Durun! Siz kardeş değilsiniz

Cuma, 30 Mart, 2018
Tolga Karaçelik’in bir yol hikayesi olarak başlayıp, aile komedisi olarak şekillenen son filmi “Kelebekler” seyri hayli kolay, seyirciyle barışık bir film. Üstelik aile ve kardeşlik üzerine de düşünmemizi sağlayacak fazlaca malzemeye sahip.

Tolga Karaçelik, kuşağının yönetmenleri içinde genel seyirciyle temas kurmaktaki mahareti ve filmlerinin içine yerleştirdiği güçlü mizahıyla ayrı yere sahip. Bütün ‘Kafkaesk’ atmosferine rağmen ilk filmi “Gişe Memuru”nda da, metaforlarla yüklü bir dünyaya davet ettiği “Sarmaşık”ta da mizaha yatkınlığı ve genel seyirciye göz kırpan sahneleri görmek mümkündür. Örneğin, “Sarmaşık”ta Nadir Sarıbacak’ın Cem Karaca’nın “Deniz Üstü Köpürür” şarkısını söylediği sahne, filmin genel seyircisini aşan bir etki yaratmayı başarmıştı. Bu filme gitmeyen, film ile normal koşullarla ilişki kurmayacak seyircinin de gündemine girmesine neden olmuştu. Bugün gösterime giren “Kelebekler”in sosyal medyada paylaşılan videoları için de benzer bir durum söz konusu.

“Kelebekler”, hikayenin görünen tarafından Tolga Karaçelik’in en basit anlatısı olarak değerlendirilebilir. Nihayetinde önceki filmlerinde olduğu gibi belirlenmiş alt metinleri olan, seyirciye özel bir söz söyleme arzusu taşımayan bir film varmış gibi duruyor ilk bakışta. Açılıştaki astronotlu klipten, finalde seyirciyi (ve hatta karakterleri) terse yatıran ana kadar eğlenceli olmaya karar vermiş ve bunu da başarmış bir film var karşımızda.

YOL HİKAYESİNİN İZİNDE…

Annelerinin ölümünden sonra dağılan yaşları birbirine yakın üç kardeş filmin merkezinde. Almanya’da astronot olan Cemal yıllar sonra babasından bir telefon alır ve İstanbul’a gelir. Küçük kardeşler Suzan ve Kenan ile buluşur ve babalarının onları Hasanlar köyüne çağırdığını söyler. Bir dizi tartışmadan sonra üç kardeş yola çıkarlar. Bu yol, astronot olmuş ama uzaya gidememiş Cemal’in, kocasıyla ve kendisiyle dertleri olan Suzan’ın ve her şey yolundaymış gibi yapsa da hiçbir şeyi yoluna koyamamış Kenan’ın kendileriyle hesaplaştıkları bir serüvene de dönüyor aynı zamanda.

“Kelebekler” , karakterlerin de değiştiği, birbirleri arasındaki ilişkinin yeni bir aşamaya geçtiği yol hikayelerinin genel çizgisini takip ediyor bir bakıma. Suzan’ın bir taşra pavyonundaki erkek muhabbetine dayanamayıp kavga çıkarmasının, Kenan’ın ikide bir su koyuverip geri dönmek istemesinin sürüklediği yol bölümünün ardından film ritmini tam kaybetmek üzereyken köyde yeni kapılar açılıyor. Muhtar, muhtarın karısı, imam gibi Tolga Karaçelik evrenine özgü karakterler arz-ı endam ediyor. Tolga Karaçelik bu tür karakter yaratmaktaki maharetini “Gişe Memuru”nda göstermişti. Gişenin önünde bir görünüp bir kaybolan kısa roller için bile özenli diyaloglar, orijinal karakterlerle bezeliydi film. “Kelebekler”de de üç başrol oyuncusu dışında yaratılan karakterler filmin evrenini genişleten, ferahlatan işlevler yükleniyorlar. Öte yandan Karaçelik’in ‘gerçek’ sinema evreninin içine fantastik ögeler ekleme çizgisi burada da devam ediyor. Gökyüzünden düşen araba (Gişe Memuru), geminin bir anda sarmaşıkla kaplanması (Sarmaşık) ve patlayan tavuklar (Kelebekler).

Filmin Tolga Karaçelik sinemasında özellikle “Gişe Memuru” ile daha yakın akrabalık bağı olduğunun altını çizmek gerekiyor. Nihayetinde “Gişe Memuru”nun ana karakteri Kenan’ın babasıyla ciddi sorunları vardı ve film ‘baba gölgesi’nin eksik olmadığı bir hikayenin peşine düşüyordu. Burada da baba görünmeyen bir karakter olarak filmdeki ağırlığını koruyor. Ancak, ilkine göre ağırlığını kaybetmiş, karakterler üzerindeki etkisi film ilerledikçe azalan bir taraf var burada. Babanın ağırlığı azaldıkça, kardeşler arasındaki sorunlar da çözülüyor bir bakıma. “Kelebekler” bu açıdan aile kurumuna daha doğrusu aile olamama haline dair çarpıcı bir dil kuruyor. Filmin ‘basit’ gibi görünen ana hikayesinin altında alttan alta aile olamamış, kardeş olmayı ise hiç becerememiş üç insanın ilişkilerinin seyrindeki değişim de anlatılıyor.

KARDEŞ OLAMAYINCA, ARKADAŞLIK…

Yola ‘kardeş’ olarak çıkan Cemal, Suzan ve Kenan baba figürünün onlar için biçtiği rolün ağırlığı altında kardeş olmaya çabaladıkça birbirleriyle mesafeleri açılırken, kardeş olmaktan vazgeçip birbirlerini oldukları gibi kabul etmeye başladıklarında mesafeler daralıyor. Bu bir anlamda, aile olmayı beceremeyen ama birlikte yol kat ederek, birbirlerine zaman ayırarak iyi birer dost olmayı başaran yetişkinlerin hikayesi.

Dolayısıyla bir aile filmi gibi başlayıp yola çıksa da yolun sonunda, aileye dair genel geçer kavramların kaybolup gittiği; kardeşliğin ancak kan bağıyla kurulan zorunluluklarla değil, karşılıklı eşitlik ve güven üzerine kurulabilen bir ilişki olarak anlamlı olacağını söylüyor bize “Kelebekler”.

Oyunculuklarını bildiğimiz ve kefil olduğumuz Tolga Tekin (Cemal) ve Bartu Küçükçağlayan (Kemal) bizleri yine mahcup etmiyor tabii ki ama Suzan karakterine hayat veren ve şu sıralarda “Berlin Zamanı” oyunundaki performansıyla da dikkat çeken Tuğçe Altuğ’u müjdeliyor sinemaya “Kelebekler”.

YÖNETMEN: Tolga Karaçelik
OYUNCULAR: Tuğçe Altuğ, Tolga Tekin, Bartu Küçükçağlayan, Ercan Kesal, Serkan Keskin, Ezgi Mola
YAPIM: Türkiye 2018
SÜRE: 117

YAZARIN DİĞER YAZILARI