Marriage Story: Hatırladıklarımız ve hissettiklerimiz

Cuma, 13 Aralık, 2019
“Marriage Story”, açılış sahnesinden başlayarak, hikayeye avukat olarak Laura Dern- Alan Alda- Ray Liotta üçlüsünün dâhil olduğu ve boşanmanın bir savaşa dönüştüğü anlara; oradan Adam Driver ile Scarlett Johansson’un döktürdüğü kavga sahnesine ve nihayet dinginleştikleri finale kadar çok iyi yazılmış bir metin.

Bu yıl Venedik jürisi fazla yüz vermese de belli ki Amerika’daki eleştirmen ve sektör ödüllerinde adından çok söz ettirecek bir filmle karşı karşıyayız: Marriage Story.
Film aynı zamanda “The Irishman” ile birlikte Netflix’in çektiği en iddialı yapımlardan birisi. Türkiye’de vizyona girmese de sinemaseverler ve eleştirmenler arasında şimdiden büyük ilgi görmüşe benziyor “Marriage Story”. Haksız da sayılmazlar. Ancak yine de mevzunun evlilik olduğunu, sinema tarihinin ilişkiler üzerine unutulmaz filmlerle dolu olduğunu hatırlatarak temkinli olmakta fayda var. Bakalım bir on yıl, yirmi yıl sonra bu filmi biz ve gelecek kuşaklar nereye koyacağız. Film adından da anlaşılacağı üzere bir evlilik, daha doğrusu bir boşanma hikayesi. Ya da filmin bir sahnesinde duvarda asılı gördüğümüz Bergman filminin adıyla söylersek “Bir Evlilikten Manzaralar”! Bu bile yönetmen Noah Baumbach’ın hem referanslarının hem de haddini iyi bildiğinin göstergesi sayılmalı!

2005 tarihli “Mürekkep Balığı ve Balina” ile tanınan Noah Baumbach’ın hayatından otobiyografik izler de taşıyan “Marriage Story”nin meselesinin düğümlendiği iki sahne var kanımca. İlki açılış sahnesi. Evliliklerini bitirme kararı alan Charlie ve Nicole’un danışmanın önerisiyle birbirlerini anlattıkları metinleri dış ses ve akan görüntülerle takip ediyoruz. İlerleyen dakikalarda bu metinlerin en azından o vakit birbirlerinin yüzüne karşılıklı olarak okunmadığını da öğreneceğiz. Yani birbirleri hakkındaki fikirleri o aşamada seyirci olarak sadece biz biliyoruz. Artık bitmiş bir evliliğe, sonuna gelinmiş bir aşka dair iki tarafın hatırladıklarının, işler çirkinleşmeden önce birbirlerini hakkında yer etmiş iyi şeylerin bir dökümü adeta…

İkinci sahne ikilinin büyük bir kavgaya tutuştukları an. Karşılıklı nefretin kusulduğu, hatta bilerek ve isteyerek can yakıldığı, küçük düşürücü kelimelere sığınıldığı bir kavga bu… Birbirleri hakkında yazdıkları iyi şeyleri henüz bilmeden, birbirleri hakkındaki kötü hisleri kustukları bölüm. Yani artık o ilişkiye dair hissettikleriyle ilgili daha çok. “Marriage Story”, biri başta, diğeri sona doğru bu iki sahneyle bir yerden bir yere nasıl gelindiğinin filmi değil fakat. Aslında bu iki duygunun da birbirinin içinde, aynı anda ve aynı yerde olduğunu; sadece ortaya çıkıp görünmesi için doğru zamanı beklediğinin filmi biraz da…

Bu bakımdan Charlie ve Nicole’dan hangisinin haklı olduğunun bir önemi yok. Aşk bir zamanlama işi olduğu Charlie aradığı ilhamı, Nicole Los Angeles’tan kaçma fırsatını bulduğu için başladı belki de bu ilişki. Nicole’un iyi bir dinleyici, Charlie’nin güvenilir birer insan olması nedeniyle sürdü uzun yıllar. Ama nihayetinde işler çirkinleşip, herkesin eteklerindeki taşları dökmeye başladığı noktada geçmişte iyi olan şeylerin bile aslında ne kadar rahatsız edici olduğu ortaya çıkıveriyor işte. “Marriage Story” biraz da buna dair bir film. Özellikle ilk yarısında iki tarafa da mesafeli yaklaşarak, kimseyi yargılamamaya özen göstererek ilerliyor. Her ne kadar Nicole’un işin içine avukatları dâhil etmesinin, boşanma sürecini teknik bir duruma, pazarlık sürecine dönüştürmesinin istenmeyen bir algı yaratma riski olsa da. Çünkü Nicole’un kararlılığının onu ‘kötü’ birisi gibi gösterme riski var ki, kimi kalemlerin mevzuyu böyle kavradığını görüyoruz. Öte yandan sonlara doğru Noah Baumbach’ın sanki biraz Charlie’ye yakınlaştığını ona daha çok zaman ayırdığını, bu ayrılığın onda yarattığı tahribatı daha fazla gösterdiğini söyleyebiliriz. Bu bakımdan ‘eşit mesafe’ yorumlarının da biraz netameli olduğunu söylemek gerek. Peki, Noah Baumbach bu bölümde Charlie’ye yanaşırken onunla empati kurmamızı, anlamamızı, özdeşleşmemizi mi istiyor? Bence hayır. Belki onunla biraz vakit geçirmemizi istiyor. Nicole’un kararlılığı karşısında bocalayan, gidip gelen, kimi zaman kariyer planları ile erkeklik egoları arasında sıkışan Charlie’ye yakından bakmamızı istiyor. Onu tanıdıkça Nicole’un neden ayrılmakta bu kadar kararlı olduğunu anlamamızı istiyor belki de yönetmen.

Noah Baumbach sinemasının alametifarikalarından birisi ilişkiler. Bir diğeri New York. Ve tabii ki bohem-entelektüel dünyalar… Tam da bunlardan dolayı en çok Woody Allen ile karşılaştırılıyor. Noah Baumbach insanların birbirlerine neden âşık olduklarını, niçin ayrılmaları gerektiğini “Mürekkep Balığı ve Balina”dan bugün en iyi anlatan yönetmenlerden. “Marriage Story” bu gelişimin en yalın hali belli ki. Ayrılık, iş, kariyer, ev-mekân değişikliği gibi benzer temaların hâkim olduğu “Mürekkep Balığı ve Balina”nın ana hattında gidiyor aslında film. Burada üzerine bir New York- Los Angeles çelişkisi ekleniyor. Bu kendi başına bir kent tercihi değil. Sanki sahne ile perde arasında da bir tercih gibi. Nicole’un yoluna artık perdede devam etme isteğiyle, Charlie’nin sahne tozu ısrarı arasında bir yerde gelişiyor zaten her şey.

“Marriage Story”, açılış sahnesinden başlayarak, hikayeye avukat olarak Laura Dern- Alan Alda- Ray Liotta üçlüsünün dâhil olduğu ve boşanmanın bir savaşa dönüştüğü anlara; oradan Adam Driver ile Scarlett Johansson’un döktürdüğü kavga sahnesine ve nihayet dinginleştikleri finale kadar çok iyi yazılmış bir metin.

Aşk, evlilik, ayrılık, boşanma üzerine şimdiye kadar yapılmış en iyi filmlerden birisi mi? Kaç filmlik bir listeniz olduğuna bağlı. Bir başyapıt mı? Bergman’ın 1973 tarihi “Bir Evlilikten Manzaralar”ının bu filmin bir sahnesinde duvarda yer alması gibi 46 yıl sonra başka bir filmde referans olarak boy gösterecekse kuşkusuz öyle!

YÖNETMEN: Noah Baumbach
OYUNCULAR: Adam Driver, Scarlett Johansson, Laura Dern, Alan Alda, Ray Liotta, Azhy Robertson
YAPIM: 2019 ABD
SÜRE: 136 dk.

YAZARIN DİĞER YAZILARI