YAZARLAR

Görüşmek üzere

Geçmiş 304 yazı ile çok şey öğrendik. Ama en güzeli bu ülkede politikaları/siyasetçiyi/meclisi/belediyeleri izlemenin gerekliliğini ve doğru bilgi ile bir şeylerin değiştirebileceğini gördük, deneyimledik. Ama şimdi daha azına değil, fazlasına ihtiyacımız var sanki. Daha az ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı asla bizlerin tercihi olamaz. O yüzden hoşçakalın demiyorum, görüşmek üzere diyerek bu köşeye veda ediyorum.

Dile kolay, tam 284 haftada 304 yazı olmuş.

Gazete Duvar’da ilk köşe yazım 21 Şubat 2017’de çıktı. Başlangıçta amacım iklim değişikliğinin geldiği noktada daha geniş kesimlere durumu anlatmak, iklim, enerji ve çevre konularda adım atmalarına yardım etmekti. Zamanla bu amaç şekil değiştirdi ve kamusal bir sorumlulukla, kamunun sakladığı/vermediği/görünür kılmadığı bilgileri toplum adına araştırmaya ve ortaya çıkarmaya dönüştü. Öyle ki, tarım alanında bir duayenden tarım yazısı siparişi almak, yoksulluğa kendini vakfeden birisinden bile iklim ve yoksulluk ilişkisi yazısı siparişi almak gibi şeyleri yaşadım. Tabii ki bu beni çok mutlu etti.

Bu yazılar sayesinde sizin kadar bende çok şey öğrendim. Örneğin Rusya’dan ucuza alınan petrolün bize pahalıya satıldığını ve arkasındaki tartışmaları keşfettim. O yazıdan bu yana akaryakıt fiyatlarının sürekli indirilmesi ise ilginç bir tesadüf sanki!

Türkiye’nin ikinci büyük kentinin başkent değil, boşkent olduğunu, 20 yılda 773 milyar dolar yaktığımızı, her yıl 5 milyon ton çöpü yakıp külünü havaya savurduğumuzu, elektrik zamlarının arkasındaki bir kuruşluk farkla bile ortaya çıkan 2,5 milyar TL sermaye transferini hep öğrendik.

Yani bu ülkedeki sorunların matematiğini öğrendik. Ama asıl önemlisi egemen anlatının doğru olmadığını ortaya koyduk.

Sadece kömürü, petrolü, gazı ve elektriği değil, onun alt yapısını da öğrendik. Asfalta, betona yönelik tutkuyu artık hepimiz belledik.

DEĞİŞTİRDİK DE...  

Öğrenmek çok güzeldi ama daha güzeli ise bu yazılardan öğrendiklerimizle yola çıktığımız işler oldu. İyi bir analiz bir kanun değiştirir mi, bunu 2017’de öğrendik. Üretim reformu paketi ile zeytinlik ve meraların betona açılmasına dair maddeler tekliften çıkartıldı. 2019’da mevzuata aykırı termiklere izin veren düzenleme veto edildi. Son bir yılda ondan fazla yazı ile elektrik fiyatlarını izledik, indirim yapılabileceğini bile gördük.

Yani öğrenmek de öte, değiştirebildik.

SİYASETİ İZLEMEK

Benim için asıl önemli adımın ne olduğunu sorarsanız meclisi izlemek olduğunu söylerdim herhalde. Siyaseti izlemek için somut ve bilimsel veri üreten bir işe soyundum, gelen kanunu en başta çalışmanın, meclisi izlemenin, oylama aşamasına kadar takip etmenin ve de bütün bu aşamalarda toplumu bilgilendirmek için çaba göstermenin bu köşede yaptığım en büyük yatırım, en büyük katkı olduğunu söyleyebilirim. Özellikle siyasetin “bu meclisten bir şey çıkmaz” söylemine inat yasama faaliyetini görünür kılmak konusunda ciddi mesafe kat ettiğimizi düşünüyorum. Rejimin meşruiyeti için Meclis faaliyetleri elzem. Ama bunun halk tarafından izlenmesi ve denetlenmesi işlerine gelmiyor. Buna rağmen bir yasama yılında (27/4) geçen 80 kadar kanunu ve vekillerin 15 bin kadar oyunu izleyip raporlamak bir deli işi olsa da, bir demokrasi görevi aslında. Nitekim her yasama yılında meclisi izleme raporlarını bu köşeden paylaşmak, bir yıl boyunca gözden kaçan asıl resmi görünür kılmak iyi bir katkı diye düşünüyorum. Bunlar siyasi partilerin ödevleri ve görevleri aslında ve bir yurttaş olarak bunu bizim yapmamız da işin ironisi.

Bunları neden yazıyorum? Hepimiz kamusal bir sorumlulukla hareket etmeliyiz, topluma karşı sorumlu olduğumuzu bilmeliyiz.  Siyasetin böyle olmaması bizi bundan muaf tutmaz. Bu 305. yazı ile size veda ederken yaptıklarımı raporlamak, bir devri kapatırken bir son rapor yazmak zorundaydım.

Bugün halk olmasa rejim çok mutlu olacak. Muhalefet olmasa siyaset çok mutlu olacak. İfade özgürlüğü olmasa medyadan mutlu olacaklar. Eleştiri olmasa aydınlardan, sorgulayanlardan mutlu olacaklar. Ama onların mutluluğunun halkın sefaleti ve mutsuzluğu olduğunu bizler biliyoruz.

Bu beş yılda sevgili editörlerim Emel Gülcan, Ogün Işık ve son editörüm Beyhan Sunal’a teşekkür ediyorum. Güle oynaya okunacak bir yazı yazıp keyifle editletemediğim için affetsinler. Her yazıda bu kadar matematik, bu kadar rapor, bu kadar veri ile uğraşmak hakikaten zor.

Ayrıca yazılarıma eleştiri getirenlere ve de dikkatli okuyarak düzeltme önerenlere de müteşekkirim. Bu acayip bir emek çünkü. Tabii ki bu bilgileri kullanıp hayatına, mücadelesine katanlara da ayrı bir hayranlığım var. Son olarak, koca koca iddialarım sonrası bana ulaşıp hipotezimin doğru olduğunu söyleyen isimsizlere de teşekkür ediyorum. Bir şeyi verilerle ispatlamak bir iş, ama bunun teyidini almak başka bir iş.

Rejimin nereye gittiğini bu yazılardan görebilirsiniz. Bunları görüyorsanız bu dönüşümden bizlerin yaşamının da etkilenmediğini söyleyemezsiniz. Bilginin bu kadar halktan saklandığı bir dönemde geçmesi imkânsız bir sansür yasasının meclise gelmesi ve direnişle karşılaşıp ertelenmesi bu işin bittiği anlamına gelmiyor. Bu nedenle ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkını daha çok savunmak gerekiyor.

Geçmiş 304 yazı ile çok şey öğrendik. Ama en güzeli bu ülkede politikaları/siyasetçiyi/meclisi/belediyeleri izlemenin gerekliliğini ve doğru bilgi ile bir şeylerin değiştirebileceğini gördük, deneyimledik. Ama şimdi daha azına değil, fazlasına ihtiyacımız var sanki. Daha az ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı asla bizlerin tercihi olamaz.

O yüzden hoşçakalın demiyorum, görüşmek üzere diyerek bu köşeye veda ediyorum.


Önder Algedik Kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. İklim, Enerji, Çevre Sorunları Araştırma Derneği başkanı olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.