Ali Fikri Işık
Ali Fikri Işık

Trabzonspor’un Gençlerbirliği sınavı

Cumartesi, 8 Şubat, 2020
Hüseyin Çimşir de tıpkı Ünal Karaman gibi "hücumu sadece hücum etmekten" ibaret varsayıyor. Bu durumun takımı ve takım oyununu dengesizleştirdiğini fark etmemelerine inanamıyorum. Savunma ve hücum dengesini oyun ve pozisyonlar ekseninde dengelemeden hangi cesaretle sürekli hücum talimatı verilir. Ünal Karaman’ın çözüm bulamadığı bu sorumsuz illet Çimşir döneminde de dört nala felakete doğru ilerliyor.

Kim ne derse desin, Türkiye Süper Ligi 21. haftadan sonra Trabzonspor ve Fenerbahçe’nin büyük şampiyonluk çekişmesine sahne olacak. Sivasspor ve diğer takımların şampiyonluk hedeflerine gölge düşürmeden, ligin gerilimini bu takımın pozisyonları belirleyecek. Dolayısıyla hangi takım ne yaparsa yapsın, başarı ya da başarısızlıkları bu ikilinin rekabetini etkilemeyecek. Ligin temposu ve nabzı bu iki takımın maçlarında atacak ve lig sürecinin ritmini bu ayak sesleri belirleyecek. Dolayısıyla bu iki takımın maçlarını özenle mercek altına almak gerekecek. Bu bakımdan Trabzonspor-Gençlerbirliği ve Fenerbahçe-Alanyaspor maçları büyük önem taşıyor.

23. dakika da Gençlerbirliğinden Nadir’in kaçırdığı yüzde yüzlük boş kale pozisyonu, Trabzonspor’un defansif aklının organize edilmediğini anlatır. Daha doğrusu, Ünal Karaman’dan miras kalan defansif aklın sefaletini anlatır. Hüseyin Çimşir de tıpkı Ünal Karaman gibi “hücumu sadece hücum etmekten” ibaret varsayıyor. Bu durumun takımı ve takım oyununu dengesizleştirdiğini fark etmemelerine inanamıyorum. Savunma ve hücum dengesini oyun ve pozisyonlar ekseninde dengelemeden hangi cesaretle sürekli hücum talimatı verilir. Ünal Karaman’ın çözüm bulamadığı bu sorumsuz illet Çimşir döneminde de dört nala felakete doğru ilerliyor.

Oyunun ve pozisyonların dengeli hale getirilmesi evvel emirde her pozisyonun içinde ikili hal alabilme becerisidir. Hücum eden her sorumluluk sahibi takım, topun kaptırılma ihtimalini akıldan çıkarmaz ve daha pozisyon oluşurken hem hücum opsiyonlarını çoğaltır hem de savunma kontrolünü sıklaştırır. Bu iki pozisyon alma hali tek pozisyon içinde gerçekleştirilir. Sanıldığı gibi hücuma gidip oyuncuların dışında geride yeterli oyuncu bırakmak takımı ve oyunu dengeli hale getirmez. Pozisyonun içinde hücum ve savunma aksiyonlarının birliğini sağlamak takımı ve oyunu dengeli hale getirir.

İlk yarıda top Uğurcan’a geldiğinde Uğurcan topu oyuna sokmak için hiç dört opsiyonlu seçeneğe sahip olmadı. Bu kabul edilemez. Bu durum kendi başına Çimşir’in savunma nedir bilmediğini anlatır. Defanstan güvenli çıkmayan toplar, rakibe ikinci top olarak hücum etme şansı verir. Gençlerbirliği bu zaafı çok iyi kullandı. Elinde Obi Mikel gibi deneyimli bir oyuncu varken Çimşir neden atak başlangıçlarında bu oyuncuyu merkez almaz. Sosa ve Obi Mikel topun birinci bölgeden ikinci bölgeye güven içinde taşınması işini kusursuzca yapabilirler.

Ama Çimşir’in acelesi var, top bir an önce Sörloth buluşmalı? Ona ulaşamazsa mutlaka Nwakaeme ile buluşturmak gerek; peki ama neden bu acele? Buluşsa ne olur? Tek kişilik dikine hücumlar ne kazandıracak? Çünkü Çimşir, birinci bölgedeki paslaşmalardan ödü kopuyor ve Sosa dahil herkesi mümkün mertebe ikinci bölgeye gönderiyor. Sörloth’un insan üstü gayretlerine bel bağlayan ilkel bir hücum anlayışı, Trabzonspor’un tercihi olmaz.

Çimşir’e sormak lazım, Guardiola ve takımı Manchester City hariç dünyanın geri kalan tüm takımları aslında savunma stratejileriyle bu oyunu oynuyor. Sen neden savunma dersine çalışmazsın, derdin ne senin? Yere göğe sığdıramadığımız Klopp ve takımı Liverpool bile, savunma oyununun imkanları üstüne hücum etkinliğini bina ediyor.

Bu takımın bir oyun merkezi yok; Sosa gibi bir adamı iki üç ara pas ya da yanlara diyagonal pas atması için harcamak akıl karı değil. Ndiaye, Obi Mikel ve Sosa’dan oluşan bir merkez neden inşa edilmez. Bunu biri açıklasın.

Trabzonspor yetenek potansiyeli en yüksek takım. Buna hiç şüphe yok. Ama Türkiye Süper Ligi’nin en yetenekli takımının yetenekli bir oyunu yok. Yetenekli oyuncuların gerçek yeteneği ancak yetenekli bir oyunla ortaya çıkar ve kendi zirvesine ulaşır.


Ali Fikri Işık kimdir?

Ali Fikri Işık, 1958 yılında Mardin’in Savur ilçesine bağlı Xeramemo köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Batman’da, liseyi ise Silvan’da okumuştur. 1978 yılında Batman'da “Sesleniş” Gazetesiyle yazın hayatına başlamış. 1985 yılında yazarlar kooperatifi olan Yazko’nun dergisi “Yazko Somut”ta, 1994 yılında “Zone News” gazetesinde, 1995 yılında haftalık dergi “Roj”da, 2010 yılında Taraf gazetesinde, 2016 yılında “BasNews ve Kurdistan24 Türkçe'de yazmıştır. Amedspor Kaos ve Direniş Amedspor kitaplarının yazarıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI