Onursal Adıgüzel: Oyları canımızla, başımızla koruyacağız

Cumartesi, 30 Mart, 2019
CHP Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, 24 Haziran’daki seçim takip sistemlerini yaşadıkları sorunlar, karşılaştıkları eleştiriler ve aldıkları öneriler üzerine revize ettiklerini söylüyor. YSK’nın işini ciddiyetle yapmadığını ifade eden Adıgüzel’e göre seçim güvenliğinde birincil öncelik teknoloji kullanımında değil, insan kaynağında, yani sandık başındaki görevlilerde ve partilerin yerel örgütlerinde…

Siyasetçiler birbirlerine karşı tüm kozları kullandı. Deyim yerindeyse gökkubbe altında edilmedik hakaret, söylenmedik yalan, savrulmayan tehdit kalmadı. Olağan ve adil bir seçim süreci yapılan demokratik bir ülkede olsaydık, gönül rahatlığıyla “siyasetçiler söyleyeceklerini bitirdi, artık söz sırası seçmende” deyip yarın akşamki sonuçları bekleyecektik. Fakat Türkiye’de usulsüzlüğe açık seçim sistemi ve süreci dolayısıyla esas büyük mücadele yarın sandık başında yapılacak.

Peki başta 24 Haziran 2018’deki seçimler olmak üzere yaptıkları hataları dolayısıyla hem kendi tabanının hem de genel olarak muhalefetin tepkisiyle karşılaşan CHP, yarınki seçimlerde usulsüzlüklerin önüne geçmek için etkili tedbirler aldı mı? Geçen hafta söyleşi yaptığımız bilgisayar yüksek mühendisi Bilgehan Turhan, YSK’nın yanı sıra başta CHP olmak üzere muhalefeti de usulsüzlüklere ve hatalara karşı önlem almamakla eleştirmişti. Turhan’ın eleştirilerini de not edip CHP’nin kapısını çaldık. 24 Haziran’da en çok eleştirilen CHP’nin İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel’le 31 Mart için yaptıkları hazırlıkları, kendilerine yönelik eleştirileri, usulsüzlüklere ve hatalara karşı aldıkları tedbirleri konuştuk…

CHP İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven’in seçim güvenliğiyle ilgili tüm tedbirleri aldıklarına ilişkin açıklamasına katılıyor musunuz? Gerekli önlemler alındı mı gerçekten?

Açıkçası bizim en büyük sorunlarımızdan biri, YSK’nın işini ciddiyetle yapmaması. “Mükerrer seçmen var mı” diye soruyoruz, “yok” diyorlar. Sonra çeşitli analizler yaparak bunları ortaya koyuyoruz. Sonra Sadi Bey çıkıp diyor ki, “hiçbir sorun yok ama CHP’nin o itiraz ettiği 165 kişinin de 158’i doğru!” Keza İçişleri Bakanlığı’nın vatandaşlık sisteminden gelen seçmen listesinin YSK tarafından doğrudan seçmen kabul etmesi de bir sorun. YSK, eğer birinin ismi vatandaşlık sisteminde varsa, adresi yazıyorsa, onu doğrudan seçmen kabul ediyor. Oysa YSK’daki kurulun ana görevlerinden biri bunları da kontrol etmek. Çok basit analizlerle mükerrer seçmenler veya diğer tüm çalışmalar yapılabilir. Yahut sizin geçen hafta Bilgehan Turhan’la yaptığınız söyleşide mevzubahis olan karekod uygulamasına geçilmeyerek bazı hataların önü açılıyor.

YSK’nın bu tür önlemleri almama konusunda size sunduğu bir gerekçe var mı?

YSK, “Adaylar, siyasi partiler bütün sandıklara görevli verebiliyor. Onlar görevlerini tam yapsınlar, ıslak imzalı tutanakları alsınlar, sonucu da buradan takip etsinler, bunu ben yapamam” diyor. Elbette siyasi partiler bu süreci takip etmeli ama yüksek yargıçlardan oluşan, meseleyi çok iyi bilen ve süreci kontrol etmesi gereken bizzat YSK’dır. Siyasi partilerin veya sivil toplum kuruluşlarının eksik kaldığı noktalara “ben karışmam” diyerek görev savamazsınız. Demokratik ülkelerde seçim güvenliği muhalefetin görevi değildir. Muhalefet partileri sandığa gidecek oyları kazanmaya çalışmalı. Ama bizde bir de bu oylara sahip çıkmak gerekiyor. Kaldı ki sandık veya seçim güvenliğini sadece seçim gününe indirgemek de yanlış.

Neden?

Devletin bütün imkânlarını kullanarak, medyayı konsolide ederek muhalefeti bastırmaya çalışan bir iktidar var. Eşitsizlik buradan başlıyor. İkinci eşitsizlik aşaması sandıkta yaşanıyor. Üçüncü aşama ise itiraz sürecidir. İtirazları reddeden ilçe, il seçim kurulları ve YSK var.

Islak imzalı tutanakların toplanması, bu açıdan çok kritik değil mi?

Kesinlikle çok önemli. Topladığımız ıslak imzalı tutanaklar daha sonra ilçe seçim kurullarına gidiyor ve oradakilerle birleştiriliyor. Tabii YSK üç gün sonra bu sonuçları açıkladığı için bu süreçte birileri çıkıp “atı alan Üsküdar’ı geçti” diyebiliyor. CHP olarak bizim geçmişten gelen tecrübelerimiz de var, yeni tedbirler de alıyoruz. CHP her dönem kendisini yenileyen çalışmalar yapıyor. Öte yandan YSK’ya defalarca hem oradaki temsilcimiz vasıtasıyla hem de diğer noktalarda çok sayıda öneride bulunduk, sorular sorduk. Ama ne yazık ki cevap alamıyoruz.

YAŞADIKLARIMIZDAN DERS ÇIKARIYORUZ

Ne önerdiniz, ne sordunuz mesela YSK’ya?

Mesela 24 Haziran seçimlerinden önce de orada bağımsız bir denetim yapmak istediğimizi söylemiştik. Keza YSK’ya “bize teknolojik standartlarınızı söyleyin” dedik, söylemediler. “Ekip hazır değil, şunu iyileştiriyoruz” diyerek geçiştirdiler ve sorularımıza genelde cevap vermekten kaçındılar. Orada da ciddiyetsizliklerini net olarak görüyoruz.

 

Az önce yeni tedbirler aldığınızı söylemiştiniz. Ne tür tedbirler aldınız?

Hiçbir zaman her şeyi mükemmel yapıyoruz demedik ama yaşadıklarımızdan ders çıkarıyoruz. Her seçimin kendine göre iç dinamikleri, sürecin getirdikleri oluyor. Biz de ona göre kendimizi yenilemeye çalışıyoruz. Mesela İstanbul’da 31 bin 187 sandık var. Dolayısıyla 31 bin 187 ıslak imzalı tutanak olacak. En çok sandığın olduğu ilçe 1.631 sandıkla Esenyurt. Eğer Esenyurt’ta 1.631 tutanağı toplayıp birleştirirsek, “kazanıyoruz” veya “kaybediyoruz” diyebileceğiz. Yani genel seçimlerden farklı olarak yerel seçimlerde, örneğin Esenyurt, Urfa’nın, Ardahan’ın sonuçlarını beklemeyecek. İlçe bazında tespit yapılacak ve sonuca ulaşılacak. Bunun için öncelikle yurttaşlarımızın gidip oyunu kullanması, sandık görevlilerimizin de moral ve disiplini bozmadan işlerini ciddiyetle yapması gerekiyor. 1.631 tutanağı Esenyurt özelinde birleştirdiğimizde, sonucu görmüş olacağız. Keza İstanbul’daki tüm ilçeleri birleştirdiğimizde de tüm İstanbul’un sonucunu göreceğiz. Bu bir yerel seçim olduğu için kendi dinamikleri de, sayım süreci de farklı işliyor yani. Herkes evinin önünü süpürürse, ilçesinin, ilinin sonucunu görecek. Burada birinci aşamada insan kaynağı, ikinci aşamada da teknoloji önemli.

24 HAZİRAN’DAKİ YANLIŞ STRATEJİMİZİ 31 MART İÇİN DEĞİŞTİRDİK

24 Haziran öncesinde Erdoğan, “Seçim sandıkta kazanılır. Peki nasıl kazanılır? Sandık kurulu üyesi arkadaşlarım bir defa seçim günü, diğer siyasi partilerden önce sandık mahallinde yerini almalıdır. Yani bizim arkadaşlarımızdan önce onlar gelmemeli” demişti. Bu, meselenin sabahın 5’inde başladığını gösteriyor. O halde muhalefetin akşam, her şey olup bittikten sonra hazırlanan ıslak imzalı tutanağa odaklanması, sorunun temel kaynaklarından biri değil mi?

Bize yönelik birçok eleştiri yapılıyor ve haklı tarafları da var. Biz şu özeleştiriyi yapıyoruz: 24 Haziran’da birkaç genel başkan yardımcımız, sonuçları çok hızlı açıklayacağımızı söyledi. “Millet Ajansı kuracağız ve Anadolu Ajansı’yla yarışacağız” dediler. Ama bu yanlış bir stratejiydi. Neticede vatandaşa verdiğimiz sözü tutamadık. Bu özeleştiri dolayısıyla 31 Mart için stratejimizi şöyle belirledik: Biz hızlı değil, doğru sonuç vermek istiyoruz. Vatandaşlara da “kesinlikle moral bozmayın, Anadolu Ajansı’na bakmayın, bizdeki açıklamayı bekleyin” diyoruz. YSK’nın bir adım önünde, sonuçları takip edeceğiz ve YSK’dan sonuçlar geldikçe elimizdekilerle karşılaştıracağız. Doğrulukları kontrol edip vatandaşı doğru bilgilendireceğiz. Yani 24 Haziran’daki eksiğimizi gördük ve stratejimizi revize ettik.

Nasıl revize ettiniz?

Sandık başındaki arkadaşlarımız bize ıslak imzalı tutanakları göndermeden önce oylara sahip çıkacaklar. Sandık başındaki temel iş, sonuçlar tutanağa girmeden önce oylara sahip çıkmaktır. Çünkü her sandıkta çalınacak bir oy, örneğin İstanbul için 31 bin 187 oy demektir. Bu sonucu etkileyebilecek düzeydedir. İlçe belediye başkanlığı, büyükşehir, belediye meclis üyeliği ve muhtarlık olmak üzere dört ayrı oy sayılacak. Sandık başındaki arkadaşlar bu süreci takip edecek, tutanaklar tutulurken doğru yazıldığına kanaat getirecek, çeteleleri karşılaştıracak ve son olarak bize ıslak imzalı tutanağı yollayacak. Onun için odaklandığımız temel nokta, sandık başında oylara sonuna kadar sahip çıkmaktır.

Sandık üyeleriniz, görevlileriniz saat kaçta görev yapacakları yerde olacaklar?

Sandık kurulları oluşmadan orada olmaları lâzım. Sabah saat 5 erken olabilir ama ne kadar erken orada olunursa, motivasyon açısından o kadar iyi. Sandık kurulu oluşmadan orada olunduğunda, kurula girildiği için imza hakkı, söz hakkı kazanılıyor.

Aksi halde?

O zaman müşahit olur, o şekilde süreci takip eder.

24 HAZİRAN’DAKİ TEMEL SORUN VERİ AKIŞINDA YAŞANDI

Peki örneğin İstanbul için nasıl bir hazırlık yaptınız?

Örneğin Adalar’da 39 sandık var. Her sandık için asil görevli ve 39 yedek atadık. Aynı zamanda altı gözlemci var ama o da 39’a tamamlanıyor. Adalar’daki sekiz okulun hepsinde birer okul sorumlumuz olacak. Ayrıca her okula ikişer tane okul bilişim sorumlusu atamışız. Dolayısıyla her okulda, sandıkta ne olduğunu takip edebilecek bir sistematiğimiz var. Mesela 24 Haziran’da kapsama konusunda, diğer partilerle ittifak halinde, Adil Seçim Platformu olarak çok başarılıydık. Sandık başlarında çok kalabalıktık. Oradaki temel sorun veri akışında yaşandı.

 

Bu sefer yaşanmayacak mı?

Sabah erkenden arkadaşlarımız oraya gidip gün boyunca oy kullanma sürecini takip edecekler. Akşam saat 17’de sandıklar kapanacak. Sayım sürecinde daha da dikkatli davranıp takibi yapılacak. Daha sonra biz, iki aşamalı olarak sonuçları almaya başlayacağız. Görevlilerimizin büyük kısmı, özellikle de büyükşehirlerdekiler işlerini iyi yapıyor. CHP olarak görevli ataması konusunda çok iyi durumdayız. İYİ Parti ve diğer partiler de kendi atamalarını yapacakları için ciddi bir denetim oluşturulacak. Oylar sayılmaya başlandıktan sonra, çapraz kontrol yaparak sahadan iki aşamalı olarak verileri toplayacağız.

Nasıl aşamalar bunlar?

Birinci aşama, okuldan, mobil uygulamayla alacağımız veriler. (Adıgüzel, bilgisayardan CHP’nin görevlileri için hazırladığı aplikasyonu açıyor ve aplikasyonun yönlendirmesini dinletiyor): “Değerli okul bilişim sorumlusu arkadaşlar 31 Mart seçimlerinin güvenliği chp.net mobil ve seninle artık daha kolay. chp.net mobil uygulamasını telefonuna indirip uygulamaya gidiş yaptıktan sonra seçim günü yapman gerekenler bizi 1 Nisan sabahı daha güzel bir Türkiye’ye uyandıracak. Öncelikle 31 Mart sabahı sandık kurulları oluşturulmadan önce görevli olduğun okula erkenden gitmelisin. Ardından okul sorumlusuyla birlikte sandıkları dolaşarak sandık kurulu üyelerinin olup olmadığını, ‘sandık yoklama menüsüne’ kaydetmelisin. Bu işlemlerin CHP ilçe başkanlıklarının ve CHP genel merkezinin seçim güvenliğinde bilgilendirilmesinde önemli olduğunu unutma. Oy kullanma işlemi esnasında seçmen sorgulama menüsünden seçmenlerin TC kimlik numarasıyla sandık bilgilerini sorgulayabilir, seçmenlere oy kullanma işleminde yardımcı olabilirsin. Bulunduğun okulda ihtiyaç halinde CHP ilçe başkanına, sandık sorumlularına ve avukatlara ‘sandık iletişim menüsünden’ hızlıca ulaşabileceğini unutma. Ayrıca sınıflarda asılı olan seçmen listelerini ‘sandık seçmen listesi’ menüsünden listeyle karşılaştırarak, yaşanabilecek usülsüzlüklerin önüne geçebilirsin. Sandıklar kapanıp sayım işlemi bittiğinde kendi sandık sonuçlarını uygulamaya girmelisin. ‘Sandık sonuç giriş’ menüsünden sonucunu aldığın sandığın ‘seçim türü’nü seçerek oy girişlerini yapmalısın. ‘Seçim sonuç giriş’ ekranında önce geçerli oy sayısını, sonra listede yer alan partilerin aldığı oy sayısını girip sonuçları kaydetmelisin. Sonuçları uygulamaya girerken uygulamadaki listede yer almayan partilerin sonuçlarının otomatik olarak ‘diğer’ seçeneği altında kaydedileceğini unutma… Ve en önemlisi: Unutma, sonuçlar uygulamaya doğru ve hızlı bir şekilde girilse dahi, seçimin güvenliği için ıslak imzalı tutanağı mutlaka CHP ilçe başkanlığına ulaştırmalısın…”

Bu aplikasyonun testini yaptınız mı?

Tabii, mesela 24 Mart’ta Ataşehir’de bunun testini yaptık.

SONUÇLARI ÜÇ AŞAMALI OLARAK İNCELEYECEĞİZ

İki aşamalı kontrol sistemi demiştiniz. İkinci aşama ne?

Islak imzalı tutanakların karşılaştırılması. Islak imzalı tutanaklar okullardaki arkadaşlarımız tarafından ilçe başkanlığımıza gönderildiğinde bu sefer oradaki sandık veri giriş sorumlularımız tarafından kontrol edilecek. Üçüncü aşamada ise, YSK’dan aldığımız anlık verileri kendi verilerilerimizle karşılaştırıyoruz. Eğer veriler birbirini tutmuyorsa, sistem otomatik olarak ikaz ediyor. İkaz veren kolonu tıkladığımızda, o sandıktaki görevlilerimizi bina, kat, okul bilişim sorumlularımızı, ilçe başkanımızı, ilçe bilişim sorumlumuzu, sandık kurul üyemizi, onun yedeğini ve müşahidi telefon numarasına kadar görüyoruz. Dolayısıyla hemen ikaz veren sandıkla ilgili sorumlu arkadaşı arayıp inceleme yapmasını isteyeceğiz.

31 Mart için Türkiye genelinde kaç kişiyi görevlendirdiniz?

Bu seçimde her yere görevli veremedik. Çünkü bir ittifak var ve mesela Manisa’da, büyükşehirde ve Şehzadeler ilçesinde adayımız yok. Adayımız olmayan yerlere görevli de veremiyoruz. Ama mesela İstanbul’da sadece sandık görevlisi olarak 31 bin 264 kişi atadık. Görevlilere ilave olarak müşahitlerimiz, artı Ekrem İmamoğlu gönüllüleri var. Ayrıca Oy ve Ötesi’ne destek oluyoruz. Bu, sadece CHP’nin yaptığı hazırlık ki, diğer muhalefet partilerin de görevlileri olacak. Bütün sivil toplum örgütleriyle bilgi paylaşan tek partiyiz. Bilgisayar Mühendisleri Odası bir rapor hazırladı mesela. Bilgehan Turhan Bey’ın yaptığınız söyleşide bize zorla geldiklerini söylemesine üzüldüm. Zorla değil, benim bu kapımdan isteyen herkes girebilir. Bilgi paylaşımına çok açığız. BMO talep edince “hemen, gelin” dedim. Geldiler, birlikte analizler yaptık. Dedim ki, biz seçim gecesi bir ittifak kurmuştuk. 24 Haziran’da seçim akşamı o ittifakta, veri gönderecek bileşenler vardı. Biz o gece saat 3’e kadar 180 bin küsur sandıktan 150 bine yakınının sonucunu aldık ve BMO’ya “buyurun inceleyin” dedim. Ertesi gün bu incelememiz 172 bin sandığa çıktı, nihayet yüzde 90’a kadar teyitlerimizi yaptık. Türkiye genelinde net biçimde teyit edemediğimiz oy 600 bine yakındı.

24 HAZİRAN’DAKİ HATALARDAN TÜM PARTİLER LEHTE VEYA ALEYHTE ETKİLENDİ

Peki Bilgehan Turhan’ın size, örneğin hatalarla ilgili filtre kullanımı gibi çeşitli önerileri olmuş. Bu önerileri dikkate aldınız mı?

Tabii, önerilerini değerlendirdik. Mesela Bilgehan Bey’ler, CHP ilçe başkanlığından YSK verisinin girilebilmesinin sorun olduğunu, ilçe başkanlıklarında, ellerinde veri olmayınca YSK’nın sonucunu bizim sonucumuz gibi girebileceklerini söylediler. Bu doğru, ama ben ilçe başkanlığıma güvenmek zorundayım. Fakat biz sistemimizde bu sefer ilçe başkanlığının YSK tutanağını görmesini sağlayan butonu kapattık. Dolayısıyla ilçe başkanlığımız hatalı sandık gönderirse, YSK’nın tutanağını göremeyecek. Filtre meselesini de çözdük zaten. Fakat yerel seçimlerde zaten her ilçe başkanlığı kendi bölgesini göreceği için filtreye gerek de yok. Ayrıca salı gününe kadar itiraz süresi var, ilçe başkanlığımız bunu çözmek zorunda. Ben çıkıp ona “20 oy hatalı olan yeri çöz, üç oyluk hatayı boş ver” demem. Partimizin aleyhine bir sorun varsa, çözmek zorunda.

 

Bilgehan Turhan, 24 Haziran’daki pek çok hataya muhalefetin itiraz etmediğini ifade ediyordu. Niye itiraz etmediniz?

YSK sisteminde bir açık var, bu kesin. Sanırım Bilgehan Bey, Sarıyer-Kireçburnu’ndan bir tutanağı örnek vermişti. Arkadaşlardan istedim o 1137 numaralı sandığın tutanağını. YSK’da da bir hata olmuş, 1137 ile 1037 birbirine karıştırılmış. Ama arkadaşlar o sandıkta bizim lehimize bir hata olduğunu fark edince, itiraz etmemiş. Bilgehan Bey ve arkadaşları YSK verilerini inceleyip 250 tutanakta bariz hata tespit etmişler ama dip toplama bakmamışlar.

Bunun ne önemi var?

Acaba neticede bu hatalardan hangi partiler etkilenmiş?

Kimler etkilenmiş?

Ben baktım ve tüm partilerin lehine de aleyhine de hatalar var. Sorun sistematik yani. Ve temel sebebi de YSK’nın işini ciddiyetle yapmaması. Kendisi karekod uygulamasına geçmediği gibi, biz o karekodu kendi takibimizde kullanmak üzere resmi yazılarla istediğimizde, bize de vermiyor YSK. Bütün bunlar karşısında elimizdeki insan kaynağı ve teknolojik olanaklarla hataları minimuma indirmeye çalışıyoruz. Kurduğumuz sistem, ilçe başkanlarının elini ciddi biçimde rahatlatıyor.

SİSTEMİMİZ ÇÖKECEK BİR SİSTEM DEĞİL, 24 HAZİRAN’DA FULL ÇALIŞTI

Ya seçim akşamı sistem yine çökerse?

Bu çökecek bir sistem değil ki! 24 Haziran’da da bu sistem full çalıştı. Nitekim bize o gece gelen 150 bine yakın tutanağı sorunsuz bir biçimde verdik. Bizim temel hatamızdan biri Anadolu Ajansı’yla yarışmaya odaklı stratejiydi. İkincisi ise ittifak olarak kurduğumuz Adil Seçim Platformu’na gelen verilerde yaşadığımız sorunlardı. CHP’nin sisteminde bir saniye bile çökme söz konusu değildi. Zaten bu çökme odaklı değil, kontrol odaklı bir sistem bu.

Peki internet kesilirse ne yapacaksınız?

Bütün bunlar olabilir, internet yavaşlatılabilir. Bütün bunlar önemli meseleler ama ıslak imzalı tutanak ilçedeyse, şimdi internet yoksa, yarım saat sonra gireriz. Ayrıca yerel seçim özelinde bakıldığında, örneğin Esenyurt’taki tüm tutanakları toplamışsanız, bunu ilçe başkanlığında birleştirip Esenyurt’un, tüm ilçelerinkini de birleştirip İstanbul’un sonucunu görebilirsiniz. Bunun için öncelikle sabah sandık kurulu oluşturulduğunda orada olmak, gün boyu disiplini ve morali bozmamak ve sayım aşamasında orada durup takip etmek, ıslak imzalı tutanağın okul sorumlumuza teslim edildiğini, onun da bu tutanağı ilçe başkanlığımıza gönderdiğini garantiye almak durumundayız. Bakın, 24 Haziran seçimlerinde Muğla’da dört milletvekili çıkardık ve çok sayıda itiraz oldu. Fakat elimizde ıslak imzalı tutanaklar olduğu için dört milletvekilimizi yine çıkarabildik.

GÖREVLİMİZ YOKSA O SANDIĞA BIRAKIN KEDİYİ, FİL BİLE GİRER!

Tutanakların alınmasıyla sorun bitiyor mu peki?

Tabii ilçe başkanlıklarının da bu süreci doğru takip etmesi ve varsa hatalar itiraz etmesi gerekiyor. Mesela Bağcılar’da bir hatayı tespit ettikleri halde ilçe başkanlığımız düzeltmemiş. Bazen küçük hatalar olunca, sonucu etkilemez diye itiraz edilmiyor ama bu kabul edilemez. Bizim gece boyunca çalışacak bir çağrı merkezimiz var. İlçe başkanlığındaki görevliler hataları hem sistem üzerinden notlar yazarak hem de bu çağrı merkezi üzerinden bildirecekler. Eğer oylama sürecini iyi takip edip tutanakları alıp merkezde toplarsak, YSK sonuçlarıyla da karşılaştırır, hiçbir sorun yaşamayız. Ama elimizde tutanak yoksa, sandık başında da görevlimiz yoksa, kimse kusura bakmasın ama o sandığa bırakın kediyi, fil bile girer!

Haluk Ağabeyoğlu, 24 Haziran’dan sonra Express dergisine verdiği mülakatta şöyle diyor: “Seçim güvenliğini ortadan kaldıran hile, sabah 5’te resmi okul sorumlusunun sandık kurulu başkanına torbayı teslim ettiği anda başlar ve gece 10-11’de sandık kaydının yapılmasına kadar, bu seçimde de tanık olduğumuz envai biçimleri ile sürer. Siz gün boyu sandık başında yapılmış hile ile ortaya çıkan sonucu tutanakta sayılar olarak görürsünüz, ama gördüğünüz kayıt altına alınmış olan ‘sonuçtur’, hilenin kendisi değil. Örneğin, Urfa’nın Eyyübiye’sinde müşahitler sandıktan darp edilerek kovulur, açıkta mühürlenen pusulalar sandığa doldurulur, bunun da güzelce ıslak imzalı tutanağı tutulur. ‘Kayıtlı seçmen 400, katılan 400, devlet 395, muhalefet 5’ diye yazılır.”

Bu çok değerli bir tespit. Bazen ‘muhalefet 0” diye yazılıyor.

SUÇU TÜMDEN TUTANAK VE TEKNOLOJİ KULLANIMINA ATARSAK YANILIRIZ

Şöyle devam ediyor Ağabeyoğlu: “Bu ve benzeri işler memleketin dört bir yanında gün boyu yapılır, yapılmıştır. Siz elinize gelen tutanağı YSK’dan gelenle karşılaştırırsınız, ikisi aynıdır, fark yoktur, hile yoktur! Bunları toplar, 180 bin sandık üzerinden rapor yazarsınız; fark devede kulak bile değildir. Ama hiç murad etmeden topluma şu algıyı vermiş olursunuz: ‘Demek ki hile yokmuş.’ Hile, tutanağın öyle tecelli etmesindedir.”

Haluk Bey’in çok önemli tespitler içeren bu röportajını okumuştum. Fakat hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bir kere 24 Haziran genel seçimdi, şimdi yerel seçimlere gidiyoruz. Burada dinamikler daha farklı işleyecek. Bakın, İstanbul’da geçen seçimlerde 28 bin 825 tutanak vardı. Açın İstanbul il başkanlığımızın sayfasında bakın. İçinde bir tane böyle hikâye yoktur.

Yani hile yok muydu İstanbul’da?

Haluk Bey’in işaret ettiği Urfa’nın, Erzurum’un, Akçakale’nin hikâyesidir ve bu bizim açımızdan büyük bir sorundur. Bakın, Akçakale’ye hiçbir muhalefet partisi görevli gönderemiyor. Görevlendirdiğin kişi de orada sesini çıkaramıyor. Suruç’ta insanlar öldürüldü. Seçim günü İYİ Parti’nin Erzurum-Karaçoban ilçe başkanı öldürüldü. İstanbul’un en eğitimli semtinde bir sandıkta yirmi tane oy iptal edilirken, Urfa’da, Erzurum’da bir tane oyun bile geçersiz sayılmadığı, muhalefete “0” yazılan sandıklar var. Bunlar gerçeklik mi? O yüzden diyorum ki, eşitsizlik baştan başlıyor ve suçu tümden tutanak karşılaştırmasına, teknoloji kullanımına atarsak, yanılırız.

SORUNLARI DAHA ZİYADE DEVLET BASKISININ OLDUĞU YERLERDE YAŞIYORUZ

Dolayısıyla 31 Mart’ın 24 Haziran’dan bir farkı olmayacak mı yani?

Hayır, yerel seçimlerde sandığı çok kişi koruyacak. Muhtar adayları, belediye meclis üyesi adayları, ilçe, il, büyükşehir belediye başkan adayları yoğun bir çalışma yürütecek. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya gibi yerlerde bu tür sorunlarımız, paket oy kullanımı gibi şeyler minimum düzeyde. Fakat dediğim gibi, CHP veya herhangi bir muhalefet partisinin görevlisi yoksa sandık başında, her şey mümkün. İnsanlar gelmeyen çocuğun yerine de oy atar, ki bunu 24 Haziran’da ispatladık. Havuz medyası yazmaz ama Doğu-Güneydoğu’da kadınlara oy kullandırmadıkları oldu. Adam ailenin kimliklerini toplayıp geliyor, hepsi adına oy kullanıyor. Bunları engellemesi gereken, öncelikle her sandığın başında bulunan devlet görevlisidir. Biz bunları zaman zaman mahkemeye de taşıdık, iptal ettirdiğimiz yerler de oldu. Fakat İstanbul, İzmir, Mersin, Ankara, Hatay, Adana gibi yerlerde böyle şeylere izin vermeyeceğiz. Bu tür sorunları daha ziyade devlet baskısının olduğu yerlerde yaşıyoruz. 24 Haziran günü Urfa valisiyle yaptığım görüşme sayısını bilmiyorum! Orada özel olarak milletvekilleri görevlendirdik. İstanbul’dan, hatta Kanada’dan bile gönüllü gelip oraya giden insanlar vardı. “Bu ilçeye, bu köye giremezsin” diyerek gencecik çocukları dövdüler. Muhalefet eleştiriliyor ama böyle bir gerçeklik de var.

Haluk Ağabeyoğlu, bana yolladığı notta, seçim sürecinde yapılan, gözlemlenmiş hile türlerini şöyle özetliyor: Açık oy kullanımı, sandığın başkan ve polis ile ilçe seçim kuruluna sevk edilmesi, yedek sandık kurulu üyesinin usulsüz/mükerrer oy kullanması, seçmen listesinde mükerrer seçmen kaydı (sınıfa asılı seçmen listesi ile daha önce muhtarlıkta asılan liste arasındaki fark), başkanın taciz edilmesi/görev yapılmasını engellemesi, sandık kurulunda iki AKP’li üye bulunması, kolluğun mükerrer oy kullanımı, gelmeyen seçmen yerine imza atarak sonuç tutanağında sahtecilik, sabah torbaların mühürsüz/açık gelmesi, engelli/yaşlı ile kabine girilmesi-müdahale edilmesi, geçersiz oyun kabul edilmesi-geçerli oyun geçersiz sayılması, sandık torbasını değiştirme teşebbüsü… Ağabeyoğlu, tüm bu usulsüzlüklerin ancak muhalefetin sandık başındaki etkin tutumuyla engellenebileceğini söylüyor.

Haluk Bey’in işaret ettiği usulsüzlüklerin tümü de önemli. Özellikle kolluğun mükerrer oy kullanımın ciddi bir suç olduğunu, ispatlanması halinde memuriyetinin elinden gideceğini bilmesi lazım.

İrfan Aktan ve Onursal Adıgüzel

 

KOLLUK GÖREVLİLERİNİN MÜKERRER OY KULLANIP KULLANMADIKLARINI TESPİT EDECEĞİZ

Nasıl ispatlanacak?

142 Belgesi’yle kolluk görevlileri, kendi adresleri dışında, görev yaptıkları bölgede oy kullanabiliyor ama bazı kötü niyetliler daha sonra gidip kendi mahallesinde de oyunu kullanıyor. Fakat elimizde liste var, bunları takip edeceğiz. Arkadaşlarımız, 142 Belgesi’yle oy kullananların kimlik numaralarını ilçe merkezlerimize bildirecek ve biz de mükerrer oy kullanıp kullanmadıklarını inceleyeceğiz. Haluk Bey’in ifade ettiği diğer sorunların hepsi de görevlimizin olmadığı sandıklar için geçerli. Görevlimiz yoksa, her türlü hukuksuzluk yapılabilir. Özellikle kazanma iddiamız olan yerlerde çok iyi organizeyiz ve bunlara izin vermeyeceğiz. Oyları canımızla, başımızla koruyacağız. Onun için sandık görevlilerimize, bu seçimin kahramanı siz olacaksınız, diyoruz. Fakat hızlı değil, doğru sonuç vermek istiyoruz. Arkadaşlarımız ıslak imzalı tutanakları mutlaka toplayacaklar, yoksa elimizde itiraz edeceğimiz somut bir belge olamayacak. Elbette başka tedbirlerimiz de var.

Ne gibi?

24 Haziran’da sts.chp.org.tr diye bir uygulama kullandık. sts.chp.org.tr’nin temel mantığı, seçmeni YSK sonuçlarına ulaştırmaktı. Fakat insanlar “CHP bizimle YSK sonuçlarını paylaşıyor” diyerek tepki gösterdiler. E zaten bizim amacımız bu. Çünkü YSK’nın seçim gecesi değil, üç gün sonra halkla paylaştığı sonuçlar, bize seçim akşamı akıyor ve biz de bunu halka açarak ayrı bir denetim mekanizması sunuyoruz. Bu siteye girdiğinizde, oy kullandığınız sandıktaki YSK sonuçlarına ulaşıyorsunuz ve eğer bir hata, usulsüzlük varsa, yahut oy kullanırken böyle bir şeye tanık olduysanız, bize yazıp şikayette bulunabiliyorsunuz. Biz de inceleyip gerekli itirazları yapıyoruz. 31 Mart’ta da bunu kullanacağız. Bakın, ayrıca bütün sandık görevlilerimizi uyardık: Oy çuvallarının konduğu araca siz de bineceksiniz! Fedakâr o kadar görevlimiz var ki, polis “siz arkadaki araca binin” deyince, çuvalın üstüne oturup “hayır” diyor. İstanbul’da bizim ulaşamadığımız imzalı tutanak sayısı 11 taneydi ki, onları da sonradan temin ettik.

ELİMİZDE TUTANAK OLDUKTAN SORA, KAZANDIĞIMIZ YERİ VERMEYİZ!

Fakat başa dönüyoruz: Ne oluyorsa, tutanak tutulana kadar oluyor…

Olmayacak işte! İstanbul’da, Ankara’da, iddialı olduğumuz yerlerde olmayacak. Arkadaşlarımız bir oyu bile takip edecek. Haluk Bey, mükerrer oy kullanılabilir diyor. Arkadaşlarımıza liste verdik, mobil uygulamada kontrol edecekler bunları. Sandık görevlimiz gelmiş mi, gelmemiş mi, yoklama yapacağız. Gün boyunca onlar tarihi görevlerini yapacak, tutanak bize ulaşana kadar disiplini koruyacak. Elimizde veri olduktan sonra gerekirse günlerce oyları tekrar saydırır ama kazandığımız seçimi vermeyiz!

YANLIŞ HESABI BAĞDAT’TAN DÖNDÜREBİLİRİZ

Dolayısıyla siz, 31 Mart için insanlara “oyunuzu kullanın ve gerisini bize bırakın” diyebiliyor musunuz?

İnsanlar bana da kızıyor olabilirler. Eksikliklerimiz varsa, sonuna kadar özür diliyoruz. Yurttaşlarımız oylarını kullansınlar, sonra da peşine düşsünler. Sabah oy kullanıp akşam gidip sandık kuruluna baksınlar, oy sayımını izlesinler. Ya da müşahit olsunlar, gelip bizi de denetlesinler. İstanbul’da her sandıkta görevlimiz var, gidip orada da görevlimiz var mı, yok mu diye denetleyebilirler. CHP genel merkezinde 24 saat açık olan çağrı merkezimize istedikleri an ulaşıp şikayette, bilgilendirmede bulunabilirler. Bu bir yerel seçimdir ve Sinop’taki seçmen veya partili, Kars’a, İstanbul’a değil, kendi bölgesine odaklanacak. Kendi ilçesine, kendi iline, kendi yerel yönetimine sahip çıkacaklar. Teknolojik sorunlar çıkarıp interneti yavaşlatsalar bile, bizim elimizde ıslak imzalı tutanak olduktan sonra üstesinden geliriz. Elektrikler kesilirse, hemen sayımı durdurur, orada bekler, elektrik geldikten sonra yapılacak sayımın sonucunda tutulan ıslak imzalı tutanağı toplar ve değerlendiririz. Salı günü saat 3’e kadar itiraz süremiz var, yeter ki elimizde itiraz edeceğimiz malzeme olsun. Özellikle büyükşehirlerde çok tecrübeli görevlilerimiz işbaşında olacak ve yanlış hesabı Bağdat’tan döndürebiliriz.


İrfan Aktan kimdir?

Gazeteciliğe 2000 yılında Bianet’te başladı. Sırasıyla Express, BirGün, Nokta, Yeni Aktüel, Newsweek Türkiye, Birikim, Radikal ve birdirbir.org ile zete.com web sitelerinde muhabirlik, editörlük veya yazarlık yaptı. Bir süre İMC TV Ankara Temsilciliği’ni yürüttü. "Nazê/Bir Göçüş Öyküsü" ile "Zehir ve Panzehir: Kürt Sorunu" isimli kitapların yazarı. Halen Express, Al Monitor ve Duvar'da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI