Aydın Selcen
Aydın Selcen

Buhrandan çıkış

Çarşamba, 20 Mayıs, 2020
Sözü dolandırmadan sorabiliyoruz: Kürt meselesi ne olacak? Yeni barış süreci başlayacak mı? Libya ve Suriye’de TSK varlığı sürecek mi? Anadilde eğitim olacak mı? Yerinden yönetimlerin özerkliği temellenecek mi? Şu yanıtı alıyoruz çoğu: “CHP iktidarında tüm bu soruları gönül rahatlığıyla sorabileceksiniz.” Yani “araçlar yeşil ışıkta mı geçiyor, kırmızıda mı duruyor” diye yol kenarına oturup, gözlem ve saha araştırması yapabilecek, derlenen sonuçlar üzerine sempozyumlar düzenleyip, doyasıya raporlar yazabileceğiz.

İkinci görev yerim (‘97-‘00) Stokholm’de bir davette kendi yaşlarımda Macar bir diplomatla ayaküstü sohbet ediyorduk. Atilla Jozsef’in yatağını yapan annesinin örtüyü okşayan şefkatli ellerini betimlediği şiirinden söz ettim –Enis Batur’un antolojisinde okumuştum. Sonra Miklos Jancso’nun bir filminde baş karakterin incik benzeri bir yemek yediği sahneyi anlattım, onu da İstanbul’da film festivalinde görmüştüm üniversitedeyken. Nihayet, yeri geldi, aklımda kaldığı kadarıyla “Kocsis, Grosics, Hideguti, Czibor, Puskas” diye ünlü Macaristan milli takımından isimler saydım. Adam gözleri dolu dolu boynuma sarıldı. “Atıyor sarhoş pezevenk!” diye celâllenmeyin lütfen, gerçekten doğru söylüyorum. Ama tanığım yok, kanıtlayamam.

Yunanistan da Avrupa şampiyonu olmuştu. Hani o Alman teknik direktörü de istisnaen ve mükafaten vatandaş yapmışlardı. Gözlerimi yumuyorum, adını düşünüyorum. Yüzü gözümün önünde. Yok, gelmiyor aklıma. Takımdan tek bir oyuncunun ismi de kalmamış zihnimde. Tek bir gol? Sanki kornerden gelen topa ön direk dibi gibi bir kafa golü belli belirsiz canlanıyor. Yoksa tüm goller kornerden mi gelmişti zaten? Kaç gol atmıştı Yunanistan toplam? Küçümsediğimden, kıskandığımdan hele düşmanlıktan için değil, aksine. Yunan adalarından onu aşkın isim sıralayabilirim bir çırpıda. Atina’dan birkaç semt ismi de. Ama “anti-futbol” denilen oyunu oynayan ve o oyunla kupayı alan takımdan hiç bir ayrıntı kalmamış. Oysa seyretmediğim ama babamdan kim bilir kaç kez dinlediğim ve merhum tek seçici Eşfak Aykaç’ın mağlup ettiği Macar takımından evet.

Bir tarafta “halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek” torbası var, ağzı geniş. “Örgüt üyesi olmamakla birlikte yardım ve yataklık, terörizm propagandası” ayrı bir torba, o da oldukça geniş ağızlı. 2002’den bu yana yok yüzotuz bilmemkaç kez ihtiyaca göre değiştirilmiş Kamu İhale Yasası var ki, artık onun dahi uygulanmasına gerek görülmüyor, davetiye usulü işletiliyor. Küresel salgın nedeniyle “tatile çıkan” TBMM ama açılan AVM’ler var. Yeşil noktalı, bayraklı hesaplardan yürekli, akıllı ve ahlâklı Nevşin Mengü ve Canan Kaftancıoğlu gibi kadınlara yönelik tehditler var. Mehmet Yılmaz’ın gayet yerinde ve dengeli yazısı tam dikiş yerine denk gelmiş olacak ki iktidar düşünür-sözcülerinin ona yetiştirmekte gecikmedikleri yanıtlarında kendilerini ifşa etmeleri var.  Ve kayyumlar, HDP’nin seçimle kazandığı 65 belediyenin 51’ine 410 günde el konulması var. 932 gündür hapiste olan bir Osman Kavala da var.

Bunların karşısında, muhalefette olduğuna göre amacı iktidara gelmek olan ve iktidara geleceğini iddia ettiğinde darbecilikle suçlanan CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun onaltı maddesi var. Yeni adı: “Buhrandan Çıkış.” Sözkonusu maddeleri bilmem kimse ezbere sayabilir mi? Geçen yazımda da belirtmeye çalıştığım üzere bana şöyle geliyor: İnşaat üzerine konuşuyoruz, ancak dekorasyon, statik hesabından önde geliyor. Yani betondan karot alınmış, belediyeden yıkım emri gelmiş, yöneticiden memnun olmayan “muhalif” komşuların derdi halen dahi ısı yalıtımı için cephe kaplama, çatıyı aktarma yahut merdiven sahanlıklarının badanası. Yine yahut, muhalif komşular da biliyor ortak binanın yıkıma gireceğini ama ne müteahhit şirket öneriyorlar, ne ellerinde varsa yeni yapılacak binanın planlarını, statik hesaplarını paylaşıyorlar. “Yeni bina daha güzel olacak” demekle yetiniyorlar.

Sözü dolandırmadan sorabiliyoruz: Kürt meselesi ne olacak? Yeni barış süreci başlayacak mı? Libya ve Suriye’de TSK varlığı sürecek mi? Anadilde eğitim olacak mı? Yerinden yönetimlerin özerkliği temellenecek mi? Şu yanıtı alıyoruz çoğu: “CHP iktidarında tüm bu soruları gönül rahatlığıyla sorabileceksiniz.” Yani “araçlar yeşil ışıkta mı geçiyor, kırmızıda mı duruyor” diye yol kenarına oturup, gözlem ve saha araştırması yapabilecek, derlenen sonuçlar üzerine sempozyumlar düzenleyip, doyasıya raporlar yazabileceğiz. Haksızlık etmeyelim, sözkonusu onaltı madde arasında seçimle gelen belediye başkanlarının görevden alınmayacağı var. AKP de ademimerkeziyetçilik ve adıkonmamış barış süreci bağlamında büyükşehir belediyelerini yaratmıştı. Bu da öyle utangaç bir adım olsa da verili anda çölde bulunmuş bir vaha gibi. Ayrıca, seçim barajının kaldırılması da var.

Öyleyse CHP’den talebimiz, bizlere yani doğru anlıyorsam açılmak istediği değişik renklerden seçmene gelecek seçime dek mesajını yalınlaştırıp, sivriltip, akılda kalıcı biçimde yineleyerek bu iki hat üzerinden kampanya yapması olabilir. Bu yaklaşım, seçilecekse muhalefet adayı başkanın ancak yenilenmiş bir parlamenter rejime geçmenin yolunu yapacak bir “taşıt” demek olacağı anlamına gelir. Unutuyoruz, başkanlık rejiminde adaylar yarışacak ve partilerin de, ittifakların da “kampanya makinaları” olmak dışında zihnimizde canlandığı gibi öyle abartılacak, tuttuğumuz takımları andıran bir “manevi” değerleri kalmadı. Birbirimize aynı taraftaysak gaz, ayrı takımlardaysak ayar vermeyi bırakıp, bir dönemin şanlı Macar milli takımının oyuncuları gibi bir çırpıda akla gelecek somut önerilerle, dönüştürücü fikirlerle konuşsak, daha etkin bir muhalefet olanağı yaratabileceğiz gibi duruyor.


Aydın Selcen kimdir?

1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2013 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI