Kültigin Kağan Akbulut
Kültigin Kağan Akbulut

Minyatürlerle tanrılar, canavarlar, insanlar

Cuma, 2 Şubat, 2018
Minyatürleri Hollywood film afişlerine uyarladığı işleriyle tanıdığımız Murat Palta x-ist'teki yeni sergisinde mitolojideki hikaye anlatıcılığına bakıyor. Palta ile "God, Monsters & Men" sergisi üzerine konuştuk.

Murat Palta üniversite bitirme projesi olarak minyatürle Hollywood film afişlerini yorumladığı işlerini internete yüklediğinde bir anda bütün dünyanın ilgisini çekmişti. Bu süreçte Palta yurtdışında sergilere, fuarlara katıldı, genç bir sanatçı için yoğun bir üretim sürecine girdi. x-ist’teki yeni sergisi “God, Monsters & Men” ise yine kendine has mizah anlayışını kullanarak, minyatürün yanında farklı geleneksel sanatlara da eğildiği bir dergi oldu. Mitolojideki hikaye anlatıcılığı üzerinden ilerleyen sergi Palta’nın arayışlarının göstergesi. Murat Palta’yla yeni sergisini konuştuk.

Üç yıl önce x-ist’teki solo sergin için yaptığımız röportajda her şeyin başındaydın ve beklemediğin bir ilgiyle karşılaşmıştın. Bu sürede birçok fuara, yurtdışında sergiye katıldın. Senin için nasıl geçti bu dönem?

Güzel ve koşturmalı bir dönem oldu, gayet keyifliydi. Dinlenme fırsatım olmadı ve bu güzel bir şey. Her zaman yeni şeyler denemek için fırsat doğdu. Yorgunluğa değen bir koşuşturmacaydı. Üniversiteden çıkar çıkmaz çalışmaya başladığım için bütün gelişmeler çok keyifliydi.

Türkiye’de ve dünyada da senin yaşında bir sanatçının bir anda popülerleşmesinin zorluklar yaratabileceğini düşünüyorum. Sen bu konuda ne düşünürsün? İnsanların senden beklentileri konusunda neler düşündün?

Zorlukları vardı, çünkü birincisi erken yaşta başlamış olmak her zaman sanatçıya meydan okuma olarak geri dönüyor. Tamam sen bunu yaptın ama bundan sonra bundan sonraki adımın ne olacak, sorusu geliyor. Üstesinden gelmek, bir adım ötesine taşımak benim için bir mesele haline geldi. Benim kendime güvendiğim konulardan birisi fikir. Bir şeyi anlatmaya çalışırken farklı şekillerde üretebildiğimi biliyorum. O zamanlardan beri aklımda fikirler vardı, hâlâ da var. Sorum farklı materyallerle nasıl ilerletebileceğim. Türk geleneksel sanatı sadece minyatürle sınırlı değil, anlatacak farklı hikayeler de var. O nedenle farklı kombinasyonla nasıl anlatabileceğim sorusunu hep soruyorum. Elimin altında bu tarz farklı fikirlerin olması da benim için özgüven kaynağıydı.

İllüstrasyon ve minyatür üzerine çalışmaya ne zaman karar verdin?

Ben grafik tasarım mezunuyum aslında. Ama üniversitenin son yıllarına doğru minyatürle illüstrasyonun güzel bağdaştığını görünce bunun üzerine gitmeye karar verdim. Şu anki sanat piyasasına o zamanlar çok uzaktım. Erken başlamanın böyle bir zorluğu da oldu. Grafik tasarım bölümünden mezun olup bunun içine girmek benim için biraz farklıydı. Ama bir yandan da dışarıdan bir göz olarak bakmanın getirdiği avantaj da vardı diyebilirim.

.

Geleneksel Türk sanatlarına ilgin nasıl başladı?

Geleneksel Türk sanatları benim kişisel olarak ilgi durduğum bir şey. Minyatürün bugünkü illüstrasyon anlayışının özü olduğunu gördüm. Minyatürün kelime anlamı da tasvir demektir. Bunun illüstratif yönüne eğilmeye başladım. Ve minyatürde parlak fikirlerin yer aldığını gördüm. Teorik eğitimde minyatürün özelliklerinde perspektif olmaz, karakterler arasında hiyerarşi vardır, çoklu sahneler vardır gibi bilgiler vardır. Ama bunların nedenleri anlatılmaz. Nedenlerine eğildiğinizde illüstrasyon için parlak fikirler olduğunu görüyorsunuz. En basitinden çoklu kompozisyonların tek kağıtta olmasının nedeni kağıdın o dönem pahalı bir materyal olması.

‘MİTOLOJİDEKİ HİKÂYE ANLATICILIĞI İLGİMİ ÇEKTİ’

Yeni serginde mitolojideki tanrı, insan ve canavar tasvirlerine odaklanıyorsun. Öncelikle bunları incelemek nereden çıktı? Bu üç farklı tasvir nasıl buluştu?

Bazı şeyler kendiliğinden geldi. Mitolojilerdeki hikaye anlatıcılık tarzı ilgimi çekti. Tanrılar, insanlar, yaratıklar sadece serginin adı değil, serginin anahtar kelimeleri aynı zamanda. Bu kelimeler mitolojideki ayrılmaz üçlü. Bu üç grup hem aynı dünyalarda, hem de ayrı dünyalarda yaşıyor. Bunun içine de popüler kültürden ya da güncel olaylardan parçalar girdi.

Seride Space-X, Curiosity araçları veya bilimkurgu filmlerinden sahneler var. Güncel imgelerle nasıl birleştirdin bu temel düşünceni?

Aslında bunu bir çocuğun oyun oynaması gibi düşünebiliriz. Çocuk bütün oyuncaklarını önüne döker, oynamaya başlar ve oyuncaklar arasında mantıklı bir bağ kurmaz. Böyle bir düşünce ön plandaydı benim için de. Bu minyatürdeki dünya bugün olsa ne tip bir görüntü ortaya çıkardı diye düşündüm. Buradaki zıtlıklar da hikayenin parçası tabi. Padişahın uzaylıyı avlaması gibi.

.

Bilimsel gelişmelerle güncel siyasi olaylar üzerinden kimler tanrı, kimler insan, kimler yaratıklar diye sordum. Yaratıklar, dışlanmış insanlar ya da toplumun marjinal kabul ettiği, yabancı gördüğü gruplar olabiliyor. Bunu 1’inci ve 2’nci Dünya Savaşı posterlerinde de görebiliyoruz. Bu posterlerde, kendilerini insan olarak kabul eden toplumlar, canavar olarak resimlenmiş düşmanlarını dövüyorlar. Bu posterlerde yer alan özgürlük, barış, milliyet vb. kavramlar da tanrı olarak yer alabiliyor. Bugün hâlâ bu gruplaşma mantığının devam ettiğini düşünüyorum.

‘İŞLERİMİ YÜZEYSEL BULANLARI DİNLEMEK İSTERİM’

Bütün bu ilgiye rağmen bazıları da işlerini yüzeysel buluyor. Sen bu konuda ne dersin?

Yüzeysel bulan insanların hangi sebeplerden ötürü böyle düşündüklerini duymak isterim. İnsanların fikirleri benim için önemli. Ben, kendimi illüstratör olarak tanıtıyorum ve işlerimde çıkış noktam illüstrasyonun anlatım şekli. Bundan dolayı, yaptığım bir işin üzerine, işin kendisinden daha fazla metin yığmayı istemem. Bana göre bu, işin kendisini öldürür.

Bundan sonrası için neler düşünüyorsun?

Farklı materyaller üzerindeki araştırmalarımı birazcık daha farklı ve deneysel yollarla yapmak istiyorum. Hikaye olarak da anlattığım konuların dışına nasıl çıkabilirim diye düşünüyorum. Tabii ki gönlümde bir film çekme isteği olsa da bunun ne kadar ustalık gerektirdiğini biliyorum. Fakat, en azından bir senaryo yazma düşüncesi var. Kendi hikayelerimi anlattığım bir kitap hazırlamak istiyorum. Ama bunun için zaman gerekli tabii.

Bu sergide Karagöz-Hacivat tarzı işler de var. Olabildiğince bunların dışına çıkmak benim için deney alanı. Batı sanatından da Orta Çağ el yazmalarındaki resimleme şekline kıyısından değen çalışmalarım da bu sergide yer alacak. Ama tabii ki tadında bırakmak gerek. Oradan oraya atlamak yerine güzel geçişler yapmak gerek.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI