Bye bye hepınız!

Pazartesi, 11 Şubat, 2019
AKP açısından sağ muhalefete “bye bye hepiniz, beni takip ediniz” demenin koşulları artan bir hızla oluşuyor. Böylesi bir arenada iktidarla uyumlu sağ muhalefetin en azından sosyal demokrat seçmeninin kime “bye bye hepınız” diyeceğini görmek için de az bir zaman kaldı.

Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi üç penguenin yer aldığı reklam filmini sinema salonlarında gösterime soktu. Filmde, Organize İşler’den bir repliğe atıfla “-Hani bir şarkı vardı, bye bye love, bye bye happiness. -Beni takip edin hepınız” deniyor.

Oysa iktidara “bay bay” yapan SP gibi CHP, İYİ Parti ve genel olarak sağ muhalefet “beni takip et” dediği “81 milyona” AKP-MHP’ninkinden farklı bir ufuk sunmaktan çekiniyor.

Bırakın Türkiye’deki otoriter düzene karşı bir muhalefet odağı geliştirmeyi, bunun yol haritasını bile çizmekten çekinen sağ muhalefetin etki sahasını genişletmesinin AKP açısından bir zararı da yok aslında.

Bakınız CHP’nin Siverek adayı.

Bakınız İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu’nun söylemi!

Nitekim AKP’nin seçim şarkısındaki sözleri ödünç alırcasına “biz biriz, beraberiz, bütünüz” diyen İmamoğlu, iktidara yaptığı “tatlılıklara” bir yenisini ilave etmekten geri durmuyor: “Milletin gönlü kırılacaksa biz seçimi kazanmayı da istemeyiz.”

Bu tür skandallarla yerel seçim sürecinde AKP-MHP’ye benzerliğini kanıtlamaya odaklanan sağ muhalefet, tıpkı AKP gibi, “birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bu zor dönemde” eleştirilmemek istiyor.

Öyle ki, bazı CHP’liler, “Siverek’te faşist bir aday gösterilmiş olabilir ama sonuçta Beyoğlu’nda da sosyalist bir aday var, neden onu görmüyorsunuz” diyebiliyor.

Ranta dayalı AKP belediyeciliğine karşı alternatifleri yüksek sesle dillendirmek yerine, AKP’nin çizdiği sınırların dışına çıkmamaya özen gösteren sağ muhalefet, kendi eliyle muhalefet alanını daraltıp etkisiz hale getiriyor.

SOSYAL DEMOKRATLAR SAĞCILAŞIYOR, SOLCULAR SOSYAL DEMOKRATLAŞIYOR

Haliyle CHP dâhil sağ muhalefet HDP’yle yan yana gelmek şöyle dursun, ondan uzaklığını, ona karşıtlığını kanıtlamaya girişiyor.

İktidarın HDP’yi “terör partisi” ilan etmesine bile ses çıkarmayan, “Ankara’da genel merkezi, TBMM’de milletvekilleri, Türkiye genelinde 6 milyonu aşkın seçmeni bulunan bir partiyi hangi hak ve dayanakla terörist ilan edersiniz” diye tepki gösterip iktidarı izaha davet etmeye bile yönelmeyen sağ muhalefet, bu sessizliği ve uyumuyla etki alanını artırıp yönetim rantından faydalanabileceğini mi düşünüyor?

Yerel seçimlerde iki ayrı Türkiye hayali yarışmıyor; zira AKP-MHP’nin rol modelini oluşturduğu sağdaki ideolojik uzlaşıya CHP ve diğer sağ muhalefet de dâhil oluyor.

Sağ popülizmin hegemonyası sosyal demokratları sağcılaştırırken solu da sosyal demokratlaştırmaya itiyor. AKP-MHP açısından sosyal demokratların sağcılaştığı, solcuların sosyal demokratlaştığı bir ortamda etki sahasını genişletmek tereyağından kıl çekmeye benzer.

SAĞCILAŞAN MUHALEFETİN HDP’YE YÜKÜ

Sağ muhalefetin iktidarla uyumlu geri çekilme siyaseti, ister istemez ana muhalefet yükünü HDP’nin sırtına bindiriyor.

Peki HDP bu yükü nasıl omuzluyor?

HDP, kendisi dışındaki muhalefetin artan bir hızla sağcılaşmasını, iktidarla uyumlu hale gelmesini şimdilik öncelikli mesele yapmayacak bir strateji izliyor.

Bu stratejiye göre önceliklerin iki ayağı var.

1- Kürdistan’da kayyım atanan belediyeleri geri almak ve “Kürdistani” partilerle yapılan ittifak üzerinden yeni belediyeler kazanmak.

2- Batı’da da kazanamayacağı belediyeleri, kendisinden uzaklığını kanıtlama derdindeki Millet İttifakı lehine bile olsa AKP-MHP’ye kaybettirmek.

HDP, İstanbul-Ankara dâhil çeşitli bölgelerde bu nedenle aday çıkarmazken, buralarda il genel meclis ve belediye meclis üyeliklerine odaklanacak.

Seçim sürecinde HDP, CHP’nin kendisini görmezden gelme tavrını dikkate almayacak. Siyasi spekülasyonlardan uzak duracak, İYİ Parti dâhil, zorunlu olmadıkça sağ muhalefetle polemiğe girmeyecek; AKP-MHP’ye kaybettirme stratejisine odaklanacak.

AKP, HDP’Yİ TAHRİK EDİP YANLIŞ YAPMAYA ZORLUYOR

İktidarın her geçen gün HDP’ye yönelik saldırılarının dozajını artırmasının temel sebebi de bu aslında. AKP, çeşitli kurmayları aracılığıyla HDP’yi tahrik etmek, sinirlerini gerip “yanlış yapmaya” zorlamak istiyor.

HDP’nin mevcut stratejisi dolayısıyla yerel seçimlere yaklaşıldıkça AKP’nin daha fazla hedefi haline gelmesi şaşırtıcı olmaz. Fakat şaşırtıcı olmayacak hususlardan biri de, muhalefete muhalefet etmekten geri durma olgunluğu sergileyerek otoriter düzeni değiştirmeye odaklanan HDP’nin bu süreçte ürkek sağ muhalefet tarafından tamamen yalnız bırakılması ve hatta yer yer onun yumruklarına maruz kalması.

Zira AKP, sağ muhalefeti de HDP’yi yumruklamaya zorluyor. İYİ Parti başta olmak üzere sağ muhalefettin HDP’ye yönelik saldırılarını tetiklemesi halinde HDP’nin tahrik olacağını ve muhalefete muhalefet etmemekten vazgeçip stratejisinden sapabileceğini hesaplayan AKP, yer yer başarılı da oluyor.

AKP açısından sağ muhalefete “bye bye hepiniz, beni takip ediniz” demenin koşulları artan bir hızla oluşuyor.

Böylesi bir arenada iktidarla uyumlu sağ muhalefetin en azından sosyal demokrat seçmeninin kime “bye bye hepınız” diyeceğini görmek için de az bir zaman kaldı.


İrfan Aktan kimdir?

Gazeteciliğe 2000 yılında Bianet’te başladı. Sırasıyla Express, BirGün, Nokta, Yeni Aktüel, Newsweek Türkiye, Birikim, Radikal ve birdirbir.org ile zete.com web sitelerinde muhabirlik, editörlük veya yazarlık yaptı. Bir süre İMC TV Ankara Temsilciliği’ni yürüttü. "Nazê/Bir Göçüş Öyküsü" ile "Zehir ve Panzehir: Kürt Sorunu" isimli kitapların yazarı. Halen Express, Al Monitor ve Duvar'da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI