YAZARLAR

Sadece aptallar her şeyi bilir

24 Nisan’da Sermin Baysal Ata’nın sunduğu TRT Haber özel yayınında, korona virüsüne karşı, bağışıklık güçlendirme, demir eksikliği giderme hakkında konuşan bir uzman doktor vardı. Ata, doktora tam olarak şunu sordu: “Demir eksikliği konusunda demir, döküm malzemeler kullanmak; tencere tava faydalı olur mu?”

Her şeyi bilmek ve her şeyi bildiğinden bu kadar emin olabilmek çok nefis bir duygu olmalı. Şüphe duymanız, merak etmeniz, sorgulamanız, araştırmanız gereken hiçbir şey yok çünkü dünyada bilinecek ne varsa, zaten biliyorsunuz. Bir anlık bile olsa “Acaba ben yanlış biliyor olabilir miyim?” diye düşünecek haliniz de yok çünkü böyle bir ihtimal yok.

İşin daha harika yanı, yalnız da değilsiniz. Sosyal medya, sizin gibi her şeyi bilenlerle dolu. Beraber ne çok eğleniyor, ne tatlı linç ediyor, sonra da birbirinizi ne güzel tebrik ve takdir ediyorsunuz. Konu linçse eğitimli, eğitimsiz, sağcı, solcu, yancı, muhalif olmanız da fark etmiyor. Önemli olan tek şey, linç edecek bir şey yakalamak ve mümkünse ilk yakalayanlardan biri olmak.

Birkaç gün önce, TRT Haber spikeri Sermin Baysal Ata’yı da çok iyi yakaladınız mesela. Bu yakalama becerinizle bütün gün sosyal medyada insanları aşağılayarak dünyayı kurtaracağınıza, isterseniz korona virüsü aşısını bile bulursunuz.

24 Nisan’da Sermin Baysal Ata’nın sunduğu TRT Haber özel yayınında, korona virüsüne karşı, bağışıklık güçlendirme, demir eksikliği giderme hakkında konuşan bir uzman doktor vardı. Ata, doktora tam olarak şunu sordu:

“Demir eksikliği konusunda demir, döküm malzemeler kullanmak; tencere tava faydalı olur mu?”

Bu soru karşısında, uzman doktorun, alaycı bir gülümsemeyle süslediği cevabı çok netti: “Hayır, olmaz!” Sonra doktor (gülme dozunu iyice artırarak) “Pekmez de faydalı olmaz” dedi. Sonra da “Yani tabii ki faydalı olur ama...” diye konuşmasına devam etti.

Ben (her şeyi bilen biri olmadığım için) linç etmek üzere birini seçecek olsam, doktoru seçerdim. “Bu ne biçim doktor?” derdim. Önce kesin olarak faydası olmayacağını söylüyor, sonra (nedense) pekmez diyor, sonra faydalı olabileceğini söylüyor, literatür bilmiyor, alanla ilgili araştırmalardan, çalışmalardan hiç haberi yok filan.

Neyse ki, her şeyi bilenler böyle yapmadı. Sermin Baysal Ata’yı linç etmeyi tercih ettiler.

Ortam linç etmeye müsaitti çünkü olay TRT’de geçiyordu. Ata’nın uzun yıllardır işini çok iyi yapması, çok başarılı ve çok tecrübeli olması önemli değildi. Sonuçta TRT spikeriydi. TRT yahu! Muhalif ve ön yargılı linççiler uyuyor mu?

Tabii Ata kadar tecrübeli birinin, programında neden böyle bir soru sormuş olabileceğini de düşünmeye gerek yoktu çünkü her şeyi bilenlerin, herhangi bir şeyi düşünüp sorgulamasına gerek olmadığını başta söyledik.

Acaba Ata, halktan böyle sorular geldiği için bu soruyu sormuş olabilir miydi? Bu konu bir süredir konuşulduğu için, konuyu açıklığa kavuşturmak, aydınlatmak, uzmanın cevabını halka ulaştırmak için mesela?

Linç etme kültürüne hakim olanlar, bu kutsal görevin coşkusunu hep yüreğinde hissedenler iyi bilir ki, linçte her şeyi hızlı paylaşmak çok önemlidir. Bu nedenle sorularla, cevaplarla kaybedecek vakit yoktur.

Sonuç olarak linç tüm heyecanıyla başladı ama ünlü ve ünsüz birçok kişinin katıldığı bu etkinlikler sırasında, çok ilginç bir şey oldu...

Sadece Ata’nın sorusunun cımbızlandığı videoyu paylaşıp anırarak gülmeler, seviyesiz esprilerle verip veriştirmeler, elit elit eleştirmeler, her cümleye ego iliştirmeler devam ederken, bu konuda gerçekten de akademik araştırmalar, bilimsel çalışmalar, tıp dergilerinde makaleler olduğu ortaya çıktı.

Kaynaklar gösterilmeye, linkler paylaşılmaya başlayınca, Ata’nın sorusu o kadar da saçma gelmemeye başladı birden. Linç edenlerden şuur ve vicdan sahibi birkaç kişi utanıp özür diledi, bir kişi önce özür diledi, sonra özrünün yarısını geri aldığını bildirdi, diğerleri de ölü taklidi yaparak bu eylemi sonlandırdı.

Maalesef, her şeyi bildiğini sanmanın böyle sonuçları olabiliyor bazen. Popüler olmak üzere atladığınız sular, hiç beklemediğiniz bir anda bataklığa dönüşüyor ve konuştukça batıyorsunuz. Oysa bir Afrika atasözünün de dediği gibi, sadece aptallar her şeyi bilir.


Reyya Advan Kimdir?

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. 13 yıl, İstanbul’da çeşitli uluslararası reklam ajanslarında, reklam yazarlığı yaptı. Çocuk hikâyeleri ve masallar yazdı. İstanbul’un trafiğine ve nem oranına daha fazla dayanamayarak, Ankara’ya geri döndü. 2009’da, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi oldu. Reklamcılık, yazarlık, sunum teknikleri gibi alanlarda dersler veriyor. Kurbağalara olan abartılı ilgisi dışında, normal bir insan.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR