10 Ekim Davası: IŞİD sanıklarından ailelere ve avukatlara hakaret

Ankara Gar katliamının üçüncü duruşması üçüncü gününde devam etti. Avukatlar yargılamanın genişletilmesini istiyor. Polis operasyonunda kendini patlattığı açıklanan Halil İbrahim Durgun'un eşi Esin Altıntuğ, kocasının infaz edilmiş olabileceğini iddia etti. Altıntuğ, eşini morgda teşhis ettiğinde yüzünde yara olmadığını söyledi.

ANKARA – Ankara Gar katliamının üçüncü duruşması son gününde Ankara Adliyesi’nde görüldü. 10 Ekim davasının üçüncü duruşmasının son gününde mağdur avukatları yargılamanın genişletilmesi ve sanıkların tutukluluk hallerinin devam etmesini talep etti.

Davanın bugün gerçekleşen oturumunda müşteki vekili Avukat Özcan Karakoç’un sanıkların tutukluluk halinin devamı talebi sırasında katliam davası sanıklarından Resul Demir, beyanı kesti.

Resul Demir, ailelere ve avukatlarına “Sokak köpekleri” diyerek hakaret etti. Sanık Talha Güneş de “Söyleyin havlamasınlar” deyince salonda gerginlik yaşandı. Müşteki avukatları, sanıkların aileleri bilinçli olarak kışkırtmaya çalıştığımı söylerken, sanık avukatlarının son duruşmadaki, davanın izleyicisiz görülmesi talebini hatırlattılar.

Salondaki ailelerin tepkileri üzerine mahkeme başkanı durumun tekrarlanması halinde salonu boşaltacağını söyledi.

Avukat Özcan Karakoç, sanıkların tutukluluk halinin devam etmesi gerekçesini şu şekilde özetledi: “Bu insanların çoğu maaşa bağlanmış, bunların Suriye’de eğitim gördüklerine dair çok sayıda belge var. Sanıklar savunmalarını değiştirseler dahi biz ikrara dayalı tanıklıkları gözardı edemeyiz. Bir kısmı terör arananlar listesinde. Bu sanıkların hepsi derneklere vakıflara gidiyorlar ve asla diyanetin imamının arkasında durmuyorlar. Halen delil toplama aşamasında olduğumuz için tutukluluk hallerinin devam etmesi gerekiyor. Kaçma ihtimaller var demeyeceğim kaçma ihtimalleri kesin. Aynı zamanda bütün sanıklar yakalanmadı ama dinlenmesi zaruri olan tanıklar var. Bunların tahliyesi ihtimalinde tanıkları dinleyebilecek miyiz? Tanıkları etkileyebilme ihtimalleri var. Normal terör örgütü üyelerinden bahsetmiyoruz. Her kaybedilen canın telafisi yok. Bunlardan birinin tahliye edemeyiz. Bunlar ‘susturun bunları susturamıyorsanız ben sustururum’ diyen insanlar. Tutukluluk hallerinin devamını talep ediyorum.”

‘SALONU BOŞALTMAYA ÇALIŞIYOR TEPKİ GÖSTERMEYİN’

Sanık Esin Altıntuğ’un avukatı Yusuf Yılmaz ise “Duruşma tiyatroya dönüştürülmeye çalışıyor” diyerek mahkeme heyetinden salonun boşaltılmasını talep etti. Yılmaz “Biz salonun boşaltılmasını talep ediyoruz. Kimse burada cesaretle istediğini beyan edemiyor. Burada baskı oluşturuluyor” dedi.

Yılmaz’ın talebine salondan büyük tepki yükseldi. Mahkeme heyetinin araya girmesinin ardından sanık avukatı, “10 Ekim anmasına gelmedik, 10 Ekim davasına geldik” dedi. Avukatın bu tutumu üzerine salondakilerce “Salonu boşaltmaya çalışıyor tepki göstermeyin” yorumları yapıldı.

NE OLMUŞTU?

Katliam davasının ikinci gününde, IŞİD sanığı duruşma salonunda bulunan mağdur aileleri tehdit etmişti. İlk duruşmada ise sanık olan eşini “Konuşmayacaksın” diye tehdit etmişti.

‘SAĞ YAKALAMAK İSTEMEYEN POLİSLER İNFAZ ETMİŞ OLABİLİR’

Polis operasyonun da kendisini patlattığı iddia edilen Halil İbrahim Durgun’un eşi Esin Altıntuğ, kocasını morgda teşhis ettiğinde yüzünde yara olmadığını söyledi. Altıntuğ, polislerin eşinin cebinden çıktığı söyleyerek kendisine verdiği paranın da sağlam ve temiz olduğunu öne sürdü.

Esin Altıntuğ, eşinin iddia edildiği gibi kendisini patlatmadığını, sağ yakalamak istemeyen polislerin eşini infaz etmiş olabileceğini iddia etti.

Davanın müdahil avukatlarından Tugay Bek “Operasyon sırasında aynı evde olan Esin Altıntuğ’un anlatımları IŞİD sanıklarının sağ yakalanmak istenmediği ve bir şekilde ortadan kaldırıldığı yönündeki kuşkumuzu doğrulamaktadır” açıklamasında bulundu.

OTOPSİ RAPORLARI TEKRAR İSTENECEK

Savunmaların ardından cumhuriyet savcısı tüm sanıkların tutukluluk halinin devamı yönünde mütalaa verdi. Savcı müşteki avukatlarının bir kısım kamu görevlisinin tanık olarak dinlenmesi talebinin yargılamaya etkisi olmayacağı nedeniyle reddedilmesini istedi.

Savcının mütalaasının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, oy birliğiyle tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, katılma taleplerinin kabulüne, yakalaması olan sanıkların infazının beklenmesine, ihmali olan kamu görevlileri hakkındaki soruşturmanın akıbeti konusunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasına karar verdi.

Mahkeme, daha önce istenmesine rağmen Gaziantep Emniyet Müdürlüğü tarafından kendilerinde mevcut bulunmadığı yönünde cevap gelen canlı bombalar Halil İbrahim Durgun, Yunus Durmaz ve Mehmet Kadir Cabael’in ölümlerine ilişkin otopsi raporlarının, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, Adana ve Gaziantep Adli Tıp kurumlarına müzekkere yazılarak istenmesine karar verdi.

Duruşma 10 Temmuz 2017’ye ertelendi.

‘BİZ BURADA OLMASAK TUTUKSUZ YARGILANIRLARDI’

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun duruşmanın ardından davayı değerlendirdi.

Coşgun, “Bugün sanıklar dediler ki mahkemedeki bu kadar insanın baskısı bizi etkiliyor. Bizim gösterdiğimiz sabır, dayanışma ve adalet mücadelesine olan inancımız sanıkların üzerinde sabit hale geldi. Duruşmalara katılım çok önemli başından beri diyorduk. Ne kadar örgütlü mücadele edersek o kadar güzel sonuçlar alıyoruz. Biz salonda olmasaydık sanıklar belki de tutuksuz yargılanacaktı” dedi.

Avukat Özcan Karakoç’da davanın ardından süreçle ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Bu celse her birisinin yüzündeki maskeyi gösterdi. Bir kısmı ifadelerde şunu söylediler. Biz başka bir IŞİD dosyasından yattım. Neden bir buçuk yıldır tutuklu? Çünkü sen kendini patlatırsın. O 4.5 ay yatıp salınmasaydın belki de bu katliam olmayacaktı. Davanın en önemlisi biz bir aileyiz. Bu davayı güçlü kılan salonu dolduran ailelerdir.Biz bu davayı sonuna kadar takip ettiğimiz sürece şehitlerimizin anısını yaşatmış olacağız.” (DUVAR)