Önder Algedik
Önder Algedik
  • oalgedik@gazeteduvar.com.tr

Haziranda sıcaklık rekoru kırdık

Cuma, 5 Temmuz, 2019
Bugün dökülen beton-asfalt, kesilen ağaç ve yakılan fosil yakıtlar hep daha fazla iklim değişikliği, daha fazla iklim felaketi anlamına geliyor. Yani bugün beton ve asfaltın her damlası o siyasetçiyi iklim krizinin ortağı yapıyor.

Geçen hafta bu yaz çok sıcak geçecek diye bir iddiada bulunmuştum. Aslında mesele basit. 2018 yılı Türkiye’de ölçülmüş en sıcak ikinci yıl ve bir yılda 180 milyon ton beton ve üstüne onlarca milyon ton asfalt dökülmüş ise bu ülkeye kesinlikle geçen seneki ülke diyemezsiniz. Aynı yağış geçen sene sel felaketine neden olmamış olabilir ama bir yılda bu kadar asfalt ve betondan sonra bu ülkede aynı yağış sele daha kolay dönüşecektir.

Asfalt ve beton aslında sadece iklim değişikliğine neden olmaz, bu değişiklikte çarpan etkisine sahiptir. Asfaltın hammaddeleri arasında petrol vardır, bu da üretiminden işlenmesine kadar sera gazı salımı demektir. İkincisi ise o dökülen asfalt aynı zamanda otomobil merkezli ulaşıma hizmet ederek yaktırdığı petrol ile yine karşımıza çıkar. Üstüne toprağı örtmesi ile sel felaketleri, sıcaklıkları tutması ile ısı tutucu etkisi de eklendiğinde karşımıza iki yolla iklimi değiştiren, sıcak ve yağışları felaketlere çeviren bir ürün çıkar.

Beton için de aynı durum söz konusu. Hatta çimento üretiminin bu ülkede en çok emisyon üreten 10 sektör arasında olduğunu belirtelim.

ASFALT-BETON İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ İVMELENDİRİYOR!

Bu durum bize bir şey anlatıyor: Şimdiye kadar dökülmüş asfalt ve beton daha fazla iklim değişikliği demek. Yeni dökülecek olanlar ise çok daha fazla bir iklim değişikliği ile karşılaşacağımız anlamına geliyor. Yani duvara çarpma hızımız yanında ivmemiz de artıyor. Nitekim 1990 yılında ülkenin atmosfere saldığı seragazlarının yüzde 140 fazlasını 2017 yılında saldık. Artış bu kadar yüksek olunca tabii ki iklim felaketlerindeki artışın da yüksek olmaması beklenemez.

HAZİRAN 2,1°C DAHA SICAK!

Bizler bunları tartışırken gezegende önemli gelişmeler oldu.

Meksika’nın Guadalajara kentine yağan aşırı dolu sonrası kentin bir buçuk metre kalınlığında buz tabakası ile kaplanması ilginç bir olay olarak basında yer aldı.

Bu haberin hemen ertesinde Avrupa’da yaşanan sıcak hava dalgasının sonuçları ortaya çıkmaya başladı. Analizler haziran ayının 1850-1900 yılı Haziran ayları ortalamalarına göre 3 °C daha sıcak geçtiğini ortaya koydu.

Ardında ise Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü 1971 yılında bu yana en sıcak haziran ayını geçirdiğimizi, 1981-2010 yılları ortalaması olan 21,3 °C’den tam 2,1 °C daha sıcak bir haziran ayı geçirdiğimizi açıkladı. Geçtiğimiz haziran ayı ortalaması 23,4 °C olarak geçti. Böylesi bir fark bu kadar kısa süre için oldukça yüksek bir değişim anlamına geliyor. Bu resme haziran ayında Ege, Akdeniz ve İç Anadolu’nun normallerinin iki katından fazla yağış almasını Trabzon civarlarında 20 günden fazla süren yağışları da eklemek gerekiyor.

.

İKLİM FELAKETLERİ KATLANIYOR!

Havaların sıcak geçeceği öngörümüze daha çok aşırı iklim olayı yaşayacağımız öngörüsü ile devam edelim. Geçmiş yılların iklim olayları verilerine Türkiye özelinde dikkat ettiğimizde bu yıl  yaşanacak olay sayısının doksanlı yılların toplamı kadar çok olabileceğini söyleyebiliriz. Zaten 2015, 2016 ve 2018’de yaşanan iklim felaketi sayısına baktığımızda o yıllarda 90’lardaki on yılın toplamından fazla aşırı iklim olayı yaşadığımızı göreceksiniz.

MGM’nin aşırı iklim olayları verilerinin onar yıllık ortalamaları ve 2010 sonrası yıllık verilerine baktığımızda eğilim bizlere çok temel bir şey söylüyor: Asfalt-beton dökmeyin, ağaç kesmeyin ve fosil yakıtları yaktırmayın!

Grafik: Aşırı iklim olayları sayısında onar yıllık ortalama (sol taraf) ve yıllık olarak son yıllar (sağ taraf). Ham veriler MGM raporlarından alınmıştır.

ASIL SORUN: İKLİM FELAKETLERİ SIRADANLAŞIYOR!

Burada bir tehlike ile karşı karşıyayız, iklim olaylarının olağanlaştıkça toplumda da sıradanlaşması gibi bir durum söz konusu. Bu sıradanlaşma meselesini ise sorunun bileşenlerini, asıl kaynağını ve gerçek öznelerini konuşmamak besliyor. Örneğin 15-19 Şubat 2017 tarihinde ülke genelinde rekor sıcaklar yaşanıyorken bu durumdan hiçbir siyasetçi kendine pay çıkarmadı. Şubat ayında ılık bir hafta nasıl siyasi bir sorun olabilir ki? Bu tür durumlar yaşandıkça toplumda sıradanlaşıyor, içi boş iklim değişikliği tartışmalarına dönüyor. Bu durum sonucunda bir iki yeşil proje ile diğer koldan asfalt-beton politikaları devam ettirilebiliyor. Ama sorun onlar değil. Pek çok belediyeci asfalt dökmeden belediyecilik yapabileceğini düşünemez. Onlar için ulaşım dökülen asfalt demektir, kentleşme politikası beton demektir. Ama asıl sorun buna karşı çıkanların iktidarın anti-tezi olmakta öteye geçememesi.

ASFALT BETON YASAKLAMAK YETMEZ!

Ankara Büyükşehir Belediyesi geçmiş dönemde yapılan ve hiç kullanılmayan binaların bir listesini geçenlerde sosyal medyadan paylaştı. Örnekler o kadar çarpıcıydı ki dökülen betonun israf olduğu çok belli. Aslında bugün dökülen her asfalt-beton da öyle. İmar barışı, kentsel dönüşüm bugün için tam bir israf, daha fazla iklim değişikliği ve daha fazla iklim felaketi demek.

İşte bu noktada siyasetçilere doğru şeyler anlatmamız gerekiyor.

Bugün yaşanan her iklim felaketinin geçmiş dönemlerde yakılan kömür, petrol, gaz, kesilen ağaç, dökülen beton ve asfaltın bir sonucu olduğu kesin. Bugün dökülen beton-asfalt, kesilen ağaç ve yakılan fosil yakıtlar hep daha fazla iklim değişikliği, daha fazla iklim felaketi anlamına geliyor. Yani bugün beton ve asfaltın her damlası o siyasetçiyi iklim krizinin ortağı yapıyor. Bu durumu her seferinde hatırlatmamız gerekiyor. Ayrıca bu işin çarpan etkisini de anlatmamız lazım. Yani dökülen her asfalt ve beton iklim değişikliğini ivmelendiriyorken alternatif politika asfalt ve betonu yasaklamak ile de sınırlı değil. Çünkü hiç dökülmese bile mevcut yakma hızımız iklimi gayet hızlı değiştirmeye yetiyor.

O yüzden de iklim değişmese bile aynı yağış bize sel, aynı güneş bize daha sıcak havalar olarak dönerken asfalt ve beton dökülmese bile iklim değişikliği yavaşlamayacak. Çözüm çok daha ötesinde.


Önder Algedik kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI