GÜNÜN YAZARLARI

Bir adam kendi tiyatrosunda, tamam*

Her geçen gün felaket getirmeye meyyal bir dünya konjonktürünün içinde bütün bir halkın kaderinin tehlikeye atılmaması için, Erdoğan ile karşı karşıya gelmemeyi telkin eden manipülatif anketleri bir kenara bırakıp gerçeklik ile bağı kopmuş sorumsuz tek adam rejimine karşı gerçekliği gerçek bir sesle haykırmaktan başka yol yoktur. Edip Cansever’i hatırlayalım. “Bir adam kendi tiyatrosunda, tamam.” Hatta şiirin son dizesini da katalım: “Elleri tetikte bütün gazetelerin”.

‘Vefa yorgunluğu’

İktidarın ‘genleşmesi’nin vardığı noktada, talip olunan şeyi elde etmek için “yandaşlık” yetmiyor. Erdoğan’ın, kendisini bir seçenek değil bir zorunluluk olarak koyduğu andan beri zaten ‘herkes’ yandaş. Ve artık “yandaşlar arasında” tercih yapması gerekiyor.

Anlatılan kimin hikâyesi, yazarı kim?

AKP’nin 16 yıllık hikâyesi, daha önceki benzer hikâyeler ve bu yolculuğun önemli durakları ile birlikte düşünüldüğünde tamamlanmış görünüyor. Şimdi izlediğimiz ise, AKP hikâyesi henüz devam ederken onun “içinden” doğmuş bir başka hikâye. Ne yapılmak istendiğine ilişkin keskin fikirler olsa da, nasıl yapılacağı konusunda kafaların fazla berrak olmadığı anlaşılıyor. Daha dört ay önce, “evet verin her şey değişsin” dedikten sonra, “metal yorgunluğu” diye arıza çıkartmak başka nasıl açıklanabilir?

Uzun demir borular

Birisi kolumdan tutup beni kenara çekti. Aralarında konuştular. Çok duyamıyordum, polis sirenleri ve naraları birbirine karışıyordu. Yüzlerinde maskeleri vardı çiftçilerin. Duysam da fark etmezdi, Korece bilmiyordum. Bu gece ortak bir dil konuştuğumuz kimse yoktu yanımızda ama fark etmez aynı taraftaydık polislerin saldırdığı. Kolumu tutan çelimsiz çiftçi çekti beni. Ayrıldık diğerlerinden. Bir arka sokak geçtik. Bir evin kapısından girip arka duvarından atladık. Atlarken zor oluyordu...

Sana niçin güveneyim sayın komisyon?

Şimdi bir komisyon çalışmaya başlayacak ve herkesin hakkını teslim edecek öyle mi? Kendi adıma salaklığa varan bir “idealizm”le yıllar yılı akademisyenlik yapmış biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: "Hiçbir terör örgütüyle, yapı ya da oluşumla en ufak bir bağımın olmadığı ve olamayacağı kolaylıkla anlaşılabilecek ve kanıtlanabilecek bir konu iken, hakkımda bu yönde açılmış herhangi bir soruşturma da yokken, yanlış ve yanlı bilgi ve bilgilendirmeler ile mesleğimden son derece haksız ve hukuka aykırı bir biçimde çıkarıldım ve kamu görevinden men edildim" cümlelerini, bir itiraz dilekçesine yazmam gereken her yerde, sadece ve sadece midem bulanıyor artık…

Biçare!

Bir taraftan ABD’yi dengelemek için çaktırmadan Ruslara kapılarını açan Bağdat yönetimi diğer taraftan İran’ın gölgesinde kalmamak için Suudi Arabistan üzerinden Arap Birliği ile bağlarını güçlendirmek istiyor. Iraklı aktörler bu yaklaşımla Şii ve Sünni dünya arasındaki gerilimleri de emebileceklerini düşünüyor.

TÜM YAZARLAR

Sözümüz baki... Çabamız sürecek...

Yıldönümlerimizi birlikte kutlayacağımız dost ve meslektaşlarımızın özgürlüklerine kavuştuklarını görmek dileğiyle tekrar merhaba…

Jeopolitik kavşakta Rusya

Bugünlerde yaşadığımız yüzleşme, Birinci Soğuk Savaş sonrası Rusya’nın Batı ile eşi olmayan yakınlaşma teşebbüsünün neticesidir. Batı’da aradığı karşılığı alamayınca Moskova, 2011-2012 yıllarından itibaren kendisiyle eşitlik bazında ilişki kurmayan, çıkarlarını tanımayan Batı’ya karşı koydu. İki taraf arasındaki ilişkiler hep sarkaç şeklindeydi. İlk iki devlet başkanlığı zarfında Putin, Rusya’nın bir "Avrupa ülkesi" olduğunu, “Avrupa’nın değerlerini paylaştığını” mantra gibi tekrarlarken günümüzde bunun gibi şablonlar “saray yakını” siyaset bilimci, gazeteci ve vekillere adeta bir tabu oldu.

Sağ ve haysiyet

İnsanın özgür iradesini kendi rızasıyla teslim alan kapitalist sistem çöküşün eşiğine gelmiş durumda. Siyasal alanın anlamının yeniden değişeceği bir ortamda sağ ve sol ayrımının da yeniden yorumlanması gerekecek.

Dış politikamız değişiyor mu?

Tuhaf zamanlamayla Mattis, Amman’da Kral Abdullah tarafından kabul edildi. Hemen peşine Cumhurbaşkanı Erdoğan Amman’daydı. Şimdi Erdoğan ancak Ankara’ya yetişecek ki, Mattis’i Ankara’da kabul etsin. Pekiyi Mattis’e, İran’la Irak ve Suriye’de askeri işbirliğini genişletip, derinleştirme kararı aldığımızı mı anlatacağız? Yahut bu işbirliğinin sadece PKK ve bağlantılı olduğunu söyleyegeldiğimiz PYD vb. unsurlara karşı olduğunu mu söyleyeceğiz ? RF’den S-400 hava savunma sistemleri almakta kararlı olduğumuzu mu vurgulayacağız ?

Adını ağzınıza alın artık

Söz konusu yönetmelik 26 Temmuz 2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmişti. Adalet Bakanlığı'nca hazırlanmış "Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan hükümlü olanlara uygulanacak tedavi ve diğer yükümlülükler" hakkındaydı. Yönetmeliğe, dayanak gösterilen İnfaz Yasası madde 108'de yer alan “tedavi” kelimesinin, kimyasal hadım olarak kabulü, hukuki açıdan sorunlu alanlarından sadece biriydi. Hem hukuk hem şiddetle mücadele ilkeleri açısından sorunlu bu yönetmelik. İptal edilmeliydi. Edildi de ama…

Taksimetre kime yazıyor?

Taksicilerin güvenliği, geliri, devletin alacağı vergi… hepsi çok önemli. Tamam. Ama peki biz yolcuların güvenliği ve konforu ne olacak? Kavgasız gürültüsüz, temiz pak bir yolculuğun hiçbir garantisi yok ve Taksi bugün mecbur kalmadıkça binmediğimiz bir araca dönüşmüş vaziyette. Üstelik bu durum kimin umurunda, belli değil!

Yeni başlayanlar için mutfak

Şöyle bir bakınca, aslında bu yazı yeni ev kuranlar için de bir rehber niteliğinde oldu. En başta dediğim gibi, eğer yemek yapmak sizin için de bir keyif ise, sizler de mutlaka elinizden geldiğince bu konuya yatırım yapıp, farklı kitaplar, televizyon programları ve Youtube gibi sosyal medya kanalları üzerinden kendinizi geliştirebilirsiniz.

Dinamik ve dinamit gibi bir gündem

“Arkeolojik bulgulardan, Çatalhöyük’te tüm yapıların konut işlevi taşıyan mekânlar olduğu ve toplumun, bu yapıların içinde gerçekleşen çeşitli ritüellerle organize edildiği anlaşılıyor. Duvar resimleri yapmak da bu ritüellerden biri." Afet sonrası toplanma alanlarımızın, Çatalhöyük'vari toplu konutlarla çevrelendiği bir çağda, bu performansı, komşu Beşiktaş ve Hasankeyf'te nasıl güncellerdik, en azından düşünmeye bile değer.

Google: Arama motorundan sansür motoruna

Google’ın arama motoru olarak tekel konumu edinmesi, aynı zamanda kullanıcı verilerinin korunması sorununu da sık sık gündeme getirdi. Günümüzde hem bireyler hem de şirketler açısından veri gizliliğinin önemi giderek artarken, Google kullanıcılara bunu tam olarak garanti etmek yerine, verilerin sunucularda depolandığı, depolanan verilere üçüncü tarafların erişilebileceği ve bu nedenle arama yaptıkları anahtar kelimeler konusunda dikkatli olmalarını tavsiye ediyor.

Mozaikler dağılırken Antakya

Antakya'nın kardeşlik ruhunu ve uyumunu temsil eden mekansal göstergeler, şehrin alamet-i farikasıydı. Şehrin siluetine hakim olan minareler, çan kuleleri, haçlar, Davut yıldızları bu mozaiğin mütemmim cüzleri olarak çıktı karşımıza. Birbirini kırmadan, birbirinin adetlerine, geleneklerine, inançlarına saygı duyarak yaşayan, yaşam alanlarını ihlal etmeyen cemaatlerin hikayesiydi anlatılagelen. Bu hikayede doğruluk payı olduğunu inkar etmek mümkün değil. Ama her şey de o kadar toz pembe olmamış hiç. Bugün ise durum daha vahim.

Asya'nın yükselişi efsanesi

Çin’in küresel kapitalist sisteme kendisine özgü entegrasyonu, Batı sistemi için kurtarıcı olan birçok avantaj sağladı. Öncelikle Batı sermayesi, kapitalizme içkin azalan kar oranları, aşırı birikim gibi sorunları öteleme imkanı buldu... Çin’in Rusya ile yakınlaşması dünya sisteminde yeni bir denge oluşturacağı beklentisini yaratırken, ekonomik ilişkilerin bütün çabalara rağmen çok yetersiz kaldığı görülüyor.

Kürdistan ne zaman?

Bağımsız bir Kürdistan’ın, Kürtleri “dış tehditlerle” karşı karşıya bırakacağına dair korku isyanları hiçbir zaman dizginlemedi ama bağımsız Kürdistan, Kürtlerin zihninde hep “korkutucu hülya” olarak kaldı. Ancak artık o “dış tehdit” aktörleri kendi aralarında tarihte benzeri görülmemiş ihtilaflar içinde.

Pembe vagon, kara birlik

Pembe vagonlardan kara birliklere her şey önce adının konmasını, sonra da aşağılamalar ve ayırımlar üzerinden bir hayat istemiyorsak, başka türlüsü için birlikte davranmayı gerektiriyor. Çünkü dünyanın cenneti de cehennemi de bizden başkası değil.

Sabancı Müzesi dijitalde

Sabancı Müzesinin kamuya açık dijital arşivi sergi katalogları, akademik konferanslar ve konuşmalarla genişliyor. digitalSSM projesini Osman Serhat Karaman'dan dinledik.

Hayatta en hakiki mürşit ilim midir?

İnsanın “Nereden geliyorum?”, “Kimim?”, “Nereye gidiyorum?”, “Evrenin anlamı” vb. sorularının cevabını bulmak yolundaki çabası onu bugüne kadar kim bilir kaç mite, kaç dine yöneltti? Evrim Kuramı'nın tabii ki ortaöğretim müfredatında yer alması gerekir. Bu kuramın yerini üç kitaplı dinin sözünü ettiği Adem ve Havva’dan türemiş bir insanlık soyu anlayışına terk etmesine bilgiyi esas alan modern bir eğitim anlayışı adına tabii ki karşı çıkılacak. Ama bütün bunlar, “bilim”i ve dolayısıyla “bilimsel doğrular”ı insanlığın tek çobanı yapmaya uğraşmak olacak iş olmadığı gibi gülünçtür de.

'Or'dan golü var!'

Halı sahaya gidenler bilir. Eğer birini gereksizce taltif edip, onun başarısız olmasını istersen, top onun ayağındayken “or’dan golü var” diye bağırırsın. “İyi vurur” da nadide örneklerden biridir. Top ayağındadır, kaleyi karşısına almıştır, arkadan bağırırsın “iyi vurur!” Mesnetsiz tezahürat. Sonuç başarısızdır. Top genelde kaleciye ulaşmaz bile. Bu yeni Türkiye figürlerine bakınca da içimden hep onu tekrarlıyorum.

Gülfim Abla Köşesi: Lütfen kendi burcunuza gidiniz!

Gönül Yazar’ın burcunu okuyorsunuz. Lütfen kendi burcunuza gidiniz.

Bütün babaların erkek olması problemi…

Konu doğrudan erkeklikle ilgili. Kadınlar ve erkeklerin berabere mücadele etmesi gereken erkeklik klişeleriyle. Karikatürize edersek: Çocuğunun bokunu temizlemekten aciz ama namus temizlemeye pek meraklı. Mevcudiyetinin yegane temeli biyolojik bir uzantı üzerine kurulu bu erkek formu nasıl yetişiyor?

Kanada'nın gözü neden Arktik'te?

Arktik'te adalarda, açık deniz ve kıyılarda petrol ve doğal gaz çıkarıldığı söylenmeli. Benzer biçimde mineraller ve ilaç endüstrisinde de Kanada Arktik’ten faydalanıyor. Ülkenin ihracatında üçüncü sırada yer alan minerallerin büyük bir kısmı Arktik’ten geliyor. Kısaca özetlemek gerekirse, Kanada için Arktik, mineraller ve halihazırdaki enerji rezervlerini artırması açısından önemli.

Ayla Dikmen: Geçmişten gelen güzel ses

Ayla Dikmen, memleketin kadri kıymeti bilinmemiş solistlerinden. Şarkılarını keşfedin!

Atıştırmanın en ideal şehri...

Tapa, aslında atıştırmalık ve bizim mezeye yakın. Akla gelebilecek her malzemeyle yapılan bir tapa var. Karşılaştırma yapmak saçma ve gereksiz de olsa, bir milli alışkanlığımız olduğundan ben de yapayım: Kusura bakmasınlar ama bizim mezeler gibi de değil!

Almanya'daki Türkler ne yapsın?

Hükümet bu kez Almanya ile Türkiye arasında yaşanan sorunlar sürecinde Almanya’daki Türkleri enstrüman olarak kullanmaya çalışıyor. Almanya’daki Türklerin içinde yaşadıkları ve büyük oranda uyum sağladıkları Alman toplumunun parçası oldukları ya da Alman devletinin yasalarına tabi olduğu gerçeği ortadayken “azınlık imal etmeye” çalışıyoruz.

Akman’ın, Gece Gölgenin Rahatına Bak şarkısı çalıntı mı?

Çağatay Akman, şarkının YouTube’dan kaldırılması üzerine üçüncü kez davet edildiği ve beş gün önce yayınlanan Duymayan Kalmasın adlı TV programında Anna RF’nin kaydını aynen kullandığını kabul etti. Fakat bununla beraber Anna RF’nin de Jump şarkısını, Mehmet Ali Sezer’in bestelediği ve Güllü’nün söylediği “Her şeyim oldun” adlı şarkıdan “çaldığını” söyledi. Çağatay, aynı programda “Ben bizim olanı tekrar Türkiye’ye getirdim diye hırsız oldum” diye bir cümle sarf etti. Çağatay’ın bu iddiasının yanlış olduğunu belirtmekte fayda var.

Yeni parti kadın kotasıyla mı gelecek?

Akşener'in önderliğindeki yeni oluşum MHP’nin kadınları 'korunmaya muhtaç varlık' gibi gösterdiğini söylediği ve ayrımcılık olarak nitelendirdiği kadın kotasını tartışmaya açıyor.

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

Avrasya Tüneli ODTÜ Ormanı'ndan geçecek!

1,2 milyon metrekare inşaat alanına şişik fiyatları ile 1,2 milyar euro’luk şehir hastanesi projesi yapılıyor. Bu hastanede on binlerce hasta ve binlerce yatan hasta garantisi veriliyor. Yetmezmiş gibi de her yıl devlet 340 milyon TL kira ve yıpranma bedeli ödeyecek. Böylece sadece 25 yılda kira ve bakım için 23.4 milyar TL cebimizden çıkacak. O kadar kaynak aktarmaya rağmen trafiği Bilkent, ODTÜ arazilerine sokmaya, bakanlık kampüslerinin çevresine yerleştirmeye ve bir sonraki kavşağa atmaya çalışıyorlar.

Ah be Nâzım Hikmet, keşke dediğin gibi kalsaydı

Ne yalan söyleyeyim yeni sezon hengâmesinde ben de heyecanlanmayı çok isterdim Nâzım Baba ama geçtim sahadaki futbolun futbolluğunu ne bu ülkede ne de statlarda bir söz, bir düşünce hürriyeti var. Ama bizim de özgürce yaşamak gibi bir tutkumuz var. İlle de vazgeçmemek, mücadele etmek bizim tek tutunacak dalımız.

Savaşma, taş at!

Çin ve Hindistan insan gibi karşılıklı bağırışmışlar. Sonra kan beyinlerine sıçramış. Muhtemelen sinkaflı küfürleşmişler. Olay daha da alevlenmiş. Bu sefer de “daş yoh mu daş?” diyerekten onca hava muhalefetine, üzerlerindeki üniformalara, bellerindeki silahlara rağmen taşları toplayıp birbirlerine fırlatmışlar. Sapanı, hele hele de kurt sapanı olan taraf berikini duman etmiş!

Hasankeyf bedava dolgu malzemesi için mi dinamitlendi?

Meclis’in üçüncü büyük partisinin milletvekili bir kültürel mirası korumak için kendisini kayalara zincirledi; ama büyük yayın kuruluşlarımızın sesi çıkmadı. Bu sese kulak vermek, hâlâ vicdanı çürümemiş, yüreği kurumamış olanlara sesini duyurmak için aradığımız Mehmet Ali Aslan’a sorduk, o da anlattı.

Tatil başlayınca, insanlık niye bitiyor?

Seneye, siz tatile giderken, insanlığınız başka yerlere gitmesin. Onu da yanınızda götürün. Belki sizinle olursa, tatiliniz (ve başkalarının hayatı) daha huzurlu olur.

Yirmi maddede burjuva dizileri

Teoriyi yanlış öğrenmişiz. Millî ve yerli bir burjuvazi bu: Eşraflık üstü az somon havyar.

Portre asla bitmez!

Oyuncu olarak tanıdığımız Stanley Tucci bu kez kamera arkasına geçiyor ve 20. yüzyılın önemsi sanatçılarından Alberto Giacometti’nin son dönemine ve en büyük eserlerinden birinin yaratım sürecine götürüyor seyirciyi.

Kadının zihin yorgunluğu

Erkek istediği kadar eşitlikçi, özgürlükçü olduğunu iddia etsin, ilişkide istediği kadar yardımcı olsun, zihinsel yükü paylaşmakta üşengeç davranıyorsa, bu kişilerin bile kodlarında erkek egemen zihniyetin var olduğu görülmüş oluyor. Yani, bu adam yarın öbür gün sizin başarınızı da kaldıramayabilir yahut "şunu yanlış yapıyorsun şöyle yap", "bu yaptığın çok gereksiz bence yapma" diyerek sizi bol bol “mansplaining”e de maruz bırakabilir. Hiç şaşırmayın yani.

Sibel Kekilli kızkardeşimizdir

Sibel Kekilli’nin isyanı bir ikiyüzlülüğü teşhir etti. Ona bu yüzden kulak vermemiz, sahip çıkmamız gerekiyor.

Sanayi 4.0 Distopyası

Robot teknolojisinin gelişimiyle belki canavar robotlara maruz kalmayacağız ama işsizlik yapısal olarak artacak. Bu yüzden Sanay 4.0 yepyeni bir "Büyük Bunalım"ı tetikleyecek.

Hesap vermemenin dayanılmaz rahatlığı

Muaz el-A.’nın bu rahatlığına neyin zemin hazırladığını sorunca, ister istemez, hem azıcık ferahlamış yüreğimiz yeniden daralıyor hem de öbür haberin yayın yasağına takılıyoruz. DAİŞ’le tehlikeli ilişkiler senaryosunun parçası olan bu sekansın, talihsiz Eren’i henüz hiç mi hiç doyamadığı şu dünyadan koparan hadiseyle bağlantısı ne peki? Cevabım: Rahatlık. Bir tür rahatlık. “Teröristler” söz konusuysa şöyle, DAİŞ söz konusuyla böyle olabilen, renk, şekil ve sûret değiştirebilen, ama içi, özü, ana maddesi değişmeyen o rahatlık. Hesap sorulamayanın rahatlığı.

Ben kimi izleyeyim?

Lucescu'nun yerli oyuncu azlığı konusundaki isyanına hak vermemek elde değil. Ama 2015'te konulmuş olan bu kuralı bilmiyormuşçasına gelmiş olması pek kabul edilebilir değil. Ve fakat bugün sahadaki yerli oyuncu sayısının azlığını düşünürsek, sorumlusu Kulüpler Birliği Vakfı'nı yöneten Göksel Gümüşdağ ve bu kuralı koyarken kulüplere yeterli altyapı kalkınması yönünde destek olmayan, baskı kurmayan TFF'dir.

Pornografik riyalar

Karşılaştığı bunca yıldırıcı tacizden sonra o kadar doğal ki… Bu kan uyuşmazlığının nedeni Kekilli’nin hayata ve fırtınaya gözünden dalan, kendine ve gerçekliğe binbir kılıf uydurmadan bildiği gibi yaşayan sahici biri olması bence, kuşkusuz. Buralarda bu türden dürüstlüğü pek sevmeyiz.

Bir ben var bende benden içeri!

Sanki bir boşluğu, bir uçurumu kapatma gayreti bu selfieler, özçekimler. Bunların doldurmaya, kapatmaya çalışır göründüğü ne tür bir boşluk ya da uçurum peki? Bana öyle geliyor ki doldurulmaya çalışılan geçmişle gelecek arasındaki aralık, yani şimdi. Şimdiyi ele geçirme ve böylelikle de sanki kutsal addedilen, çok uzan bir zamandır kutsallığına daha bir iman ettiğimiz, kendisinin her yerde aynı olduğunu görmek istediğimiz, biricik olduğunu biteviye ilan etmek istediğimiz ‘ben’.

ESKİ DOSTLAR/YAZAR ARŞİV

Ataerkil aile ve kadın

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın, kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan; erkek, kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan; 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirleri için cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

Demek benim dostlarım var dünyada!

"İyi insanlar yok mu?" diye soruyordu kendine: "Dolu. Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere?" diyordu. Bu çekilmiş, bu ürkmüş, bu kapanmış insanlarla karşılaştığında ondan mutlusu, umutlusu yoktu, çünkü "insanların ümitlerinin ölmediğini" fısıldıyorlardı kendisine: "Demek benim dünyada dostlarım vardı?"

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.

Her gördüğün parkı şantiye alanı mı sandın!

Şimdi de Maçka Parkı’nı şantiye alanına çevirmek istiyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bunun için parkı tahta perdelerle çevirdiler. Yeraltından Kuzey İstanbul’da yoğunlaşan trafiği by-pass etmeyi amaçlayan bir geçici çözümün içine Ortaköy Vadisi’ni talan etme hedefini de eklemişler, Beşiktaş Belediye Başkanı’nın cansiperane desteğiyle ranta koşuyorlar!