O HAL’de kimyasal hadım çare değil!

Cumartesi, 13 Ağustos, 2016
Cinsel şiddet hastalık değil suç ve kimyasal hadım tedavi olmadığı gibi cinsel saldırıları önleyebilecek bir yöntem de değil.

Darbe ve OHAL gündemine eril şiddeti ve cinsel saldırı suçlarını taşıyan son yönetmelik (1) hem usul hem esas yönünden çokça tartışılmayı hak ediyor. Asıl tartışma ise cinsel saldırı suçlarının tedavi kelimesiyle yan yana anılması etrafında dönmeli.

Usule ilişkin tartışmada, yönetmeliğin halk arasında “kimyasal hadım yasası” olarak anılması, kıymetli bir ipucu teşkil ediyor. Yasa ile ihdas edilmesi gereken “kimyasal kastrasyon (hadım)” işleminin yönetmelikle düzenlenmesi hakkında usul hukukçularının görüşlerini beklemek gerekebilir. Oysa şimdi zamanımız kıymetli. Darbe kültürünü sistemden uzaklaştırmak için hukuku güçlendirmeliyiz. İdarenin, hukuk usullerine azami özen göstermesi gereken günlerdeyiz..

Esas yönünden beni en çok ilgilendirense tıbbi tedavi ifadesinin kastrasyon olarak anlaşılması. 2014 tarihli yasa değişikliğinin (2) yeterli hukuki dayanak olduğu yönünde görüşler var. Ancak anılan değişiklikle “Tıbbi tedaviye tabi tutulmak” ve “Tedavi amaçlı programlara katılmak” ifadeleriyle getirilen yükümlülüklerin, somut hukuk kavramaları olmadığı da açık… Yasa koyucunun “tedavi” kelimesiyle kastrasyon murat ettiğini sezmek suretiyle idare, önemli bir bürokratik başarıya(!) imza atmış görünüyor. Yasalarımıza da aykırı olarak iki yıl geciktirdikleri yönetmeliği, OHAL gündemine neden sokuşturdukları da ayrıca merak konusu.

Yönetmelik yayınlandıktan sonra eril şiddetle, cinsel suçlarla mücadele edenler ve biz kadınlar ciddi endişeler yaşamaya başladık. Olağan üstü dönem koşullarında olağan ataerki, el çabukluğuyla istismarcıların salıverilmesini kolaylaştıran düzenlemeyi darbe gündeminde dikkatlerden kaçırmayı amaçlamış olabilir.

Bundan sonra cinsel şiddet ve çocuk istismarı davalarında mahkemelerin kimyasal hadım gerekçesiyle cezaları alt sınırda tutma ihtimali var. Cezanın infazına ait bir parça olarak görüldüğü için kastrasyon işlemine dayalı şartlı salıverme vakalarının artacağını tahmin etmek hiç zor değil. Ve, sadece ilaç kullanıldığı sürece cinsel gücü baskılayan kimyasal hadım, çocuğu ve toplumu koruyacak bir işlem olmadığı halde istismarcıların salıverilmesi için yeter sebep olarak kullanılabilecek. Üstelik yasa ve yönetmelikte açıkça kastrasyon yazmayıp tıbbi tedavi ifadesiyle değinildiği için cinsel saldırıların suç değil de hastalık gibi algılanması riski çok yüksek. Nitekim İngiltere’de kimyasal hadımın varlığına dayanarak bazı sanıklar ve becerikli avukatları “suçlu ben değilim, hormonlarım” savunmasıyla cezasızlık talep etmişlerdi. Cinsel şiddetle mücadele artık her zamankinden daha zor olacak.

Cinsel şiddet hastalık değil suç ve kimyasal hadım tedavi olmadığı gibi cinsel saldırıları önleyebilecek bir yöntem de değil.


1) Adalet Bakanlığından “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik” 26 Temmuz 2016 Salı tarih ve 29782 sayılı Resmi Gazete

2) 6545 sayılı Torba Yasa M.82 ile değişik 5275 M.108, 28 Haziran 2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI