Ülkü Doğanay
Ülkü Doğanay

Dünyanın en sevilen cumhurbaşkanı

Pazartesi, 8 Ekim, 2018
Son seçimlerde %98 oy aldıktan sonra, bizim AB’yi referandumlara alışmaya davet eden cumhurbaşkanımızın aksine, halkını böyle sandıktı, referandumdu oyalamanın israf ve zaman kaybı olduğunu düşünmüş olmalı ki, meclisten geçen anayasa değişikliği ile ölene kadar ülkenin başında kalması kararlaştırılmış. Elektrik, su, doğalgaz ve tuzun bundan böyle ücretsiz olmayacağını ilan ettiği gün mecliste coşkuyla ayakta alkışlanmasının görüntülerini ise gözyaşları içinde izlememek mümkün değil.

Mart ayında tek oğlunu Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevine getirmişti. Elbette, 2006 yılından bu yana ülkeyi yöneten 60 yaşındaki Kurbangül Bedrimuhammedov’un varisi olması beklenen tek oğlunun, bir süre milletvekilliği mevkiinde piştikten sonra böyle bir göreve getirilerek, Allah gecinden versin, başkanlık görevine hazırlanması son derece anlaşılır bir hamleydi. Aslında Türkmen Cumhurbaşkanı’nın çok yönlü kişiliği, uzun süredir batı medyasının da dikkatini çekiyor. Gerçek mesleği diş hekimliği olsa da, spora ve araba yarışlarına, at binmeye, gitar çalmaya, hatta DJ’liğe düşkünlüğüyle de gündeme geliyor. Geçenlerde katıldığı bir yarışta attan düşüp yürekleri ağızlara getirse de, çok şükür sağlığı yerinde. Marifetleri bunlarla da bitmiyor. Şifalı bitkileri anlattığı Çay isimli kitabı ülkede büyük saygı görüyor. Bunun ülkede en çok okunan kitap olduğunu tahmin etmek zor değil. Halkı tarafından öylesine seviliyor ki, her evin duvarına resimlerini asmakla kalmamışlar, başkent Aşkabat’a 21 metre yüksekliğinde som altın kaplama bir heykelini de dikmişler. Yabancıların ülkeye girişi ve ülkede seyahati oldukça zor olsa da, gidebilenler başkent Aşkabat’ta, evlerin duvarlarının ve çatılarının en sevdiği renk olan yeşile boyandığını anlatıyor. Son seçimlerde %98 oy aldıktan sonra, bizim AB’yi referandumlara alışmaya davet eden cumhurbaşkanımızın aksine, halkını böyle sandıktı, referandumdu oyalamanın israf ve zaman kaybı olduğunu düşünmüş olmalı ki, meclisten geçen anayasa değişikliği ile ölene kadar ülkenin başında kalması kararlaştırılmış. Elektrik, su, doğalgaz ve tuzun bundan böyle ücretsiz olmayacağını ilan ettiği gün mecliste coşkuyla ayakta alkışlanmasının görüntülerini ise gözyaşları içinde izlememek mümkün değil. Buraya bırakıyorum. Ne diyelim: Allah her lidere böyle sevilmeyi nasip etsin.

Tabii, her sevilen lider gibi, hiçbir şeyden çekmediği kadar vatan hainlerinden çekiyor o da. Merkel’le bir buluşmasında, ne olur ne olmaz diye, korumaları Merkel’in şaşkın bakışları altında kürsüdeki su dolu bardağı, kendi getirdikleriyle değiştirmişlerdi. Tedbirli olmak lazım… Bu kadarla kalsa, korumaların işi kolay. Vatan hainlerinin pıtrak gibi nereden çıkıverecekleri bilinemiyor ki. Misal, 2016’da Rio Olimpiyatları’na katılıp da altın madalya alamayan sporcular… Komşu ülkelerin sporcuları vatanlarına kucak dolusu madalyayla dönerken spora bu kadar önem veren cumhurbaşkanlarını hayal kırıklığına uğratan bu sporcuların gerçek niyetlerini hemencecik anlayan Bedrimuhammedov, sporcuları vatan haini ilan etmekte gecikmemiş. Elbette vatandaşlarının başka ülkelere seyahatini engelleyen tedbirler alması da vatan hainleriyle baş etmek için olmalı.

Neyse ki, ülkedeki tüm televizyon kanalları ve tüm gazeteler devlete ait de, vatan hainlerinin sesleri fazlaca duyulmuyor. Tüm kanallar ve gazeteler çok sevilen Cumhurbaşkanı’nın resimleriyle ve görüntüleriyle dolu. Biz bugünlerde batının dördüncü güç olduğunu ileri sürdüğü medyanın demokrasiyle bir alakasının olamayacağını en yetkili ağızdan taze duymuşken, Bedrimuhammedov tüm yurttaşlarının devletin kontrolündeki bu gazetelere abone olmasını zorunlu kılmış. Böylece medyanın Türkmenistan demokrasisinin güçlü bir neferi olmasını garantiye almış. Gerçi Sınır Tanımayan Gazeteciler’in Dünya Basın Özgürlüğü Raporu’nda Türkmenistan’ın 180 ülke arasında 178. olduğu söyleniyormuş; ama Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay’ın daha iki gün önce söylediği gibi, bu gibi batı merkezli kuruluşlar basın özgürlüğü kavramını da batı merkezli ele almakla ve ülkelerin özgün koşullarını dikkate almamakla mustaripler. E tabii, meseleye böyle yaklaşınca Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin bütün diğer maddeleri gibi ifade özgürlüğünü düzenleyen 19. maddesi de “ülkelerin özgün koşullarını” hiçe saydığı için; bu sözleşmeden yola çıkan uluslararası kuruluşlar, Türkmenistan’da basının ne denli özgür olduğun idrak etmekte yetersiz kalıyorlar. Ondan sonra, yok efendim Facebook, Twitter, Youtube yasakmış, yok efendim halk haber sitelerine giremiyormuş, işte hep batının medya takıntısının çarpık sonuçları bunlar…

Her neyse, basının Cumhurbaşkanı’na gösterdiği ilgiyi çekemeyen fesatlar, geçenlerde Türkmenistan polisinin başına büyük bir iş açmışlar. Olacak gibi değil, dünyanın en zengin doğalgaz rezervlerine sahip olan bu ülkede, gazetelerin yazdığına göre ekonomik kriz nedeniyle tuvalet kâğıdı alamayan çok sayıda Türkmen, tutmuş, başkanın fotoğraflarının olmadığı sayfa bulmak epeyce zor olan gazeteleri, af edersiniz tuvalet kâğıdı niyetine kullanmış… Polis, özellikle ülkenin batısında umumi tuvaletlere ve evlere baskınlar düzenleyerek kanıt aramaya, bulunan kanıtlardan DNA toplamaya başlamış… Yakalananlara Cumhurbaşkanının imajını zedelemekten ceza verilecekmiş. Uzmanlar, halk aşırı yoksul olduğu için bu cezadan dolayı çok fazla kişinin başının yanacağını söylüyorlarmış. Ne de olsa, bu kadar sevilen bir lider, dünyada çok az ülkede vardır.


Ülkü Doğanay kimdir?

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. ODTÜ’te siyaset bilimi alanında yüksek lisans ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yine aynı alanda doktora yaptı. Doktora çalışmaları sırasında bir yıl süreyle Paris II Üniversitesi Fransız Basın Enstitüsü’nde bulundu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü'nde öğretim üyesi iken kamuoyunda “barış bildirisi” olarak bilinen “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzalaması nedeniyle 686 sayılı KHK ile ihraç edildi. 'Demokratik Usuller Üzerine Yeniden Düşünmek' isimli kitabının yanı sıra Eser Köker’le birlikte kaleme aldığı 'Irkçı Değilim Ama…Yazılı Basında Irkçı-Ayrımcı Söylemler' ve Halise Karaaslan Şanlı ve İnan Özdemir Taştan’la birlikte kaleme aldığı 'Seçimlik Demokrasi' isimli kitapları yayınlandı. Ayrıca siyasal iletişim, demokrasi kuramları, ırkçı ve ayrımcı söylemler konularında uluslararası ve ulusal dergi ve kitaplarda çok sayıda makalesi basıldı. İmge Kitabevi Yayınları’nda editörlük yaptığı beş yıl boyunca çok sayıda kitabın editörlüğünü üstlendi ve Türkçeye kazandırılmasına katkıda bulundu. Ülkü Çadırcı adıyla yayınladığı çocuk kitapları ve Gökhan Tok’la birlikte kaleme aldığı 'Teneke Kaplı İvan' isimli bir çocuk romanı da bulunmakta.

YAZARIN DİĞER YAZILARI