Önder Algedik
Önder Algedik
  • oalgedik@gazeteduvar.com.tr

Plastik hakkındaki 7 yanlış

Cuma, 21 Aralık, 2018
Atık meselesi herkesin meselesi. Ama atık devlet için sadece gelir meselesi. 1 Ocak’tan itibaren yürürlüğe girecek düzenleme ise bir yeşil yalan ve bizler bu propagandayı sorgulamalıyız, reddetmeliyiz. O zaman poşetin doğada yok olmayıp mikroplastiğe dönüştüğünü bulursunuz, düzenleme ile faturanın halka ve doğaya ödetildiğini görürsünüz.

Poşet konusunda yapılan son düzenlemeler kafaları iyice karıştırdı. Karıştırması normal, 1 Ocak’ta yürürlüğe girecek mevzuat tartışması ile yanlış bildiğimiz her şey ortalığa döküldü. Kafamızı netleştirmek için yanlış bilinen bu 7 maddeyi inceleyelim.

BİR: PLASTİK DOĞADA 400 YILDA ÇÖZÜLÜR

Buradan ilan edelim, plastiğin doğada yok olduğu, çözüldüğü tarihimizin en büyük yalanıdır. Yıllarca plastiğin 400 yılda dönüştüğünü ezberlettiler. Kaç çeşit plastik var, nasıl bir işleme sahip, moleküler yapısı parçalanmaya uygun mu konusunda doğru bilgiyi verecek, bunu mevzuata yedirecek bir kamu kurumu da yok. İşin aslı ise öyle değil.

Plastiğin dönüşümü kanunu dersek:

1- Plastik yoktan değil petrolden var edilir.

2- Plastik varken yok edilmez. Sadece dönüşür.

3- Doğada parçalanan ve 5 mm’den küçük hâle gelen plastiğe mikroplastik denir.

Plastiğin yok olmadığı, Türkiye’deki tuz madenlerine karıştığı keşfedilince (1) ve akabinde insan dışkısında (2) bile çıktığı ortaya konunca plastiğin kaybolmadığını artık kabul etmek zorundayız.

Plastik yok olmaz, çözülmez. Sadece yaşamımızı kirletir.

İKİ: PLASTİĞİ AZALTMAK İÇİN GERİ DÖNÜŞTÜRMELİYİZ

Plastik konusunda geri dönüşüm insanlık tarihinin en büyük yalanlarından biridir. Bazı malzemeler pek geri dönüşemez. Mesela polistiren denilen ve bizim köpük diye bildiğimiz bardak ve yemek kabı olarak görünen şey. Ayrıca alışveriş poşetleri pek de geri dönüşmüyor çünkü kolay değil. Ama sonuçta plastik ambalaj malzemeleri genel olarak geri dönüşmüyor:

1- Geri dönüşebilseydi ortalıkta bu kadar plastik olmazdı.

2- Geri dönüşebilseydi Çin plastik ithalatını azaltınca ülkeler paniklemezdi.

3- Geri dönüşebilseydi AB tek kullanımlık plastiği 2021’den itibaren (3) yasaklamazdı (4).

Plastik o kadar çok geri dönüşmüyor. Her geri dönüşmeyen plastik önce toprağa ve sonra da canlı yaşamına karışacak mikroplastik demek.

ÜÇ: DEVLET PLASTİK İLE İLGİLİ DÜZENLEME YAPTI

Zaten yapılmıştı. 27 Aralık 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Ambalaj Atıkları Kontrolü yönetmeliğinin şu maddelerine bakar mısınız:

m) Ülke genelinde plastik torba kullanımının, yıllık kişi başına kullanılan adedin 31/12/2019’a kadar 90’ı, 31/12/2025’e kadar ise 40’ı aşmayacak şekilde azaltılması esastır. Çok hafif plastik torbalar, bu hedeflerin dışındadır.

n) Plastik torbalar, 1/1/2019 tarihinden itibaren mesafeli sözleşmeler ile yapılan satışlar da dâhil olmak üzere satış noktalarında kullanıcıya veya tüketiciye ücretsiz temin edilemez, ücretsiz teminine imkân verecek herhangi bir promosyona veya kampanyaya dahil edilemez. Çok hafif plastik torbalar, bu uygulamadan muaftır.”

Bu hâli ile son düzenlemeden çok daha ötede. Hedef için caydırıcılık olarak kurgulanmış.

Bunun üstüne Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişikliğe ekleme yapıldı. Bu torba kanun 10 Aralık’ta Resmi Gazete’de yayımlandı (5). Orada ise hedef yok, azaltmak için politika yok. Tam tersi gelir elde etme kaygısı var.

DÖRT: PLASTİK POŞET PARALI OLUYOR

Plastiğin paralı olması sözü öyle bir şartlanma yarattı ki pek çok insan çok sevindi. İşin aslı poşet bakanlığa gelir sağlama kaynağı oluyor. Düzenleme aynen şöyle diyor:

Geri kazanım katılım payları ürünün piyasaya sürüldüğü tarihi takip eden ayın on beşine kadar Bakanlığa beyan edilir ve beyanı takip eden ikinci ayın son gününe kadar Bakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına ödenir.”

Peki ortada gezen 25 kuruş ne? Poşet üreticisi devlet için sizden poşet başına 15 kuruş “geri kazanım katılım payı” alıyor. Bu payın toplanabilmesi üreticiye yük olacağı için poşet maliyeti ile beraber en az 10 kuruş da ona bırakılıyor. Geri kazanım katkı payının ise geri kazanım için kullanılacağına dair bir ifade yok. Çünkü sadece gelir olarak kaydediliyor. Bu durumda para alınan poşetin geri dönüşüme gitmeyeceğini söylemek mümkün.

Özetle;

1- Ortada poşetin paralı olması diye bir şey yok, bu bir yeşile çalma.

2- Poşetler devlete vergi geliri oluyor. Başka bir şey değil. Buna da halkı kandırmak için geri kazanım katkı payı deniyor.

3- Ama sadece poşet değil, bitkisel yağdan cam şişeye kadar her şeyden para alınacak ve devlete gelir olacak.

BEŞ: BAŞKA TÜRLÜ OLMAZ, PARALI OLSUN

Eskiden depozito diye bir şey vardı. Şimdi akıllarına gelmiyor. Tekrar kullanım diye bir şey var. Akıllarına gelmiyor. Azaltım denen bir yöntem var, o da akıllarına gelmiyor. Kesekâğıdı, pazar filesi diye bir şey var. Bunların en az biri olmadan yapılan her düzenleme göstermeliktir. Bunları destekleyen veriler olmadan politika ise imkansızdır.

ALTI: BEN POŞET KULLANMIYORUM, BENİM İÇİN SORUN YOK

Plastik üretimi, kullanımı ve bertarafı bütünsel bir politikadır ve bölünemez! Torba kanun nasıl bir kelime sokup bir kelime çıkartarak politika yapma illüzyonu yaratıyorsa, politikayı bir bez torbaya indirgemek de aynı şey. Mesela 2016’da 3,1 milyon ton plastik ambalaj üretildi. Bunun 200 bin tonunun poşet olduğu tahmin ediliyor. Peki geriye kalan 2,9 milyon ton ne olacak? Bugün yumurtayı bile plastiğe soktular, o ne olacak? Geri dönüşmeyen ıslak mendiller, streç filmler, pipetler, bisküvi kapları vs. ile ne yapacağız? Yani naylon poşet buzdağının sadece görünen yüzü. Devlet 3,1 milyon tonun sadece 200 bin tonunu ilgilendiren bir konuda düzenleme yapıyor.

Sonuç olarak, bu düzenleme başarılı olsa ve 100 bin ton poşeti azaltsa bile plastik atıkların sadece yüzde 3’ü azalacak. Ama yüzde 97’sine bir şey olmayacak.

YEDİ: KANDIRILDIK!

Ortada böyle bir tezgâh varken kimimiz poşetin paralı olacağı ve bu paranın hâliyle doğadan poşetlerin toplanması için harcanacağını düşündük. Kimimiz koca bir düzenleme var zannettik. Kandırıldık çünkü hayallerimiz vardı çünkü atık en büyük sıkıntımız. Hepimiz görüyoruz.

Noam Chomsky “Propagandayı reddet” diyor, doğru diyor.

ÇÖZÜM: YEŞİL YALANLARI REDDETMEK!

Son mevzuat değişikliği ekinde bilgiyi, belgeyi içermeden geçti. Düzenlemenin eki boş oluna içeriği de boş oldu, tarafları da mutsuz oldu. Veriler ve onların analizleri ortada yoksa politika yapamazsınız. Yoksa 2016’da 3,1 milyon ton plastik ambalaj malzemesi üretildiğini ve bunun 500 bin tonunun geri dönüştüğünü ve 2,6 milyon tonunun ise ortada durduğunu göremezsiniz. Yoksa yönetmeliği varken ve politik olarak güçlü iken torba kanun ile poşetin gelir kapısı hâline getirilmesini anlayamazsınız.

Atık meselesi herkesin meselesi. Ama atık devlet için sadece gelir meselesi. 1 Ocak’tan itibaren yürürlüğe girecek düzenleme ise bir yeşil yalan ve bizler bu propagandayı sorgulamalıyız, reddetmeliyiz. O zaman poşetin doğada yok olmayıp mikroplastiğe dönüştüğünü bulursunuz, düzenleme ile faturanın halka ve doğaya ödetildiğini görürsünüz. Zaten düzenlemede geri kazanım diye bir program bile yok. Ortada olan tek gerçek ise şu: Poşet bize paralı oluyor, onlara ise gelir kaynağı. Bir çeşit vergi yani. Hem de plastiğin yüzde 80’i bile geri dönüşmezken!

Not: 23 Aralık Pazar günü Arka Güverte ve Adalar Demokrasi Meclisi Büyükada’da Yerel Yönetim Karşılaşmaları başlıklı toplantılar düzenliyor. Bu hafta konukları olarak katılacağım ve Ada sakinleri ile ilham verecek bir yerel yönetim deneyiminin neden Adalar’dan başlaması gerektiğini konuşacağız!

(1) https://aysebereket.wordpress.com/2018/10/21/turkiyede-incelenen-sofra-tuzlarinin-tamaminda-mikroplastige-rastlandi/

(2) https://www.dw.com/tr/mikroplastikler-art%C4%B1k-insan-v%C3%BCcudunda/a-46009385

(3) https://tr.euronews.com/2018/12/19/ab-den-plastik-urunlere-yasak-hazirligi

(4) Bu örnek kötü bir örnek, AB’nin bu kadar geç kararı ve bu karar için verdiği süre eleştiriyi hak ediyor.

(5) http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/12/20181210-4.htm


Önder Algedik kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI