YAZARLAR

Gastronominin sosyal medya ile sınavı

Restoran sahipleri modaya kapılıp daha fazla sosyal medya kullanmaya başladıkça, hep eleştirdiğim “gurme” geçinen ve para karşılığı fotoğraf paylaşan arkadaşların sayısı da katlanarak arttı.

Radikal gazetesinde yazdığım dönemde, 2015 yılına girerken sosyal medyanın gastronomi için çok şey vadettiğini yazmıştım. Evet öyleydi, Instagram ve YouTube gibi sosyal medya alanları bir anda pazarlamacılar tarafından keşfedilmiş ve kullanılmaya başlamıştı.

Sonrası malum, giderek artan oranda video içerikler hayatımıza girdi, yüksek takipçi sayısına sahip hesaplarda bir anda reklam paylaşımları ortaya çıktı. Restoran sahipleri bu modaya kapılıp daha fazla sosyal medya kullanmaya başladıkça, hep eleştirdiğim “gurme” geçinen ve para karşılığı fotoğraf paylaşan arkadaşların sayısı da katlanarak arttı. Sadece bununla da kalmadı, restoran sahipleri ve şefler de elbette kendilerini tanıtmak için olmadık işler yapmaya başladılar.

Önceki hafta bildiğiniz gibi Türkiye’nin belki de en büyük “sosyal medya ikonu” haline gelen Nusret’in restoranında yaşanan ve altı kişinin yanarak yaralanmasına yol açan büyük kaza da bu eğilimlerin bir neticesi olarak yaşandı. Nusret Gökçe, restoranını ilk açtığı yıllarda oldukça başarılı bir iş modeli örneği idi: Kasaplıkla işe başlamış, kendini geliştirmek için Arjantin’e gidip et kesimlerini öğrenmiş, sempatik bir genç. Zaman içinde Türkiye çapında büyük ün kazandı ve dışarı açılmaya başladı. Bunu özellikle söylemek gerekir, Nusret, beğenelim ya da beğenmeyelim, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve ABD’deki restoranları ile Türk mutfak dünyasının dünyadaki en bilinen yüzü.

Ancak bu noktaya gelişini eleştirme hakkımızın da olduğu bir gerçek. Bir şaka olarak başladığını düşünmek istediğim et pornografisi videoları, bir anda dünya çapında meşhur olmasını sağlayınca, iş çığırından çıktı, garip pozlarla kesilen et videoları, havaya atılıp bıçak darbesiyle ortadan ikiye bölünen bonfileler, alevli şovlar, elbette imza niteliğindeki tuz seremonisi. Bugün gerçekten Nusret Gökçe’nin çektiği videolar ile yakaladığı şöhretin etkisi altında kalan onlarca şef, garip garip videolar çekiyor, etler havalarda uçuşuyor, tokatlanıyor, kesiliyor... Ne yazık ki çok sakil işler yapılıyor.

Yakın zamanda meşhur olmaya karar veren bir diğer arkadaş CZN Burak bey, yaptığı ilginç videoları ile karşıma sıklıkla çıktı, ancak onunki farklı bir konsept, daha çok turist çekmeyi amaçladığı belli olan mekan, dev tencerelerde yaprak sarma, biber dolması ve parça etlerin bir arada pişirilip anlamsızca servis edildiği, tencerelerin kapakların boşluğa doğru atıldığı, alevlerin eksik olmadığı, tuhaf gülümsemelerle dolu videolar ile öne çıkıyor. Bir de yine turist çekmek için yapıldığı belli olan buzağılı kebaplı İngilizce rap videosu var ki, yemek videoları dünyasının “Dünyayı Kurtaran Adam”ı olabilecek nitelikte bir çalışma. Onu da ciddiye alıp kendi vloglarına taşıyan arkadaşlar olması da ayrıca talihsizlik bence.

İşin gastronomik boyutu daha da içler acısı. Nusret’i görüp steakhouse işinde para var diye giren bir sürü yeni işletme, kalitesiz işler ile başarıyı yakalamaktan uzak, daha yakın zamanda Ankara Çukurambar’da yeni açılan bir tanesi, kebap-pide-steakhouse gibi bir konseptle “hanımların günleri için özel indirimler” gibi bir reklam bastırıp evlere dağıtmıştı, elbette birkaç ay içinde battı.

Bu arada buralarda yapılan birçok yemekte de hatalar var. Örneğin benim en çok sevdiklerimden biri, az pişirilmiş etler “şatobiryan” adı altında kızgın tereyağı içine atılıyor. Fakat şöyle bir sorun var, o isime yakın olan yemeğin adı chateaubriand ve bu yapılanla hiçbir ilgisi yok. Ama bizim sosyal medya gurmeleri bundan bihaber oldukları için “dehşet bir şey, şato yedik” gibi paylaşımlarını yapmakta bir endişe taşımıyorlar.

Neyse bugün yine senelik “gastronomiyi perişan ediyorsun ey sosyal medya” serzenişimde bulundum sevgili dostlar, umarım bu garip trendlerin azalacağı bir dönemi yakında yaşarız. Bütün bu garabetin sonucunda müşteri çekmek için atılan taklaların, alevli şovların sonucunun ne şekilde olabileceğini umarım tüm sektör fark etmiştir.

Keyifli bir pazar günü dilerim.


Evren Aybars Kimdir?

1978'de Ankara'da doğdu. Ankara Özel Tevfik Fikret Lisesi ve ODTÜ Makina Mühendisliği'nde okuduktan sonra iş hayatına atıldı. Çalışırken aynı zamanda çocukluk yıllarından beri merakı olan yemek yapma konusunda da kendini geliştirmeye başladı. Bir blog sayfası ile başlayan yemek tarifleri macerası, 2014'te Özge'yle evlendikten sonra evinde çekimlerini yaptığı 10 Numara Mutfak adlı Youtube kanalı ve Radikal gazetesinde gastronomi yazıları ile devam etti. 2015 yılında Uğur Deniz'in babası oldu. 2016 yılından bu yana da Gazete Duvar da gastronomi yazılarına ve bir yandan da makina mühendisi olarak kariyerine devam etmektedir.