Büyükbaba'nın Müthiş Firarı

Büyükbaba'nın Müthiş Firarı, David Walliams, çev: İpek Şoran, 456 syf., Can Çocuk Yayınları, 2018.

Homofobi Sözlüğü

Homofobi Sözlüğü, Louis-Georges Tin, çev: Melis Tezkan, Okan Urun, 444 syf., Sel Yayınları, 2018.

Gölgeler

Gölgeler, Zülfü Livaneli, 112 syf., Doğan Kitap, 2018.

Hukukun Hükümranlığı

Hukukun Hükümranlığı, Ronald Dworkin, çev: Ertuğrul Uzun, 552 syf., Nora Kitap, 2018.

Ailenin Karanlık Yüzü Ensest

Ailenin Karanlık Yüzü Ensest, hazırlayanlar: Alanur Çavlin, Filiz Kardam, Hanife Aliefendioğlu, 288 syf., Metis Yayınları, 2018.

“Siz isterseniz...” - Popülizm Üzerine Yazılar

“Siz isterseniz...” - Popülizm Üzerine Yazılar, Murat Belge, 294 syf., İletişim Yayınları, 2018.

Yara Bende

Yara Bende, Abdullah Ataşçı, 200 syf., Everest Yayınları, 2018.

Zorla Yerleştirmeden Yerinden Etmeye - Türkiye’de Değişen İskân Politikaları

Zorla Yerleştirmeden Yerinden Etmeye - Türkiye’de Değişen İskân Politikaları, Sema Erder, 312 syf., İletişim Yayınları, 2018.

İyi Bir Evlilik

İyi Bir Evlilik, Doris Lessing, 515 syf., Everest Yayınları, 2018.

Üç Kırık Dal

Üç Kırık Dal, İdris Baluken, 294 syf., Dipnot Yayınları, 2018.

Kusurlu Bahçe

"ben çok şeye kusur kaldım. çok şey kusura baksın bu yüzden. kapkara bir kusurum şimdi, saçlarım uzun, tırnaklarım uzun, kirpiklerim uzun." KUSURLU BAHÇE, MEHMET SAİD AYDIN, EVEREST YAYINLARI.

Tahkikati Edebi

Midhat Cemal Kuntay Soruyor, Devrin Yazarları Cevaplıyor. Döneminin önemli mütefekkirlerinden, yazarlarından, araştırmacılarından biridir Midhat Cemal Kuntay. Daha çok Üç İstanbul isimli romanından biliriz onu. Kuntay’ın tek romanıdır o, üstelik! Şairdir, biyograftır, araştırmacıdır, antoloji hazırlamıştır. Bir de bu, Türkiye’deki ilk edebiyat anketi onun elinden çıkmıştır. Abdülhak Hâmid Tarhan’dan Cenab Şahabeddin’e, Halide Edib Adıvar’dan Yusuf Akçura’ya dönemin yazarlarıyla yapılmış bu anket, bir daha hakiki “keşif” olarak, Everest Keşif dizisinden neşrediliyor. Hem bir “ilk”i tashih ediyor bu kitap, hem de dönemin yazarlarının entelektüel ilgilerinin ne denli şaşırtıcı olduğunu gözler önüne seriyor. TAHKİKATİ EDEBİ, HANDAN İNCİ, EVEREST YAYINLARI.

Sokağın Zoru

"Rahmet yağıyor gökten Şiir düşünmenin manadan düştüğü zamanlarda Kâğıdı unutmayı işten bile saymadığımız Uzatmıyorum: Ali, seni vuran eller kırılmaz mı oğul?" SOKAĞIN ZORU, MEHMET SAİD AYDIN, EVEREST YAYINLARI.

Chicago Kıyıları

Amerikalı yazar Stuart Dybek’in öykülerinde Güney Chicago’daki etnik mozaiği oluşturan insanların hayatı hayaller, mitler, sesler ve kokularla harmanlanmış bir kent şiirine dönüşüyor. Bu öyküler gerçekle fantastiği, etnik adetler ile Katolik ritüellerini iç içe geçirerek kentin hafızasını lirik bir dille kayda alıyor. CHİCAGO KIYILARI, STUART DYBEK, YÜZ KİTAP.

Portreler

Berger’ın hayat boyu sanat ve sanatçılar üzerine kaleme aldığı yazılarını iki ciltte toplanıyor: İlki Portreler. Mağara resimlerinden günümüze kronolojik bir sırayla sunulan kitap, yazarın kelimelerle çizdiği sanatçı portreleri. Aynı zamanda Berger’ın alternatif sanat tarihi olarak da okunabilir. İkinci cildi ise Manzaralar adıyla yayımlanacak. PORTRELER, JOHN BERGER, METİS YAYINLARI.

Firar

İtalya’nın kurşunî yılları. Bir firarın hemen sonrasında, başarısızlıkla sonuçlanan kanlı banka soygunun ardında yatan gerçeklere, firara anlık bir kararla katılmış ve sonrasında Fransa’ya geçmiş olan genç bir adamın yazdığı başarılı romanı, Fransa’da mülteci olarak yaşayan İtalyan devrimcilerinin tartışmalarını ve faaliyetlerini ve İtalyan siyasi polisinin güdümündeki sivil faşist, paramiliter örgütleri izleyerek ulaşmak mümkün olabilecek midir? Firar bir solukta okunacak türden sıkı bir polisiye… DOMINIQUE MANOTTI, DİPNOT YAYINLARI.

Behice Boran Kitabı

Behice Boran, insanlığın büyük hayali için çıktığı “Bir Uzun Yürüyüş”te, o “uzun ve kahırlı yol”da çektiği büyük sıkıntılara ses çıkarmadan, sızlanmadan, en kötü mahrumiyet koşullarında bile büyük bir direnç sergileyip mücadele etti; “sosyalizm” idealinin teorik çerçevesini kurma çabasından hiç geri durmadı. Sosyalizm ve Türkiye’nin çeşitli sorunları üzerine fikirlerini eserlerinde sağlam bir metodoloji kullanarak açıkladı. Bir kadın olarak hep ilkleri gerçekleştirdi: ilk kadın sosyolog, ilk sosyalist kadın milletvekili, ilk kadın siyasi parti başkanı… oldu. Bu kitapta, Behice Boran’ın düşünce sistematiğini, siyasi mücadelesini, ülke ve dünyada gerçekleşen güncel olaylara ilişkin yorumlarını içeren ve politik yaşamının izleğini derli toplu olarak aktaran yazılarından oluşan bir derleme sunuluyor. Ayrıca Boran ve onun düşüncesi üzerine değişik perspektiflerden kaleme alınmış yazılara yer veriliyor. Behice Boran’ı farklı yönleriyle —sosyalist, bilim insanı/akademisyen, barışsever, kadın, siyasetçi— ele alan bu metinler hem Boran’ın Türkiye siyasi eylem ve düşünce tarihindeki önemini vurguluyor hem de eleştirel analizlerle ufuk açıcı okumalara olanak sağlıyor. BEHİCE BORAN KİTABI, DİPNOT YAYINLARI.

Hakikatin Dârına Durmak

ünni toplumla karşılaştırıldığında Alevilikte kadın ile erkeğin eşit olduğu yaygın olarak benimsenen bir görüştür. Alevi inancında yer bulan eşitlik söylemi ve pratiği sanki toplumsal ya da gündelik hayatın içinde aynen varmış gibi düşünülür, kabul edilir. Doğruluk payı taşısa da bunun inanç ve toplumsal hayat ayrımını ortadan kaldıran bir yanılsama olduğu söylenmelidir çünkü inanç referanslarının söyledikleri ile toplumsal yaşamın ürettiği pratikler arasında büyük bir fark vardır. Bu farkı göz ardı ederek eşitlilik sloganını yinelemek ne yazık ki Alevi toplumunda kadın ile erkeğin eşit olmadığı gerçeğinin üstünü örtmeye yarar ancak. Nitekim inanç ve toplumsal pratik arasındaki farkın silikleştirilmesi, Alevi kadının Alevi toplumu içinde bir mücadele içine girmesini hâlâ zorlaştırmaktadır. Elinizdeki kitap, tarihselden güncele bir yolculuğa çıkarak inançla toplumsal pratik arasındaki ayrım çizgisini izleyip inanç ve söylemdeki eşitlik iddiasını tekzip ediyor. “Bizde kadın-erkek yok, can var” mitini sorgusuz bir inanmışlıkla üreten söylem ve pratiği, bunun toplumsal hayattaki karşılığını eleştirel bir bakışla çözümlüyor. HAKİKATİN DARINA DÜŞMEK, BEDRİYE POYRAZ, DİPNOT YAYINLARI.

Soru Kitapçığı

Yeni kuşak Latin Amerikalı yazarların en önemlilerinden görülen Şilili Alejandro Zambra, Soru Kitapçığı’nda üniversiteye giriş sınavı ile kurmacayı harmanlayarak türler ötesi bir anlatı yaratıyor. Yazarla okurun birlikte soru sorduğu, birlikte yanıt aradığı ortaklaşa bir anlatı bu. Ayrıksı duran sözcükleri bulmaktan boşluk doldurmaya, anlam bütünlüğünü sağlamaktan okuduğunu anlama alıştırmalarına dek çoktan seçmeli doksan sorunun yer aldığı Soru Kitapçığı’nda her şık hayata dair belirleyici birer seçime dönüşüyor. Öğretmek yerine idman yaptırmaya dayalı eğitim sistemini, diktatörlük altında şekillenen hayatları, aile bağlarını sorguluyor, bazen yanıtsız kalıyor, bazen de şıkların ardında daha büyük gerçekleri keşfediyoruz. Bonzai, Eve Dönmenin Yolları gibi romanlarıyla dikkat çeken Alejandro Zambra soruların incelikli çerçevesinde hikâye anlatıcılığını tüm ihtişamıyla konuşturmayı başarıyor. SORU KİTAPÇIĞI, ALEJANDRO ZAMBRA, NOTOS KİTAP.

Fasa Fiso

Şarkılarıyla rock müziğe damgasını vuran Teoman bu defa kendi hayatına dair hikâyelerini anlatıyor. Çocuk Teoman’dan rock yıldızı Teoman’a uzanan yolculuğunu anlatırken, zaman zaman şarkı sözleriyle röportajlardan alıntılar da anılara eşlik ediyor. Teoman şarkılarını yazarken kendi karanlığının sesine kulak veren, inişli çıkışlı ilişkilerimize, ayrılıklarımıza, yaralarımıza, özlemlerimize dokunan bir rock yıldızı... Bugüne dek hikâyelerini hep şarkılarıyla anlatan Teoman, şimdiyse yaşamından küçük izleri, küçük anı parçalarını Fasa Fiso adlı kitabında bir araya getiriyor. Fasa Fiso’da tanıdığınızı sandığınız Teoman’dan çok daha fazlasını bulacaksınız, hatta aydınlık yanlarını bile... 50 yaşının olgunluğunda, geçmişe duyduğu özlemin her zerresini yaşayarak, eğlenceli yanlarını da ortaya koyarak hayatını ve hayatımızı özetleyen Teoman, kulağımıza eğilip “O peşinden koştuklarımız var ya, o yaşadıklarımız, onlar hep” diyor o içimize işleyen sesiyle, “hep Fasa Fiso.” FASA FİSO, TEOMAN, HEP KİTAP, 2018.

Film Çekmek: Yönetmenler İlk Filmini Anlatıyor

Bir film nasıl çekilir? Nereden esinlenilir; fikir, yönetmenin zihnine nasıl düşer? Yapımcının yeri neresidir? Senarist konuyu nasıl biçimlendirir? Nasıl projelendirilir? Ekip oluşturmak? Oyuncu seçimi? Mekân ve set tasarımı? Çekim süreci? Montaj? Dağıtım? Filmi seyirciyle buluşturmak? FİLM ÇEKMEK: YÖNETMENLER İLK FİLMİNİ ANLATIYOR, SONER SERT, H2O. Film çekmenin sihirli bir yolu, şaşırtıcı bir formülü, mucizevi bir yöntemi yok. Film emek ister, kurgu gerektirir ve her şeyden önce bir anlatıcı ve anlatılacak öykü. Anlatacak bir öyküsü olan anlatıcılar film çekme deneyimlerini aktarıyorlar. Film Çekmek, 2000 sonrası ilk filmlerini yapan ve ulusal veya uluslararası festivalde yaptığı filmlerle ödüller alan 14 yönetmenin ilk filmlerine dair kuramsal, estetik ve mali konuların konuşulduğu bir dizi söyleşiden oluşuyor. Bu dizinin önemi, yönetmenlerin sadece bir sanatçı olarak değil yapımcı olarak da eserlerinin odağında yer almasıdır. Bu durum da yönetmenin –özellikle senaryosunu da yazan bir yönetmenin– yapım koşullarını düşünerek sahaya çıkması anlamına geliyor. Büyük bir kısmı 2016–2017 yılında Gazete Duvar’da yer alan söyleşilerin, güncel siyasetten biçimsel sanata, filmin maliyetini karşılamaktan sansüre dair pek çok konunun derinlemesine konuşulduğu uzun ve ayrıntılı sürümlerinden oluşmaktadır. Gazetede yayımlanmayan birkaç röportaj da kitaba dâhil edilmiştir.