Kürtlerin gözünde vaziyet: Elde var umut!

Perşembe, 14 Mayıs, 2020
Tehditler bir kenara Kürtlerin diyalog defterinde anlamlı not hâlâ yok. ENKS-PYD arasında belli konularda anlayış birliği hasıl olsa da pozisyonlar ve talepler arasındaki uyumsuzluk uçurum gibi.

Sindirmek için cana kastetmek muktedirlerin rutinidir. Öldürmeyi hak görürler. Muktedirin kutsallığı sindirilmiş tebaanın gözünde zaten mazurdur. Evi yakmak, kapı eşiğinde köpeği vurmak, kümesteki tavuğu boğazlamak da korkuyu ebedi kılmanın denenmiş yoludur. Sindirmede ikinci seviyedir. Anaların yasını ebedi kılmak için cesetlere eziyet ve mezarları tahrip evvelkilerin de belki akıl edemediği başka bir seviye.

Burada böyleyse sınır ötesindeki sınırsızlığı düşünün! Talancıyı, yağmacıyı, fidyeciyi Afrin ve ele geçirilen diğer bölgelerin başına bela edenlerin sınırsızlığı!

Bu dönemin dış politikasına damgasını vuran bariz unsur ‘bozmak’, ‘bozguna uğratmak’. Bunun önüne ‘oyun’ kelimesi eklendi mi boy aynasında ‘stratejik aktör’ beliriyor. Gururla tekrarladıkları şey, “Oyunu bozduk”.

Nedir ki bozulan, baltalanan, bozguna uğratılan?

– Kürtlerle Kürtlerin diyaloğu.

– Kürtlerin Rus garantörlüğüyle garantiye alma umudu.

– Kürtlerin Şam’la çözüm yolu.

Olası müzakere masasını, “Suriye’de tuttuğum parçaları koparırım” pozuyla peşinen deviriyor.

Dışişleri, Doğu Akdeniz ve Libya konusunda Mısır, Kıbrıs, Yunanistan ve BAE ile ortak açıklamaya katılan Paris’e çatarken bile cümleye “Suriye’de terör devletçiği kurma emellerine ağır bir darbe vurduğumuz Fransa” diye başlıyor.

Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) İstanbul’u mesken tutup Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’na (SMDK) katılınca Ankara’nın nezdinde “Kürtlerin meşru temsilcisi” olarak iltifat görüyor(du). Yeter ki “terör örgütü” saydıkları Demokratik Birlik Partisi’ni (PYD) gayrimeşru ve suçlu ilan etmeye bir vesile olsun. Ancak bu itibar perçinsiz; ENKS, PYD ile uzlaşma masasına oturduğunda “meşru temsilci” ifadesi anında “paravan” oluveriyor. Aynen AA’nın haberinde geçtiği gibi: “ABD ve Fransa, Suriye’nin kuzeyindeki işgalci örgüt YPG/PKK’ya uluslararası arenada temsil alanı açmak için ENKS’yi paravan olarak kullanmaya hazırlanıyor.”

İddiaya göre ABD ile Fransa, ENKS’ye “SMDK’dan ayrıl” demiş, bunun için de Kürdistan Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani devreye sokulmuş! Bu iddiayla bir parmak da Erbil’e sallanıyor. Dün “YPG, Roj Peşmergelerinin dönüşüne engel oluyor” diye yakınırken bunu temin edecek görüşmeleri “terör” parantezine alıyor. Kürtleri seçeneksiz bırakan imha ve baskı siyaseti, bir noktadan sonra duruma müdahil olan NATO ortaklarına da çatıyor.

Farklı programları, taban tabana zıt anlayışları, örgütsel yapıları ve çalışma tarzları, birbirine hasım iç ve dış bağlantıları nedeniyle ENKS-PYD ortaklığı zaten zor. Bu hakikat bir yana en ufak diyalog Ankara’da alarm nedeni. Bir de ENKS’ye “Alternatifsiz değilsin, üzerini çizeriz” der gibi “Bağımsız Suriye Kürt Birliği” Türkiye için konuşan Kürt olarak sahne alıyor. Suriye sahasında karşılığı olmayan bu derneğin başkanı Abdülaziz Temo, “Terör güçleriyle diyalogu reddediyoruz” diye çıkışıyor. Daily Sabah, derneği “Suriye’deki Kürtlerin çoğunluğunu temsil eden” diye takdim ediyor. SMDK’dan bir yetkili de PYD’yi terör örgütü olarak gördüklerini hatırlatıp görüşmeleri “Kabul edilemez” diye niteliyor. Yani İstanbul merkezli Suriye muhalefeti “Türkiye’nin kırmızı çizgisini aşan bizden değildir” diyor. Sıradaki muhtemel ayar; çok istiyorsan İstanbul yerine Kahire’yi mesken tutabilirsin!

“İstanbul’un muhalifleri”, “Riyad’ın muhalifleri”, “Kahire’nin muhalifleri”… Hepsi de Suriye halkının en has temsilcileri!

***

Tehditler bir kenara Kürtlerin diyalog defterinde anlamlı not hâlâ yok.

ENKS-PYD arasında belli konularda anlayış birliği hasıl olsa da pozisyonlar ve talepler arasındaki uyumsuzluk uçurum gibi. Amerikan-Fransız baskısı bu açığı kolayca kapatamaz. Barzani ailesinin yapabilecekleri de Türkiye ile ilişkilerin selameti için mahdut. Zine Werte’de KDP-PKK karşı karşıya gelirken iki hareketin Suriye’deki izdüşümlerini çakıştırmak ne denli mümkün? Suriye’yi diğer parçalardan ayrı tutan bir yaklaşım Amerikalıların beyin konforuna uyuyor olabilir ama bunun gerçeklikle bir ilgisi yok.

Beri taraftan Ruslar, Kürtlerle diyalogu sürdürüyor ama bunun siyasal çözüme evrilmesinin önündeki engeller taş gibi duruyor. Türkiye hem Moskova ile ilişkilerini hem sahadaki askeri varlığını caydırıcı faktör olarak kullanıyor. Meselenin asıl muhatabı Şam ise diyalogu müzakere aşamasına geçirmiyor.

Kürtlerle ilgili açılımın Amerikan askeri varlığını bitireceğine dair somut bir öngörünün olmaması Şam ve müttefiklerinin temkinli olmasında önemli bir etken.

***

Bu minvalde Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Eş Başkan Yardımcısı Bedran Çiya Kurd’a sordum, “Durum nedir” diye.

Bedran Çiya, 2015 sonbaharında Kürtlerle Rusya arasında Halep’te başlayan askeri işbirliğinin Afrin ve Şehba bölgelerinin Türkiye destekli silahlı gruplara karşı savunulması sırasında genişlediğini, buna siyasi çözüm bulma arayışının da eklendiğini hatırlattıktan sonra özetle şunları vurguladı:

– Suriye’de Türk-Rus işbirliğinin şekillenmesinden sonra Türkiye, özerk yönetim ile Suriye hükümeti arasında siyasi çözüme dönük tüm çabaları engelleyen bir faktöre dönüştü.

– Afrin’e müdahaleye yeşil ışık yakılması Rusya ile Kürtler arasında bir güven sarsılmasına yol açtı.

– ABD’nin Tel Ebyad ve Ras el Ayn’a müdahaleye yeşil ışık yakması, buna karşı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye ordusu arasında bir mutabakatın sağlanması ve Rusya’nın Ankara ile varılan anlaşmayla Fırat’ın doğusuna intikali gibi faktörlerle ilişkiler yeniden bir dengeye oturdu.

– Rusya siyasi çözüm için garantör rolü oynamak istiyor. Rusya, Suriye hükümeti ve özerk yönetim arasında üçlü toplantılar gerçekleştirildi. Bu süreç çok yavaş ilerliyor ve şimdiye kadar somut bir gelişme olmadı. Kürtler krizin çözümünde Rus rolünün öneminin farkında ancak siyasi bir çözüm için

Suriye krizini bölgesel ve uluslararası hesaplaşmaların dışına çıkarmak gerekiyor. Her halükarda Kürtler Rusya’nın girişimlerini desteklemeye devam ediyor.

ABD ile ilişkilere gelince; Bedran Çiya’ya göre ortaklık hâlâ terörle mücadele çerçevesinde askeri düzeyde seyrediyor. Kürtler ABD’nin askeri alanda olduğu gibi siyasi alanda da etkili bir rol oynaması gerektiğini düşünüyor. Ancak ABD’nin siyasi pozisyonu belirsiz. Amerikan tarafı nasıl bir çözüm istediği ve özerk yönetimle siyasi ilişkiler kurup kurmayacağı konusunda sorulara açık yanıt vermiyor. Beklenti, Türkiye’nin tehditlerinin durdurulmasını, Afrin, Tel Ebyad (Gîrê Spî) ve Ras el Ayn’daki (Serekaniye) işgalin bitirilmesini, yeni anayasanın yazımı için Suriye krizindeki tüm taraflar arasında bir siyasi uzlaşının sağlanmasını içeriyor.

Bedran Çiya, Amerikalı özel danışman William Roebuck’un Kürtler arası diyalog için arabulucu olması konusunda da şunları söylüyor:

“ABD Kürtlerin güçlü bir role kavuşmasını, Suriye muhalefeti içinde etkili olmasını ve Cenevre sürecinin şekillendireceği Suriye’nin müstakbel siyasi haritasında yer almasını istiyor. Fakat Amerikan istekleri Kürtleri olası bütün siyasi süreçlerden dışlamak için elinden geleni yapan Türkiye’nin zorlu bir çatışmasıyla karşılaşıyor. Ayrıca ABD İran’ı Suriye’den çıkaracak, Suriye rejimini baskı altında tutacak, terörle savaşı sürdürecek ve Rus nüfusunun genişlemesini durduracak bir stratejiye göre siyasi belgeler hazırlamaya çalışıyor. Kürtler ise bölgesel ya da uluslararası çatışmaların bir parçası olmak istemiyor. Kürtler, Türkiye ile de diyalogdan yana.”

***

Amerikalılar şu sıralar İran’ın sahneden çekilmesini garanti edecek bir Rus etkisine oynuyor. Olası Rus-Amerikan pazarlığından Kürtlere ne düşer? Kestirmek zor. Bu yolla Kürtler Cenevre’ye gidebilir mi? Belirsiz. Türkiye Cenevre yolunu tıkamaya devam ederse Rusya, Şam üzerinden çözüm seçeneğini çalıştırır mı? Belki.

Ola ki Amerikan askeri varlığı sona ererse Şam, Kürtlere daha cesur yaklaşabilir mi? Olası.

Rusya’dan Kürtlere yönelik daha somut adım, Türk-Rus ortaklığının alacağı yöne bağlı. Türkiye şu sıralar yeniden AB-ABD kapısını tıklıyor. Rusya hem İdlib’i bekliyor hem Türkiye’nin koronayı fırsata çeviren adımlarını izliyor.

Lanetli cümle; bir düğüm başka 40 düğüme bağlı.

Türkiye ezber bozar, şeytanın bacağını kırar, huylu huyundan vazgeçer de barışçıl bir yola girerse bölgenin sırtındaki ağır yük hafifler. Amma velakin Türkiye bütün kapıları kilitleyerek sorunu ihata edeceğini sanıyor. Her kilit, anahtar sahibine tek hücrelik bir alan bırakıyor.


Fehim Taştekin kimdir?

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Gazeteciliğe 1994’te muhabir olarak başladı. Yeni Şafak, Son Çağrı, Yeni Ufuk, Tercüman, Radikal ve Hürriyet gazetelerinde çalıştı. Bir dönem Ajans Kafkas’ın kurucu editörü olarak Kafkasya üzerine çalışmalar yürüttü. Kapatılıncaya dek İMC TV’de dış politika programları yaptı. Gazete Duvar ve Al Monitor’da köşe yazılarına devam ediyor. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde” adlı kitaplara imza attı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI