İnternetten alışveriş yoksulluğa çare olur mu?

Cuma, 20 Aralık, 2019
Çin’in, BM’nin 2030’da mutlak yoksulluğu sona erdirme hedefine doğru canla başla çalışmasının bir nedeni kalkınma planlarıysa, bir diğeri de kalkınmanın BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından bir insan hakkı olarak tanımlanması yolunda yürüttüğü kampanya. Bunun için, yoksulluğu yok etmiş bir ülke görüntüsü çizmesi önemli. Ama gerçekte yoksulluk yok mu ediliyor, görünmez mi kılınıyor?

Kasım ayının son cumasında memleket Kara Cuma alışveriş çılgınlığıyla sarsıldı. Bu gelenek Amerika’dan geliyor, ismini de geçmiş dönemlerin acı iktisadi bunalımlarından almış ironik bir şekilde.

Türkiye’ye ne zaman gelmiş ben farkına varamadım, Melih Gökçek’in 10 Ekim sonrası küskün Ankara’sına dayattığı alışveriş festivallerinde kalmışım en son.

Ozan Gündoğdu, Türkiye’de Kara Cuma kentli orta sınıfların alışveriş çılgınlığı mı yoksulların temel gereksinimleri almak için tek şansı mı olduğunu sorguladı bu yılın Kara Cuma’sının ardından.

Amerika’da Kara Cuma’nın bu yılki cirosu, geçen yıla göre yüzde on dört artmış ve 20 milyar dolar olmuş. En çok alınan mallarsa, Amazon’a göre, kozmetik ve elektronik eşya olmuş.

Türkiye’de ciro 5 milyar lira kadar ama en çok alınan mal, gittigidiyor.com’a göre, bebek bezi…

*

Tüketim çılgınlığı mı, yoksullara fırsat mı sorusuna Çin’in farklı bir yanıtı var.

11 Kasım, Çin’in ‘Kara Cuma’sı. Tarihin rakamla 11.11 olarak yazılması, dört yalnız insanı hatırlattığı için “Yalnızlar Günü” olarak kutlanıyor. 2008’deki finansal krizin yarattığı daralmanın Çin ekonomisini de vurması sonucu, Alibaba adlı dijital platform ticaret ve hizmet şirketi bugünü bir alışveriş bayramına dönüştürdü. Yalnızca ‘yalnızlıklarının sızısını (ya da can sıkıntısını) alışveriş yaparak giderecek olanlar’ değil, tüm ülke bu alışveriş çılgınlığına bir anda katıldı. İlk önce bayram genişleyip bir hafta oldu. Sonra tek bayram yetmedi, 12.12 diye kardeşi geldi. Bu yıla damga vuran bayram boyunca internette canlı yayın yaparak alışveriş akımlarını yönlendiren ‘influencer’lar oldu.

Çin’de ciro Yalnızlar Günü alışveriş bayramının bu yılki cirosu, 40 milyar dolar -Amerika’nın iki katı. En çok alınan mallar ise benzerlik gösteriyor: Kozmetik ve elektronik.

Öyleyse, Çin’de internetten alışveriş yoksullar için bir imkan değil mi?

*

Taobao ve benzeri çevrimici alışveriş sitelerini kullanmak öyle kolay ki müşteri kitlesi çocuklardan yaşlılara, kentlilerden köylülere herkesi kapsıyor. Ürünler ucuz, kalitesi çokça şansa kalmış ama erişim kolay. Ürün çeşitliliği sınıf farklarını kapatıcı bir görev görüyor. Zaten çevrimici alışveriş pazarının tekelleri de tam da piramidin geniş alt kesimini hedefliyor.

Aslında Yalnızlar Günü alışveriş çılgınlığının hedef kitlesiyle görünmez çilekeşleri aynı: Kentlerde güvencesiz çalışan işçiler ve göçmenler. Kuryelik, güvenlik görevliliğiyle birlikte fabrikalarda iş bulamayan ya da çalıştıkları fabrikalar çevre koruma standartlarını korumak için küçük ve uzak kentlere gönderilen güvencesiz işçilerin en çok çalıştığı işlerin başında geliyor. Kuryelerin çalışma koşulları zaten hep tartışma konusuyken alışveriş bayramları sırasında insani sınırları zorluyor.

Öte yandan, Çin’de işçi dernekleri kimsenin derneğe gelmemesine, herkesin evde, telefonda Tiktok videosu izleyip, oyun oynamayı tercih ediyor olmasına dertleniyor. Esnek istihdam, işçilerin ortak bir kimlik geliştirmesinin de önüne geçiyor. İnternetten bir tıkla alınabilecek yeni kıyafetler, aletler güvencesiz işçilerin ve göçmenlerin atomize yalnızlığına ortak olma işlevi görüyor.

İnternetten bir tıkla alınan her şey birike birike bir meblağ ediyor tabi. Sonra gelsin bir önceki yazıda bahsettiğim P2P borçlanmaları. Sonra gelsin tefeci tehditleri.

*

İnternetten alışveriş, kentli orta sınıfları ve yoksulları farklı etkisi altına alırken, dijital platform ekonomilerine katılacak teknolojik bilgiden ve imkanlardan yoksun kırsal nüfus da son birkaç yıldır hikayeye dahil olmuş durumda.

2020 yılı itibariyle kırsal nüfusun tamamını mutlak yoksulluk sınırının üstüne çekme hedefini Çin devleti kendi imkanlarıyla başaracak durumda olmadığı için özel sektörü yardıma koştu.

Zamanında yoksullukla mücadele STK’ları devletin en hazzetmedikleri arasındayken, tıpkı daha önce Çin’in çevreci olmasıyla ilgili yazıda bahsettiğim gibi, devlet meseleyi kendi çözmeye karar verdi ve özel şirketleri hayır işleri yoluyla bu konuya zorla el attırdı.

2021’de ÇKP’nin yüzüncü kuruluş yıldönümünde refaha ulaşmış bir toplum yaratmış olmayı hedeflediği için yoksulluk yardımlarının ve bağış kampanyalarının ardı arkası kesilmiyor. Ama bunlar yoksulluğu geçici olarak önlüyor çünkü işsizliği, güvencesizliği, borçlanmanın önünü kesmiyor.

2010’lardan beri zirai üreticilerin çoğu ürünlerini aracı şirketlere satmaktansa internette Taobao gibi platformlarda kurdukları kendi sitelerinde doğrudan tüketiciye satmaları teşvik ediliyor. Böylece üretici kabzımalların belirlediği fiyata mahkum kalmıyor ama paketleme ve dağıtım için Alibaba’nın yan şirketlerine muhtaç. Bu politika sonucunda genç göçmen işçilerin köylerine geri dönmesi ve köyde platform ekonomisine dahil olamayacak yaşlı nüfusa yoksulluktan çıkacak iş imkanları yaratması bekleniyor.

2017’den beri ise ‘Köydeki Taobao’ diye çevirebileceğimiz fiziksel Taobao mağazaları açılmaya başladı. Kentlilere zirai ürün satarak yaşamını kazanan köylüler kendi ihtiyaçlarını da bu dükkanlar sayesinde Taobao’dan almış oluyor. Aynı zamanda köylülere de iş olanağı sağlanıyor. Taobao’nun köylere açılmasının Xi Jinping’in 2021’de nüfusu mutlak yoksulluk sınırının üstüne çıkarma planının yürütücülerinden biri haline gelmesinden sonra ulusal yoksulluk oranı yüzde 10’dan yüzde üçe düşmüş.

İşin içine fiziksel dükkanların girmesiyle ticaretin kapsamı artıyor ama internetten alışverişin kolaylıkları da kayboluyor. Örneğin dükkan işleticileri Taobao’nun kota ve komisyon kurallarına bağımlı kalıyorlar. Kırsalda bu kısıtlamalar yüzünden zarar edince yine Alibaba’nın bir şirketi olan Ant Finans’tan kredi çekerek borçlanıyorlar. Yani, her kamu-özel işbirliğinde olduğu gibi ‘kurumsal sosyal sorumluluk’ adı altında sosyal politikaları finanse eden özel şirketler kazanıyor.

*

Bu iki yazıda kentli ve kırsal yoksulluğundan bahsettik. Rakamlara baktığımızda, ülkenin doğu yakasında gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yüksek gelir grupları, yüksek borçlanma oranlarına sahip gibi görünüyor. Ama aslında borçlananlar köyde ya da kentlerde göçmen işçiler ve gençler.

Çin’in, BM’nin 2030’da mutlak yoksulluğu sona erdirme hedefine doğru canla başla çalışmasının bir nedeni kalkınma planlarıysa, bir diğeri de kalkınmanın BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından bir insan hakkı olarak tanımlanması yolunda yürüttüğü kampanya. Bunun için, yoksulluğu yok etmiş bir ülke görüntüsü çizmesi önemli. Ama gerçekte yoksulluk yok mu ediliyor, görünmez mi kılınıyor?

 


Ceren Ergenç kimdir?

ODTÜ kökenlidir. Liverpool Üniversitesi Çin kampüsü’nün Çin Çalışmaları bölümünde doçent. Çalışma alanı Çin ve Doğu Asya odağında karşılaştırmalı siyasetbilimidir. Çin, Hindistan ve ASEAN siyaseti, Türkiye-Çin ilişkileri, ve uluslararası ilişkilere dair yeni kavramsal ve yöntemsel tartışmalar üzerine makale ve kitap derlemeleri var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI