Mühdan Sağlam
Mühdan Sağlam

Elektriksiz, karanlık günler kapıda mı?

Cumartesi, 11 Ağustos, 2018
Son elektrik zamları ve doğalgaz santrallerine gelen zamlar iki açıdan önemli. Birincisi kurulu kapasite gereği karanlıkta kalmayacak olsak da bu zamlar her alanda daha fazla mali yük demek. İkincisi kömüre yönelişi teşvik eden adımların hızlanması demek.

Boru Hatlarıyla Petrol Taşıma Anonim Şirketi’nin (BOTAŞ) Ağustos başında elektriğe yaptığı zam, tüketiciden üreticiye büyük etkiler doğuruyor. BOTAŞ’ın bu zam atağının yanında Başkanlık sistemine geçilmesi paralelinde Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketi (TETAŞ) de Elektrik Üretim Anonim Şirketi’ne (EÜAŞ) yetki devrinde bulundu.

Söz konusu iki değişim elektrik piyasasında zamların ötesinde önemli bir değişimin de ayak sesleri olması açısından dikkatle üzerinde durulmaya değer. Benzer biçimde liranın dolar başta olmak üzere döviz karşındaki rekor düzeydeki değer kaybı, enerji alanında neredeyse her kalemde faturalara yansıyacak gibi görünüyor.

Bu çerçevede şu sorulara yanıt aramak yerinde olacak: Elektrikte ithalata bağımlı olan Türkiye doğalgaza alternatif kaynaklarla dışa bağımlılığı azaltmaya mı çalışıyor? Son zamlar Türkiye elektrik piyasası ve ekonomisi açısından nasıl bir tablo ortaya koyuyor?Bu yazıda bu sorulara yanıt aramak için yüzümüzü Türkiye enerji piyasasına dönüyoruz.

DÖVİZDEKİ KURUN ENERJİ SEKTÖRÜNE ETKİSİ

BOTAŞ, 1 Ağustos’tan itibaren geçerli olacak şekilde konutların doğalgaz fiyatına yüzde 9, yıllık tüketim miktarı 300 bin metreküpün üstünde olan endüstriyel işlem amaçlı doğalgaz kullanan serbest tüketicilere ise yüzde 14 zam yaptı.

Ağustos zammıyla birlikte konutlar için elektrik fiyatlarındaki artış 2018’de yüzde 22’ye ulaştı. Diğer tarife gruplarında da yüzde 25’lerin üzerine yükseldi. Başka bir örnek vermek gerekirse, konut tarifesine gelen son zamla 230 kilovatsaatlik asgari elektrik tüketimi olan bir ailenin 2017’deki 95 TL’lik aylık faturası 116 liraya çıktı.

Başkanlık yapılanmasının elektrik piyasasında da bir karşılığı oldu. 10 Ağustos 2018’de Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın sıkı maliye politikası uygulamasının erken örneği TETAŞ’ın EÜAŞ’a devrinde yaşandı. Daha önce TETAŞ’ın gizli sübvansiyonu yoluyla devlet bütçesinden karşıladığı genel aydınlatma giderlerinin sübvansiyonu 1 Ağustos 2018 itibarıyla kaldırıldı. Son zamların topluma doğrudan maliyeti 7 milyar TL. Böylece 24 Haziran seçimleri öncesinde akaryakıtta uygulanan ÖTV indirimi elektrik zammıyla misliyle tahsil edildi.

Elektrikteki zammının etkisi doğrudan maliyetle sınırlı değil. Sanayi, ticarethaneler, tarımsal sulama, aydınlatma ve genel aydınlatmaya dönük zam, sulamanın en yüksek olduğu dönemde geldiği için sadece enflasyona olumsuz yansımayacak ayrıca temel tarımsal gıdalara erişimde sıkıntı yaratacak. Sanayi aboneleri için yüzde 14’lük zamla 2018’in şu ana kadar olan döneminde fiyat artışı yüzde 26.7’ye ulaştı. Bunun sanayi üretimine olumsuz yansıması şaşırtıcı olmayacak, ayrıca işsizliğin artmasında da etkili olabilir.

BOTAŞ NEDEN ZAM YAPTI?

BOTAŞ yaptığı açıklamada “Döviz artıyor, petrol artıyor, zam kaçınılmaz” dedi. Petrol piyasasında 70-75 dolar bandında bir fiyat istikrarı var, çalkantı yok. Ancak döviz cephesinde durum öyle değil. Tetikleyici unsur da burası. Dövizdeki tırmanmanın nedeni TL’nin değer kaybı. Bu değer kaybının en önemli nedeni Türkiye ekonomisinde yaşanan sarsıntı, borca dayalı büyüme, rant temelli ekonomi ve benzer yapısal sorunlar.

Enerji piyasasında bu zammın çarpıcı oranda gerçekleşmesinin nedeniyse, petrol, doğalgaz ve kömür gibi enerji girdilerinin dolar üzerinden ithal edilmesi, yani dışa bağımlılık. Bu noktada Enerji Bakanlığı’nın 2017 verileri uyarınca elektrik üretimde kullanılan kaynaklara bakmak yerinde olacak.

Türkiye’nin 2017’deki elektrik üretiminin yüzde 37’si doğalgazdan, yüzde 33’ü kömürden, yüzde 20’si hidroelektrik enerjiden, yüzde 6’sı rüzgârdan, yüzde 2’si jeotermal enerjiden, yüzde 2’si diğer kaynaklardan sağlandı. Pastada yüzde 37’lik paya sahip doğalgazın tamamı, yüzde 33’lük paya sahip kömürün yarısından fazlası ithal ediliyor, yani dolarla alınıyor. Kurdaki bu tırmanış işte bu bağlamda doğrudan maliyete yansıdı.

Kaynak: T.C. Enerji Bakanlığı http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Elektrik

DOĞALGAZ SANTRALLERİNE GELEN ZAM NE DEMEK?

Elektrik piyasasında yankı uyandıran bir diğer gelişme, doğalgaz elektrik üretim santrallerine gelen zamdı. Türkiye’de 2017 verilerine göre elektrik üreten 286 doğalgaz santrali mevcut. Bu santraller adından da anlaşılacağı üzere doğalgazla elektrik üretiyor. İşte elektrik üretmek için kullanılan bu gaza hem dolar cinsinden ödeme hem 49.5 zam geldi.

Söz konusu santrallerin girdisine gelen bu zamdan bu alana yatırım yapan holdingler olumsuz etkilenecek. Kısaca bakacak olursak Aksa Grubu bağlı Ak Enerji, Zorlu Enerji, Enka İnşaat, Soda Sanayisi ve Cam Şirketleri bu zamdan olumsuz etkilenebilir.

Doğalgaz santrallerine yapılan zammın etkisi diğer zamlarda olduğu gibi yalnızca ekonomide etki yaratmıyor. Şöyle ki doğalgaz santralleri 2018 başında gelen zam sonrasında kapasitelerini düşürme yoluna gideceklerini ifade etmişlerdi. Bu zammın uçuk bir biçimde ağustosta katmerlenmesi, kapasite düşürmenin yanında santrallerin kapanmasını tetikleyebilir.

Peki santraller kapanırsa elektriksiz kalır mıyız? Bakanlığın kurulu kapasite verileri incelendiğinde şimdilik böyle bir ihtimalin olmadığını söylemek mümkün. Ayrıca doğalgaza alternatif bir santral inşa süreci gündemde.

Doğalgazda zarar eden firmalara Türkiye’nin yeni enerji vizyonu gereği kömürle çalışan santrallere yönelmeleri konusunda teşvik verilmesi söz konusu. Yani doğalgazdan kömürle elektrik üretimine kayılması isteniyor. Doğalgazı dolar cinsinden yurt dışından alan Türkiye’nin bu politikası yerli kaynağa dönüş mü demek?

KÖMÜRLE DIŞA BAĞIMLILIĞA VEDA MI EDİYORUZ?

Türkiye’nin bilindiği gibi petrol ve doğalgaz kaynağı yok denecek kadar cılız. Bu nedenle her iki kalem de ithal ediliyor. Özellikle ekonomideki krizin, TL’nin gün geçtikçe artan değer kaybına yansıması, “kömür mömür hiç olmazsa kendi kaynağımızı kullanacağız” yorumlarına neden olabilir. “Olmasın” diye açıklayalım, zira durum öyle değil. Türkiye’nin kömür yataklarına sahip olduğu bir gerçek, ama evet aması var.

Türkiye’de en fazla kullanılan kömür cinsi linyit, ancak taş kömürü daha kalorisi yüksek bir cins. Linyitin yüzde 90’ı termik santrallerde elektrik üretimine gidiyor. Taş kömüründe bunun karşılığı yüzde 52. Taş kömürü de linyit kadar kullanımda. Üstelik Türkiye taş kömürünün büyük bir kısmını ithal ediyor. Yani kömürde de dışa bağımlılık yüksek. Kömüre kayma maliyeti ve çevresel etkileri yüksek bir politika. Üstelik dövize bağlı ithalat da sürecek.

Toparlamak gerekirse, son elektrik zamları ve doğalgaz santrallerine gelen zamlar iki açıdan önemli. Birincisi kurulu kapasite gereği karanlıkta kalmayacak olsak da bu zamlar borsadan tüketici, üreticiye her alanda daha fazla mali yük demek. İkincisi doğalgazdan kömüre yönelişi teşvik eden adımların hızlanması demek. Özetle belirli bir geliri olan ve dövize karşı direnci olana elektrik var, büyük çoğunluksa prize elini atarken dört defa düşünmek zorunda kalacak.


Mühdan Sağlam kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora yapmaktadır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rusya’da devletin dönüşümü ve enerji politikaları, Avrasya temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. Doktora yapmaktadır. 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI