Süleyman Karan
Süleyman Karan

Endeks düşebilir, ayı çıkabilir!..

Çarşamba, 7 Şubat, 2018
Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen "ayı piyasası"na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa...

Perşembe akşamından bu yana, aslında olması gerekenler oluyor gibi… Dow Jones, SP 500 ve NASDAQ’ta başlayan düşüş, iki günlük işlemlerde en yüksek seviyeden yüzde 8 kayıplara ulaşmış durumdaydı. Bu yazıyı yazarken, kırmızı açılan Dow Jones, S§P 500 ve NASDAQ endeksleri yarım saat içinde çok hafif yeşil oldu ardından tekrar kımızı. Şu an için ‘her an her şey olabilir’ algısı herkese hâkim… Şimdilik piyasalardaki ‘düzeltme’ gelişmiş ekonomilerle ilgili gibi görünüyor. Düşüşleri ABD piyasaları tetikledi ama başta Almanya (DAX), Hong Kong (Hang Seng) ve Japonya (Nikkei) olmak üzere ‘korku endeksi’ tavanda. Avrupa borsalarında kayıplar yüzde 2 ila yüzde 3 arasındaydı, ki bu da son bir buçuk yılın en sert düşüşü anlamına geliyor. ‘Volatilite endeksi’ ABD’de yüzde 50 civarında, Almanya, Hong Kong ve Tokya’da tarihi sınırlarında…

KORKU FİLMİ YA DA EN AZINDAN JENERİĞİ

Bu kısa süreli sert dalgalanmanın en temel sebeplerinden biri işte bu endeks… Küresel piyasalarda bir korku salgınının yayılması ise en büyük kabus gibi görünüyor. Bundan da kötüsü aslında kimsenin önünü net olarak görememesi; zira eskisi gibi belli başlı göstergeleri korelasyon içinde okuyup bir sonuca varmak kolaydı ama artık o korelasyonlar da pek öngörü sağlayamıyor. Hava puslu, boğalar tedirgin ve bir ağılın kapısından birbirlerini ezerek çıkmaya çalışıyorlar; tabii ki ayılar korkuyla beslenir ve ayı piyasasına ha girdik ha gireceğiz! Eğer ki bu sert kayıplar yüzde 10’u geçerse. Şu anda ekrana baktığımda (6 Şubat saat 18.45) yüzde 10’a sadece 1.5 puan kalmış gibi duruyor.

Bir endeksin en tepe seviyesinden yüzde 10 değer kaybetmesi demek, piyasa dilinde resmen “ayı piyasası”na girildiğinin resmidir. Yani fiyatların dip yaptığı, işlem hacimlerinin düştüğü, durgun ve leşçilerin pusuda beklediği bir piyasa… Bunun anlamı, küresel anlamda bir finansal daralma ve ekonomik açıdan resesyon demek.

Ancak yine belirtmek gerek ki, bugünden felaket tellallığı yapmak için erken. Zira hâlâ yatırımcılar ‘güvenilir liman’ altına sığınmaya başlamış değil. Yani bir umutla ama çok tedirgin bir bekleyiş sürerken, kimileri de panik içinde satış yapma peşinde. Geç kalmış kâr realizasyonunu gerçekleştirmenin paniği ve zararı kalanlara yüklemenin derdinde. Her zamanki en büyük kaybeden yine bireysel yatırımcı olacak bu kesin. Arada birkaç büyük fon yöneticisi ve belki de yatırım bankası da kurbanlık olarak halkın önüne atılabilir tabii.

BEŞ TEMEL ETKEN VAR AMA KRİZ HALİ YAPISAL

Hikâye aslında her zamanki gibi yazılıyor. Birileri uyarıyor, eldeki verilerle yatırım enstrümanlarının gidişatını takip ederken, bir yandan da merkez bankaları ve diğer piyasa düzenleyicilerinin kararlarını gözden geçiriyor. Bunu yaparken yatırım enstrümanlarınıdaki şişkinlikler üzerine uyarı yapıyor. Ama boğa piyasasını herkes sevdiği için görmezden gelmeyi ve son ana kadar en yüksek kar realizasyonunu gerçekleştirmek için oyundan çıkmak istemiyor. Şimdi de olan bu, ve ne komik ki bunun adına ‘düzeltme’ denebiliyor! İster “Titanic batarken orkestra hâlâ çalıyor” deyin, ister ‘Pompei’nin son günlerinde hamamda işret’!.. Yoksa piyasanın kurtları bir yana, çöküş sinyallerini görmek o kadar zor değil, zira görünen köy kılavuz istemez.

FED TAKINTISIYLA İNFİALE

Gelelim korkunun ayak seslerine… Artık moda oldu ya, hemen Fed ile başlayalım. Hani bir zamanlar piyasaları parasal genişlemeyle dolara boğan, şimdilerde de faiz artırımıyla herkesin kalbine indiren Fed ile… Onlar bir açıklama yapsın ya da yapmasın, kaç kez faiz artırımı olacağı piyasaları doğrudan etkiliyor. Kanı, bu yıl dört kez faiz artırımı olacağı yönünde, işte bu da borsalar için pek iyi bir haber sayılmıyor, paniğin bir sebebi bu.

İkinci sorun yine ABD menşeli… Amerikan 10 yıllık ve 30 yıllık tahvillerinin faizlerindeki artış. Faizler yükseliyor, ABD dolarları sınırları içine çekmek için bu enstrümanı öne çıkarıyor. Yüzergezer küresel para da borsa yerine tahvillere yöneliyor. Riskli mi; evet oldukça riskli, peki çekici mi; evet çekici…

BORSALARIN TRANSFORMERS’I: ALGORİTMA

Küresel piyasalar insani bir nitelik hiç taşımadı ama hiç bu kadar insanlık dışı olmamıştı. Bu laf öyle anti-kapitalist, sistemi lanetleyen bir laf değil. Yatırımları artık bilgisayar algoritmaları yönetiyor, yani insansızlaştırılmış bir piyasa yönetimi var bir ölçüde. O sebeple satış furyası başladığı anda, bir kartopu etkisiyle algoritmik satış emirleri yağıyor. Küçük bir felaketle atlatılabilecek olan bir kriz bile, bir anda küresel bir felakete dönüşebiliyor. Bundan önce birkaç kez yaşanan bilgisayar kazaları, piyasaları direkten döndürmüştü hatırlanırsa… İşte cuma ve pazartesi yaşanan bu büyük düşüş ve özellikle pazartesi günkü tarihi rekor, biraz da bu algoritma sebebiyle.

SARHOŞLAR AYILIRKEN BAŞAĞRISI

Prim sarhoşu boğaların korkusuzluğu bir başka etmen. Öylesine finans denklemlerinden kopmuş bir körlük içinde alım saldırısı yapıp, köpük yarattılar ki, hiçbir göstergeyi umursamadılar. Oysa ki volitilite endeksi, kırmızı alarm veriyordu. Bunu öngörüp, tedrici bir satışla çıkış yapılsaydı bu kırılma belki de daha hafif olacaktı, ama primler öyle tatlıydı ki, herkes son ana kadar ineği sağmak istedi. Oysa ki inek panik içinde iki günde kovayı devirdi. Volitilite endeksine ‘korku endeksi’ demek bundan. Zira piyasada deprem korkusunu ifade ediyor kabaca… Ve şu anda yüzde 49.9 ile ABD’de zirvede. Hong Kong ve Japonya ile birlikte Almanya da korku içinde. Ve bu korku yayılacak gibi görünüyor hâlâ.

KENDİNİ ÖKÜZ SANAN KURBAĞA: BOĞA

2011’den bu yana boğa piyasasındaydık diyebiliriz. Neredeyse kesintisiz bir süreç olarak… Ve bu süreçte yüksek değerlemeler, artık akıldışı değerlemelere gelmiş bulunuyor. Belki her sektör ve her şirket için geçerli değil ama genel olarak endekslerdeki görünüm bu. Yani köpük bayağı bir kabardı. Ve kimse köpüğü atmak gibi bir dert edinmedi. Uyaranların sesi kısıldı. Yapısal sorunlara değinenler, tıpkı 2008’deki o korkunç çöküş gibi bir çöküşün hiç de uçağında olmadığımız söyleyenler, felaket tellallığıyla suçlandı. Ama boğalar masaldaki ‘kendini öküz sanan kurbağa’ gibi şişirdikçe şişirdiler. Kimseyi dinlemediler. Üstelik bu uyarıları yapanlar öyle idelojik önyargılara sahip kişiler de değildi.

FON YÖNETİCİSİNİ DİNLEMEZSEN…

Mesela Jim Rogers, uyarıp duruyordu ve oldukça da sert biçimde. Şu Quantum fonunun kurucusu, piyasanın önde gelen aktörlerinden Jim Rogers… Rogers, Business Insider’a verdiği röportajda, 2018’in ilk aylarında tüm zamanların en büyük krizini öngördüğünü söylemişti. Rogers, “Yatırım kariyerimde çok erken öğrendim: Amerika’daki bazı hisse senetleri bir balona dönüşüyor. Balonlar oluşuyor. Ve sistem çökecek. Ben de bu yüzden Çin’e taşındım ve çocuklarım Çince öğreniyor. Devletlerin iflas ettiğini göreceksiniz. İzlanda gibi… Başka ülkeler de bu kez batacak. Batı medeniyeti çökecek. Hayatınız boyunca yaşayacağınız en büyük çöküş olacak” demişti. Burada Rogers’ın yine de iyimser bir bakışı olabilir, zira eğer ki böyle bir küresel finansal çöküş olursa, o koskoca Çin de enkazın altında kalacak büyük olasılıkla…

AYILAR VE İZLANDA VOLKANI ETKİSİ

Eğer bu kez ayılar gelirse, büyük katliam olacak… Çürümüş leşleri yiyecekler, bu süreçten küresel sisteme entegre olmuş hiçbir piyasanın kaçışı olamayacak. Finansal krizin küresel ekonomi ve ticarete etkisi, İzlanda volkanı etkisine benzeyecek. Endeksler uzun süre yerde kalacak. Küresel sistem, nasıl ki küresel büyüme üretirse aynı şekilde de küresel kriz üretir, başka ne üretecek ki!.. Bu arada küresel iklim krizinin, bölgesel savaşların etkisini hesaba katmadık bile!

YAZARIN DİĞER YAZILARI