Biri John’u durdursun!

Cuma, 17 Mayıs, 2019
“John Wick: Chapter 3 – Parabellum”, serinin hayranlarını şüphesiz ki tatmin edecektir. Ama bıraktığı yer, çekilip çekilemeyeceği henüz netleşmemiş bir devam filminin işaretleriyle dolu olduğu için eksiklik duygusuyla çıkmak da mümkün.

Chad Stahelski, tam yirmi yıl önce “Matrix” filmini setine gitmeseydi bugün aksiyon sinemasının kült serilerinden birisine dönüşen “John Wick” ortaya çıkar mıydı bilinmez. “Matrix”te Neo’yu canlandıran Keanu Reeves’in dublörlüğünü yapan, serinin diğer bölümlerinde de çalışan Stahelski, bu deneyimin ardından 2014 yılında kamera arkasına geçmeye karar verdi. Hikaye çok basitti. Karanlık geçmişini geride bırakıp aşkının peşinden giden eski bir tetikçinin, geri dönüş hikayesini anlatacaktı. Karısının ölümünün ardından yas tutan John Wick herhangi bir eski tetikçi değildir. O bir efsanedir. Birçok insanın son gördüğü kişi olduğu için “Baba Yaga” olarak nam salmıştır.

John Wick, kendi halinde yasını tutarken evini basan bir gangster çetesi köpeğini öldürür ve arabasını çalar. Onca badireye rağmen yeminini bozmayan John Wick için köpeğinin öldürülmesi yeterli bir gerekçedir. Film bundan sonra müthiş tasarlanmış aksiyon sahnelerinin geçit töreni haline geliyordu. İlk filmin gördüğü büyük ilgiden sonra ikinci filmin gelmesi de gecikmedi. 2017’de hikaye hiç zaman aralığı vermeden bıraktığımız yerden devam etti. Ancak, ilk filmde John Wick’in tamamen köpeğinin intikamını almak için çıktığı yolda, eski dünyasının kapılarını araladığını gördük bu kez. Artık, geçmişin sularında dolaşıyor, ‘Yüksek Şura’ tarafından belirlenmiş sınırlar içinde hareket etmek zorunda kalıyor, kendince yorumlasa da ‘yeraltı anayasası’nın belirli kurallarına uygun davranıyordu. John Wick, orta eğitimde fizik derslerinde öğrendiğimiz “yerçekimsiz ve sürtünmesiz ortamda harekete geçen cisim” gibi artık durdurulamaz, kendisini de durduramaz hale gelmişti. İkinci filmde, John Wick’in bir zamanlar dâhil olduğu yapının çapını, büyüklüğünü ve kurallarını da görmeye başladık. Ve final John Wick’in bu kurallardan birisini ihlal etmesi ve hakkında ölüm fermanı çıkarılmasıyla son buldu.

Bugün gösterime giren “John Wick: Chapter 3 – Parabellum” da ilk film gibi hikayeyi bıraktığımız yerden, John Wick’in hakkındaki infaz kararının yürürlüğe girmesi için tanınan bir saatlik zaman dilimi içinde başlıyor. İkinci filmde büyümeye başlayan evrenin burada daha da genişlediğini görüyoruz. “Yüksek Şura”nın yeni üyeleriyle, eski tetikçilerle tanışma fırsatımız oluyor. Hatta bu suç makinesinin kendi içinde de bir hukuku olduğunu, alınan kararları denetlemek için yargıçlar atadığını, birilerini tahttan indirip başkalarını yerlerine oturttuğunu görüyoruz.

Bu üç yapımın film zamanı bir haftalık bir zamanda geçiyor. Dolayısıyla her yeni film ister istemez hikayenin evrenine yeni halkalar eklemek zorunda kalıyor. İlk film düz bir hat üzerinde karakterin belirli bir hedefe doğru kararlılıkla gittiği bir yapıya sahipti. İkinci film, bu yapıyı yolundan çok saptırmasa da biraz daha kavisli hale getirmişti. Şimdi üçüncü filmle birlikte dallanıp budaklanan, geçmişin, yeni yapıların işin içine girdiği, haliyle John Wick’in hedeflerinin de çoğaldığı bir hikayeye sahip. Film aksiyon açısından geçmiştekileri aratmasa da ilkindeki basit (çünkü köpeği öldürdüler) motivasyon artık yeterli gelmiyor.

Ancak, bu bir yandan da hikayenin ve karakterin durumu açısından kaçınılmaz bir şey. Nihayetinde John Wick’in harekete geçtiği andan itibaren bütün bu sorunların kaynağı olan merkeze yani ‘Yüksek Şura’ya kadar gitmeden dur(a)mayacağının emarelerini görmek mümkündü. Dolayısıyla ilk filmde ortalama bir suç çetesini yerle bir eden kahramanımızın artık orada duramayacağı, merkeze kadar devam edip hayalini kurduğu emekliliği ancak öyle elde edebileceğini bütün açıklığıyla görüyoruz burada. Ancak bu tür seri filmlerin yaşadığı temel bir sıkıntıyı da yaşayarak. “John Wick 3”, bir sonraki hikayeye kapısını fazla açık bırakıyor ve bu haliyle de bitmemiş görünüyor. İlk iki filmde sunulan hikayenin bittiği anda yeni bir serüvenin daha olabileceğine dair açık kapının önünde bırakılıyordu seyirci, bu kez o kapıdan içeri davet ediliyor, büyük bir finalin yaklaşmakta olduğu bilgisiyle donatılıyor ve tam orada bırakılıyoruz. Bu tür ‘bölünmüş final’ yarım kalmış bir seyir zevki de veriyor çoğu zaman. En son “Avangers”ta gördüğümüz ve finalin ikinci bölümünün büyük bir hayal kırıklığı yarattığı bu tarzın, benzer bir sonuç doğurmamasını temenni edelim.

Bu yarımlık duygusunun, filmin yeni karakterlerinin kuruluşundan da kaynaklı olduğunu eklemeden geçmeyelim. Halle Barry’nin canlandırdığı bir başka tövbekâr tetikçi Sofia güçlü bir şekilde hikayeye giriyor ama sanki kendi döngüsünü tamamlamadan çıkıyor. Bu da bu karakterin gelecek yeni bir filme havale edildiğini hissettiriyor seyirciye. Bu havale işlemi, gelecek filme dair beklentiyi yükseltici bir etki yapsa da bu filmi akamete uğratan önemli unsurlardan birine dönüşüyor.

“John Wick: Chapter 3 – Parabellum”, serinin hayranlarını şüphesiz ki tatmin edecektir. Ama bıraktığı yer, çekilip çekilemeyeceği henüz netleşmemiş bir devam filminin işaretleriyle dolu olduğu için eksiklik duygusuyla çıkmak da mümkün.

JOHN WICK: CHAPTER 3 PARABELLUM

YÖNETMEN: Chad Stahelski
OYUNCULAR: Keanu Reeves, Halle Berry, Ian McShane, Laurence Fishburne, Mark Dacascos, Asia Kate Dillon, Lance Reddick, Tobias Segal, Anjelica Huston
YAPIM: 2019 ABD
SÜRE: 130 dk.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI