YAZARLAR

Anketler yalan söylüyor!

Partilerin, birtakım stratejilerinin, kaygılarının olması muhtemel. Ayrıca onların elinde olan, bizim elimizde olmayan kamuoyu araştırmaları var yani iyi temellendirilmiş, doğru düzgün bilimsel çalışmalar var. Sonuçta, böyle bir araştırma yapılsa da misal Muğla'da kimin kaç milletvekili alacağı tahmin edilebilir. Tabii bizim iktidar ya da muhalefet partileri bunu ne kadar iyi yapabiliyor onu bilmiyorum ama bu başka ülkelerde olsa böyle bir bilimsel çalışmanın konusu olurdu.

Elbette hepsi değil. Ama Doç. Dr. Mert Moral Hoca’nın dediğine göre, yalan söylemeyen, verilerini bilimsel olarak toplayan araştırma şirketlerini de biz zaten ortalıkta görmüyoruz; onlar verilerini ilgili yerlerle paylaşıyorlar, Mert’in yalancısıyım. Mert Hoca’ya "AKP’nin oyu nasıl oluyor da düşmüyor" diye sormuştum. O da bana bilimsel açıdan bunun esbab-ı mücibesini izah etti; bir önceki yazıda görmüşsünüzdür. Bugün de, daha önce de söylediğim gibi biraz da şu seçim anketleri mevzuunu açmak istiyorum. Mert Hoca bu konuda da hayli deneyimli bir isim; hepimizin öğreneceği çok şey var ondan.  

Şunu sormak istiyorum Hocam, seçimlerden evvel yine seçim kuralları değişti, oyunun kuralları değişti ve ittifak içi dağılımlar değiştirildi. Burada bir mühendislik beklentisi var. Öncelikle varsayalım ki seçim yasasını değiştiren iradenin beklentisi birebir gerçekleşti. Burada nasıl bir mühendislik amacı var. İkincisi bu mühendislikte neyi tutturamayabilirler, sizin buna yönelik bir senaryonuz da var, makalelerinizde ortaya koyduğunuz.

Var, var tabii. Şimdi burada size gösterdiğim senaryo-2 neyi hedeflediklerini gösteriyor. Tablo 4.2. senaryo-2'ye bakarsanız, AKP 295'ten 306'ya çıkacak. MHP 49'dan 52'ye çıkacak. Ben bunun simülasyonlarını da yaptım tabii ki. 2018 seçimine göre şimdi birkaç tane değişiklik var. Öncelikle seçim kanunu değişti tabii; bu konuştuğumuz sistem geldi. Şimdi yeni milletvekili dağılımı yetmedi bir de CHP-İYİ Parti oturdular, kafa kafaya verdiler; 16 tane seçim bölgesinin 9’unda CHP listesi altında, 7’sinde İYİ Parti listesi altında seçime giriyoruz dediler.

Onların 87 seçim bölgesinin 16 ortak listesi var. AKP ve MHP bir tanesinde bile uzlaşabilmiş değil. Şimdi seçim kanunu değişiklikleri yani Nisan 2022’de yapılan değişiklikler CHP'ye 9 tane sandalye kaybettiriyor; zira tasarlanma amacı bu. Yeni milletvekili dağılımı sisteminde bu 19 kayıp 21’e çıktı; yani şimdi Millet İttifakı’nın toplam kaybı 19'dan 21'e çıkmış durumdadır. Yine de bu, unutmayalım ki, tamamen mekanik bir proses. Yani burada hiçbir mühendislik yok. Gerçekten de illerin seçmen sayıları nispetinde yapılan; her seçim öncesi yapılan, aynı kurallara göre yapılan bir şey. Yani burada bir hile hurda yok, şark kurnazlığı yok. Fakat bu sefer şark kurnazlığını Millet İttifakı yaptı.

CHP-İYİ Parti birleştiler 16 tane listede. Dediler ki “Kardeşim, biz eski sistemle, yani oylar önce ittifaka dağılsa sonra bize gelse kazanacağımız yerlerde -farklı değişle- ikimizin oy toplamanın bize ekstra milletvekili kazandıracağını bildiğimiz yerlerde, işte bu 16 yerde aynı işi devam ettirelim ve ortak liste ile seçime girelim" dediler. Bu 16 tanenin yalnız 10 tanesinde -tabii ki sadece geçmiş seçim sonuçlarına göre söylüyorum, yenilerini tabii ki seçimden sonra söyleyeceğiz- yeni seçim sistemine göre bu matematik işe yarıyor. Dolayısıyla CHP ve İYİ partinin 21’e çıkmış olan kaybı yeni milletvekili dağılımıyla 11'e düşüyor. Bir daha ifade edeyim; yeni ittifaklar içi milletvekili dağılımı sistemi ile Millet İttifakı’nın 21’e çıkmış olan beklenen kaybı 11'e düşüyor. 

Mete Hocam tabii bunları 2018 seçimlerine göre yapıyoruz.

Elbette, hiçbir geçerliliği yok bunun; bu bir senaryo. Bunun çok değiştiğini daha önce size arz ettim. Biraz evvel söylediğim sebeplerle 21’lik kayıp bu stratejik hareketle Millet İttifakının ortak liste hareketiyle 11’e düşmüş durumda.

Hocam, o zaman şöyle bir değerlendirmeye gitmek yanlış olur mu? Millet ittifakı içerisinde DEVA, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nin CHP ile ortak listeye girmesi; İYİ Parti'nin ise belli yerlerde ayrı, belli yerlerde ortak liste ile girmesi bilimsel senaryolar üzerinden yapılan bir faaliyetken, Cumhur İttifakı içerisinde MHP'nin AKP ile apayrı listelerle seçimlere girmesi politik bir bölünmedir diyebilir miyiz? Yani bir senaryoya, sayılara, sizin yaptığınız türden bir çalışmaya dayanmadan, politik bir bölünmedir, politik anlamda bir tercihle ayrı listeler halinde ayrı ayrı girmeyi tercih etmektir diyebilir miyiz?

Aslında vallahi MHP'nin yaptığı "az olsun ama benim olsun!" tercihidir. Yani yarın Cumhur İttifakı'nın iktidara geleceğine dair birtakım planları olabilir. MHP'nin bizim bilmediğimiz kapalı kapılar arkasında planları, bir takım siyasi tercihleri olabilir; biz ancak spekülasyon yapabiliriz. Öte yandan şunu biliyoruz; yani kendi adınızla girdiğinizde sizin seçmeniz bu kadar uzun yıllardır devam eden Türkeş çizgisinden gelen bir kitle. Hiç değilse bu kitleyi bu seçime de taşıyabilmiş olduklarını görüyoruz. Yani AKP listesinden girse belki seçmenin gözünde “Biz iyice küçüldük, kaybolduk, AKP'nin bir parçası olduk.” duygusunu uyandırabilecektir. Tamamen spekülasyon yapıyorum. Yani bunun üzerine bir veri yok. Dolayısıyla partilerin, bir takım başka stratejilerinin başka kaygılarının olması çok muhtemel. Ayrıca onların elinde olan, bizim elimizde olmayan kamuoyu araştırmaları var yani iyi temellendirilmiş, doğru düzgün bir bilimsel çalışmalar var. Sonuçta, böyle bir araştırma yapılsa da misal Muğla'da kimin kaç milletvekili alacağı tahmin edilebilir. Dolayısıyla böyle bir çalışma varsa stratejinizi bunun üzerine kurup Muğla'da ortak veya ayrı liste ile girmek ne getirir ne götürür bilinebilir. Tabii bizim iktidar ya da muhalefet partileri bunu ne kadar iyi yapabiliyor onu bilmiyorum ama bu başka ülkelerde olsa böyle bir bilimsel çalışmanın konusu olurdu. Ama görüyoruz, mesela, ORC Araştırma şirketi il, il yapıyor bunu.

2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri için de bir senaryo üretmişsiniz makalenizde Burada gözünüze çarpan nedir, bu seçimlerle ilgili ne oldu?

İlginç bir grafik var, onu paylaşayım isterim. İşte biliyorsunuz, her seçimden sonra hemen çalakalem en acelesinden bir grafik çizilir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu için -HDP için- hangi rengi uygun buldularsa o renge boyanır. İç Anadolu-Kuzey Anadolu bir AKP sarısı, turuncusu neyse ona bağlanır; sahiller de bir CHP kırmızısı olur. Bu üç aşağı beş aynı grafik her seçimden sonra üretilir.

Bu, merkez çevre ile anlatılmış, zamanında, gelişmişlikle anlatan var, işte Türk Kürt ayrımıyla anlatan var, Anadolu irfanıyla anlatan var, Gavur İzmir ile anlatan var. Yani farklı bir sürü açıklaması var. Benim burada anlatmaya gayret ettiğim şey şuydu. Bunu yaptığınızda -bambaşka bir seviyede yaptığınızda- asıl varyansı orada yakalıyorsunuz. Farklı bir şey daha yapıyorum burada. O da yalnızca bu seçimin sonucuna göre değil de geçmiş seçimi alarak, yani 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimini de koyarak bir analiz yaptığınızda ilerdeki desteklerin nereye doğru kaydığını da görebiliyorsunuz. Yani yalnızca "burada AKP güçlü, burada CHP güçlü" değil. Burada AKP çok güçlü olmasına rağmen geçen seçimde burada biraz oy kaybetmiş, öbür yerde daha çok oy kaybetmiş gibi yorumlar yapabiliyorsunuz. Bu, size neyi kazandırır? Bu, size şunu söyleme imkanı veriyor: Bu partiler arası oy geçişkenliğini. İYİ Parti’yi hatırlayın kurulduğunda ana argümanı neydi: Merkez sağ parti olacaktı. Merkez sağ parti çıktı. Hem 2002'den itibaren AKP’ye kaymış olan işte geçmişin ANAP-DYP’sinin merkez sağ partilerin oylarını toplayacaktı ve yavaş yavaş siyasetin en güçlü adaylarından biri olacaktı.

Yani hükümet etmeye en güçlü adayları tutuyordu. Ama masadan kalkma hareketine kadar. Ondan sonra anketlerden takip edebildiğim kadarıyla biraz bir düşüş var gibi. Ama İYİ Parti oyu kimden aldı diye bakıyorsunuz bu çalışmada, ilginç bir şekilde, mesela CHP kalelerinde çok güçlü bir parti.

Mesela burada bir başka grafik daha var. Başkan adaylarının seçimlerdeki kampanya esnasında yapılan anketlerdeki oranına baktığımızda Akşener yarıda başlıyor, en tepede değil fakat zaman içerisinde aynı oranda aldığını görüyorsunuz. 

Şimdi bu şu demek aslında, Millet İttifakı’nın seçmen kitlesinde, aslında birinin oyunun artması diğerinin azalması anlamına gelmiş. Yani Tayyip Erdoğan çalmıyor, bu ince çalışanla gündeme gelmiyor. Size gösterdiğim grafikte de görebiliyorsunuz. Yani Türkiye’de böyle baktığınızda sekiz tane grup var. Bunların bir kısmı mesela işte şu mavi olanlar, yeşil olanlar da AKP’nin yarıştığı AKP’nin çok güçlü olduğu Türk bölgeleri, ama mesela orada bir yer kıpkırmızı, neresi orası Tunceli. Kılıçdaroğlu'nun memleketi, anlatabiliyor muyum? Milletvekili seçiminde yeni bölgelerde nasıl kaymalar bekleyebileceğimizi söylüyor. Bu milletvekili seçimlerine dair şu an yapılan simülasyonların neden yanlış olacağını söylüyor.  Ama buna bakarsanız nerede, ne ölçüde kaybedebileceğini daha kolay tahmin etmeniz ve daha isabetli tahmin etmeniz mümkün. O yüzden bu grafiği paylaşmıştım. Yani bizim bu grafik Türkiye'deki bu açıdan ilk grafiktir.

Mert Hocam bu seçim anketlerini toplam anket hatası perspektifinden inceleyen makalenizde, yine İrem Aydaş'la ve Yasemin Tosun'la yazdığınız makalede, anketleri ele alıyorsunuz. Bizzat anketlerin kendisini değerlendiriyorsunuz. Seçim anketleri nerelerde yanlış yapıyor, neleri yanlış yapıyor, makalenizde uzun uzadıya anlatıyorsunuz ama ben bunu size Gazete Duvar adına sormuş olayım.

Ben bunun dersini veriyorum. Çok uzun zamandır bildiğim kadarıyla bir tek Sabancı'da veriliyor. Yasemin de İrem de benim doktora öğrencilerim. İrem'in yüksek lisans tezi bu konudaydı. Onun için toplamaya başladığı, sonra İrem'in geliştirdiği bir veri seti bu. 2011-2019. Biz bütün sekiz tane seçim için ulaşabildiğimiz ve doğruluğunu (bu anketlerin yapıldığını ve bu firmalar tarafından yapıldığını) en az iki kaynaktan teyit edebildiğimiz bütün anketleri aldık. Daha sonra Yasemin ve İrem ayrı ayrı anket firmalarına mail attılar, randevu talep ettiler. Yani bizim böyle bir şablonumuz var, sizin anketlerinizi değerlendireceğiz diye. Hani bu raporlarda veya gazetelerde, Twitter'da paylaşmadığınız hususlar varsa bize bildirin ki boşa size düşük not vermeyelim dedik. Çünkü burada değerlendirdiğimiz kriter bundan ibaretti. 

Mert Moral ile sohbeti burada bıraktım. Bir sonraki yazıda sizlere anketler ile ilgili sohbetlerimizden kesitler sunmaya devam edeceğim. 


Mete Kaan Kaynar Kimdir?

1972 yılında Ankara’da doğan Prof. Dr. Mete Kaan Kaynar, Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını aynı bölümde tamamladı. Çalışmalarına bir süre Westminster Üniversitesi, Centre for Study of Democracy’de misafir araştırmacı olarak devam etti. Halen Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Türkiye siyasî hayatı ve kurumlarının yapısı, tarihsel dönüşümü, işlev ve işleyişlerini konu edinen çeşitli makale ve kitapların yazarlık ve editörlüklerini yapmıştır. Bunun yanında muhtelif gazete, dergi ve haber platformlarındaki güncel yazılarına da devam etmektedir. Mete Kaan Kaynar, Ankara Dayanışma Akademisi Kooperatifi (ADA), Bilim, Sanat Eğitim, Araştırma ve Dayanışma Derneği (BİRARADA), Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) 5 Nolu Şube ve Özgür Üniversite gibi kuruluşların gönüllüsü, Devrim Deniz, Umut Nazım ve Ekin Eylem’in babasıdır.