Metin Solmaz
Metin Solmaz
  • msolmaz@gazeteduvar.com.tr

Bu referandum nimettir, çöpe atılmaz!

Perşembe, 6 Nisan, 2017
Her bakımdan irrasyonel, sürdürülemez, evet çıksa evet diyene de yaramayacağı, hatta Erdoğan’a dahi yaramayacağı apaçık bir anayasa bu. Fakat bu referandum tam da bu durum itibarıyla muhakkak yapılmalıdır. Hepimiz için büyük bir fırsattır. Nimettir. Kıymeti bilinmelidir.

Saygın hukukçu Rıza Türmen’den itibaren bir çok akıllı insan analitik veriler kullanarak bu referandumun hiç yapılmaması gerektiğini söyledi. Gerekçeler çeşitli ama pek çoğu kolay tahmin edilebilir şeyler: Adil değilmiş, eşit koşullarda değilmiş, iktidar çok fazla görünürmüş, muhalefet soluk alamıyormuş, memleket olağanüstü hal koşullarında yönetiliyormuş, hayır diyen cezalandırılıyormuş, HDP’nin binlerce siyasetçisi hapisteymiş, CHP’nin kampanya ve akıl yürütme yetenekleri ortadaymış.

Bunların hepsi doğru. Fakat HAYIR! Hem de aynı sebeplerle HAYIR!

Bir kere bu talepte bir naiflik var. Bu talep, bir seçimin yapılabilmesi, meşru olması için “adil ortam” gerektiğini söylüyor. Örneğin, AKP ile HDP’nin TRT nezdinde eşit olduğu bir durum talep ediyor. Ne bileyim, Selahattin Demirtaş’ın hapiste değil TV’lerde Erdoğan kadar konuşabildiği bir durumdan bahsediyor.

Yahu böyle bir durumun hakim olduğu bir ortam mümkün olsa zaten bu şekil bir irrasyonel anayasa metni hazırlanıp masaya konmazdı ki?

Ben de baştan beri inanamıyorum böyle bir referandumun yapılacağına. Bunun talep edilebilmesine. Hatta son dakikaya kadar inanamamaya devam edeceğim. Çünkü her bakımdan irrasyonel, sürdürülemez, evet çıksa evet diyene de yaramayacağı, hatta Erdoğan’a dahi yaramayacağı apaçık bir anayasa bu.

Fakat bu referandum tam da bu durum itibarıyla muhakkak yapılmalıdır. Hepimiz için büyük bir fırsattır. Nimettir. Kıymeti bilinmelidir.

Sebebi çok basit.

Ülkemiz maalesef bir ana muhalefet partisine sahip değil. Daha fenası, adı ana muhalefet partisi olan parti iktidar için çalışıyor, onun kötü bir taklidi gibi davranıyor. CHP kendine göre sosyal, fakat sıfır demokrat, ilkesiz bir parti.

Baksanıza başındaki muhterem şahıs bugüne kadar kurduğu en ağır cümleleri kimin için kurdu? Kime hakaret etti? Cumhurbaşkanına mı? Hayır. Memleketin en zarif müzisyenlerinden Cengiz Onural’a. Neymiş, şarkısını vermemişmiş. Yahu memleketin ciddi bir bölümü CHP’ye kestiği tırnakları bile vermez. Ne var bunda? Üstelik takip eden iyi bilir ki Cengiz Onural şarkısını hiç bir partiye vermez. Kişisel alacak bir durum yok. Ana muhalefet partisinin referandum ortamında polemik için seçtiği isme bakın ve o partinin muhalefet yaptığını söyleyin. Kılıçdaroğlu Ekmeleddin İhsanoğlu’ndan, Sarıgül’e, tezkerenin geçmesinden dokunulmazlıkların kalkmasına acayipliklerini hangi akılla buluyor sanıyorsunuz? Aynısını kullanıyor işte.

Yani meydan boş. Bomboş. Eşbaşkanları dahil binlerce HDP’li siyasetçi hapiste, belediyelerinin başında kayyum var, referandum şarkıları bile yasaklı. MHP zaten malum. MHP’li muhaliflere de HDP’li muamelesi yapılıyor. Maalesef iktidarın takkesini düşürebilecek bir tek güç var: İktidarın kendisi. Zaten seçmen itibarıyla CHP’liler de pek çok yerde Kılıçdaroğlu’ndan çok Gül’den Arınç’tan, eski AKP’lilerden medet umar haldeler.

Neyse ki iktidar, kontrolsüz güç sarhoşluğuyla büyük bir hata yaptı. Dahasını istedi. Elindekiyle yetinmedi. Dahasını istemek için argümanı, ihtiyacı, sebebi yoktu. Ama istedi.

Şimdi de sebebini anlatamıyor. Bu anayasa ile neden bir şeylerin düzeleceğini, daha güzel olacağını bir türlü anlatamıyor. Çünkü anlatacağı bir şey yok. Söyledikleriyle birbirlerini ve bir önce söylediklerini yalanlıyorlar. Hayırcılar aynı ağızlarda teröristlikle saygın vatandaşlık arasında süratle gidip geliyorlar.

ABD’den Hollanda’dan örnek verip Türkmenistan’a, Azerbaycan’a benzetmeye çalışıyorlar.

Sadece çelişkili konuşmuyorlar. Yakın zamana kadar söylediklerini tamamen yalanlıyorlar. Ruşen Çakır’ın dediği gibi sadece Erdoğan’ın konuşmaları ve AKP programlarından seçilenlerden ibaret çok süper bir “Hayır” kampanyası yürütülebilir. (Misal CHP hakikaten bir ana muhalefet partisi olsaydı, çıkardı böyle bir kampanya düzenlerdi. Kampanya sloganı: AKP ve Erdoğan ne diyorsa o! “Başkanlık sistemi bir özentinin sonucu ya da Amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyesidir” Recep Tayyip Erdoğan, 1993 Gibi… Düşünsenize sosyal medyanın, Billboard’lar AKP programı ve Erdoğan sözleriyle dolu. Ve yapıştıran CHP… Bütün dünyada ses getirirdi.)

Bu referandum, bizler, şu memlekette güzel şeyler olsun isteyen insanlar için büyük bir şanstır. CHP’nin AKP’nin tarihe gömülmesi, yeni partiler çıkması için büyük bir fırsattır. Güzel bir başlangıçtır.

Bu referandumda gideceğiz, oy vereceğiz ve hayır çıkarsa hepimiz kazançlı çıkacağız.

HAYIR çıkarsa bu HAYIR’da CHP’nin etkisinin olmadığını herkes biliyor olacak. Bu HAYIR’da HAYIR dese bile mahçup olan, yüksek sesle bağıramayan bütün AKP’lilerin payı olacak. Bu HAYIR’da CHP’nin ettiği sözün değil de mahçupluğunun, sessizliğinin az konuşmuş olmasının, etkisizliğinin payı olacak.

Bu referandum iktidarın kendini yalanlaması, çelişkilerinin ortaya çıkması, başarısızlığı tatması, hiza alması için müthiş bir fırsattır. (Şu sözde lafını hep kullanmak istemişimdir) sözde muhalefetin asla beceremeyeceği kadar şahane bir fırsattır. Müthiş bir umuttur. Hem de ne ortamda.

Yazımı memleketin en cengaver hak savunucularından Kerem Altıparmak’ın sözleriyle bitiriyorum:

“Parlamentoda 4 parti var. Milletvekili sayısıyla en büyük ve en küçüğü zaten evet diyor. İkinci büyük muhalefet partisinin eşbaşkanları ve sözcüleri dahil 13 vekili ve binlerce üyesi tutuklu. Bu partinin kardeş partisi tarafından yönetilen tüm belediyelere el koyulmuş, belediye eşbaşkanları dahil binlerce üyesi tutuklu. Ana muhalefet partisi, taktik olarak olabilir, hiç şatafatlı bir kampanya yürütmüyor. Tüm panolar evetlerle dolu. OHAL bahanesiyle muhalif medya tamamen susturulmuş, kapatılan televizyon, radyo ve gazetelerin yanında binlerce gazeteci işsiz kalmış, 150 gazeteci hapiste. Atilla Taş ve Murat Aksoy örneğinde olduğu gibi, hapisten çıkanı daha çıkamadan tekrar alıyorlar. O da yetmiyor, tahliye kararı veren hakimleri de açığa alıyorlar. Hayır diyeceğini söyleyen gazeteciyi direkt işten atıyorlar. Cumhurbaşkanı ve Başbakanın açılış adı altındaki mitingleri aynı anda 15-20 kanalda yayımlanıyor. Ve buna rağmen iktidar partisi %50yi garantileyebilmiş değil. O kadar garantileyebilmiş değil ki anket yayımlanması bile yasak. Ve siz buna rağmen umutsuz olduğunuz için sandığa gitmeyeceksiniz öyle mi? Dünyanın en adaletsiz seçim kampanyası bile bu toplumun yarısını ikna edememişken umutlu olmayacaksanız, ne zaman umutlu olacaksınız ki?”


Metin Solmaz kimdir?

1969′da doğdu, Ankara’da büyüdü. İstanbul, Fethiye, Lapta, Lefkoşa ve Bodrum’da yaşadı. 1990 yılından bu yana yazılı basında ve muhtelif internet sitelerine yazıyor. siberalem.com, idefix.com, Overteam ltd ve Ağaçkakan Yayınları kurucularındandır. Kitapları: Kenardaki Milyonerler (1992, Korsan), Rock Sözlüğü (1994, Pan) Türkiye’de Pop Müzik (1996, Pan), Türkiye’ye Ait 100 Büyük Yanılgı (2015, Ağaçkakan), Erken Adam Hikayeleri (2016, Pan), 100 Ne Olacak Bu Memleketin Hali (Hazırlayan, 2016, Ağaçkakan) Facebook: MetSolmaz | Twitter: @metinsolmaz

YAZARIN DİĞER YAZILARI