Pimi çekilmiş bir çuval el bombası

Salı, 25 Aralık, 2018
Erdoğan’ın düşlediği, kuzey şeridinde 10-30 kilometre derinliğinde YPG’den arındırılmış tampon kurmaktı. Bunun için önce Tel Ebyad (Girê Spî) ve Ras el Ayn’dan (Serekaniye) iki yarık açılacak, bölge bölünecekti. Şimdi ABD ile pazarlıkta öncelik, Kürtlerden IŞİD’e kaydı. ABD’nin boşluğunu Türkiye nasıl bir konuşlanmayla dolduracak? Amerikan askeri heyeti bu hafta Ankara’ya geliyor. Hatların belli olması biraz zaman alacak.

Suriye’den ani çekilme kararıyla Pentagon, Dışişleri ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik ekibini ters köşeye yatıran ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kucağına da IŞİD bakiyesini bitirme misyonunu bıraktı.

“ABD, Akdeniz’e kadar Kürdistan’ı kuruyor” diye senaryo düzenlerin burada bir zafer çığlığı atması beklenirdi. Fakat onlar da ters köşeye yatmışa benziyor. İkili arasındaki görülmemiş diyaloğun ‘zafer mi’ yoksa ‘şah mat hamlesi mi’ olduğu nereden baktığınıza göre değişebilir.

Amerikan medyasının Beyaz Saray yetkililerine dayandırdığı bilgilere göre ekibi Trump’a, “Erdoğan’ı püskürt. Suriye’de küçük bir yer vererek geçiştir” diye yol göstermiş. Ama Trump, bir süredir Erdoğan’ın Irak ve Suriye’de Amerikan askeri varlığıyla ilgili sorunları anlatmasına ‘sinir oluyor’ imiş.

Erdoğan, IŞİD büyük ölçüde yenilmesine rağmen neden hâlâ orada olduğunu sorunca Trump da “Tamam, hepsi senindir. İşimiz bitti” demiş. Bunu beklemeyen Erdoğan bu kez ABD’nin hızlı çekilmemesi gerektiğini söylemeye çalışmış. Erdoğan, Trump’ın “DEAŞ’ı buradan siz temizler misiniz?” diye sorduğunu, kendisinin de “Biz temizledik ve bundan sonra da temizleriz. Yeter ki sizler lojistik anlamda bizlere gerekli desteği verin” dediğini aktardı. Erdoğan “Burada bir dostun olarak söz veriyorum” demiş. Hey gidi “Eyy Trump”lı günler…

Trump’ın tweet’lerine göre bir sonraki telefon görüşmesinde yavaş ve koordineli çekilme ele alındı. Trump ihaleden duyduğu memnuniyeti 24 Aralık’taki tweet’inde tekrarladı:

“Erdoğan, Suriye’de IŞİD’den geri kalanların kökünün kazınması için ne gerekiyor ise yapılacağı konusunda beni güçlü şekilde bilgilendirdi ve bunu fazlasıyla yapabilecek biri. Türkiye hemen yan tarafta. Askerlerimiz eve dönüyor.”

Trump başka bir tweet’inde “Şimdi Suudi Arabistan, ABD’nin yerine, Suriye’nin yeniden inşası için gereken parayı vermeyi kabul etti” müjdesini verdi. Askeri operasyon Türkiye’ye, mali operasyon Suud’a havale. Kaşıkçı cinayeti ile kavga edenler sahada ortaklaşıyor. Trump bir şeytan!

Bu arada Trump, Pentagon ve Dışişleri ile konuşmadan Pakistan’a askeri yardımı kesen ya da Meksika sınırına orduyu gönderen talimatında olduğu gibi Afganistan’daki sayıları 14 bini bulan Amerikan askerlerinin de yarısını çekme talimatı verdi. Basit bir mantıkla; “Parasal karşılığı olan işte barut tüketmem, masrafını ödemeyen müttefiki de korumam!”

***

Peki bu muhteşem “oldu-bitti”de Türkiye’ye düşen ne? Nedir yol haritası?

Erdoğan’ın düşlediği, kuzey şeridinde 10-30 kilometre derinliğinde YPG’den arındırılmış tampon kurmaktı. Bunun için önce Tel Ebyad (Girê Spî) ve Ras el Ayn’dan (Serekaniye) iki yarık açılacak, bölge bölünecekti. Şimdi ABD ile pazarlıkta öncelik, Kürtlerden IŞİD’e kaydı. ABD’nin boşluğunu Türkiye nasıl bir konuşlanmayla dolduracak? Amerikan askeri heyeti bu hafta Ankara’ya geliyor. Hatların belli olması biraz zaman alacak.

Bu arada Kilis girişinden namlusu Menbic’e dönük bir askeri hareketlilik dikkat çekiyor. Türk ordusuna yedeklenmiş milis güçleri de seferberlik emri almış gibiler. Göze kestirilen ilk yer Menbic mi? Buradan açılan yolla Fırat’ın doğusuna geçilecek, yol üzerinde YPG’nin yardımıyla Eşme’ye kaçırılmış olan Süleyman Şah’ın kabri eski yerine konulacak, böylece seçim sathi mailinde evlad-ı fatihana selam çakılacak, oradan mehter marşı ile Rakka’ya inilecek ve devamında Deyr el Zor’a varılacak! Sahi bu mu plan? Uzun, ince bir yol. Ve de mayınlı…

Türkiye bu tür bir yol haritasıyla Amerikan çizmelerini giyince bu mayınlar kendiliğinden arazi mi olacak? Sahanın diğer aktörleri Rusya ve İran ve tabii bu toprakların sahibi Suriye buna ne diyecek?

Türk-Amerikan askeri yetkililer kafa kafaya verecek; ama herkes topun Rusya’nın ayağına gittiğinin de farkında. Rusya, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı’nda olduğu gibi Türkiye’nin yeni bir cephe açmasına göz yumar mı? Ya da neyin karşılığında yumar?

Rus lider Vladimir Putin’in stratejik öncelikleri değişmedi ama denkleme yeni değişkenler girdi. Her vesileyle tekrarlıyoruz; Putin, İdlib’de Türkiye’nin üstlendiği kritik görevi yerine getirinceye kadar Erdoğan’a oyun alanı bırakmaya devam ediyor. Mevcut durumda Türkiye’nin müdahale tehdidi, Kürtlerin Şam’la anlaşmasını isteyen Rusya’nın da işine geliyor olabilir. Rusya’nın işine gelmeyen şey, sahada daha büyük bir alanın Türkiye’nin kontrolüne geçmesidir. Çünkü Türkiye daha fazla alanı kontrol ettiğinde kendi koşullarını Şam ve müttefiklerine dayatma şansını artırmış olacak. Yani Rusya kendi oyununda bir ikilemle karşı karşıya. Rusya, ABD’nin bölgede ardı ardına üs kurması karşısında Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna operasyon yapmasına zımnen onay verirken Amerikan varlığını bitirmek, Türkiye’yi ABD’nin çizgisinden uzak tutmak, NATO’daki çatlağı büyütmek gibi hesapları vardı. ABD gittiğine göre yeni hesap, Kürtleri Şam’a mecbur eden Türk tehdidinin kullanışlılığını göz ardı etmeden, Türkiye’ye de daha fazla alan açmadan, torbanın ağzını büzüp sırtlanma mantığına göre şekilleniyor olmalı.

Çizilmekte olan plan her ne ise Rusya’nın yeşil ışığını almak zorunda. Rus onayı, sözünü ettiğimiz kıvrımlı yollarda, Suriye ordusu ve rejim yanlısı milis güçlerinin ‘rahat’ duruşta kalmasını temin eden bir durum.

***

Beri yandan ‘muhteşem’ Türk medyasının köpürttüğü sahadaki destek unsurları da Türkiye’ye yağdan kıl çekmeyi vaat ediyor. “Azez’de toplanan ve Suriye’nin yüzde 70’ini temsil eden 150 aşiret lideri Türkiye’yi bekliyor!” Estirilen hava bu.

Afrin’de ganimete doymayan yağmacı ‘Özgür Ordu’ da yollara dizilmiş konvoyların videolarını servis ediyor. Erdoğan’ın ‘meydan’ diliyle konuşan ÖSO komutanları, YPG’yi kazdıkları çukurlara gömmekten bahsediyor. Elbette Hakan Fidan’ın güvercinleri de Rakka ve Deyr el Zor semalarından “Kürtler için Türk ordusuna silah çekmeyiz” diyen Arap aşiretlerinin haberlerini getirmiştir! Bölgenin en büyük aşireti Şemmar’ın 10 bin kişilik Senadid gücüyle YPG’yle sırt sırta verdiği ayrıntısı bu muştuyu bozmaz! Rakka ve Deyr el Zor aşiretlerinin önemli bir kısmının halihazırda Suriye yönetimiyle el sıkıştığı, henüz sıkışmayanların da Suudilerle bağlantılı oldukları gerçeği de detaydır. YPG ile arası açılan aşiretler de kesin kendi ordularına değil Türk ordusuna katılacaktır! IŞİD de zaten Türk ordusuyla savaşacak değildi ya! Tövbekârları kesin ‘Suriye Ulusal Ordusu’ ya da ‘Suriye Kurtuluş Ordusu’na katılacaktır! Miliste ziyan olmaz. Hepsi buğday taneleri gibidir!

Trump, Amerikan askerleri çekilirken boşluğu hızla doldurması muhtemel olan Suriye ordusunu Fırat hatlarında bozguna uğratma garantisi de vermişse tamamdır. Kalkıp “Suriye’deki IŞİD bakiyesini Suriye ordusu halletsin” diyecek değiller ya!

Arazi dümdüz, dikensiz, mayınsız; sersefil Suriyeliler kurtarıcısını bekliyor!

Kim bilir, dün gece ansızın girmiş bile olabilirler! Kim bilir?


Fehim Taştekin kimdir?

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Gazeteciliğe 1994’te muhabir olarak başladı. Yeni Şafak, Son Çağrı, Yeni Ufuk, Tercüman, Radikal ve Hürriyet gazetelerinde çalıştı. Bir dönem Ajans Kafkas’ın kurucu editörü olarak Kafkasya üzerine çalışmalar yürüttü. Kapatılıncaya dek İMC TV’de dış politika programları yaptı. Gazete Duvar ve Al Monitor’da köşe yazılarına devam ediyor. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde” adlı kitaplara imza attı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI