Mühdan Sağlam
Mühdan Sağlam

Trump'ın Türkiye kararı ekonomik değil politik!

Çarşamba, 6 Mart, 2019
Trump’ın Türkiye konusunda neden şimdi adım attığı, Pentagon sözcüsünün Türkiye’ye dönük tehdidi dikkate alındığında, tıpkı Hindistan örneğinde olduğu ABD’nin Türkiye’yi GTS’den çıkarma girişiminin nedeni ekonomiden ziyade politik olarak uyuşamamaktan kaynaklanmış görünüyor.

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilere etki eden en önemli iki başlık Rusya’dan alınacak olan S-400’ler ve ABD’den teslim edilecek F-35’ler. Ancak Türkiye’nin bir NATO üyesi olarak Rusya’dan savunma sistemi alma girişimi başından beri ABD tarafından sıcak karşılanmıyor. NATO üzerinden de benzer kaygılar dile getirilmişti.

Bununla beraber S-400’lerin teslim tarihi yaklaşırken Türkiye’nin geri adım atmaması ABD’de de çeşitli düzeylerde tepkilere neden oluyor. Son olarak Pentagon Sözcüsü Eric Pahon, Tass Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada “Eğer Türkiye S-400’leri almakta ısrarcı olursa sonuçlarına katlanmak zorunda kalır” açıklamasını yaptı.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump 5 Mart’ta Kongre’ye bir mektup yazarak Türkiye ve Hindistan’ın Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi Programı’ndan (GTS) çıkarılmasını talep etti. Türkiye adına açıklama yapan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Trump’ın bu adımının iki ülkenin ticari ilişkilerine olumsuz yansıyacağını ve yalnızca Türkiye değil, ABD’li küçük üreticilerin de bu karardan olumsuz etkilenebileceğini belirtti.

Trump’ın Kongre’ye yazdığı bu mektup ne anlama geliyor? Şayet Türkiye GTS’den çıkarılırsa bu Türkiye ihracatına nasıl etki eder? Trump Türkiye ekonomisinin daha iyi olduğu dönemler dururken neden şimdi bu mektubu yazdı? Bu yazıda bu sorulara yanıt vermeye çalışacağız.

GENELLEŞTİRİLMİŞ TERCİHLER SİSTEMİ PROGRAMI NEDİR?

Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GTS) 1968 yılında toplanan II. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nda gelişmekte olan ülkelerin sanayi malları ihracatlarını arttırabilmek amacıyla, gelişmiş ülkelerin bu ülkelerden yaptıkları ithalatta belirli bir taviz marjı tanımaları için kabul edilmiş bir sistemdir. Bu sistemle, gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerden ithal ettikleri sanayi malları üzerindeki vergilerini karşılık beklemeden tek taraflı olarak sıfırlayacak veya indireceklerdir. Günümüzde otonom GTS sistemi bulunmakla beraber ilk adım 1 Temmuz 1971 tarihinde Avrupa Topluluğu (AT) tarafından atıldı. AT’nin ardından Japonya, 1 Ağustos 1971’de yürürlüğe koymuştu. Bugün GTS; Avrupa Birliği (AB), ABD, Japonya, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Norveç, İsviçre, Rusya Federasyonu, Beyaz Rusya ve Türkiye tarafından uygulanmaktadır. Bu aktörlerin, en önemli uygulayıcıların başında ABD yer alıyor.
ABD küresel olarak dünyadaki en büyük ekonomi. Aynı zamanda dünyanın en önemli pazarlarından biri. ABD pazarındaki payını artırmak için AB, Çin gibi ülkelerin yanında irili ufaklı diğer aktörler de kendi aralarında rekabet halinde. ABD gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olanlar arasında ticari açıdan denge sağlamak için 1976’te GTS sistemini yürürlüğe koydu. GTS Programı bugün 131 ülkeye toplam 3 bin 474 üründe ABD pazarına gümrüksüz giriş imkanı sağlanıyor. Türkiye 1975’te bu programdan faydalanmak için ABD ile görüştü ve 1976’dan bu yana GTS kapsamında. GTS sistemi 1970’ler itibariyle pek çok ülkede yürürlüğe girdi. Peki gerçekten GTS karşılık beklemeden gümrük vergilerinin azaltılması ya da sıfırlanması mı demek?

GTS KARŞILIKSIZ MI: HİNDİSTAN ÖRNEĞİNİN GÖR DEDİĞİ

Her ne kadar, GTS tavizli vergi politikasıyla gelişmekte olan ülkelerin ürünlerinin ABD pazarına girişini karşılıksız olarak karşılamak için var olsa da aslında GTS uygulayan ülkelerin pek çoğu karşılığını misliyle alıyor. Taviz verilen ülkeye yüksek teknoloji ürünleri ve savunma sanayi başta olmak üzere bazı alanlarda ürünler satarak sağlanan indirimin çok üzerinde kâr, imtiyaz veren ülkelerin kasalarına giriyor. Ancak GTS uygulayan herhangi bir ülke, bu ilişki biçiminin örtük bir karşılığa dayandığını açıkça ortaya koymaktan kaçınır. Dahası bilindiği gibi gelişmiş bir ekonomiden gelen tavizler, ekonomik ve politik anlamda uyuma dayalı bir konsepte yaslanıyor. Yani bu sistemden faydalanmak için mümkünse imtiyazı veren ülkeyle pek karşı karşıya gelmemek gerekiyor.

Trump’ın Kongre’ye hitaben yazdığı mektup da bu kanaati doğruluyor. Türkiye için gelişmekte olan ülke kriterinin üstünde ekonomik seviye vurgusu yapılırken Hindistan’a dönük kurulan ek cümle dikkat çekiyor. Trump, mektubunda “Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri’ne Hindistan pazarlarına adil ve makul erişim sağlayacağına dair güvence vermedi.” diyor.

ABD ile Hindistan bir yıldan uzun süredir Hindistan’a ihracat yapma kolaylığı için Mudi hükümetiyle görüşüyor, ancak buradan olumlu bir sonuç çıkmış değil. Ayrıca Nisan 2018’de süt ürünleri ve tıbbı cihaz ticareti yapan firmalar, Hindistan’da tarife dışı engellerle karşılaştıklarını ifade etmişti. Söz konusu dönemde ABD yönetimi, Hindistan’ın GTS statüsünü gözden geçireceğini ifade etmişti. Nihayetinde Hindistan ABD’ye ihracat konusunda kolaylık sağlamadı ve GTS’nin dışında bırakılması için Trump düğmeye bastı. Hindistan örneği açıkça GTS’nin karşılıksız bir taviz değil, ülkeler arası ilişkilerde politik ve ekonomik bir koz olduğunu gösteriyor.

SICAK YAZ: ABD İLE TÜRKİYE GERİLİMİ

ABD Başkanı Donald Trump, Ağustos 2018 Türkiye’den alınacak demir-çelik ve alüminyum vergilerinde yüzde 100 artışa giderek, vergi oranlarını demir ve çelikte yüzde 50, alüminyumda ise yüzde 20’ye çıkardıklarını duyurdu. Twitter hesabı üzerinden de açıklama yapmayı ihmal etmeyen Trump şu ifadeleri kullanmıştı:

“Türk Lirası bizim güçlü dolarımız karşısında hızla aşağı düşerken Türkiye’ye yönelik çelik ve alüminyumda gümrük vergilerinin ikiye katlanması talimatını verdim. Alüminyuma yüzde 20, çeliğe yüzde 50 gümrük vergisi”

Washington’un bu kararına karşı Ankara, 15 Ağustos’ta aldığı kararla, ABD menşeli 22 üründeki vergi oranlarının yüzde 100 oranında artırıldığını bildirmişti. Bunun yanında Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’ni demir, çelik ve alüminyum ithalinde uygulanan ek gümrük vergileri nedeniyle Dünya Ticaret Örgütü’ne şikayet etmişti.

FIRTINAYA RAĞMEN TÜRKİYE-ABD TİCARETİ VE GTS

Trump’ın mektubunda Türkiye’nin GTS sisteminin dışına çıkarılması gerektiği ifade ediliyor. Bu kararın gerekçesi olarak Türkiye’nin ekonomik olarak gelişmekte olan ülkeler kategorisinin dışına çıkması gösteriliyor. Bu çerçevede şunu söylemek gerekiyor, Türkiye ekonomisi son bir yıldır sarsıntı yaşıyor. Enflasyondan işsizliğe pek çok gösterge olumsuz bir seyir izliyor. Buna karşın Türkiye ekonomisinin göreli olarak daha güçlü olduğu, kişi başına milli gelirin daha fazla olduğu dönemler oldu. Örneğin Trump iktidarının başladığı 2017’de Türkiye ekonomisi daha iyi durumdaydı. Dahası Türkiye ile ABD 2018 ticaret verilerine bakıldığında ABD’nin Türkiye’ye ihracatı 9,28 milyar dolar, Türkiye’den ithalatı 9.44 milyar dolar. Türkiye’nin 2018’de ABD’ye ihraç ettiği malların yüzde 23’ü GTS kapsamında yer aldı. Ticari dengede ABD, 158 milyon dolar açık vermiş. Oysa ABD’nin Türkiye ile ticaretinde en yüksek açıkları verdiği dönem 2002-2006 arasındaki yıllar.

Trump’ın Türkiye konusunda neden şimdi adım attığı, Pentagon sözcüsünün Türkiye’ye dönük tehdidi dikkate alındığında, tıpkı Hindistan örneğinde olduğu ABD’nin Türkiye’yi GTS’den çıkarma girişiminin nedeni ekonomiden ziyade politik olarak uyuşamamaktan kaynaklanmış görünüyor. Üstelik bu adımın burada kalıp kalmayacağı da belli değil.

 


Mühdan Sağlam kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora yapmaktadır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rusya’da devletin dönüşümü ve enerji politikaları, Avrasya temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI