GÜNÜN YAZARLARI

Apaçi Gızlar

Ankara'nın neresi olduğu belirsiz kenar mahallesinde geçiyor oyun. Size hiç benzemeyen, dört genç kadın ve bir biyolojik erkeğin yaşadıkları mahalle burası. Kendisine Döndü denmesini isteyen, "karı gibi" olduğu için mahallenin abilerinden dayak yiyen bir erkek ama o. Anladınız, cinsel kimlikler ve yönelimleri de sorgulamamızı istiyor Apaçi Gızlar.

Hangi cehennemlere saka, hangi cennetlere hamalız?

Biliriz ki cennet de cehennem de bizimle kaim ve şimdimizde. Yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla hayat veriyoruz onlara. Asıl mesele hangisine baş koyduğumuz, dert ettiğimiz. Zihni melekelerimizle cennet ve cehennemleri tasavvur edebiliriz ve ediyoruz da. Nice sayısız civanlar nice ahu bakışlılar cennete hamal cehenneme saka oldular da şimdimizin zeminlerinde kırık dökük de olsa yer etmekteler.

İhsan Eliaçık: Erdoğan’ın yeni asabiyet çabası tutmayacak

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başlattığı İbn Haldun-Auguste Comte tartışması, İbn Haldun’un devletin yaratıcı motivasyonu olarak kabul ettiği “asabiyet” kavramını ve yine İbn Haldun’un devlete biçtiği ömrü, o ömrün sonlandırıcısı olan alametleri tartışma fırsatı verdi. Anti-Kapitalist Müslüman İhsan Eliaçık’a göre Erdoğan eski asabiyeti tekrarlıyor ve yeni bir asabiyet kurulmaması halinde bu devletin varlığını daha fazla sürdürmesi mümkün görünmüyor.

Karayip Korsanları: Ruh çağırma seansı!

‘Karayıp Korsanları’nın beşinci filmi “Salazar’ın İntikamı”, geçmişle bağları güçlü ancak hem hikaye hem de görsel olarak yeni bir şey vaat edemiyor. Yine de seyir sevki yüksek.

Tekme, diyorum; kargo, diyorum

Yeter mi sahiden? “Cezaevi operasyonunda kepçeyle duvar yıkılırken kolu koparılan, KHK ile işinden atılan oğlunun, açlık grevindeki iki kişinin evleri basılıp gözaltına alınmalarını protesto ederken gözaltına alınıp konduğu aracın içine gaz sıkılmasına itiraz eden anne yerlerde sürüklendi, başına tekme atıldı” haberi yeter mi?

Tayın değiliz biz senin!

Zorun ve zorbanın karşısında çelimsiz birer beden duruyor. Tayını arayan bedenler...

TÜM YAZARLAR

Ey Türk kadını!

Mustafa Kemal’in annesi ve manevi kızı üstünden yürüyen, adliyeye kadar giden tartışmada ne oluyor? Ne olacak, bir taraf nefret ettiği bir tarihsel kişiliğin imgesini yıpratmak için kadın üzerinden bel altı lümpen muhabbet yürütüyor. Karşı taraf cevabı, yine kadını harcayarak veriyor. İş neredeyse, “Ey Türk kadını, birinci vazifen yaşlanmayı bilmektir” girişli hitabelere varacak…

Orta Asya nereden nereye? (2) Çin fobisi siliniyor

Çin’i Orta Asya’ya çeken başlıca faktörler enerji ve maden kaynakları, ekseriyetle fakir ama gene de tüketim mallarına muhtaç nüfus ve Avrupa ile Ortadoğu’ya doğru uzanan coğrafya. Çin’in bölge ile ticareti son 20 yılda 100 kat arttı, ithalatın ise yüzde 80’ini doğal gaz, ham petrol ve maden oluşturuyor.

Derinleşen sığlık

Tam da böyle bir şey sığlık: Doğruluğu ayan beyan ortada olan yolu, “işi kolay kılmak” namına terk edip birlikte yaşam için gerekli olan lafzi doğruyu kolaycılığın elverdiği ölçüde herkesi az çok ortak ederek yeniden kurmak. Sığlıktan azade toplum yok yani; kolaycılıkları ölçüsünde daha çok ya da daha az sığlar.

'Geleceğe kaçış' - Bis

Erdoğan Vaşington’a “YPG’ye silah vermeyin, Gülen’i iade edin, Zarraf’ı salıverin” talepleriyle gitti. Bu somut taleplerin yerine, Oval Ofis’te çektirilen foto ve Büyükelçilik önünde onu protesto eden göstericilere atılan sopadan devşirilen görsel malzemeyle geldi. Az şey mi?

Ve terörün kazandığı an!

İslam’ın “senin dinin sana benim dinim bana” ayeti hükmünce Reina’nın yanında durabilmekti mühim olan. Biz inançlı insanlar, inançlarımıza ters olsa bile gidip orada dileyenin dilediğince eğlenme hakkını savunabilseydik dinimiz adına işlenen cinayetleri gerçekten, fiilen kınamış olurduk.

Bu bir veda yazısı değildir!

"Patronlar"ıyla tüm çalışan arkadaşlarımla, Gazete Duvar'ın tüm okurlarıyla daha yıllarca aynı yollarda, aynı kulvarda, aynı gerçeğin peşinde birlikte koşacağımızı bilmenin mutluluğu içindeyim. Bu yüzden bu bir veda yazısı değildir.

Arafta kalanların resimleri

Temür Köran yeni sergisi Göç ile Evin Sanat Galerisi'nde...Temür Köran sergisinin belki de en etkileyici işi ise arafta bile kalamayan küçük çocukların birer meleğe dönüştükleri, baş aşağı her şeyin bir soyut aleme dönüştüğü resmin içinde uçtukları tuval.

Pervari’yi bilir misiniz?

Düğünün en coşkulu yerine çocuk yaşta bir canlı bomba düştü. Dehşeti hepiniz biliyorsunuz. Yıllar önce güvenlik kaygılarıyla köylerinden edilen insanlar, başka bir ölüm şebekesinin kurbanı oldu.

Çünkü OHAL ‘Erdoğan’dır!

OHAL olarak ilan edilen şey bir tedbir değil, bizzat Erdoğan’dır, çünkü onun tek seçeneğidir. Fakat bizlerin, bu ülkede eşit ve özgür biçimde; hak ettiğimiz barış koşullarında yaşama arzusu taşıyan bizlerin değil.

Sosyal medya başa bela

Yalan haber hep vardı. Benim hatırladığım 90'larda da, 2000'lerde de sokaktaki vatandaşa sorsanız medyanın yazdığına güveni yoktu ama yine de inanılırdı. 2010'larda sosyal medyayla birlikte yalan haber rutinin bir parçası haline geldi. Bir haberin yalan/yanlış olduğu artık dakikalar içinde anlaşılıyor fakat yalan olduğu bilgisinin yayılma hızı, yalanın kendisi kadar hızlı olamıyor.

Anneler Günü kahvaltısı

Annelerin ne kadar değerli bir emeği ortaya koyduğunu, oğlumuz doğduğu günden beri eşim sayesinde her gün yakından gözlemliyorum. Buradan da tüm annelerin bu güzel gününü kutluyorum.

'Bağımsız' dış politika?

Bağımsızlık Türkiye sınırları dışındaki her aktörün konumu gereği düşman olduğunu kabul etmek, “gavura gavur” diyebilmek midir? Ya da “tam bağımsızlık” Türkiye’nin kendisini tek bir ittifak sistemine mahkum etmemesi midir?

Savaşların müzesinde barış teşhirine davetiye

Sergide sayısı milyonu aşkın Suriyeli sığınmacının nezdinde, Ege Denizi'nin Kos adasında bulunmuş can simitlerinden, kriz sürecini belgeselleştiren orijinal ve uluslararası gazete örneklerine, ya da Suriye lideri Esad ile Rusya lideri Putin onuruna tasarlanmış tabaklar ve kahve fincanlarına, oradan Suriye'deki iç savaş kalıntılarından kurtarılanlara yardıma giden 'Beyaz Miğferliler'in kullandıkları başlıklara ya da çeşitli etnik kökenlere mensup birey ve ailelerin öykülerine uzanan geniş bir perspektif, sizleri bekliyor. Serginin temsili olarak teşhir edilen en önemli unsurlarından birini de, ölümcül kesitiyle görülebilen bir 'varil bombası' oluşturuyor.

Jöleli-Arap-İslam NATO’su

Amerikan silahlarıyla Yemen’i yerle bir ettiği halde Husi milisleri ve devrik Başkan Ali Abdullah Salih’e bağlı ordu güçleri karşısında başarısızlığa uğrayan Suudi Arabistan ve ortaklarının Irak ve Suriye’de sahaya ordu indirmesi fevkalade fantastik bir vizyon.

Robot gazeteciler

Haber yazma robotlarına dair iyimser yorumlar, gazetecilerin ham veriyi standart bir habere dönüştürmeyi gerektiren rutin ve tekrarlanan işlerden kurtulduklarını, yani bir nevi özgürleştiklerini iddia ediyorlar. Kötümser yorumlar ise maliyetlerini azaltmak isteyen medya kuruşlarının haber yazma robotlarını tercih edeceği ve robotların gazetecilerin yerini alacağı iddiasında.

Demek benim dostlarım var dünyada!

"İyi insanlar yok mu?" diye soruyordu kendine: "Dolu. Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere?" diyordu. Bu çekilmiş, bu ürkmüş, bu kapanmış insanlarla karşılaştığında ondan mutlusu, umutlusu yoktu, çünkü "insanların ümitlerinin ölmediğini" fısıldıyorlardı kendisine: "Demek benim dünyada dostlarım vardı?"

16 Nisan ‘sonrası’, bilinen ‘AK Parti’nin sonu ve sihirli küre

Mevcut durum ne olursa olsun, 16 Nisan’ın “Allah’ın bir lütfu” olmadığı ve işaret ettiği siyasal-toplumsal sonuçlar bakımından, bir lütfa dönüştürülmesinin de neredeyse imkansız olduğu ortada.

Trump görüşmesinden geriye kalan: İlişkilerde Soğuk Savaş mantığına geri dönüş

Trump’ın görüşme sonrasında yaptığı kısa konuşmada dile getirdiği gibi, ilişkiler Soğuk Savaş dönemindeki gibi çok dar bir alana, güvenlik konusundaki işbirliği konusuna sıkışıp kaldı. Gelinen noktada ABD açısından Türkiye’nin rolü Suriye’de negatif olarak görülürken, geriye halen devam eder gözüken İran konusunda işbirliği ile ileride gündeme gelebilecek olan Rusya’yı çevreleme olasılığı karşısında Türkiye’nin desteğiyle sınırlı kalıyor.

Psikiyatri'nin tele ile imtihanı

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin telepsikiyatri zorunluluk haline geldi. O yüzden itiraz etmek yerine bu yeni mecranın çerçevesi ve kurallarını belirlemeye ve standartları geliştirmeye çalışmak daha iyi bir fikir gibi.

Seçmece bunlar

Gülmen ve Özakça için üretilen gözaltı gerekçesi, bu seçmece halin fal okuma boyutunu sergiler nitelikte: "Gezi ve Tekel eylemlerine dönüşebilir." Korkuları faş eden bu gözaltı gerekçesi kendi içinde çok şey söyler. Tıpkı destekçilere dönük polis saldırısının, zincirleme gözaltıların ve nihayetinde eylemin sürdüğü Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı’nın ablukaya alınışının da gösterdiği gibi.

Referandum tartışmaları son: Huzur bulmayanlar, işleyişi bozanlar

Erdoğan, 15 Temmuz'u "Allahın lütfu" olarak tanımladığı andan itibaren, bazı hükümet sözcülerini ve Başbakanı ezerek, OHAL'in ihtiyaç oldukça süreceğini defalarca söyledi. Buna rağmen, referandumdan evet çıkması durumunda OHAL'in biteceğini düşünen veya söyleyenler (hatta AKP böyle afiş bile yaptırdı) az değildi. Ancak görüldüğü gibi "istenenin olması" huzur bulmaya yetmiyor.

Tohumlar açtığında sanat

Sharjah Bienali'nin İstanbul ayağı BAHAR zor zamanlarda sanat üretim pratiklerine bakıyor. Küratör Zeynep Öz'le konuştuk.

Kim kurtarır canımızı?

Delik deşik olmuş caddeye, nargile dumanları eşliğinde çıkıyoruz. Dilimizde “Yaşamak istemem aranızda” terennümü var. Meğer Kerim Çaplı’nın “Kim kurtarır canımızı”sını biliyormuşum. Şimdi, bu şehrin cumasında bu soru Yüksel Caddesi’ndeki devasa inancadır. Kim kurtarır canımızı?

Gülfim Abla Köşesi: Yaza nasıl hazırlanıyoruz? 5 yöntem

Yıllardır en büyük bir zevkim, hayatta gidemeyeceğim tatil beldelerinin gidemeyeceğim otellerinin fotoğraflarına ve en pahalı odalarındaki konaklama fiyatlarına bakmaktır. Bu sene de adetimi değiştirmeyi düşünüyorum.

Bilgi, kolektif bilgi, tutuculuk

Viki’deki bilgi yüzeysel ve çarpık filan değildir. Jenerik ve ansiklopediktir. Yüzeysel bilgi ne bileyim havalar üç gün çok sıcak gidince “of ne biçim değişti mevsimler bak” diye ah vah etmek, dünya için yalandan endişelenmek ve o üç günü şahit yazmaktır.

Teoliberal iktidar

Bu kadar yıl sonra hâlâ 'Erdoğan iktidarını' bu kadar iyi tanımlayabilen bir kelime duymadım. Bir yandan dini dilinden düşürmeyen ama tamamıyla bir neoliberal iktidarı bir başka kelime hiç bu kadar kısa ve güzel anlatamaz.

Kılıç dansından küresel yatırım yarışına: Riyad’da iki gün

Soğuk Savaş dönemindeki politikaları akıllara getirircesine yüklü silah anlaşmaları imzalanarak ABD ve İsrail’in desteğiyle Sünniler İran’a “sakın ha!” dediler. Tabii bunu camdan ve içi ışıklandırılmış bir yerküreye el basarak yapmaları Tahran’a korku saldı mı bilinmez.

Anne, biz geldik

Önümüzdeki hafta, ilk buluşmanın 22. yılı. Bu kez hep birlikte orada olalım, seslerine sahiden ses katalım.

Koskoca dünyaya, iki incecik tekerleğin üzerinden bakmak...

O iki basit tekerlek, o basitlikleriyle koskoca dünyayı görünür hale getirir. Ayrıntıların fark edilmesini sağlar. Çakıl taşının sesini, yol kenarındaki samanın kokusunu, kuytuda kalmış güzel bir insanı, kenar bucak bir kahveciyi.

Trump'tan acı ders

Trump Suudi Arabistan’ın ABD’nin gerçek müttefiki olduğunu bir kez daha teyit etti, Türkiye ise “gerektiğinde müttefik.” Bu gezi bölgede ittifakların artık son 6 – 7 yıldır yapıldığı gibi Suriye üzerinden değil daha geniş bir çerçevede yapılacağını gösteriyor.

'Cümbüş Cemaat' ve Melik Şah Cannes Film festivali yolcusu!

İstanbullu alternatif müzik grubu Cümbüş Cemaat ve Melik Şah ünlü yönetmen Tony Gatlif’in daveti üzerine Cannes Film Festivali’ne katılıp bir konser verecek ve ardından da kırmızı halı seremonisinde boy gösterecek!

Bu fotoğraftaki kadın benim annem!

Ama Kezban Saçılık haklı çıktı. Oğlunun yanında Yüksel Caddesi'nde bir kez daha yerlerde sürüklendi. Fotoğraf karelerinde uzattığı eli tutan değil, çeken oğlu yaşında bir polis vardı. "Velii, oğlum" diye bağırıyordu. Kıyafetleri toz pislik içinde kalmış ama yerlerde sürüklenirken -sanki utanç başkasının değilmiş gibi- başka bir şey daha düşünmek zorunda kalmamıştı. Çünkü üzerinde pantolonu vardı!

Kıbrıs Sorunu için İsviçre’de tarihi zirve

Kıbrıs tarihi İsviçre Zirvesi’ne hazırlanırken, adada iki taraf arasındaki anlayış ve yaklaşım farklılıkları da kendilerini hissettirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz saatlerde iki liderlik yaklaşan zirve ve diğer bazı önemli meseleler hakkında birbirlerine sert tonda mesajlar gönderdiler.

Mermer ve taş ocakları kapatılsın

Bugün Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu için yapılması gereken mermer ve taş ocaklarının yasaklanması. Geri dönüşümsüz inşaat malzemelerini birisi kullanacak diye toprağı susuz bırakmaya, yer altı su rezervlerini kurutmaya, geleceğimizi yok saymaya kimsenin hakkı yok.

Türk sporunun sessiz devrimi

Şimdi yazacaklarımı zihnimden bir bir, defalarca tekrarlayarak yazıyorum. Marsel İlhan artık Türkiye tenisinin erkeklerde 1 numarası değil. Size de hiç olmayacak gibi geliyordu değil mi?

NASA' da bir annemiz!

Bizden bir annemizin, NASA' da veya uzay mekiğinde olmasını canı gönülden isterdik ama bazı yapısal ve teknik sorunlar vardı. Bizimkiler, bineceği uzay mekiğinin renginden başlayabilirdi söylenmeye.

AK Parti değil, RTE kongresi

AK Partili yılların medya patronu Ethem Sancak da parti yönetimine girdi. Partililerin “Ağabey listedeymişsin” sözlerine gülerek “Evet, beni askere yazmışlar” diyen Sancak’ın arkasından “bu askerlik olsa olsa bedellidir” esprisi yapıldı.

Muasır medeniyet seviyesi tam olarak neresi?

Bu insanların boğulmakta olduğu kibir denizinin pis suları, üstümüze sıçrıyor bazen. Mutsuzlukları etrafa bulaşıyor. Yeterince gerginliğimiz varken, bir de onlarınki ekleniyor hayatımıza. Bize, bunu yapmaya hakları yok.

İmhadan ihyaya

Yoksullar, TOKİ'nin devlet bursuyla okumuş mühendislerinin öngöremeyecekleri şekilde dönecek ve gasp edilen hayatı yeniden kuracaklar.

FETÖ, fikirlerimizi çalmış olabilir mi?

FETÖ taramaları yüzünden işten çıkarılan TÜBİTAK çalışanı sayısının 600’ü bulduğu söylendi. TÜBİTAK’ın iki özelliği var: Öncelikle bir fikir bankası. İkinci olarak, önemli ve ciddi fikirlere hibeye varan teşviklerin yöneticisi ve takipçisi.

Cockburn’ün IŞİD tespitleri

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn’ün 'İslam Devleti’nin Yükselişi: IŞİD ve Yeni Sünni Devrimi' adlı kitabı Türkiye’nin politikalarına yönelik ciddi eleştiriler içeriyor. Bu açıdan Türkiyeli okurun da ilgisini çekecektir.

Her gördüğün parkı şantiye alanı mı sandın!

Şimdi de Maçka Parkı’nı şantiye alanına çevirmek istiyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bunun için parkı tahta perdelerle çevirdiler. Yeraltından Kuzey İstanbul’da yoğunlaşan trafiği by-pass etmeyi amaçlayan bir geçici çözümün içine Ortaköy Vadisi’ni talan etme hedefini de eklemişler, Beşiktaş Belediye Başkanı’nın cansiperane desteğiyle ranta koşuyorlar!

Açlık grevini eleştirenlerin yaman çelişkisi

Amacım, kesinlikle Nuriye ile Semih’in açlık grevine başvurmakla ne kadar doğru bir şey yaptıklarını savunmak değil. Böyle bir grevin olmadığı bir zamanda, uzun uzadıya tartışılabilecek/tartışılması gereken bir konu bu. Tepkim, düşüncesine yandaş toplama hırsıyla ulu orta bu fikirlerini paylaşanlara.

Ekonomide durum güncellemesi: Geleceğe Kaçış

Kent mekanının metalaştırılması, Varlık Fonu gibi kamu teminatlı finansman modellerinin geliştirilmesi ve banka senedi gibi, kredilerin menkul kıymetleştirilmesine dayanan risk transferi tekniklerinin hazırlanması, stagflasyonist sıkışmadan borçlanarak çıkmanın olanaklarını genişletme amaçlıydı. Sonuçta, kredilerdeki muazzam genişleme ile birlikte stagflasyonist sıkışma bir süre ertelenmiş oldu.

Kupa Manchester United'ın, gece Zlatan'ın

Stockholm'de oynanan UEFA Avrupa Ligi Final mücadelesinde şampiyon genç Ajax mı olacaktı, yoksa ülkesinde kahraman gibi görülen Zlatan'ın formasını giyemeyeceği Manchester United, Jose Mourinho ile zafere mi ulaşacaktı? Sadece hikâyesi bol final mücadelesinin 90 dakikası değil, keyifli bir UEFA Avrupa Ligi Finali yazısı.

Günümüz ıssız adamının soyağacı: Büyük düşüş, imkansız kurtuluş

70’lerin beyaz orta sınıf erkeği için “ev”, eksik, örselenmiş, yaralı biçimde de olsa engelleri aşıp halen dönebileceği, sığınabileceği bir yerken 90’ların erkeğinin artık dönebilecek bir evi yok… Bu yerinden edilmişlik, 90’lardan itibaren filmlerde rastladığımız erkek karakterleri okumakta önemli bir anahtar sunuyor.