Kültigin Kağan Akbulut
Kültigin Kağan Akbulut

Tersine dönen aile

Pazar, 8 Ekim, 2017
Gözde İlkin'in geleneksel materyallerle ürettiği işleri İstanbul Bienali'ndeki Devrik Ev serisinde ve artSümer'deki Gaipten Gösteri sergisinde görülebilir.

Sandalyeler tanık
Sererken sakındığımız
Dantellerimiz kırılgan
Birbirimizden kaçarken
Unuttuğumuz yerlerimizden teğelli
Hatırlamaya meyilli o eski sökükleri
Tavan ile zemin arasında bir sofraya kurulduk (1)

Judith Barry ve Sandy Flitterman-Lewis, kaleme aldıkları Textual Strategies, The politics of art-making makalelerinde feminist sanat pratiklerine dair bir strateji olarak patriyarkal sistemin göz ardı ettiği kadın zanaatlerinin “görülmeyen alanını” ortaya çıkarmayı işaret ederler. Ev içi emeğin bir ürünü olarak patch-work, dokuma, dikiş gibi “zanaat” olarak görülen üretimleri sanat ürünü olarak tekrar değerlendirmek gerektiğini vurgularlar. Sanatçı Gözde İlkin de üretim pratiklerinde ev içi malzemeleri ve zanaat yönünü kullanarak bu alana göz kırpıyor. Şu an İstanbul Bienali ve artSümer başta olmak üzere dört farklı sergide İlkin’in işleri görülebilir. Bizim için de sanatçının üretim ve düşünce süreçlerine bakmak için bir fırsat.

Barry ve Flitterman-Lewis’ten devam edersek… “Bu durum sanattaki feminist geleneksel-karşıtı tutumu önerir, kadın üretiminin ‘gizlenmiş tarihini’ yeniden inşa eder. Bu strateji yeni ifade yolları keşfetmek için kadınların yaratıcılığına ilham verebilir. Zanaatı ve önceden göz ardı edilmiş yetenekleri sanata dahil etmek, ‘yüksek’ ve ‘alçak’ kültürel formlar arasındaki ideolojik ayrımı engeller. Bunu yaparak, kadınların yaratıcı alanlarını kısıtlamaya hizmet eden patriyarkal ayrım vurgulanmış olur.”

Gözde İlkin de çalışmalarını dokuma kumaşlarını işleme ve dikiş gibi yöntemlerle oluşturuyor. Çoğunlukla görsel hafızamızda yer alan, bir dönem çoğu evde kullanılan, çoğu kişiye sıcak gelen görsel imgeler üzerine tam tersi bir söylemi olan işlemeler gerçekleştiriyor. Zanaat süreci sanatçı için önemli, malzemelerini farklı kaynaklardan topluyor ve kendisi işliyor. Bir yandan da çağdaş sanatta geri plana itilen sanatçının zanaatkar yönünü tekrar ortaya çıkarıyor.

İlkin, 15’inci İstanbul Bienali’nde Devrik Ev serisiyle yer alıyor. Pera Müzesinde görülebilecek seride İlkin kendi ailesine ait olan perde, çarşaf, masa örtüsü gibi hafızası olan materyaller üzerine aile albümünün dışında kalmış fotoğrafları işliyor. Birbirine lokum yediren erkekler, tuhaf askerlik pozları ve düğünde çekilmiş fotoğraflar sanatçının deyimiyle “aidiyet bilgisinin tersine dönmesine” işaret ediyor. Aile albümlerine yakışmadığı için çıkarılan fotoğraflar tekrardan gün yüzüne çıkıyor ve ailelerin hafıza materyalleri üzerine işleniyor. Herkesin aşina olduğu kumaşlar, desenler ve görseller ailenin kapalı hafızasını açarak kolektif bir hafızaya dönüştürüyor. Feminist bir sanat pratiği olarak geleneksel materyal kullanımı aynı zamanda bu geleneklerin de sorgulanmasına dönüşüyor.

.

Karaköy’deki artSümer galerisinde de İlkin’in Gaipten Gösteri sergisi yer alıyor. Erdal Duman’ın Casus Belli sergisiyle ortak bir şekilde konumlandırılan sergi birbirine ters materyallerle çalışan iki sanatçıyı bir araya getiriyor. İlkin’in Gaipten Gösteri sergisi kimliksiz ve amorf figürlerle toplumsal ilişkilere bakıyor. Bienal’de yer alan Devrik Ev serisi aile gibi mikro ölçekli çatışmalardan yola çıkarken, Gaipten Gösteri geniş bir toplumsal perspektiften söylemini vurguluyor.

Başa dönersek… Son dönemde kadın sanatçıların “görünmeyen kadın emeğini” ortaya çıkarmak için geleneksel materyalleri kullandığını izliyoruz. Ancak bunun yarattığı “tehlikeye” de işaret etmek gerek. Barry ve Flitterman-Lewis’in işaret ettiği patriyarkal sistem kadın sanatçıları yeni bir söylem içine hapsedebiliyor. artSümer’deki sergide Erdal Duman’ın cam ve metal gibi sert malzemelerle oluşturduğu işlerle Gözde İlkin’in “daha sıcak” materyalleri kadın/erkek sanatçı dikotomisine kolaylıkla kayabiliyor. Ancak bu noktada İlkin’in söylediklerine kulak verebiliriz. Sanatçı “Benim için malzemenin cinsiyeti yok,” diyor.

İlkin’e göre bu malzemeler ailenin hafızasını tutan nesneler. Ve önemli bir ayrıntı olarak malzemelerin gündelik kullanımlarını da dahil ettiğini vurguluyor. Mesele malzeme bir bohçaysa, iş tanımında “bohça üzerine işleme” şeklinde belirtiyor. İlkin’e göre malzeme cinsiyetsiz, “Benim için önemli olan bana nasıl geldiği ve nasıl bir içerikle buluştuğu.” İlkin’in çalışmaları toplumsal normları ve norm haline gelmiş görsel imgeleri sorgulamak için bir alan açıyor.

İlkin’in işleri aynı zamanda İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde yer alan Yer Düşü sergisinde ve Ankara’daki Müze Evliyagil’de Derya Yücel küratörlüğünde gerçekleştirilen Ev sergisinde de görülebilir.


(1) Gözde İlkin, Vicdan, 15’inci İstanbul Bienali, Hikayeler kitabı

YAZARIN DİĞER YAZILARI