Kültigin Kağan Akbulut
Kültigin Kağan Akbulut

Dünya neden silindir şeklinde olmasın?

Cuma, 19 Temmuz, 2019
Nesnenin potansiyel yeni anlamlarını dert edinen heykel ve enstalasyon çalışmalarıyla tanıdığımız Duman’ın Dünya Ne Düz, Ne Yuvarlak: Tam Bir Silindir sergisi, yeni bir hakikat önerisi ortaya koyuyor, bir anlamda hakikat-sonrası zeminine bir katkı sunuyor.

Oxford Sözlüğü 2016 yılının kelimesini post-truth, yani hakikat-sonrası olarak belirledi. Son yıllarda fake news (yalan haber) kavramıyla beraber ele aldığımız hakikat-sonrası tartışmaları geçen hafta gerçekleşen ilginç bir olayla ayyuka çıktı. Bir anda Trump’ın öldüğü, nükleer sızıntı olduğu ve Üçüncü Dünya Savaşı çıkacağı haberleri sosyal medyada dağıldı. Dağıldı kelimesini kullandım çünkü “habercilik” diye tanımladığımız formata pek de uygun değildi. Erdal Duman’ın .artSümer’de devam eden Dünya Ne Düz, Ne Yuvarlak: Tam Bir Silindir sergisi üzerine düşünürken akan bu haberler serginin günümüz siyaseti ve medyasıyla bağını vurgulamış oldu.

“Nesnel gerçeklerin, kamuoyunun şekillenmesinde, duygulara ve kişisel inançlara hitap edilmesi kadar etkili olmamasıyla ilişkili ya da buna delalet eden durumlar.” Oxford Sözlüğü hakikat-sonrasını bu cümleyle tanımlıyor. Can Yayınları’nın günümüz sosyal bilim alanındaki tartışma kitaplarını yayınladığı Tellekt alt markasından çıkan Lee McIntyre’nin yazdığı Hakikat-Sonrası kitabının çevirmeni Mehmet Fahrettin Biçici sözlük tanımını bu şekilde çeviriyor.

Kitaba önsöz yazan Mirgün Cabas “İktidar sahiplerinin yalancılığı yeni bir şey değil. Güç sahipleri (ya da gücü ele geçirmeye çalışanlar) eskiden de yalanlara başvururdu,” diyor. Ve Clinton’ın, Nixon’ın ve Bush’un yalanlarından örnekler veriyor. Ancak, “Artık yalanlar bazı gerçekleri çarpıtmak ya da bazı durumların etrafında dolanmak için başvurulan tekil girişimler olmaktan çıktı. Yalanlar, siyasetçilerin ve onların destekçilerinin elinde, günümüzün yeni medya imkanları sayesinde propagandanın bile ötesine geçen gerçeği itibarsızlaştırma faaliyetine dönüştü. Gerçeği derken, tekil gerçeklerden değil, olgu olarak hakikatten bahsediyorum,” diyor devamında Cabas. Ve bugünkü sorunun yalan söyleyen siyasetçiler değil, yalanın siyasetçiler için bir can simidi olmaktan çıkması olduğunu belirtiyor.

Erdal Duman’ın sergisi de hakikat-sonrasını tartıştığımız böyle bir zemin üzerine inşa ediliyor. Nesnenin potansiyel yeni anlamlarını dert edinen heykel ve enstalasyon çalışmalarıyla tanıdığımız Duman’ın Dünya Ne Düz, Ne Yuvarlak: Tam Bir Silindir sergisi de isminden mütevellit yeni bir hakikat önerisi ortaya koyuyor, bir anlamda hakikat-sonrası zeminine bir katkı koyuyor. “Çünkü bu zeminde hakikatin bir önemi olmadığı gibi geçerliliği de yok,” diyor Duman serginin önermesiyle ilgili. Ve devamında şunları belirtiyor: “Bugünün toplumunda geçerli olan, algının ne ölçüde ele geçirildiği ve gerçeğin değil inanılabilir olmanın daha önemli olduğudur. Bir kişiyi ya da kitleyi kendi safınıza çekebilmek için sadece doğruları dile getirebilirsiniz ama bunun tutarlılık ve toplumsal çeşitlilikten ötürü zorlukları olacaktır. Zira toplum dediğimiz zaman içinde birçok parametrenin ve farklı perspektiflerin olduğu bir yapıdan bahsederiz. Bu süreçte kamuoyu önderinin elindeki doğru sadece bir kesimin ya da sadece kendisinin doğrusu olacağından gerçeğin işlevselliği son derece kısıtlı kalır.”

MERCATOR PROJEKSİYONU DÜNYA’YI NE KADAR DOĞRU YANSITIR?

.

“Yalan, gerçeğe göre daha kolay üretilebildiği ve kitle içerisinde hızlı ilerletildiği için daha kullanışlıdır,” diyor Duman. Bu yanıyla serginin isminin de hakikat-sonrası bir durumu yaratmak açısından yeni bir gerçeklik sunduğunu belirtiyor. Ancak bir yanıyla da sürdürülen bunca siyasal, finansal politikaların, şirketlerin uyguladığı mali ve çevresel etkiler sonucu halkları ezen koca bir silindiri ifade ettiğini belirtiyor.

16’ncı yüzyılın büyük coğrafyacılarından Gerardus Mercator gemi rotalarını takip ederek günümüzde bile kullanılan haritaların temelini atmıştır. Ancak Mercator Projeksiyonu üç boyutlu bir yapıyı iki boyuta aktarmasından kaynaklanan sorunlarından dolayı Kutupları olduğundan büyük gösterir. Mercator Projeksiyonu Avrupa ülkelerini haritanın merkezine koymasından dolayı da “Avrupa-merkezlidir.” Bu nedenle başka coğrafyalar farklı projeksiyonlar kullanır. Erdal Duman’ın sergisinde yer alan silindir dünyalar ise hakikat-sonrası bir dünyanın projeksiyonuna dönüşüyor.

.

Sergide yer alan “Perdelik Amerikan Bezi” işiyse hakikat-sonrasını ulus-devlet bağlamına çekiyor. Bir dönemin koloni ülkelerinin bayraklarından sanatçının oluşturduğu yeni form bir top kumaşa ve gömleğe dönüşür. Öteden beri devletlerin iç ya da dış ilişkilerinde işleyen ve karşılık bulan kendinden olmayana karşı tahammülü olmayan ve düşmanlık yaratan politikaların her zaman olduğunu vurguluyor Duman. “Burada yabancı olana karşı beslenen nefret duygusu, yönetenler açısından gerekli görüldüğü ölçüde nefret ve düşmanlığı içinde barındıran hakikat-sonrası iddialar sürekli olmak zorundadır. İddialar üzerinde yaratılan bu düşmanlık üzerinden çok büyük geri dönüşler elde edilir ki bunun sürdürülebilir olması adına ulus devletleri temsil eden bayraklar sürekli dalgalansın.”

“Olgular ve hakikat, günümüz siyaset alanında tehlike altındadır,” diyor Lee McIntyre Hakikat-Sonrası kitabında. “Tuhaf ve kafa karıştırıcı görünse de hakikat-sonrası olgusu akıl sır ermez bir şey değildir,” diye de ekliyor. Ancak meseleyi siyasetçilerden alıp bizim, yani vatandaşın sorumluluklarını da hatırlatıyor. “Siyasetçilerin olguları hiçe sayıp bunun için hiçbir bedel ödemedikleri bir dünyada hakikat-sonrası, tek bir şahsın çok ötesindedir. Liderlerimizde olduğu kadar bizim içimizde de mevcuttur.”

Ancak McIntyre kitabının sonunda yürünebilecek bir yol daha olduğunu vurguluyor. “Biz müsaade etmediğimiz sürece, ne hakikat-sonrasında ne de hakikat öncesinde bulunmak zorundayız. Hakikat-sonrası, gerçekliğin kendisiyle alakalı bir şey değildir; insanların gerçekliğe nasıl tepki verdiğiyle alakalıdır. Bilişsel önyargılarımızın farkına vardıkça onları tersine çevirmek için elimiz de güçlenecektir. Daha iyi işleyen haber medyası platformları istiyorsak onları destekleyebiliriz. Biri bize yalan söylediğinde, ona inanmayı ya da her türden yalana karşı çıkmayı tercih edebiliriz. Birilerinin gözümüzü boyamaya çalıştığı bu dünyada nasıl davranacağımız kendi kararımızdır. Hakikat, her zaman olduğu gibi hâlâ önem arz etmektedir. Vakitlice bunun farkına varıp varmamaksa bizim seçimimizdir.”

.

“Özne ne oldu da nasıl ve ne zaman bu dünyayı terk etti?” diye soruyor sergideki bir işinde Duman. Çünkü hakikat-sonrasında asıl işimiz özneyi geri kazanmak.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI