GÜNÜN YAZARLARI

Erbil suikastının düşündürdükleri

Katilin kartviziti hangi anlamlara geliyor olabilir? Erbil’in artık kimse için ama özellikle devlet görevlisi ve işadamları başta olmak üzere Türkiye yurttaşları için güvenli bir yer olmadığı. Ankara-Erbil ilişkisinin, özellikle istihbarat ve güvenlik kurumları arasındaki (şimdiye dek hep işlek kalabilmiş) iletişim ve eşgüdümün zehirlenmesi...

Satılık damaklar için yolun sonu gelir mi?

Görsel olarak güzel görünen bir yemek, örneğin üzerine kareler şeklinde ne idüğü belirsiz o çedar soslarından sıkılmış bir pizza, bu satılık damak arkadaşların bize attığı bir kazıktan başka bir şey değil.

Demirtaş ve 'F Tipi' imgeleri

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın belli bir süredir Edirne F tipi Cezaevi'nden eşi ve sosyal medya aracılığı ile bize ilettiği resimleri, kendi kendini yetiştiren, masum, samimi sanat insanlarının yarattığı 'naif' akıma yaklaşıyor. Bu vesileyle, ilgili akım üzerinden kendisi ve çabasını, zamanın benzer vakaları ve figürleri eşliğinde, bir daha anmak istedik.

Tanklar ve mihraklar

Uluslararası insan hakları gözlemcisiydik. Ordunun geçişlerini sayıyorduk. Her sabah komünlerin olduğu bölgeye giriyorlar ve akşamüstü dönüyorlardı. Biz eksiksiz dönüyorlar mı onu sayıyorduk. Kaç tank, kaç top, tüfek, tabanca filan ve subaylar, askerler…

Gerçekten bilmiyorum diyen kaldı mı?

Malum, ülkede biliyorum demek kolay da bilmiyorum demek zordu. Hele ki bunca bilginin arasında. İşte Vedat Ağabey, bilmiyorum diyebilecek kadar kalenderdi. Velhasıl ‘güzel adam’dı be Vedat Ağabey. Göçtü gitti ya 2009’da...

Yıkımın mimarı

Ona iyi diyor, buna mükemmel diyor, şuna âlâ diyor, ona yahşi diyor, dünyayı magnetosfere kadar iyimserlikle dolduruyor.

TÜM YAZARLAR

Boşluğa dikilen fallik anıtlar

İtirafçılık, tıpkı bir metonimik bir karakter sergiliyor çünkü; yapısal tekrarlarla kendisini hayatın hemen her alanında üreten bir söz biçiminin temel yapısını teşkil ediyor artık ‘itirafçılık’. Ulus Baker’in tarif ettiği biçimiyle ‘sohbet’i baltalıyor bu durum; çünkü muhatabının hakikatini ondan iyi bildiği iddiasına sahip baştan. Ama bu iddia kendi başına yeterli değil; anıtlaştırılmalı!

Sahi, biz bu maçları niye izliyoruz?

Futbolun büyük patronları FIFA ve UEFA'nın en büyük amacı, gezegende 365 gün boyunca futbol topunu döndürmek. Çünkü bu yuvarlak mucizenin enerjisiyle hareket eden çark, aklın hayalin almayacağı büyüklükte bir paranın dolaşımına imkan tanıyor.

Teknik bir not: Bilim yönteminin SETA raporundaki 'uzantıları'

SETA'nın araştırması, sadece doğru öncüllere dayanmadığı veya analiz ilkelerini doğru uygulamadığı için değil, sosyal araştırma etiğinin en temel kuralına aykırı gözüktüğü için de sıkıntılıdır. Doğru bir analiz için önce iyi bir araştırma yapılmış olması gerekir. İyi bir sosyal araştırmacı olmanın ilk koşuluysa, gözlem kümenizin mensuplarını “uzantı” türünden yargılayıcı ve küçük düşürücü sözlerle aşağılamamak ve onlara saygı duymayı becerebilmektir. Sonuçta insan üzerine çalışıyorsunuz, mikroplar veya virüsler üzerine değil!

Linç, gurur ve bebek arabası

“Gurur” denilen şey, Kürtlerin yokmuş gibi davranması kuralının adıdır. Kürtler, yokmuş gibi davranmazlarsa gurur incinir. Göz döner. Arabadaki bebek bile görünmez olur. Varlığına dair alamet ortaya çıktığında, gurur incinir, çünkü bir kavmin yok oluşu toplumsal vicdana “gurur verici” bir şey olarak her an yazılmaktadır devlet ve devletin tüm ideolojik aygıtları tarafından. Saldırıya uğrayan bebekmiş, kadınmış kimseyi ilgilendirmez.

On Birinci Kalkınma Planı ve tekinsiz itiraflar

On Birinci Plan'da kişi başı gelir ya da gelir dağılımı adaletsizliğine ilişkin hedefler 2013 yılında kaydedilmiş olan rakamlar. Kısacası ve altını tekrar çizerek söylemek gerekirse AKP, Türkiye’ye 2023 hedefi olarak 2013’ü gösteriyor.

Rus basınında geçen hafta (13-19 Temmuz): ABD yaptırımları Astana Üçlüsü'nü yakınlaştırır

Türkiye'ye S-400 sevkiyatını değerlendiren Mejdunarodnaya jizn dergisine göre ABD’nin Türkiye yaptırımları Astana Üçlüsü'nü yakınlaştıracak. Çünkü Türkiye, yaptırım şartlarında yaşamayı öğrenen İran ve Rusya’nın tecrübesine muhtaç olacak.

Türk futbolunda kaçınılmaz son: 'Sahiplik'

Pepe'ye verilen kemiksiz 5 milyon Euro sayın Fikret Orman'ın olsaydı biz Pepe'yi Beşiktaş formasıyla elleriyle kartal işareti yaparken görebilecek miydik?

Bilimcilerin mesnetsiz imtiyazları

Daha çok bilen, bilgisi toplum için daha hayati olan, daha becerikli olanın neden daha az bilenden, daha az becerikliden iyi şartlarda yaşamaya hakkı olsun? Peki, bilim gibi hakikat aşkından başka hiçbir dayanağı olmayan bir uğraş nasıl olur da bunca mesnetsiz imtiyaza zemin teşkil eder?

S-400’lerin gelmesini canlı izlemenin dayanılmaz tuhaflığı

S-400’lerin gelişini canlı yayınlarla karşılıyoruz, kabil olsa getiren uçakların önüne kırmızı halı sereceğiz. Savunma ya da saldırı amaçlı füzelere neden daha çok ihtiyaç duyan bir ülke haline geldiğimizi kimse sorgulamıyor elbette.

Babacan: Yıkılmış binanın harcını karan el

Soylu’ya bakınca tövbe çekip karşılaşmayı dilediğiniz AKP’li Babacan olabilir; lakin, 17 yıllık geçmişe dönüp bakınca da orada bugünlerin etkili bir failini görürsünüz. Zira onun amel defterinde bir rant çarkına dönmüş ve şimdi krizle beraber toplumun üzerine çöken büyüme modelinin ‘ince işçiliği’ yazılıdır.

İlişkilerde sevgi sandığımız şiddet

Duygusal istismarda pek çok zorlayıcı durum yaşarsınız. Örneğin ne hissettiğinize ve nasıl davranmanız gerektiğine o karar verir. Kontrolcü ve tahakkümcüdür. Sürekli eleştirir. Zayıf yönleriniz, hatalarınız ve son derece insani olan tüm başarısızlıklarınız karşısında sizi utandırır. Güçlü yönlerinizi baskılayarak bir kurban konumunda kalmanız için çabalar.

Konca, İstanbul Sözleşmesi tedbir kararları

AB sözleşmesi, bizim değerlerimize uymayan Batı yasaları gibi sözlerle, moda olduğu üzre yerli ve milli kaygılarla süsleniyor, sözleşmeye karşı çıkışlar. Dinden, örften, kültürden, medeniyetten dem vuruyorlar ama gerçekte o bilindik patriarkal reflekslerle itiraz ettikleri temel, kadının eşit ve özgür birey olarak hayattaki konumu.

Açlık sorunu nereye gidiyor, biz nerede duruyoruz?

Açlık sorununun azalmak şöyle dursun, daha da büyüyebileceğini dikkate almayı gerektiren bazı kritik göstergeler var. Açlık sorununa önümüzdeki yıllarda etkisi daha ağır biçimde hissedilecek bu göstergeleri dikkate alarak bakmak gerekiyor. Önemli bulduğum ve çeşitli açılardan birbirine bağlı üç sorundan söz edeceğim sadece.

Washington’ın S-400 teslimatıyla derinleşen Türkiye ikilemi

Bugün ABD’nin önündeki asıl soru NATO müttefikliğinin ruhuna ihanet etmekle suçladığı Türkiye’nin S-400 alımı nedeniyle cezalandırılıp cezalandırılmayacağı değil, bu cezalandırma sırasında Ankara’nın Moskova’nın yörüngesine daha fazla girmesinin nasıl engelleneceğidir.

Kumandanı öldürmek!

Murakami, evrensel kültüre verdiği referanslarla dünyanın bütün edebiyat severlerini kendine bağlayan, kitapları kaç sayfa olursa olsun okutan bir anlatım büyücüsü. Yeni kitabı Kumandanı Öldürmek de adını Mozart’ın Don Giovanni operasından alıyor ve müzik, resim hakkında pek çok ilginç bilgi ve tartışma içeriyor.

Tam köşe yazarı oluyordum ki…

Şimdi seçim zamanı ve ben kendimi milletvekili adayı olarak buldum. Halkımız teveccüh gösterir ve TBMM’ye gönderirse üzerime düşeni yapmaktan başka bir derdim olmaz. Diğer halde de halkımız sağolsun. Tam köşe yazarı olmaya çalışıyordum ki olaylar böyle gelişti.

Öncesi ve sonrasıyla 15 Temmuz-20 Temmuz

Darbe girişimi ve ardından gelen 20 Temmuz ara rejiminin unsurları siyasal, ekonomik, toplumsal ve diplomatik olarak çökerken ülkenin dümenini hâlâ savurmaya devam etmekteler. Uzun üç yılın sonu 31 Mart ve 23 Haziran seçimleri oldu ama etkileri sürecek.

Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı

Türkiye aleni bir şekilde bir savaşın tarafı ve parçası haline geldi. Siyaseten de Türkiye’nin oturduğu zemin sanıldığı kadar güçlü değil.

ABD-Çin savaşını nadir elementler mi durdurdu?

Bugün, finans uzmanları, strateji uzmanları, askeri uzmanlar tarafından ticaret savaşında bir misilleme, küresel teknoloji üretimi açısından bir tehdit, uluslararası ilişkilerde bir silah olarak ya da ulusal güvenlik açısından değerlendirilen nadir toprak elementleri (NTE) küresel politikanın gündemine girecekse, teknolojik gelişmenin sadece Çin halkı açısından değil, insanlık açısından çok yüksek olan maliyeti ile girmeliymiş gibi görünüyor.

Ağlamanın yasaklandığı nesil

Ağlamanın, duygulara, empati kurmanın yaratacağı düşünülen zayıflığa teslim olmanın yasak olduğu bir neslin mensubu olan Timm “non servo”, hizmet etmeyi reddediyorum diyebilmenin “ilerleyen tanklar için siperlerde bombayla gedikler açmaktan daha fazla cesaret gerektirdiğini” gösteriyor bize.

Tango ve erkek

Hayvanca çiftleşmenin, tanışır tanışmaz yatağa atlamanın, sevişmek olduğunu düşünmeye başladık…Özgürlüğün, çiftleşmekten geçtiğine inanır olduk. Tıpkı, dansın, sanatın, cinselliği çağrıştırdı için günah olduğunu düşünenlerin tutumu kadar endişe verici; bir o kadar ıssız, insansız.

Bayar-Menderes’ten Gül-Babacan’a: Restorasyon

AKP, “devlet olma” sürecinde de önemli bir yol ayrımına gelmiş ve “devlet olan” rejim elitiyle, giderek daha çok unsuru dışlanan AKP organizması ayrışmaya başlamıştır. İşte bu noktada ‘diğer fraksiyonlar’, Gül-Babacan, Davutoğlu vs; Erdoğan ve elitlerinin “devlet” olduğu koşullarda Türkiye olarak kalan, onun makûs talihini yaşayan kalabalıklarla sistem arasında, restore edilmiş ‘yeni’ bir ilişki kurmaya odaklanan birer AKP fazıdır.

Üniversite tanıtım günleri: Vitrinin arkası

Aman dikkat, şu an olabileceğiniz en tehlikeli yerdesiniz. Durumu anlamanız için önce masanın gerisindeki insanın halet-i ruhiyesine bakalım. Karşınızda bir devlet üniversitesinden emekli, sonra özel üniversiteye geçmiş yılların profesörü bulunmakta...

Küreselleşmeye Trump freni

2010’lardan itibaren ABD karar verme çevrelerinde, küreselleşme sürecinden bazı ABD müttefikleri ama özellikle Çin’in daha fazla fayda sağladığı şeklinde bir görüş hakim olmaya başladı. Obama döneminde bu duruma dair yakınmalar başlamıştı ama bunun siyasete dönüşmesi için Trump gibi birinin işbaşına gelmesi gerekti.

Mithat Sancar: Artık çözümün tek muhatabı AKP değil

HDP milletvekili ve TBMM Başkanvekili Prof. Dr. Mithat Sancar, yeni bir çözüm sürecine giden herhangi bir gelişmenin olmadığını söylüyor. Ancak Sancar’a göre yeni bir çözüm süreci olacaksa, bunun tek muhatabı AKP olmayacak. CHP, MHP ve İYİ Parti’nin de sürece dâhil edilmesi gerektiğini söyleyen Sancar’a göre AKP’nin yeni bir hikâye yazabileceği tek alan Kürt sorunu. 15 Temmuz’dan ve onun sonucu olan yeni rejimden çıkılmadan erken seçime gitmenin mevcudu yeniden üretmek dışında anlamı olmayacağını söyleyen Sancar, yeni yargı paketinin de AKP ve iktidar koalisyonu içindeki ihtilaflardan dolayı sonbahara bırakıldığını düşünüyor.

Dünya harikası, insan dehası: Capitolini Müzesi

Musei Capitolini, basit tabirle, insanda “Roma’da Roma’ymış hani!” hissiyatı yaratıyor. Vatikan ile de ilgili aynı şeyleri düşünürüm; boyut olarak o kadar büyük ve sanatsal olarak o kadar görkemli heykelleri ve resimleri hele 17. yüzyılda sıradan bir insanın karşısına koyarsan, insan o yüceliğin altında kedi-köpek boyutunda kaldığı boyut ve sanat aklını aştığı için o dinin de o devletin de kulu kölesi olur.

Alışmak sevmekten daha zor geliyor

"Hükümete yönelik darbeye teşebbüs","mala zarar verme", "nitelikli mala zarar verme", "tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi", "ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme", "ateşli silahlar kanununa muhalefet", "nitelikli yağma"… Bu nasıl bir oyunsa, on altı yıllık bir iktidar aynı zamanda kendi ortağı kıldığı kesimler dahil herkesin ve her şeyin mağduru.

Üçüncü yılında 15 Temmuz

15 Temmuz rüzgârının dolduracağı yelkenlerin, gelmekte olan seri krizlere yetecek direnci sağlamasından duyulan endişe, aceleyle referandum ve koşarak bir erken seçim gerektirdi. Her iki yoklamada da ortaya çıkan sonuçlar Allah'ın lütfuyla gelen dalganın çok mesafe aldırmadığını gösterdi.

Dünya neden silindir şeklinde olmasın?

Nesnenin potansiyel yeni anlamlarını dert edinen heykel ve enstalasyon çalışmalarıyla tanıdığımız Duman’ın Dünya Ne Düz, Ne Yuvarlak: Tam Bir Silindir sergisi, yeni bir hakikat önerisi ortaya koyuyor, bir anlamda hakikat-sonrası zeminine bir katkı sunuyor.

LGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz?

“Başınız ağrıyorsa ‘kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz, uğraşıp baş edemediğiniz düşünceleriniz nelerdir?' sorularının cevabını bulmalısınız. Baş ağrılarının çoğu kendini acımasızca eleştirme, özgüven kayıpları ve kişinin yaptığı her şeyi değersiz görmesiyle ilgilidir….” Bu soruyu hatırlatmamın nedeni LGS adı verilen bu “sınav”ın çocuklara/gençlere iler tutar tarafı olmayan, tamamen “kafadan atma” malumat aktardığını da hatırlatmaktı. “Baş ağrıları”nın “özgüven eksikliği”nden kaynaklandığını kim söylemiş?

Bir temsil: Yaralarım Aşktandır

Ferruhzad’ın hayatını, şiirleriyle beraber ele alan bir oyun oynanıyor bir süredir. Metin Şebnem İşigüzel’e ait; yönetmenliğini Berfin Zenderlioğlu yapıyor ve Nazan Kesal tek kişilik bir performansla izleyiciyle buluşuyor. Yaralarım Aşktandır için söyleyebileceğim ilk cümle, Nazan Kesal’ın sahnede devleştiğidir. Bu “sahnede devleşti” klişesinin gerçekten hayatiyet bulduğu, ete kemiğe büründüğünü görmek bir defa büyük saadet.

Yüzünü hiç görmedim ama çok yakınımdı

Çok çekti. Hastalıktan çekti, mahpusluk çekti, Hayata Dönüş Operasyonu'nda kardeşini katlettiler acı çekti. Memleketten çekti, solcuların huysuz kısmından çekti, sağcılardan çekti, hepsiyle tatlı tatlı dalga geçti.

KKTC Dışişleri Bakanı Özersay: AB Kıbrıslı Türklerin adını anmaktan korkuyor

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay: Avrupa Birliği (AB) Rum tarafının doğal kaynaklar konusunda Türkiye ile oturup konuşmasından bahsediyor. Kıbrıslı Türklerle ilgili tek kelam etmiyor.

Yıllar sonra iki şahane kavuşma: Caz Vapuru ve Mozaik

İstanbul Caz Festivali’nde önemli konserlerin hepsi yapıldı belki ama festivale son dakikada dahil olmak, bu yıla mahsus sürprizlerin hiç olmazsa ikisini ıskalamamak istiyorsanız henüz geç kalmış değilsiniz.

Büyüğün karşısında bacak bacak üstüne atmak...

Benim için en büyük sınavlardan, kendimi deneme anlarından biriydi, yaşça benden büyük biri karşısında nasıl oturacağım. Büyük şehir kültürü ile yetişmiş ve hele ki yeni nesil açısından bir şey ifade ediyor mudur? Sanmam.

Bisiklet

Belki de (S-400 ve diğer başlıklarda) teknik tartışmalara/ayrıntılara boğulduğumuz için gözardı ediyoruz: Erdoğan büyük oynuyor. Bisiklet örneği tam da sürece uygun gibi. Durmaması, hatta yavaşlamaması gerektiğinin farkında.

Paco de Lucia’nın Türkiye müziğine etkisi

Benim Türkiye müzikleri tarihinde duyduğum ilk önemli Paco de Lucia hikayesi Doğan Canku tarafından aktarılmıştır. Doğan Canku bir klasik gitarist olarak başladığı gitar serüveninin bir noktasında flamenkoyla ve tabii Paco de Lucia'nın müziği ile tanışır. Bu ilgisini bir Paco de Lucia taklitçisi olmaktan çok daha uzaklara taşıyan Canku, elinden geldiğince kendi kişisel müzik dilini kurmaya çalışır.

Seçimi 'Kılıçdaroğlu doktrini' kazandı

CHP’de yapılan ilk seçim değerlendirmesine göre kentli muhafazakarlardan oy almayı hedefleyen “Kılıçdaroğlu doktrini” başarılı oldu. “CHP sağa kayıyor” eleştirilerine karşın ısrarla sürdürülen politik tutum ve söylem değişikliği ile halktan aralarında İstanbul ve Ankara’nın bulunduğu çok sayıda büyükşehiri yönetme izni alındı.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

Demokratlık mı dediniz?

Metrodan inenlere çoğunlukla öncelik tanınmaz, kapılarda itişme kaçınılmazdır. Halbuki şöyle sağa ya da sola çekilip yol açılsa inecekler için sonra binilse ne olur? Ne olacak, uyaran “bilmiş” olur! Dolmuşta ayakta yolcuya alıştık. Kelle koltukta, tıkış tıkış… Dolmuş şoförü canı sıkılınca, sıcak basınca açar kapıları… Ayaktasın, düşer ölürsün, ama olsun, maksat gideceğimiz yere bir an önce varmak, gerisi fasa fiso…

Yenilenebilir enerji paraları kime gidiyor?

Yenilenebilir enerji destekleri genelde piyasada yer bulamayan ve genelde HES dışında kalan kaynakları desteklemek içindir. Ama Türkiye’de durum böyle değil. Bu desteklerin yarısı HES’lere gidiyor.

Bir gece ansızın gelen sevgiliye mektup!

Kışın yerine baharı kayyım atamışlar. Camları açıyor, içeride Kırkpınar pehlivanları gibi dolaşıyoruz. Bu tuhaflıklardan sonra sen geldin. Gün boyu "neden ben?" diye salak sersem dalıp duruyorum. Damarlarımda kanım hızlanıyor, aklımda hep sen…

Fettah Tamince o iddialarla ilgili ilk kez konuştu

Fettah Tamince hakkında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir kişinin gözaltına alınması için MİT'in Emniyet'in ya da MASAK'ın raporu olması lazım. Fettah Tamince'yle ilgili üçünün de raporu var. Nerede Fettah Tamince? Devletin protokolünde" diye konuştu. Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerini Fettah Tamince’ye sordum. Bugüne kadar ne hakkında FETÖ iddiasıyla açılan soruşturmaların lehine sonuçlanması ve davadan beraat etmesiyle ilgili konuşan ne de Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği bu iddialara yanıt veren Tamince, iddialarla ilgili ilk kez açıklama yaptı.

Ahmet Kural’ın beden dili ve yazılı şiddeti...

“Ahmet Kural yalnız değildir!” diye bağıranlar var şimdi. Bence de yalnız değil. Bir sürü var ondan. Daha beterleri var. Çok daha beterleri var. Kadınlar konuştukça, azalacaklar tek tek.

Her suçun altında, daha büyük bir suç vardır!

Bart Layton, gerçek suç hikâyelerini nefes kesen, seyircide önce gerilim sonra katarsis yaratan olay örgüleri olarak ele almak yerine, suçun arkasındaki daha büyük anlatıya odaklanan yapımlarıyla dikkat çekiyor. Sanki “her suçun altında daha büyük bir suç vardır” dercesine bireysel eylemlerin nedenlerini toplumsalın içinde bulmaya çalışıyor. “Amerikan Soygunu”, “Hayat Avcısı” kadar şaşırtıcı olmasa da merakla izlenen, seyircinin ilgisini toplamayı başaran bir yapım.

Kimse cumhurbaşkanına 'Bay Recep' diyemez

Çoğumuzun en kavrayamadığı şey, tarafsız cumhurbaşkanı ve partili cumhurbaşkanı arasındaki fark bu kadar açıkken, Kemal Kılıçdaroğlu, Canan Kaftancıoğlu veya Ekrem İmamoğlu gibi muhalefetin şu günlerde sıklıkla yerden yere vurulan üyeleri dahil olmak üzere herkesin hâlâ eski tarz bir “makama saygı” yükümlülüğünü sürdürüyor olması.

Endeks düşebilir, ayı çıkabilir!..

Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen "ayı piyasası"na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa...

Denizkızının katliamı

Okluk Koyu’ndaki Denizkızı adlı yerde Sadun Boro’nun el yazısıyla baş köşede asılı duran o yazı var ya, işte onu ilk okuduğumda Sadun Boro’nun kendini denizkızıyla özdeşleştirdiğini düşündüm. Denizkızı dünyayı gezmiş, dolaşmış ve kendine hep bir cennet aramış. Sadun Boro gibi birinin vefatından sonra da o cennete gittiğini düşünüyorum; ama diğer denizkızları için artık cennet Gökova olmayacak, biliyorum. Özür dileriz Sadun Abi, kendi cennetimizi kendimizden koruyamadık…

Bir gecede nasıl yaşlandık?

İnsan nasıl yaşarsa biraz da öyle yaşlanıyor. Yaşlanmaktan fobik derecesinde korkmak, yaşlı halimizi tasavvur edememek, bu gerçekle yüzleşememek, sanırım önce bugünümüze bakıp, bugünle çalışmayı ve bugündeki arızaları onarmayı gerektiriyor.

Destandan zafere resmi 15 Temmuz görselleri

15 Temmuz afişlerinin ortak özelliği, çatışma anının resmedilmesi ve destanı darbecilere karşı direnen halkın yazdığı vurgusuydu. Bu yıl kullanılmak üzere hazırlanan yeni afişlerde, artık hem “destan” ibaresi hem de askerler kullanılmıyor. Bunun yerine “Vatan Milletin İrade Milletin” ve “Demokrasi Zaferi” başlıklarına yer verilmiş.

Merkez Bankası neden faiz indiremedi?

Normal şartlarda şimdiki gibi sert bir ekonomik daralma yaşayan bir ekonomide merkez bankasının faiz indirmesi gerekirdi. Ancak sözünü ettiğim döviz-faiz kıskacı, merkez bankasını faiz indirimine gitmekten alıkoyuyor.

Ümmet nedir, nasıl bölünür?

Evet ya, birisi sizden ayrılıp parti kurarsa mazallah ümmet mahvolacak! Evet, biz bu zulmü çekiyoruz, ama çocuklarımız, torunlarımız bu siyasî ideolojiden ebediyen kurtuluyor, ona sevinebiliriz. Dindarlar da sevinmeli. Temizlenmedir bu.

Okuduğumuzu anladık mı?

Futbolcular gelir, futbolcular gider, kalan tek şey oyundur. Onu da yakında ekranlardan izleyemeyeceğiz galiba.

Hem pastam dursun hem de yeni pastam olsun

“Son yıllarda muhafazakar diyebileceğimiz geniş bir okur kitlem oluştu. Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla. Sanırım herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki bu” diyor Erbaş. Muhafazakar okurlarım da var artık deyip geçebilecekken, bu yeni okurlarıyla düzeyli seviyeli ilişkisini ille de vurgulama ihtiyacı… Biz Erbaş’ın masasında duran sol pasta rahatlıyoruz böylece; oh neyse ki yüz göz olmamışlar.

Yaşlandırma şeysi, rakı edebiyatı, Bonobolar

O testosteron o tahttan inecek, rakı/mezenin yakasından düşülecek ve yaş almanın doğal bir süreç olduğu gerçeğiyle, ortalığı fotoğrafa boğmadan yüzleşmeyi başaracağız bir gün.

Siftahsızlar

Bir kısım küçümen dükkânların sahipleri hiç istiflerini bozmazken kimileri ha gayret deyip yarım ağızla da olsa “buyurun” diyor giren çıkanlara, ne de olsa velinimet diye bellenmiş. Bir esnaf diğerine kırık gülümsemesiyle “yok işte iş yok, oturuyoz n’apçan” derken yokuşun bir diğer köşesinde “şu işi halletsek bir” diyen dükkân komşusuna “önce bir parayı bulayım da” diye cevap veriyor diğeri

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

'Kablo plim yapıyo'

Bundan sonra akıl “Kablo plim yapıyo” diyecek, bu saatten sonra başka ne diyecek, ne desin! Onca rasyonel çabaya rağmen bunca irrasyonalite, böyle absürd bir tepkiden başka muhtemel ve anlaşılır bir seçenek bırakmıyor akla.

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.