YAZARLAR

Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!

Trump, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Trump Tower’ı dikerken ortak olduğu Ulaştırma Bakanı Ziya Mammadov ve ailesinin Devrim Muhafızları’yla bağlantılı Azarpassillo ile alışverişi varmış. Yani Devrim Muhafızları bir nevi Trump’ın kulesine dükkân açmış! Trump’ın kızı İvanka projenin bütün detaylardan sorumluymuş. 

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın belini kırmaya yeminli ya, sonunda Devrim Muhafızları’nı ‘terör örgütü’ ilan etti. Eşi benzeri yok! Herhalde John Bolton, Mike Pompeo ve Brian Hook, “İran ekonomisini kontrol ediyor, kara listeye alırsak rejimi çökertiriz” diye akıl vermiş olmalı:

‘Şimdiye kadar hiçbir yaptırım sonuç getirmedi, tutacaksak işte büyük balık bu!’

Amerikalı yetkililer projeksiyonu balıkgözüyle veriyor: “Karar, Devrim Muhafızları ağıyla bağlantılı 11 milyon insanı hedef alacak.”

Sağ olsun Amerikan basını, o 11 milyona bir ilave daha yaptı: Donald Organisation.

Trump, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Trump Tower’ı dikerken ortak olduğu Ulaştırma Bakanı Ziya Mammadov ve ailesinin Devrim Muhafızları’yla bağlantılı Azarpassillo ile alışverişi varmış. Yani Devrim Muhafızları bir nevi Trump’ın kulesine dükkân açmış! Trump’ın kızı İvanka projenin bütün detaylardan sorumluymuş. Bu detayı atlamak işlerine gelmiş olmalı. Ancak bu bilgiler ABD Dışişleri’nin gizli yazışmalarına girmiş. Şimdi 1 numaralı zanlı Beyaz Saray’da!

Beyaz Saray ekibi ısrarla yasaların terör örgütlerine maddi destek sağlayanlara 20 yıl hapis cezasını öngördüğünün altını çiziyor. Bu destek her türlü hizmeti içeriyor. Beyaz Saray kararı nasıl sunmuş diye baktım, şu ifade dikkatimi çekti: “Devrim Muhafızları ile iş yapıyorsanız terörizmi finanse ediyor olacaksınız.”

Yani Tahran ya da İsfahan’da konakladığınız herhangi bir otel ya da alışveriş yaptığınız mağazadan ‘terör finansörü’ olarak çıkmış olabilirsiniz. Maazallah!

Devrim Muhafızları asker mevcudu 120 bini aşan hava, kara ve deniz kuvvetlerinin yanı sıra milis kolu Besic ve dış operasyonlar birimi Kudüs Gücü ile asimetrik müdahale imkanları olan etkin bir ordunun ötesinde. Çok önemli sektörlerde ‘ana ekonomik güç’ olarak milyonlarca insanı içine alan bir dev. İran İslam Devrimi’nin askeri, siyasi, ekonomik ve toplumsal alanlara yayılmış taşıyıcı kolonu. Yani terör örgütü diye hedef alınan sistemin ta kendisi. 2017’de Pompeo CIA’in şefiyken yapılan tahmin şuydu: İran Gayri Safi Milli Hasılası’nın yüzde 20’si Devrim Muhafızları’nın kontrolünde.

Trump’a akıl verenlerden Mark Dubowitz, “Cezalandırıcı önlemlerin İran’la iş yapanlar üzerinde caydırıcı etkisi olacağını” savunuyor. Özellikle Avrupalı ve Asyalılara, “Aman uzak durun” diyen bir gözdağı.

Amerikalılar ‘terör’ lafını ağızlarında gevelediklerinde benim aklıma Zbigniew Brzezinski’nin, “Amerikan istihbaratının jeostratejik silah olarak terör örgütlerine destek verdiğine” dair itirafları geliyor ya orası ayrı mesele.

***

Bu kararla Trump’ın ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışan Amerikalılar tartışadursun biz Şark’taki yansımalarına bakalım.

Skandallar yüzünden görevi bıraktığı an hapse girmesi muhtemel olan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Kudüs ve Golan kararlarından sonra Devrim Muhafızları’nı da terörist listesine sokturmanın gururuyla sandık başında sırıtıyordu. Bunu birçok kişi Netanyahu’yu ipten döndüren son öpücük olarak görüyor. İran’a karşı Arap NATO’su kurmak için debelenen Suudi Arabistan da ‘mebruuuuk’ (tebrikleeeer) deyivermiş.

Kararın muhatabı İran’da ise herkes ‘Muhafız’ kesildi. Birbirinin gırtlağına binmiş siyaset kenetlendi. Muhafazakar ve reformcu vekiller birlikte Muhafız üniformasıyla meclise geldi. Reformcu gazete İtimad, “Ben de Muhafız’ım” manşetiyle çıktı. Dahası Milli Güvenlik Konseyi, misilleme olarak ‘genişletilmiş’ Ortadoğu’dan sorumlu CENTCOM’u (Merkez Kuvvetler Komutanlığı) terörist ilan etti. Ne anlama geldiğini Keyhan gazetesi manşetine yansıttı: “Trump kendi ahmaklığıyla Amerikalıları öldürme yetkisi verdi.”

İran medyasında terminoloji de anında değişti. Kanallar Afganistan’da ölen askerlerle ilgili haberi, “Dört Amerikalı terörist öldürüldü” diye verdi.

Bu karara karşı çıkıp, “Bölgede çatışma riskini artırır, Amerikan çıkarlarını tehlikeye sokar” diyen Pentagon ve CIA yetkililerini korkutan nokta da buydu. İran’ı çevreleyen ülkelerin tamamında Amerikan üsleri var. Dünya petrol sevkiyatının beşte birinin geçiyor olması hasebiyle Amerikan donanmasının baykuş kesildiği Hürmüz Boğazı’ndan Devrim Muhafızları sorumlu. Özetle ABD kendini elinde 2 bin km’lik balistik füzeler bulunduran bir ‘terörist’ örgütün menziline soktu. Elbette kimse İran’dan bir saldırı beklemiyor. Yine de Irak, Suriye, Afganistan’da yolu kesişen unsurları ‘terörist’ kategorisine alınca ilişkinin boyutu değişti.

Bu kararı ahmakça bulanlar muhafazakârlardan çok reformcular. Rejimden kaçıp Batı’da sürgün yaşayan İranlı gazeteci ve aydınların mesajlarına bakıyorum, hepsi tepkili.

Mesela Gülnaz Esfandiyari, “Devrim Muhafızları pek çok muhalifin tutuklanması ve işkence görmesinden sorumlu… Muhafızlar çok da popüler değil. Fakat çoğu İranlı zorunlu olarak Devrim Muhafızları’nda askerlik yapıyor. Hepsini terörist mi sayacaksınız?” diye soruyor.

Fernaz Fasihi’nin tepkisi farklı değil, “Zulümde Muhafızların rolü tartışılmaz. Muhaliflerin tutuklanması, işkence edilmesi, sürülmesi ve öldürülmesinden sorumlu. Milletvekilleri, valiler, belediye başkanları ve yetkililerin çoğu Devrim Muhafızları üyesi. Milyonlarca sıradan insan Muhafızların inşa ettiği konutlarda yaşıyor. Onlar da mı terörist sayılacak? Tanımlanması ve uygulanması imkânsız bir çizgi. Bana ABD’nin Irak’ta felakete yol açan Baas’tan arındırma politikasını hatırlatıyor.”

Ali Vaiz de, “Trump İslam Cumhuriyeti’ni zayıflatmıyor. Elit bütünlüğü güçlendirirken orta sınıfı zayıflatıyor” diyor. Nigar Murtazavi yaptırım mekanizmasının neden ters sonuçlar verdiğine dair bir hakikati teslim ediyor: “Ekonomik yaptırımlar, devlet ile özel sektörün yaptırımları aşmak için şeffaf olmayan ticari ve mali ilişkilere girdiği karanlık bir mali ekosistem yarattı. Bu, yolsuzluğa zemin hazırlıyor; bundan en fazla yararlananlar Devrim Muhafızları ve işbirlikçileri.”

Ulusal İran-Amerikan Konseyi’nin kurucusu Trita Parsi, Trump’ın kendinden sonraki yönetimlerin de müzakere seçeneğine dönmesini zorlaştırdığını düşünüyor, “Ruhani hükümetinin başı, Devrim Muhafızları ile dertteydi ve Muhafızların toplum üzerindeki etkisini azaltmaya çalışıyordu. Şimdi Devrim Muhafızları’nı eleştirenler de onun etrafında kenetleniyor… Rejim içindeki bölünmüşlükler kenara itiliyor çünkü daha büyük bir dış tehdit var. Bundan en fazla kaybeden de Batı ile uzlaşma yollarını arayanlardır.”

Halkın Birleşik Partisi’nden Azar Mansuri de, “Amerikan yönetiminin eylemleri İran’da demokrasiye giden yolu daha da tıkayacak. Radikallerin nükleer anlaşma dahil uluslararası anlaşmalardan çekilmesi için Ruhani üzerinde daha fazla baskı kurmasına yarayacak” diyor.

İran cephesindeki durumu, 2009’da tutuklanan eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Ali Ebtahi’nin sözleriyle özetleyelim: “Şimdi herkes Muhafız, hatta Muhafızların politikalarından muzdarip olanlar bile.”

***

Bu karar İran’la ilgili süreçleri nasıl etkiler? En kolay söylenebilecek şey, Trump yönetiminin İran’ı kışkırtmaya çalıştığıdır. İran’ın bir misillemeye ya da askeri müdahaleye davetiye çıkartacak şekilde hata yapmasını dört gözle bekleyenler var. İkinci beklenti, Tahran’ın Amerikan yaptırımlarına direnen AB’yi açığa düşürecek şekilde nükleer anlaşmadan çekilmesi.

Bir başka hedef İran’ı düşmanlaştıran yolu geri dönüşsüz hale getirmek. İran’la müzakere ekibinde yer almış ‘eski yaptırımcı’ Richard Nephew kararın mevcut baskıya yeni bir şey eklemeyeceğini söylerken bunun altındaki gerçek niyeti, “Gelecekte İran’la müzakereleri imkânsız kılmak” diye okuyor.

Belki kararın mimarlarının kafasındaki başka bir motivasyon da, Trump’ın bölgeden asker çekme planlarını tamamen baltalamak. IŞİD, Amerikan askeri varlığı için kullanılan en önemli gerekçeydi. Yeni bahane Devrim Muhafızları.

Ruhani telefonda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a, “Devrim Muhafızları’nın fedakârlıkları olmasaydı en az iki ülke (Irak-Suriye) IŞİD’in kontrolü altındaydı” hatırlatmasında bulunmuş. Daha önce 11 Eylül sonrası Taliban’a karşı savaşta ABD’ye yardımları da hatırlatanlar olmuştu.

Bu kararın en fazla baskı altında tutacağı ülke Irak. Bir tarafta Suudiler Irak’ı yanlarına çekmeye çalışıyor. Diğer tarafta ABD, İran’ı hedef alan yeni stratejide Irak’a büyük rol biçiyor. Üzerine gelen fırtınanın farkında olan Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi, “Bu kararı durdurmak için çalıştık. Bütün taraflarla temas kurduk, Amerikalılar ve Suudilerle" dedi.

Dahası Iraklılar onlarca alanda İranlılarla iş yapıyor. Bu trafikte birinde olmasa diğerinde Devrim Muhafızları’yla bağlantı ortaya çıkıyor. Bundan sonra İran’dan da baskı artacak. Bağdat’ta etkili siyasi gruplar Amerikan askeri varlığının bitmesini istiyor. İran bu damardan çalışarak Amerikan planlarını zora sokabilir. Nitekim Ruhani’nin kritik Bağdat ziyaretinin ardından Tahran’a giden Abdülmehdi, dini lider Ali Hamaney’den şu telkini alarak döndü, “En kısa sürede Amerikan askerlerini göndermeniz gerekiyor. Fazla kaldıklarında onlardan kurtulmak sorun oluyor.”

Devrim Muhafızları Irak ve Suriye’de görünür değiller ama Orta Doğu’nun pek çok yerinde asimetrik savaş unsurları ve operasyonel kapasiteleriyle varlar. Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani hayalet gibi dolaşmaya devam edecek. Küstahlığın dili bu cenahta sökmedi, sökeceğe de benzemiyor. Bunu anlamak da işlerine gelmiyor. Çünkü Orta Doğu’da yaratılmış krizler Amerikan çıkarları için vazgeçilmez. Bu İngiliz ve Fransızlardan miras bir illet. Şimdi yarattıkları krizler ummadıkları şekilde İran’a alan açtı.

Amerikalılar, Bağdat’tan Musul ve Basra’ya ‘terörist’ ilan ettikleri unsurlarla dolaylı da olsa temas etmeden hareket edemezler. IŞİD’le mücadelede zaten adı konulmamış bir ortaklık vardı. ABD’nin havadan destek verdiği, karada Kasım Süleymani’nin koordine ettiği güçlerdi.

Bu karar ciddiye alındığında çıkacak sorun çok. Trump nezdinde ‘terörist’ örgütle bağlantıları olan İranlılar Washington ve New York’ta diplomat. Devrim Muhafızları’nda üniforma giymiş bir sürü İranlı ABD sınırları dahilinde bir şeylerle iştigal ediyor. Çık işin içinden çıkabilirsen!

Özetle İran’la uğraşan dış güçlerin en fazla kafaya taktığı Devrim Muhafızları, içeride rejimi değiştirmek ya da dönüştürmek için çabalayan muhaliflerin de korkulu heyulası. Ama birinin hareketi ötekinin umuduna çalışmıyor.


Fehim Taştekin Kimdir?

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Gazeteciliğe 1994’te başladı. Yeni Şafak, Son Çağrı, Yeni Ufuk, Tercüman, Radikal ve Hürriyet gazetelerinde çalıştı. Muhabirlik, editörlük ve dış haberler müdürlüğü yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu yayın yönetmeni olarak Kafkasya üzerine çalışmalar yürüttü. Kapatılıncaya kadar İMC TV’de “Doğu Divanı”, “Dünya Hali” ve “Sınırsız” adlı programların yanı sıra MedyascopeTV ve +GerçekTV’de dış politika programları yaptı. BBC Türkçe’nin analiz yazarları arasında yer alıyor. Al Monitor ve Gazete Duvar’da köşe yazılarına devam ediyor. Kafkasya ve Orta Doğu üzerine saha çalışmaları yürüttü. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde” adlı kitaplara imza attı.