Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı

Salı, 25 Eylül, 2018
Erdoğan, Bahçeli’nin yerel seçim ittifakı çıkışıyla, bazı illerde AKP’nin aday göstermeyerek MHP’ye birkaç belediye başkanlığı ikram etmesini kabul ederek af tasarısını geri çektirebilir. Belki de ittifakı farklı bir şekle sokarak af tasarısının da biraz üzerinde çalışılıp değiştirilmesine rıza gösterir.

Taktiksel hamlelerle ön almayı, siyasi başarı sayan MHP, aylar süren hazırlıktan sonra hedefine ulaşıp gündemi affa kilitledi. Yıllardır satranç hamlelerini politikasının temeline oturtmuştu zaten. Ülke koskoca bir satranç tahtası MHP için. Oynuyor kurnazca. Hangi inanç, hangi etnisite, hangi ideolojiden olursa olsun halkın içine düştüğü bunalım ve ülkenin içine girdiği darboğaz umurunda değil. Milliyetçiliği partisinin, devletçiliği liderinin bekasından ibaret…

Partisinin ve liderinin bekası için 2014’de CHP ile ortak cumhurbaşkanı adayı belirleyen MHP, 2015’te AKP ile koalisyonu türlü hakaretlerle ret eden MHP ile hükümet sistemi değişikliği için AKP’nin yolunu açan aynı parti, aynı lider. Koalisyonlara son verme iddiasıyla getirdikleri ucube hükümet sistemi, en büyük partiye dahi tek başına iktidar olma şansı tanımadığı için seçim öncesi işbirliklerini kaçınılmaz kıldığından Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı olan da aynı MHP. İktidarın büyük ortağı, kimi zaman kimi konuları küçük ortağın seslendirmesine yeşil ışık yakıyor olsa da -erken seçim gibi- MHP çoğu zaman AKP’yi kendi taleplerine mahkum etmeyi başardı. Güdülen şantaj siyaseti, oynanan satranç oyunuyla elde edilen taktiksel kazanımlara siyasi başarı denirse başardı.

Aylar önce dile getirilerek kamuoyu beklentisi yaratılan af tasarısı Pazartesi günü TBMM Başkanlığı’na teslim edildi. MHP Genel Başkan Yardımcı Feti Yıldız’ın basın açıklamasında isim konmasına ve af denmesine itirazı pek anlamlı değil. Konu gündeme taşındığı ilk günden itibaren kamuoyu, Alaattin Çakıcı affı adını vermişti zaten. Nitekim gelen tasarı organize suçları da ceza indirimine dahil ettiğinden verilen isim pek yerli yerinde. Cinayet değil, kadın değil adam öldürme -kanun dili gereği bile olsa abes- kapsam dışı bırakılmış ama cinayete azmettirmenin kapsam dışı bırakıldığına dair basın açıklamasında bilgi yok. TBMM sitesinde tasarı yer aldıktan sonra daha net bilgiye sahip olacağız elbette. Ancak Mayıs ayındaki Bahçeli-Çakıcı görüşmesine dair bizzat MHP yöneticileri tarafından kamuoyuyla paylaşılan fotoğraflar, şüpheye yer bırakmıyor.

.

Beden dili uzmanları nasıl yorumlar bilmiyorum ama benim bu fotoğrafta gördüğüm şey: Parmaklarıyla tek tek sayarak direktif veren bir hükümlü ve dersini ezber edermiş gibi onu dikkatle dinleyen bir politikacı. Ve MHP yöneticileri böyle anlaşılmaya uygun bu fotoğrafı, kime, kimlere ve ne tür bir mesaj niyetine servis ediyor, sorusu çakılı zihinlere.

Erdoğan, Bahçeli’nin yerel seçim ittifakı çıkışıyla, bazı illerde AKP’nin aday göstermeyerek MHP’ye birkaç belediye başkanlığı ikram etmesini kabul ederek af tasarısını geri çektirebilir. Belki de ittifakı farklı bir şekle sokarak af tasarısının da biraz üzerinde çalışılıp değiştirilmesine rıza gösterir. Tabii Bahçeli’nin Çakıcı’yı kapsamayacak bir değişikliğe ikna edilmesi zor. Çünkü Çakıcı salt sembolik bir isim değil. Özellikle “hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan vatan sevdalıları” etiketiyle lanse edildiğini hatırlarsak, muhalefetin ihanet sayıldığı şu dönemde ona ve adamlarına “vazife” düşeceğini, karanlık olayların hazırlandığını kolaylıkla tahmin edebiliriz.

Muhalefet ise yaratılan toplumsal beklentiye duyarsız kalmayıp af tuzağına düşecek gibi görünüyor. Özellikle AKP ve Erdoğan tasarıya sıcak bakmazsa muhalefetin iştahı artar. Erdoğan’a rağmen Meclis’te bir yasa çıkarmanın özellikle CHP için çok iştah açıcı görüneceğine şüphe yok. İfade özgürlüğünü içermeyen bir af ya da ceza indirimi yasasına HDP herhalde oy veremez. İYİ Parti keza salıverilmesi beklenenlerin kendisi için taşıdığı büyük riskin farkında olmalı. Dolayısıyla muhalefet cephesinde açmazdaki partinin sadece CHP olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim HDP ve İYİ Parti adına sınırlı da olsa açıklamalar aynı gün geldiği halde CHP sessiz. Popülist af tuzağına düşer ve suç şebekelerinin salıverilmesine katkı sunar mı yoksa bu çoban matından kurtulmak için iyi bir hamle geliştirebilir mi, belli değil. Dolandırıcıların uyuşturucu tacirlerinin, hırsız, uğursuzun güya kader kurbanı olarak isimlendirilen suçluların serbest kalışı cezaevlerindeki sorunu çözer mi bilinmez ama toplumsal sorunları arttıracağı açık.

Muhalefete çok sorumluluk düşse de asıl olarak ülkeyi kimin yönettiği açıklığa kavuşacak bu tasarının akıbetiyle. Eğer Erdoğan’ı Bahçeli ve Bahçeli’yi de Alaattin Çakıcı yönetiyorsa bu tasarı geçse ne geçmese ne değişir…


Berrin Sönmez kimdir?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak akademiye geçti. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na giriş süreci üzerine yüksek lisans tezi yazdı. Halkevi ve kültürel dönüşüm konulu doktora tezini yarıda bırakarak akademiden ayrılıp öğretmenlik yaptı. Daha sonra tekrar akademiye dönerek okutman ve öğretim görevlisi unvanlarıyla lisans ve ön lisans programlarında inkılap tarihi ve kültür tarihi dersleri verdi. 28 Şubat sürecindeki akademik tasfiye ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağımlı yargısı, akademik kadroları “rektörün takdir yetkisine” bırakarak tasfiyeleri gerçekleştirdiği ve hak arama yolları yargı kararıyla tıkandığı için açıktan emekli oldu. Sırasıyla Maliye Bakanlığı, Ankara Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde ortalama dört-beş yıl demir atarak çalışma hayatını tamamladı. Kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunucusu, feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI