Önder Algedik
Önder Algedik
  • oalgedik@gazeteduvar.com.tr

Zeytin ve peynir nasıl kazanacak?

Salı, 6 Haziran, 2017
Zeytinlik koca resmin sadece küçük bir karesi. Tasarının özünde daha fazla alanı inşaata açma, aile ekonomilerini yok edip işsizleştirme, zeytin üretimini tekelleştirme ve sermaye birikimini arttırma var.

İş dünyası örgütleri ile bir yıldır üstünde çalışılan Üretim Reformu Paketi küçük değişiklikler ile Sanayi Komisyonu’ndan geçti. Tasarıda zeytinliğin tanımını değiştiren madde çıktı, zeytinlikleri koruyan kanunu delen 4’üncü madde geçti. Benzer şekilde meraları da imara açan madde geçerken kıyı kanunu delen 26’ncı madde tasarıdan çıkartıldı. Yerine sadece Trabzon için bir istisna getirildi. Böylece kıyı kanunu küçükten delinmiş oldu. Buraya yapılacak tesis ile diğer kentlerin bu işe soyunmasının yolu açılacak. Denize havaalanı, Karadeniz’de deniz kenarına dolgu yapıp yeni rekreasyon alanları ile hafriyat işleri yapılabilmesi bölgenin yeni ekonomik döngüsü için yeni bir dönem başlayacak. Diğer yandan sanayinin buralara taşınmasını teşvik etmek için konulan muafiyetler ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurma maddeleri ise aynen geçti. Artık eski sanayiyi dışarı çıkartacak, yeni sanayiyi tarım dışı araziler yerine zeytinlik ve meralara taşıyabilecek, bunu yaparken muafiyetler yoluyla alınmayan paraları halkın ödeyeceği bir tasarıdan bahsediyoruz.

Tasarı şimdiden öncül sarsıntılarını vermeye başladı. Denizli’de belediyenin zeytinlik alana benzin istasyonu açmak için imar değişikliği yaptığı haberini görmüşsünüzdür. Diğer yanda tasarının toplumda tartışılması ile konuşulması gereken asıl noktalar fark edildi. Gemlik, Mudanya, Orhangazi, İznik’teki zeytin arazileri 1995 yılından bu yana şehirleşme ve mega projelerle yapılaşmaya açılırken, 1 milyon zeytin ağacının yok olduğu haberi Bursa yerel medyasında konuşulmaya başlandı.

“Zeytinlikleri Sanayiye, Sanayi Arsalarını İnşaata açma tasarısı” başlıklı yazı ve sonrasında gelişen vekil aramaları olmasa komisyona son dakikada giren iki zeytincilik örgütü ile sınırlı kalınacaktı. Neyse ki toplum tartışmayı çok hızlı toplumsallaştırdı.

TASARI GEÇMEDİ Mİ?

Tasarı daha geçmedi. Tam iki defa yanlış bilgi verilerek kamuoyuna “bu da geçti” denildi. İlkinde zeytinlikler kurtuldu haberi yayıldı. İkincisinde de komisyondan geçti haberi yerine tasarı meclisten geçti şeklinde bir kelime oyunu ile verildi. Adını koyalım, 1 Haziran saat 18:06’da komisyon toplantısı bittiğine ve 2 Haziran’da da Genel Kurul toplanmadığına göre tasarı hala mecliste.

TASARI NE ZAMAN GENEL KURUL’A GELECEK?

Komisyonda karara bağlanan tasarının son hali yazılarak Genel Kurul’a havale edilecek. Belki de bu yazıyı okuduğunuzda havale bile edilmiş olabilir. Yani bu durumda 6 Haziran Salı günü Genel Kurul gündemine girecek.

TASARI NASIL GEÇER?

Son bir haftada toplumsal öğrenme süreci çok ciddi bir deneyim kazandı. Yasanın bütün olduğuna dair tartışmalar başladı, inşaat sektörü ile bağlantısı telaffuz edilmeye başlandı ve hatta siyaset bile bunlara kulak kabarttı. Daha ötesi için hatalara veda edilmesinde büyük fayda var:

1- Tek başına “zeytinlikleri koruyalım” derseniz tasarı geçer. Zeytinlik koca resmin sadece küçük bir karesi. Tasarının özünde daha fazla alanı inşaata açma, aile ekonomilerini yok edip işsizleştirme, zeytin üretimini tekelleştirme ve sermaye birikimini arttırma var.

2- Meraları unutursanız tasarı geçer. Mera kanununda meralar “Hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yeri” tanımlıyor. Yani sütün, peynirin, hayvancılığın etkilenmesi demek. Yani hayvancılıkla uğraşan ailelerin benzer şekilde yoksullaşmasına, işsizleşmesine katkı demek.

3- İklimi unutursanız tasarı geçer. Mera kanununu delmek, aynı zamanda otlak, yaylak ve çayır alanlarını da delmek demek. O alanlar en önemli yer altı suyunu besleme alanları. Yani zeytini, peyniri daha pahalı yemekle kalmayacağız, aynı zamanda yer altı suyunun azalması, daha şiddetli kuraklık demek.

4- Sadece mera ve zeytinlik tartışması yapılırsa tasarı yine geçer. Çünkü savunma hattınızı, kalenizi arkasına kuruyorsunuz demektir. Mesele mera ve zeytinliklerden de öte kentlerin sanayi bölgelerini inşaata, mera ve zeytinlikleri ise sanayiye açma çabası.

5- #BetonaYerYok demezseniz tasarı geçer. Çok açık ki bütün bu tasarının en önemli bacağı beton. Beton artık bir mülk transferi, rant transferi birimi. Ciddi bir yayılma aracı ve aynı zamanda iklimi değiştiren en ciddi ürün. Beton yapımında kullanılan çimento üretimi 2000 yılında 35 milyon ton iken 2015’te 78 milyon tona çıkmış. 2023’te ise hedef 100 milyon ton. Böyle bir artış olacaksa tabii ki meralar da, zeytinlikler de inşaata açılır.

6- Sayımız az derseniz tasarı geçer. Bu hem halk için hem de muhalefet partileri için geçerli. Muhalefetin bunu gerekçe gösterdiği an kaybederiz. Türkiye’de bu yasama döneminde pek çok kanun maddesi muhalefet oy sayısının azlığına rağmen geçti.

7- “Anayasa Mahkemesi’ne gideceğim zaten” derseniz tasarı geçer. Bu durumda toplumsal itirazın soğuyacağını herkes çok iyi biliyor. YSK tecrübesi hâlâ hafızalarda.

TASARI NASIL GEÇMEZ?

Siz son zamanlarda iktidar vekillerinin de itirazı ile 276 oyla geçmeyen bir kanun maddesi gördünüz mü? Eğer tasarı ya da madde geçemeyecek, itirazlar ciddi ise, iktidar maddeyi hemen çekiyor. Eğer bir parti iktidar ile masaya oturmak isterse, Genel Kurul’a gelmeden madde çıkartılıyor. Bu kadar basit. Yani partisini ikna edecek tek bir vekile ya da bu kararlığa sahip bir grup başkan vekiline bağlı. Böyle bir şeyin olmayacağını hele hele OHAL şartlarında imkansız olacağını düşünenlerden misiniz? Muhalefetin oylarının yetmeyeceğini düşünüyorsunuz.

Geçen yıl 411 sayılı tasarıda AOÇ’den Türk Dil Kurumu’na kadar 100’den fazla kuruluşun arsalarının satılması maddesi vardı. Muhalefetin oyu az olmasına ve 15 Temmuz’dan hemen sonrası olmasına rağmen, Madde 35 Genel Kurul’da çıkartıldı. Aynı tasarıda Hakkari ve Şırnak’ı ilçe, Yüksekova ve Cizre’yi il yapacak 76, 77 ve 78’inci tasarı maddeleri çıkartıldı. Bugün bile bu illeri ilçe, ilçeleri ise il yapmak için uğraşıyor. Demek ki mesele oy sayısı değil, ikna gücü imiş. Demek ki ikna edecek bir halk varsa, ikna edecek politikacı da bulunuyormuş.

.

.

Bugün tasarının ne kadar kötü olduğunu anlatan, “öldük bittik” mealinde açıklamalar ile karşılaşabiliyoruz. Bu aslında “tasarı zaten geçti” haberi ile eş değer bir konu. 2016 Ağustos’unda TDK’dan AOÇ’ye kadar pek çok tesisin özelleşmesine bir anda insanlar karşı çıktı ve partiler masaya oturdu. Aynı günlerde Hakkari ve Şırnak halkı sadece kendi vekillerine ciddi bir baskı yaptılar ve ilgili maddeleri çıkartabildiler. Bugün zeytin ve peyniri üretenden tüketene kadar geniş bir kitleyiz. İki kentin politikada yaptığını bütün Türkiye olarak yapmamızda hiçbir engel yok.

Tek yapmamız gereken ise ortada..


Önder Algedik kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI