyetler hissetmeyen Rus sineması içinde kendini var edecek Kandemir Balagov gibi yönetmenler kimi zaman da Vladimir Bitokov, Kira Kovalenko ve Gadzhimurad Efendiev gibi doğduğu, yaşadığı coğrafyanın kültürel kodlarından beslenen, özgün bir sinema anlayışıyla ait oldukları toplumların kilometre taşı yapıtlarına imza atacak gençler de yolunu bulacaktır.

Gerçeğin yarısı

Özgür Ülke yerinde değildi! Bombayla darmadağın edilmişti. Özgür Ülke’nin külleri İstanbul’un üstüne yağıyordu.

Marriage Story: Hatırladıklarımız ve hissettiklerimiz

“Marriage Story”, açılış sahnesinden başlayarak, hikayeye avukat olarak Laura Dern- Alan Alda- Ray Liotta üçlüsünün dâhil olduğu ve boşanmanın bir savaşa dönüştüğü anlara; oradan Adam Driver ile Scarlett Johansson’un döktürdüğü kavga sahnesine ve nihayet dinginleştikleri finale kadar çok iyi yazılmış bir metin.

Yapacak bir şey yok, Kürdüz...

Tahir Elçi’nin Diyarbakır’da Dört Ayaklı Minare'nin dibine vurulup düşmesinin üzerinden tamı tamına dört yıl geçti. 500 yıllık bir tarihin tanığı olan Dört Ayaklı Minare'nin taş ayaklarına kurşun değdiği için kalbi yaralanan ve feryat eden bir adama kıydılar. Olan biten hazin olmanın çok ötesindeydi.

#LasTesis’in ardından

Tutuklanmadılar diye bir yandan seviniyoruz. Fakat aslında olan biten her şeyin hiç olmaması gerektiğini düşününce cezalandırıldığımızı hatırlayıp öfkeleniyoruz. Korku filmi gibi. Hiç bitmeyen bir döngü gibi; “Niye alındılar? Niye bırakıldılar?”…

Biraz değişmez miydiniz?

Değişime izin vermek, izin verebildiğinde bunun içinde olmak, ona tahammül edebilmek, öncesi de, sonrası da 32 kısım tekmili birden çok zor… Zihnimle değil, kalbimle söylüyorum; yazının tüm olanaksızlığıyla haykırıyorum ki çok zor. Değişimin getirdiği tüm o yalnızlaştırıcı dönemeçlerden geçmek, yerini bulamamak, yerleşememek… Kaybolmuş gibi hissetmek… Ama biliyorsun geçecek.

Köpekler, insanlar ve 'modern tıp'

Son zamanlarda tıp kurumu ve doktorlar başta olmak üzere o kurumu oluşturan insanlarla, psikanalizdeki tabirle “bildiği farzedilen özne”lerle deneyimlerimiz neredeyse hep olumsuz kipte: Diyagnostik alanındaki onca gelişmeye rağmen inanılmaz sayıda yanlış teşhis ve dolayısıyla yanlış tedavi hikayesi, pisi pisine ölen veya sakat/alil kalanlarla ilgili acılı yakınmalar dinledim son yıllarda. Şimdi bir tane de ben anlatacağım tahmin edileceği gibi...

Yeni siyaset: Demokrasi 'in' otoriterlik 'out'

Her iki siyasetçi de, liderin masaya yumruğunu vurduğu bir siyasetten bunalan, sürekli yüksek sesle kendisine ne yapacağını, nasıl yaşayacağını dikte eden ya da nasıl biri olduğunu/olması gerektiğini anlatıp duran otoriter siyasetten bunalan genç seçmenin ne istediğini anlamış görünüyor.

AKP'nin planı Türkiye'ye ne vaat ediyor?

Yeni YEP, iktidar için bir propaganda malzemesi, dikkatli gözler için iç bütünlüğü olmayan bir doküman, benim açımdan da kriz yönetiminin krizinin sürdüğünün bir belgesi niteliğinde.

Oyun hamurunun ahlâkı

Edeni şu hallere sokan, şuurun istirahate çekildiği derin uyku âlemlerinden beslenen meşum teşekkür hangi tenhaya sığsın! Türkiye’deki fiilî iktidar kurumu MHP’nin, memleket hayrına her öneriyi AKP’li meslektaşlarıyla birlikte reddetmekle mâruf Meclis grubu da teşekkür ayinine katıldı, biz kimiz, neyiz, nasıl canlılarız demeye vakit bulamadan.

Voleybolun zirvesinde Türkiye!

Voleybol kadınlar kıtalararası şampiyonasında en iyi 3 takımından ikisi yine Türkiye'dendi. Eczacıbaşı Vitra ve Vakıfbank takımları ikinci ve üçüncü sıraları alarak 4 sene üst üste dünyanın en iyi son 4 takımı arasında yer alma başarısını gösterdi.

Hem pastam dursun hem de yeni pastam olsun

“Son yıllarda muhafazakar diyebileceğimiz geniş bir okur kitlem oluştu. Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla. Sanırım herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki bu” diyor Erbaş. Muhafazakar okurlarım da var artık deyip geçebilecekken, bu yeni okurlarıyla düzeyli seviyeli ilişkisini ille de vurgulama ihtiyacı… Biz Erbaş’ın masasında duran sol pasta rahatlıyoruz böylece; oh neyse ki yüz göz olmamışlar.

Konuşmak, taşınmak, yazmak

Konuşulması zor şeyler hakkında konuşmamak daha iyi mi peki? Bin yıl neredeyse hiçbir kavga, gürültü, yüksek gerilim içermeden süren çok yakın ilişkiler var. Taraflardan biri ya da her ikisi birden karşısındakinin kaynama noktasını kestirip sibobu tam zamanında çekiyor herhalde. (En çok korktuğum ev eşyası düdüklü tencere bu arada.) Düzenli olarak alttan alınıyor ya da. Sorunlar birikip birikip sonunda rögar kapağından taşmıyorsa ne iyi.

Siftahsızlar

Bir kısım küçümen dükkânların sahipleri hiç istiflerini bozmazken kimileri ha gayret deyip yarım ağızla da olsa “buyurun” diyor giren çıkanlara, ne de olsa velinimet diye bellenmiş. Bir esnaf diğerine kırık gülümsemesiyle “yok işte iş yok, oturuyoz n’apçan” derken yokuşun bir diğer köşesinde “şu işi halletsek bir” diyen dükkân komşusuna “önce bir parayı bulayım da” diye cevap veriyor diğeri

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

İlişkilerde sevgi sandığımız şiddet

Duygusal istismarda pek çok zorlayıcı durum yaşarsınız. Örneğin ne hissettiğinize ve nasıl davranmanız gerektiğine o karar verir. Kontrolcü ve tahakkümcüdür. Sürekli eleştirir. Zayıf yönleriniz, hatalarınız ve son derece insani olan tüm başarısızlıklarınız karşısında sizi utandırır. Güçlü yönlerinizi baskılayarak bir kurban konumunda kalmanız için çabalar.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Tam köşe yazarı oluyordum ki…

Şimdi seçim zamanı ve ben kendimi milletvekili adayı olarak buldum. Halkımız teveccüh gösterir ve TBMM’ye gönderirse üzerime düşeni yapmaktan başka bir derdim olmaz. Diğer halde de halkımız sağolsun. Tam köşe yazarı olmaya çalışıyordum ki olaylar böyle gelişti.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

'Kablo plim yapıyo'

Bundan sonra akıl “Kablo plim yapıyo” diyecek, bu saatten sonra başka ne diyecek, ne desin! Onca rasyonel çabaya rağmen bunca irrasyonalite, böyle absürd bir tepkiden başka muhtemel ve anlaşılır bir seçenek bırakmıyor akla.

Kürtler, öteki, Büyükada

Türk toplumu “sınırda” kişilik bozukluğu taşıyor. Bu türden bir kişilik bozukluğu için, övülen kusursuz, yerilense mutlak kusurludur.

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

LGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz?

“Başınız ağrıyorsa ‘kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz, uğraşıp baş edemediğiniz düşünceleriniz nelerdir?' sorularının cevabını bulmalısınız. Baş ağrılarının çoğu kendini acımasızca eleştirme, özgüven kayıpları ve kişinin yaptığı her şeyi değersiz görmesiyle ilgilidir….” Bu soruyu hatırlatmamın nedeni LGS adı verilen bu “sınav”ın çocuklara/gençlere iler tutar tarafı olmayan, tamamen “kafadan atma” malumat aktardığını da hatırlatmaktı. “Baş ağrıları”nın “özgüven eksikliği”nden kaynaklandığını kim söylemiş?

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

Bir gece ansızın gelen sevgiliye mektup!

Kışın yerine baharı kayyım atamışlar. Camları açıyor, içeride Kırkpınar pehlivanları gibi dolaşıyoruz. Bu tuhaflıklardan sonra sen geldin. Gün boyu "neden ben?" diye salak sersem dalıp duruyorum. Damarlarımda kanım hızlanıyor, aklımda hep sen…

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.

Endeks düşebilir, ayı çıkabilir!..

Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen "ayı piyasası"na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa...