Onur Salman
Onur Salman

Güzel olduğunuz kadar sporcusunuz da

Pazar, 3 Haziran, 2018
Boyu müsaitti. Dolayısıyla Türkiye’de daha popüler olan basketbol ya da voleybola yönelebilirdi. Ama babasının teşvikiyle, bu spor disiplinlerini aklından bile geçirmeyen 1995 doğumlu sporcu, mütevazılığı da elden hiç bırakmadı. Türkiye sporunun adını altın harflerle yazacağı kadın sporculardan biri olan İrem’in şimdiki hedefi ise Olimpiyat Oyunları’nda altın madalya kazanan ilk kadın tekvandocu olarak yeni bir tarih yazdırmak.

“Bu ödüle layık görüldüğümü öğrendiğim günden beri, ödülü benim hayatımda fark yaratan hangi kadına ithaf etsem diye düşünüyordum. Sonunda bir karar verdim. Onların da bu kararımı tebessümle karşılayacağını biliyorum. Ben bu çok değerli ödülü, elleri öpülesi bir öğretmene, kıymetli Belkıs Balkır hanımefendiye ithaf etmek istiyorum. Çünkü o, öğrencisi Kemal’in elinden tutup onu Müşfik Kenter’e götürerek hepimizin hayatında çok önemli bir fark yarattı. Kemal Sunal, tam 27 yılda bitirdiği üniversite diplomasını alırken ‘Ben ortaokulu da 11 senede bitirdim. Ne yapayım ayrılamıyorum. Okumayı seviyorum. Hem bu ülkenin okumayana değil, okuyana ihtiyacı var’ demişti. Bugün onun okulunda ‘Fark Yaratan Kadın’ ödülünü almak, bugüne kadarki en büyük başarım. Beni bu ödüle layık gören Vefa Lisesi öğrencilerine çok teşekkür ederim. Ve büyük usta Kemal Sunal’ı da dediğimi gibi bu ülkenin okuyana çok ihtiyacı var.”

Bu sözler Vefa Lisesi’nin verdiği ‘Fark Yaratan Kadın’ ödülünün sahibi, Türkiye sporunun gurur kadınlarından biri olan İrem Yaman’a ait. Tanrı vergisi güzelliğini ve yeteneğini, iç güzelliği ve çalışma ile birleştirerek 2014’ten bu yana Türkiye’ye, Dünya ve Avrupa Şampiyonlukları getiren bir tekvandocu. Annesinin talebi babasının takibi sayesinde spor hayatına 9 yaşında başlayan, tekvandoyu antrenman yaptıkça seven, sevdikçe daha çok çalışan İrem, 1 Dünya, 1 Grand Slam, 2 Avrupa ve 2 de 21 Yaş Altı Avrupa şampiyonluğunu kazandı.

Boyu müsaitti. Dolayısıyla Türkiye’de daha popüler olan basketbol ya da voleybola yönelebilirdi. Ama babasının teşvikiyle, bu spor disiplinlerini aklından bile geçirmeyen 1995 doğumlu sporcu, mütevazılığı da elden hiç bırakmadı. Türkiye sporunun adını altın harflerle yazacağı kadın sporculardan biri olan İrem’in şimdiki hedefi ise Olimpiyat Oyunları’nda altın madalya kazanan ilk kadın tekvandocu olarak yeni bir tarih yazdırmak.

Başlıkta da dedim ya, İrem güzel olduğu kadar sporcu da. Yani Atatürk’ün tanımındaki sporcu. Zeki, çevik, ahlaklı. Antrenörünün dediği kadar da hazır cevap. Zira kendisine verilen ödül için yaptığı konuşma bunun en güzel örneği. (Bakınız giriş paragrafı) Eğitim deseniz zehir. Göğsünü gere gere gösterebileceği diplomaları var. Hacettepe Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği Bölümünden mezun olan İrem, Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde yüksek lisans yapıyor.

“Spor ve eğitimi bir arada götürerek geleceğimi doğru planlamaya çabalıyorum. Hayatımın her döneminde kendi ayaklarım üzerinde durabilmek ve iz bırakan işler yapmak istiyorum. Yüksek lisansımı yaptıktan sonra akademik kariyer yapmayı düşünüyorum. Çünkü spordan edindiğim tecrübeleri yeni nesillere bilimsel olarak aktarmak istiyorum” demesi altı boş bir söylemden çok daha fazlası yani. Aldığı eğitimi ve henüz 23 yıllık yaşamında heybesine attığı başarılar, hem bu kuşağın hem de gelecek kuşağın en büyük artısı olacak.

Zira biliyoruz ki Türkiye’de çok değer verilmeyen kadın sporlarından çıkan yıldızların mücadelesi daha büyüktür. Başarıları da. Zira onlar en zorlu yoldan, tabulardan, engellerden, mali eşitsizlikten gelip başarılı olmanın bir yolunu buluyorlar. Birçoğu da eğitimlerini bu işin içine katarak daha da fazlasını yapıyor. Sadece kendilerini değil kardeşlerini de yetiştirmeye aday oluyorlar. Zaten her türlü musibete rağmen spordan umudumuzu yitirmememizin en önemli nedenleri göğsümüzü kabartan İrem Yaman gibi kadın sporcularımız. Şimdi “tatami”de bize kazandırdıkların, daha sonra akademide bize katacakların için şimdiden teşekkürler İrem.


Onur Salman kimdir?

Basına 2006 yılında Cumhuriyet gazetesinde stajyer olarak adım attı. İki aylık staj ve Cumhuriyet’in spor ekindeki yazılarda sonra Eurosport Türkiye’de spiker ve editör olarak çalıştı. 2009 yılında Radikal gazetesine editör olarak geçerken, Eurosport’ta da yarı zamanlı spikerlik yapmaya devam etti. Medya macerasına 2012-2016 yılında Hürriyet’te devam etti. 2016 yazından beri Gazete Duvar’da çocukluk hayalini sürdürüyor. Köken Eurosport olunca tahmin etmesi kolay. Asıl ilgi alanı ‘başka sporlar.’

YAZARIN DİĞER YAZILARI