TBMM'de gece yarısı tecavüz baskını

Cumartesi, 19 Kasım, 2016
Önerge masum değil. Savunulur yanı yok. Savunmayın. Sahiplenmeyin bu önergeyi ve aklınızı başınıza devşirip Salı günü reddederek meclisin çöplüğüne gönderin.

Bu ülkede doğmuş ve doğacak bütün kız çocuklarının haklarına tecavüz eder nitelikte bir önerge verildi perşembeyi cumaya bağlayan gece. Aylardır hop oturup hop kalktığımız, endişeyle beklediğimiz çocuk istismarı yasasına ilişkin düzenleme görüşülürken verilen önergeyle, korktuğumuz başımıza geldi. Gizlice değil üstelik açıktan açığa göstererek geldi. Çocuk istismarını meşrulaştırma, erken evlilikleri onaylama, tecavüzcüyü, tecavüze azmettireni, tecavüze yardım edeni affetme sonuçlarını getirecek olan bu önerge uzun süredir yürütülen sinsi çalışmanın son perdesi oldu. Yargı ve siyasetin ortaklaşarak hazırladığı oyunun her adımından haberdar ve hepsine de tepkiliydik ancak önleyemedik bu son perdeyi. Şimdi bir kere daha gece yarısı önergesine kadar yaşanan gelişmeleri hatırlayarak konuya bütüncül bakarsak belki Salı günü mecliste yapılacak görüşmede bu utanç vesikası çöpe gönderilebilir.

İLK ADIM:

Yaklaşık iki yıl önce Yargıtay adına yapılan bir açıklamayla cinsel istismar mağdurlarının tecavüzcüsüyle evlendirilmesi durumunda açılan davaların düşmesi, dosya yükünün azaltılması önerilmişti.

2. ADIM:

Yaklaşık iki yıl önce Anayasa Mahkemesi, resmi nikahtan önce dini nikah kıyan imamlara verilen ceza hükmünü iptal etti.

3. ADIM:

Yaklaşık bir yıl önce Anayasa mahkemesi, çocuk istismarını düzenleyen 103. Maddenin bir fıkrasını iptal etti.

4. ADIM:

Yaklaşık sekiz-on ay önce TBMM’de Ayşe Keşir başkanlığında bir komisyon kuruldu. Oldukça uzun ve yeterince kafa karıştırıcı adıyla aileye ilişkin her konuya züccaciye dükkanına giren fil hoyratlığıyla daldı bu komisyon. Boşanma ve nafakaya ilişkin önerileri de korkarım önümüzdeki süreçte yine topluma kan ağlatacak tasarılar olarak çıkar karşımıza. Kanunlarımıza göre çocuk istismarı kapsamında olan erken evlilikleri de gündemine alan komisyon, becerikli bir illüzyonla, erken evliliklerde faile verilen cezayı bir toplumsal yaraymış gibi sundu. Gerçekte çocuk gelin dramı, toplumun vicdanını kanatan yaralardan. Ancak komisyon erken evlilikleri önlemeye çalışmak yerine faile ceza verilmesini önlemeyi iş edindi. Ayşe Keşir başkanlığındaki komisyon çalışmalarından itibaren çocuk istismarını masum ve meşru görme eğiliminde olanların, erken evliliği yaygınlaştırmak isteyenlerin, medeni kanuna muhalefet edenlerin sesleri daha gür çıkmaya başladı. Parlamentomuzdaki bir komisyon çalışları ve ilgilendiği konuları ele alış ve topluma sunuş biçimiyle kadınların ve kız çocuklarının haklarını çiğnemek niyetinde olanların gücüne güç kattı.

5. ADIM:

Yaklaşık altı ay önce yine Anayasa Mahkemesi ve yine 103. Madde düştü gündemimize. Mahkeme bu sefer de aynı maddenin bir diğer fıkrasını iptal ederek hadi erkek ağzıyla söyleyelim adeta istismarcılara af getirmenin yolunu açmış oldu.

6. ADIM

Mehmet Muş İstanbul milletvekili
Halis Dalkılıç İstanbul milletvekili
Ramazan Can Kırıkkale milletvekili
Hacı Bayram Türkoğlu Hatay milletvekili
Mücahit Durmuşoğlu Osmaniye milletvekili
İlyas Şeker Kocaeli milletvekili

Çocuk İstismarı yasa tasarısı görüşülürken malum önergeyi veren altı vekil, oyunun son perdesini sahnelemeye girişti. Önergenin kısacık gerekçesi, akıl ve vicdanın kabul edemeyeceği tek bir cümleden oluşmuş:

“Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın işlenen cinsel istismar suçunda, mağdur ile failin evlenmesi durumunda fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine imkan veren düzenleme yapılmaktadır.”

Çocuğun cinsel istismarı var, suç var ama zor, hile vesaire yok. Hem çocuk hem iradesi zorlanmıyor hem istismar ediliyor hem de tecavüzcüsüyle evlendiriliyorsa affedelim gitsin demişler açıkça.

Önerge mağdur edilen çocuk faille evlendirilmişse affedelim gitsin cezanın infazı vaya hükmün açıklanması geri bırakılsın demekte. Ayrıca eğer evlilik failin kusuruyla sona ererse ancak o zaman cezanın infazı gerçekleşsin demekte. Zavallı mağdur çocuk -ki konu bu ülkenin doğmuş ve doğmamış bütün kız çocukları ve kadınları oluyor- sırf tecavüzcüsüyle hayatını sürdürmemek için kendisi boşanma talep eder ve suçun faili olan kocaya açıkça bir kusur isnat edemezse eğer o adamın işlediği tecavüz suçunu gene yanına kar bırakalım demiş oluyor önerge. Bu kadarla da kalmıyor önerge açtığı toplumsal yarayı daha bir kanatmak için devam ediyor. Nasıl elleri varıp da yazdılar dedirten bir cümle var sonunda: “…suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine…” bahse konu suç çocuğun cinsel istismarı. Vekiller tecavüz suçuna yarım eden ve azmettirene açılan kamu davasını da düşürüyor. Artık bu kadarı da olmaz dedirten önergenin başında getirdikleri 16. 11. 2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda ifadesiyle geriye dönük bir düzenleme yani af öneriyorlar. Vergi afları gibi, geçmişteki öğrenci afları gibi otomatik periyoda bağlanması çok mümkün bir öneri sunuyorlar.

Gece yarısı sosyal medyaya bu önerge imzalı metin olarak düşüp asıl nüshasından okuma şansına(!) sahip olduğumuz andan itibaren yok canım iktidar sahiplenmez bu öneriyi gafletindeydik. Yanıldık. Sahiplendiler ve hatta bu öneriye karşı çıkanları konuyu istismar ile suçladırlar. Çocuğun istismarı önerisine karşı çıkmak konuyu istismar oluyor. Savunmalarda karşımıza çıkan canım çocuklar sevmişler, yapmışlar bir çocukluk yani on altı yıl hapis de yatmasınlar hafifsemesi çıkıyor karşımıza. Önergede failin yaşı yok. Bu kurnazlıktan vazgeçilsin. Kaldı ki öteden beri akran davranışlarını, akran deneyimlerini gençlik hukuku oluşturarak ayrıca düzenleyelim diyoruz zaten. Bu çok uzun iş diyerek iktidar mensuplarınca geri çevriliyoruz.

Ez cümle önerge masum değil. Önerge çocuğun cinsel istismarını evlilik durumunda suç kapsamından çıkarmayı hedefliyor. Kız çocuklarını tecavüzcüsüyle evlenmeye mahkum ederken aynı zamanda bu suçu işleyen faili/kocayı, suça azmettiren aileyi ve yardım edenleri de bir çırpıda cezadan kurtarıyor. Savunulur yanı yok. Savunmayın.

Savunmayın, sahiplenmeyin bu önergeyi ve aklınızı başınıza devşirip Salı günü reddederek meclisin çöplüğüne gönderin.


Berrin Sönmez kimdir?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak akademiye geçti. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na giriş süreci üzerine yüksek lisans tezi yazdı. Halkevi ve kültürel dönüşüm konulu doktora tezini yarıda bırakarak akademiden ayrılıp öğretmenlik yaptı. Daha sonra tekrar akademiye dönerek okutman ve öğretim görevlisi unvanlarıyla lisans ve ön lisans programlarında inkılap tarihi ve kültür tarihi dersleri verdi. 28 Şubat sürecindeki akademik tasfiye ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağımlı yargısı, akademik kadroları “rektörün takdir yetkisine” bırakarak tasfiyeleri gerçekleştirdiği ve hak arama yolları yargı kararıyla tıkandığı için açıktan emekli oldu. Sırasıyla Maliye Bakanlığı, Ankara Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde ortalama dört-beş yıl demir atarak çalışma hayatını tamamladı. Kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunucusu, feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI