GÜNÜN YAZARLARI

Zürefanın düşkünü

Zarifin hoşa giden, beğenilen biçim, görünüş, dış yüzden başka bir şeyi yoktur; içi dışı birdir. Bir başka deyişle yalan nedir bilmez, olduğu gibidir. Çünkü tıpkı küçük serseri Şarlo gibi umursamaz dar ceketini, bol pantolonunu, ayaklarına büyük gelen ayakkabılarını. Bununla birlikte mendili, şapkası, bastonu olmak zorundadır.

Bilginin evrimi gözlere konuşunca

Medeniyetin boy ölçüsünü gözle görülür şekilde almamıza vesile olan ve "Devlet" denen bünyenin 'estetiğinin' arkeolojisine de girişen "Gözlere Konuşmak" sergisi, bilginin imgeye evrilme hikâyesini, Mimar Sinan'ın İstanbul Üsküdar deniz kıyısındaki 1580 tarihli Şemsi Paşa camisinin önüne bile büyük bir vizyonerlikle (!) dolgu yapılabilen şu günlerde, hayli önemli bir zamanlamayla, bayram şekeri gibi, ama hayli şifalı bir ilaç misali, pek çok soruyu kamuoyuna yeniden sunmayı başarıyor.

Siber Soğuk Savaş mı?

Soğuk Savaş döneminin casusluk öykülerine, yüksek teknoloji ve internet hayatımıza girdiğinden bu yana epik öykülerin kahramanı olan hackerlar dahil olduğu için heyecan uyandırıcı. Ancak aynı zamanda da bu öyküyle dünyanın en güçlü ülkesi ABD başkanlık seçimleri şaibeli hale geliyor, Trump da bütün milliyetçi, ırkçı çıkışlarına rağmen, Rusya'nın desteğiyle başkanlığı kazanmış görünüyor.

Mustafa Tlass Atatürk ve Gina'ya aşıktı

Mustafa Tlass çeviri için yazdığı ve Atatürk’e büyük övgülerde bulunduğu önsözde annesinin kendisine Mustafa ismini Atatürk’e olan hayranlığı nedeniyle verdiğini anlattığını yazmıştı. Tlass’ın ömrü boyunca unutamadığı bir aşkı daha vardı: 1950 ve 60’ların en güzel kadınlarından İtalyan aktris Gina Lollobrigida.

Hedeflenen kültürel iktidar ve adalet

Finlandiya'da çocuklar günlük 3-4 saatlik derslerle, pilates toplarının üzerinde, dünyadaki sorunları çözmeye yönelik, başka ülkelerdeki okullarla interaktif projeler üretmek üzerinden eğitiliyorlar! Bizimkiler de 15 Temmuz kompozisyon yarışması düzenleyip birinciye altı cumhuriyet altını veriyor. Yahut müsamerelerde el kadar çocuklara savaş talimi yaptırıyorlar. Hedeflenen kültürel ve sosyal iktidar...

'Dünya Güzellerim' ve iki ucu çamurlu çarşaf

Dünya Güzellerim, dörtlüsünün rengarenk Hindistan macerası paralel evrende akarken bir yandan da Onur Yürüyüşü’nde (Pride 2017) LGBTİ birey başına üç polis düşüyor. Yaşamın en ufak rengini soldurmaya, gökkuşağını bazukayla vurmaya ant içmiş gibi görünen bir dönemin de izleyicisiyiz, topluca. Reyting ihtimali yine de oralarda değil, iki ucu çamurlu çarşafta olduğuna göre, kabul edelim, bizde esasen renklilik değil sevilen, çamurun bin bir tonu. O yüzden, izleriz yani, nedir, nelerin nelerin izleyicisi değiliz ki… Helal olsun, düşmanlarımız çatlasın ohhh, benim dünyaaa güzellerim!

Türkiye ispatladı: Nükleer ve kömür pahalı

Türkiye son yarışmalar ile kömürün ve nükleerin pahalı, güneşin ve özellikle rüzgarın ucuz olduğunu ispatladı. Şimdi bu verilere dayanarak, inadı bırakıp kömür ve nükleere verilen imtiyazları, hatta pahalı ve kirli çözümleri bitirmeli.

 

 

 

 

TÜM YAZARLAR

Ey Türk kadını!

Mustafa Kemal’in annesi ve manevi kızı üstünden yürüyen, adliyeye kadar giden tartışmada ne oluyor? Ne olacak, bir taraf nefret ettiği bir tarihsel kişiliğin imgesini yıpratmak için kadın üzerinden bel altı lümpen muhabbet yürütüyor. Karşı taraf cevabı, yine kadını harcayarak veriyor. İş neredeyse, “Ey Türk kadını, birinci vazifen yaşlanmayı bilmektir” girişli hitabelere varacak…

Modern bireyin insanlık halleri

Toplumun bir makine düzeniyle işlemesi için nasıl bir insana ihtiyaç var? Toplumsal düzen, büyük gruplar içinde uyumlu bir şekilde iletişim ve etkileşimde bulunabilen, durmaksızın tüketmek isteyen, arzu ve istekleri standart, kolayca öngörülebilir olan ve etkilenmeye açık bireyler istiyor. Modern birey toplumsal duygularını yalnızca devlete yansıtıyor. Bu da devlete ve onu sembolize eden her şeye abartılı bir saygı göstermesine neden oluyor. Kendi gücünü, bilgeliğini ve cesaretini politik liderlere atfediyor, sonra da onları idolü haline dönüştürüveriyor.

ABD ve Rusya Ortadoğu'da ne yapıyor?

Rus basını bu hafta ABD ve Rusya'nın Ortadoğu politikalarına odaklandı. Regnum yorumcusu Stanislav Tarasov, Washington'ın bölgesel aktörlerin oyununa gelmiş olabileceğini belirtirken Moskova'nın kendisine ara bulucu rolünü ayırdığını ifade etti.

Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası

Acaba Ankara, Rusya’nın ABD’yi Fırat’ın batısına geçirmeme tepkisini, kendine bir fırsat penceresi açıldığı şeklinde mi yorumladı? Yahut gerçekten, Rusya ve Suriye’nin, TSK’nin Idlip’te kuvvet konuşlandırmasına onay vereceği mi düşünülüyor?

Ramazandan bayrama kalanlar

Ve ramazan biterken, bayrama girmeye hazırlanırken Bingöl’den gelen haberle bayram zehir oldu bile. Evlenmek niyetiyle kaçılan bir genç kız. Liseyi bitirmiş üniversiteye hazırlamak için dershaneye gitmeyi planlayan gencecik bir kız kaçırılan. Hem mağdurun hayatı ve emniyeti hem kültürün, örfün gereği, hem hukuka uygun olan mağdurun hemen en azından ailesine teslimidir. Hukuki süreç, bayramdan sonra başlayacaksa o bayramı mağdur ailesiyle geçirmeli.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Mümkün olmayan müze

Ali Artun kitabında, Türkiye’nin ulusal müze fikrinin geçmişini, bugününü ve neden nasıl asla gerçekleşemediğini anlatıyor. Cumhuriyet’in belki de en büyük başarısızlığı kendi modern müzesini kuramaması…

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Lütuf

Kişiler ancak Allah’ın lütfu ile kurtuluşa erişebilirler. Bu nedenle hükümdarları tiran da olsa dünyevi hayatta onlara boyun eğmelidirler. Çünkü iktidar hükümdara Allah tarafından lütfedilmiştir. Ve dünyevi hayatta onlar ne lütfettiyse ona boyun eğilmelidir. İşte tam bu nedenle adalet yürüyüşlerinin de OHAL’in de süresi yoktur; mesele cumhuriyet ile lütfedilmiş saltanat arasında bir siyasal mücadele meselesidir.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

Torino Seyahatnamesi

Piemonte bölgesi mutfağı beni oldukça mutlu etti. Tipik bölge mutfağının lezzetleri genellikle şarapla pişirilmiş etler ve geçen haftaki yazımda da bahsettiğim makarnalardan oluşuyor. İtalyan peynirlerinin de oldukça güçlü örneklerinden bazıları bu bölgenin eseri.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

Taht kavgasından Badiya Çölü'ne

Suud’daki taht oyunu bölge siyasetine ivedilikle yansır mı? Birçoğu Kral Selman’a gidici gözüyle bakıyor. Oğlu Muhammed tahta oturmadan ipleri ele alabilir. ‘Fiili Kral’ın olası taht oyunlarına karşı Washington’ın desteğini sürdürmek ve kendini ispat etmek için Trump’la gündemlerini daha fazla paralelleştirmesi mümkün. Bu ortaklığın Suriye sahnesine yansıması daha saldırganca olabilir.

Ölünün arkasından konuşmak

Cami avlusunda imamın cemaate sorduğu soruya, cemaatin uyumunu bozarak, "kötü bilirdik", "huysuz bilirdik", "acımasız bilirdik" diye karşılık vermenin cesaretiyle, ayıplanmayı göze alarak hesaplaşmalıyız ölülerle. Hem kendi ölülerimizle, hem de tarihte iz bırakmış birer kamusal figür olan, "hayatı roman" olan ölülerle.

Demek benim dostlarım var dünyada!

"İyi insanlar yok mu?" diye soruyordu kendine: "Dolu. Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere?" diyordu. Bu çekilmiş, bu ürkmüş, bu kapanmış insanlarla karşılaştığında ondan mutlusu, umutlusu yoktu, çünkü "insanların ümitlerinin ölmediğini" fısıldıyorlardı kendisine: "Demek benim dünyada dostlarım vardı?"

Bozuk saat

Saat kuleleri, herkesin bir saate sahip olamadığı ama giderek herkesin saati bilmeye ihtiyacı olduğu, ticaretin hızla geliştiği dolayısıyla “vaktin nakit olduğu” Yeniçağ Avrupa kentlerinde bir tür kamu hizmeti olarak ortaya çıkmıştı. Bugün, herkesin elindeki telefonda ya da kolundaki saatte vaktin kaç olduğunun görüldüğü bir zamanda, tarihi ve mimari bir değeri yoksa saat kulelerinin hiçbir pratik anlamı yok… Ama “Kızıltepe Kayyumu”, Uğur Kaymaz heykelini kaldırmak için o kadar sabırsız ve yerine bir şey koymak konusunda o kadar çaresiz ki, o manasız saati konduruveriyor ilçenin ortasına.

Körfez'de kriz: Katar yenilirse Türkiye de yenilmiş sayılır mı?

Türkiye geleneksel olarak Ortadoğu’da, özellikle Araplar arası krizlere mesafeli dururdu. Bunu gereksiz bir şekilde Kemalizm'in basiretsizliği, inisiyatif eksikliği ya da Ortadoğu’ya sırtını dönme olarak tanımlamak yerine, belli bir mantığa dayanan bir politika olduğunu tekrar düşünmek gerekiyor. AKP ile bu politika tamamen terk edildiği gibi, dış politikada önce yeni Osmanlıcı ve İslamcı, sonra Sünni eksenli dış politika izlenirken, bu son krizle birlikte Türkiye artık Sünni Araplar arası bir krizin parçası oldu ve açıkça Katar’ın yanında yer aldı.

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

Ne istiyoruz? Adalet! Vermeyecekler!

Gülmen ve Özakça’nın önündeki en büyük zorluk, adil bir düzenden yoksun olduğu için adil bireyler ortaya çıkaramamış olan bir coğrafyada, insanların böylesi bir sınavdan başarılı çıkıp çıkmayacağını çok dar bir zaman içinde sınıyor olmaları. Zaman sadece Gülmen ve Özakça için değil, asıl bizler için daralıyor!

Ezilmiş

İstanbul’da 15 yıldır aşçılık yapan İsmail Erdoğan, halen bir yandan çalışırken bir yandan da kalbinden direniyor. Büyük sloganlar, kampanyalar olmaksızın kendi doğrusunda. Kendi kaçınılmazlığından. Sözünün gücü bu sahiciliğinde saklı zaten.

Kılıçdaroğlu'dan sonra, Akşener de meydana zorlanıyor

MHP'li muhalifler, bundan sonra yollarına yine "MHP'li muhalifler" olarak devam edebilecekler mi? Muhalefet bloğunda da büyük ölçüde kabul edildiği üzere, Akşener, Özdağ ve Oğan'ın artık "MHP muhalefeti" ünvanını kullanmalarının kapısı tamamen kapandı.

Queer sanat üretiminin yeni olanakları

Coğrafya teması üzerinden hazırlanan İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası sergisi genç sanatçıların üretimlerini ağırlıyor. Sergi 8 Temmuz'a kadar Galeri Bu'da görülebilir.

Yine 'gizli tanıklar' ve Ahmet Altan’ın yerinde savunması

Ahmet Altan’ın savunmasını (tam metin) okumayan kalmasın derim. Öğretici ve sırasında (“gizli tanık” hikayelerinde olduğu gibi) “eğlendirici” bir savunma. Ama tabii ki şu gerçeği unutmadan: “Türk Adalet Sistemi” önünüze koyduğunuz savunmanın yazarını müebbet hapis cezasına mahkûm etmenin telaşı içinde.

Evine kadar kovalanmayan hırsız

Hırsız evine kadar kovalanmaz. Ve sahipsiz iti taşlayan çok olur. Kolektif hafızadan süzülmüş iki cümle. İki durum. İki emsal.

Gülfim Abla Köşesi: Yaz rehavetiyle başa çıkma taktikleri

Aşık olun ama böyle hiç olmayacak birine. O kadar ulaşılmaz biri olsun ki oturduğunuz yerden kalksanız bile zaten ona erişemeyecek olun ki boşu boşuna yorulmayın. Zaten yazın insanın oturduğu yerden kalkası gelmiyor. İyisi mi böyle oturduğunuz yerde, aşık olduğunuz kişiyi sosyal medyanın imkanları çerçevesinde dört bir yandan takip edin.

Bu hayattan bir Ubor Metenga Hakan geçti

Tek tesellim şu: 54 yıl yaşadı Hakan. Zaman biz onu nasıl algılıyorsak öyle geçer. Kimine göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Hakan onlardan değildi. Pek çok 54 yıla göre çok daha uzun yaşadı. Güzel hikayeler bıraktı arkasında.

Hay bin sinek

Amazon’da seyahat, daha çok, iki yakayı bile görmediğin ve toprak kahverengisi renginde bir suda geçer aslında. Bazen uzun kumsallar görürsün, çok uzun ve o kadar geniştir ki Amazon, üstünde gittiğin yerin okyanus değil nehir olduğuna kendini zor ikna edersin.

Katar kaybederse, küresel sermaye kaybeder

Katar’ın şimdilik ABD’den Avrupa’ya, Asya’dan Pasifik’e uzanan 350 milyar doların üstündeki yatırımları dikkate alındığında, ilk olarak sektörel çeşitlilikle neoliberal yabancı yatırım politikasının başarılı bir örneğiyle karşı karşıya olduğumuz söylenmeli. İkincisi, özellikle son olarak ABD’den 12 milyar dolarlık savaş uçağı alan Katar’ın küresel yatırım ve ilişkiler konusunda bir denge gözettiği unutulmamalı.

İsyanı isyanımız, türküleri yol göstericimiz

Kâzım, 25 Haziran 2005’te aramızdan ayrıldı. Bugün şarkılarda yaşıyor. Sadece şarkılarda değil ama…

Sant Miquel Meydanı'na en çok kim yakışır?

Dar ya da geniş sokak ve caddelerden ve birbiriyle kesişen labirent benzeri en dar sokaklardan beşinin açıldığı küçük bir meydan, Plaça de la Sant Miquel. Çoğu meydanın yanında fazlaca önemi olmayan bir yer. Daha meşhur olanların yanında, ziyadesiyle küçük ve tevazu sahibi. İkinci gün, yanlışlıkla girip bir daha çıkamadığım; ilk göz ağrım.

Akman’ın, Gece Gölgenin Rahatına Bak şarkısı çalıntı mı?

Çağatay Akman, şarkının YouTube’dan kaldırılması üzerine üçüncü kez davet edildiği ve beş gün önce yayınlanan Duymayan Kalmasın adlı TV programında Anna RF’nin kaydını aynen kullandığını kabul etti. Fakat bununla beraber Anna RF’nin de Jump şarkısını, Mehmet Ali Sezer’in bestelediği ve Güllü’nün söylediği “Her şeyim oldun” adlı şarkıdan “çaldığını” söyledi. Çağatay, aynı programda “Ben bizim olanı tekrar Türkiye’ye getirdim diye hırsız oldum” diye bir cümle sarf etti. Çağatay’ın bu iddiasının yanlış olduğunu belirtmekte fayda var.

Adalet Yürüyüşü'nde bayram sonrası sürprizi

CHP'nin başlattığı Adalet Yürüyüşü 10. gününü geride bıraktı. CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, "İstanbul'da büyük sürprizlerimiz olacak" diyor.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

Transfer takım için mi toplum için mi?

Kadro mühendisliği muhakkak bu topraklara uğramak zorunda. Aksi takdirde karanlık tünelin ucuna bakmak için dahi bir umut kalmayacak.

Bayram gezmelerinde ergenlerimize 'Okul n’oldu senin?' diyenler vatandaşlıktan çıkarılsın!

Arayın, bayram gezmesi yapın, çocukları sevindirin nakit nakit, toplu mesaj nedir arkadaş? Toplu mezar gibi! Ayrıca, önerimdir; bayram gezmelerinde ergenlerimize: 'Okul n’oldu senin?' diye soran yetişkinler, vatandaşlıktan çıkarılsın.

Bu yürüyüşten ne çıkar?

Kemal Kılıçdaroğlu yürürken aynı saatlerde AK Parti kulislerinde neler konuşulduğunun da peşine düştük. Hepsinin ağzında “Buradan ikinci bir Gezi çıkar mı?” sorusu vardı. Hükümet üyelerinde Meclis’te grubu bulunan bir partinin hatta ana muhalefet partisinin liderinin siyaset yapmak yerine yürümesi epey rahatsızlık yarattı. Onların bu yorumuna Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bize siyaset yapma imkânı bırakmadılar. Her yolu denedik. Hepsiyle temasa geçtik. Tutukluluklara bir çözüm bulun dedik ama bizi dinlemediler” dediği öğrenildi.

Musmutlu bayramlar, copcoşkulu insanlar, güpgüzel zamanlar...

Artık, “eski bayramlar” yok. Onun yerine, “musmutlu bayramlar” var. Lütfen bu gerçeği kabul edelim, musmutsuz günler geçirmeyelim.

Çomar II

Ne olduğumuzu Cemal Süreya söylemiş zaten, biz de tekrar edelim: “Celaliyim / Celalisin / Celali!”

Transformers: Mülteciler evine!

Yaratıcılar Transformers'ın son filminde hikayeyi Kral Arthur ve Tapınak Şövalyeleri’ne kadar götürerek yeni bir açılım yapmayı deniyorlar. Zaman zaman aksiyonun heyecan verdiği anlar olmuyor değil, ancak serinin ilk bölümlerindeki inceliği bulmak zor. Hem görsel tasarım anlamında hem de hikaye anlamında. Nihayetinde uzayıp giden bir hikaye dönüp dolaşıp Hollywood’un onlarca kez yaptığı bir ezberi tekrar etmekten kurtulamıyor

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Adalet Yürüyüşü ve tenezzül edilen şeyler

Bunca yıllık iktidardan sonra bile muhalefetin her adımına, demokratik itirazın her biçimine en berbat biçimlerde dil uzatmaya tenezzül ediliyor. Tenezzül... ne kadar da geniş bir söz yelpazesi içinde yer alıyormuş meğer; menzil, nüzul, nevazil, tenzil, tenzilat zül... Daha nasıl esef edilebilir ki bu duruma? Bilcümle komşu ve akraba söz topluluğunu şuraya dizdim. İstediğinizi alın ve onunla esef edin diye.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.

Her gördüğün parkı şantiye alanı mı sandın!

Şimdi de Maçka Parkı’nı şantiye alanına çevirmek istiyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bunun için parkı tahta perdelerle çevirdiler. Yeraltından Kuzey İstanbul’da yoğunlaşan trafiği by-pass etmeyi amaçlayan bir geçici çözümün içine Ortaköy Vadisi’ni talan etme hedefini de eklemişler, Beşiktaş Belediye Başkanı’nın cansiperane desteğiyle ranta koşuyorlar!

Yoksa siz hâlâ iltisaklandıramadıklarından mısınız?

Korku, baskıcı rejimlerin başlıca ayakta kalma stratejisidir ve bir korku eşiği aşıldığında yeni bir eşik oluşturmak gerekir. Bu nedenle çıta giderek alçalacaktır. Önce en kolay ulaşabileceklerini iltisakladılar.

Borçlan(dırıl)ma, çalışma ilişkileri ve siyasal davranış

Borçlanmanın çalışma hayatına etkileri konusunda kilit değişken çalışanların iş güvenliği ve örgütlülüğüdür. İş güvenliği ve sendikalaşma azaldıkça artan borçlanmanın çalışanları pasifize edici bir işlev görmesi daha yüksek bir olasılık iken, artan örgütlülük sayesinde göreli iş güvenliğinin olduğu bir ortamda artan borçluluk, çalışanları daha cüretkar kılabilir.

Acaba Fikri Bey’ler nasıl birileri?

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, neden korkunç depremler ve esrarengiz yeraltı sularıyla oluşturduğu tekinsiz âleme sığınmak ihtiyacı duymuş ve hepimizi de oraya çağırmıştır? Hangi içgüdü, hangi kaygı, hangi maksat onu buraya itmiştir? Merak ediyoruz; çok merak ediyoruz.

Bir geleneğe veda

Trabzonspor maçında önümüzde, sağ kanatta gitti geldi, gitti geldi. Toplar kesti, ortalar yaptı, hızlıydı, savaşçıydı, fena da tekniği yoktu. Geleceği vardı. Enes'le hem fikirdik: "Bu çocuk çok iyi futbolcu olacak."

Kaybedilmeye karşı kaybolmaya bir çağrı

Hayattan alınabilecek hazların ve dolayısıyla var olmanın güzelliğinin kefilidir sanat. Çünkü hayatı sevebilme olanağını bize gösterendir. Onun kullandığı özerk dil, meşru zevklerin yerine sahiden zevk aldığımız şeyleri koyabilme olasılığını gösterir. Kendimize dair hakikatin, aslında kendimizde bilmediğimiz, anlamadığımız yönlerimizde yattığını hatırlatır.