Ali Duran Topuz
Ali Duran Topuz

Adalet, tababet ve numaracı Kürtler

Perşembe, 24 Ocak, 2019
Hakkında “bilimsel rapor” yazacağınız kişi Kürtçe konuşuyorsa ve Türkçe de konuşmuyorsa geçmiş olsun. Numaracıdır o. Kürtçe hakkında talepte bulunan siyasi varsa ona da geçmiş olsun. Teröristtir o da.

Adli Tıp Kurumu. Bir kurum bu. Yok soba kurumu değil, tıp kurumu. Üstelik adaletin tecellisi için ihdas edilmiş, öyle iddialı. Ciddi. Yani öyle bir kurum ki yapıp ettikleri adaletin tecellisiyle ilgili olmak zorunda, onu gözetmek zorunda. Bir devlet kurumu. Devlet, adaletin tecellisi için kendine kurum kurmuş. Öyle seviyor adaleti. Allah devlete zeval vermesin.

Bu kurum, geçen hafta bir rapor verdi. Sisê Bingöl hakkında. Sisê Bingöl 85 yaşında ve cezaevinde. Terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklandı, örgüte yardımdan mahkûm oldu. Tabii o zaman çeksin cezasını. Adalet öyle yaşa başa bakmaz. Yaşlıysa yaşlı. Fakat, Anayasa’nın 104’üncü maddesi var, yaş filan meselelerine kafayı takmış madde. Bu madde gereği tahliyesi mümkün mü, değil mi diye Adli Tıp Kurumu’na sorulmuş. Kurum da mesleki sanat ve hünerini konuşturmuş. Sisê Bingöl hakkında/üzerinde incelemelerde bulunmuş. Adı gereği, hem adalet hem tababet ilimlerinin gereğini ortaya koymuş olmalı. Bakalım ne koymuş ortaya.

TÜRKÇE BİLMİYOR DAHA!

Bir tespitte bulunmuş: “Kendini kötü gösterme çabası içinde olduğu düşünüldüğü…” Kaçar mı gözünden koca devlet kurumunun? Kurum hem görüyor, hem düşünüyor bir kere. “Kendini kötü gösterme çabası” içinde olduğunu görmüş, görünce de haliyle düşünmüş. Ancak saygı duyulur böylesi bir ferasete.

Aynı rapordan: “Kişi ile yürütülen görüşmede anadilinin Kürtçe olduğu görüldüğü, Türkçe bilmediği için kişiye testlerin büyük çoğunluğu uygulanamadığı, yanında bulunan erbaş yardımıyla ile basit düzeyde iletişim kurulmaya çalışılmış olup yürütülen görüşmenin sonuçları şu şekilde olduğu…”

Haydaaaa! Böyle mahkum olmaz olsun. Türkçe bilmiyor daha! Bereket kurumumuz kurum: Görmek ve düşünmek için “kişi” ile görüşme yürütmüş. Yürütmüş de nasıl “anadilinin Kürtçe olduğu”nu görmüş yürütürken? İyi görüyor gerçekten, öyle kolay değil birinin anadilini görmek. Peki sonra? Anadilinin Kürtçe olması ve Türkçe bilmemesi yüzünden, “testlerin büyük çoğunluğu” uygulanamamış. E, devletin de olsa kurumların da çaresiz kaldığı zamanlar yok değil, “daha Türkçe bile öğrenememiş” yurttaşlarla karşılaşmak ne büyük acı gerçekten, 2071’i kutlamaya hazırlandığımız şu günlerde?

ADLİ TIP’A KÜRTÇE YASAK MI?

Test? O testler, “görmek” ve haliyle “düşünmek” için yapılmıyor mu? Anadili Kürtçe ise ve Türkçe bilmiyorsa, testlerin büyük çoğunluğunu yapamadıysan, “yanında bulunan erbaş” sana yardımcı olamadıysa, sen ne gördün? Ne düşündün? Kürtçe bilmeyen sen, Türkçe bilmeyen 85’lik kadının “numara yaptığını” mesela nasıl anladın, gördün, düşündün? Yoksa elinde, “Türkçe bilmeyen numara yapıyordur” diye bir ilmi talimat mı var?

Haydi anladık, asal bir devlet kuruluşu olarak “Kürtçe bilmek” sana zül, tamam, peki bir tercüman bulmak da mı zül? Türkiye kabile devleti değildir, misal, TRT Kurdî’si vardır, Kürtçe yayın yapar, devletin sınırları içinde Kürtçe bilen milyonlarca insan var, Adli Tıp Kurumu hakkında inceleme yaptığı kişinin “anadilinin Kürtçe olduğunu, Türkçe bilmediğini” görünce “görüşme mümkün olmamıştır” diye yazarak işin içinden sıyrılabilir mi? Haydi, sıyrıldı, o öbür cümleyi nasıl kurabilir? “… kendini kötü gösterme çabası içinde olduğu…” hem, tek kelime Kürtçe bilmeyen şahane bir adalet kuruluşu olarak sen, Türkçe bilmeyen kişinin numara yaptığını nasıl anladın?

 

KONUŞAN NUMARACI, İSTEYEN TERÖRİST

Kendini kötü göstermeye çalışmak? Bu özellikli bir kalıp, geçenlerde bir avukata (Ömer Kavili) yöneltilen bir suçlama vardı: “Müvekkilini haklı göstermeye çalışmak…” Yeni Türkiye’nin iki temel ilkesi ortaya çıkıyor böylece, anti-hukuk ilkeleri: Avukat dediğin, müvekkilini haksız göstermeye çalışmalı, tutuklu, mahkum dediğin kendini iyi göstermeye çalışmalı. Aksi bir durum ne savcılarımızın gözünden kaçar, ne de adli tıp hekimlerimizin.

Selahattin Demirtaş’ın dün duruşmasına katıldığı davadaki suçlamalardan biri, “anadil (Kürtçe yani) talebi”nde bulunması. Anadile ilişkin talepler teröristlikse devlet TRT Kurdî ile teröristin dik alası olmuyor mu? Hiç olur mu, kadim devlet kuralı değil mi: Kürtçe konuşmak lazımsa devlet konuşur, gayrısı konuşamaz. Hakkında “bilimsel rapor” yazacağınız kişi Kürtçe konuşuyorsa ve Türkçe de konuşmuyorsa geçmiş olsun. Numaracıdır o. Kürtçe hakkında talepte bulunan siyasi varsa ona da geçmiş olsun. Teröristtir o da.

Su uyur devlet uyumaz. Bütün kurumlarıyla uyanıktır devlet, Adli Tıp Kurumu da devletine yakışacak kadar uyanık bir kurum. Soba borusu kurumu değil, devlet kurumu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI