Haydi kadınlar politik ortaklığa!

Çarşamba, 8 Mart, 2017
Şimdi ortak çıkarları, ortak çözümlerle daha güçlü şekilde yaşama geçirmenin yolu olarak politik ortaklaşmaya doğru ilerlemede kadınlar. Bugünden yarına değil belki ama muhtemelen çok uzak olmayan bir gelecekte.

Bize kadınlar gününü armağan eden kadın işçiler grevinden bu yana kız kardeşlik ruhuyla dünyanın döngüsünü değiştirdi, ilk feministler. Onlardan sonraki kuşaklar, kadın bilincine evrilmiş olan 2. dalga feminizmle yeryüzünü hedef alan genişletilmiş ortaklıkları yaşayıp, yaşattılar.

Günümüzde eğitimden siyasete, sanattan medyaya, çalışma yaşamından bilim dünyasına her alanda kadın varlığını mümkün kılan bu uzun soluklu, çok emekli mücadeleydi.

On dokuz ve yirminci yüzyılların şartları değişmiş, yirmi birinci yüzyılda dünya, pek çok yönden farklılaşmışken elbette feminizmin de yeni bir evreye yönelmesi kaçınılmaz. Basit gözlemle bile artık yeni eşiği aşmakta olduğumuzu anlamak mümkün. Ataerki yok edilemese bile hayli geriletilmişken onunla mücadelenin de farklı bir aşamaya geçmesi kaçınılmaz. Zaten toplumsal algı ve kadın haklarına bakışla, politik eğilimler de geçen yüz yıllardan farklı.

Kız kardeşlik ruhunu ve kadın bilincini içeren yeni yaklaşımlara gebe feminizm. Cadı ninelerimizden aldığımız ilhamla cadı torunlarımıza miras yeni terkipler hazırlama zamanı. Gerçi kadın çalışmaları yapan veya kadın çalışmalarını dışarıdan gözleyen pek çok akademisyen feminizmin öldüğünü söylemekte ama… Feminizmin kürsülerde değil sokaklarda yapıldığı da malum. Ve, sokaklar ölümü değil yaşamı haykırmada.

En geniş anlamıyla kullanmak için sokaklar derken, kendisini feminist olarak tanımlamayanlar hatta feminizme düşmanlık ölçüsünde karşı olan kadınlar bile dahil olmak üzere kadının sesinin duyulduğu her yeri kast ediyorum. Kadına, kadınlara ait her konuşma, her talep, her beklenti ve her gayret bence feminizme dahil. Son kertede kadınların güçlenmesine hizmet ettiğinden…

Mevcut çıkar çatışmasına karşı geliştirilmiş bir çıkar ortaklığını anlatırdı, kız kardeşlik ruhu. Çıkar ortaklığından sonraki aşamada sorunların ortak oluşu gibi çözümlerin de ortaklaşmaya dayalı oluşunu anlatırdı, kadın bilinci. Şimdi ortak çıkarları, ortak çözümlerle daha güçlü şekilde yaşama geçirmenin yolu olarak politik ortaklaşmaya doğru ilerlemede kadınlar. Bugünden yarına değil belki ama muhtemelen çok uzak olmayan bir gelecekte.

Emekçi kadınların sınıf içi mücadelesi sonraki yıllarda farklı sınıflardan kadınların aynı siyasal haklar için ortaklaşmasını sağlayan önemli bir tecrübe olmuştu. 2. dalga feminizmin kadın bilinci adına politik yaklaşımlarının önüne kadın haklarını koymaları da yakın yıllarda -hala tam olarak aşılmasa bile- etnik, kültürel, dini aidiyetlerle birlikte kadını önceleyen ortaklıklar yaşanmasını mümkün kıldı. Ülke ve dünya gündeminin peşinden sürüklenerek ayrışmalar yaşanmakla birlikte günümüzde geçmişe kıyasla ortak politika üretme aşamasına girmekte olduğumuzu gösteren işaretler de pek çok.

Tersinden okumayla tek bir örnek verecek olursam en muhafazakar partilerin bile iktidar olduktan sonra kadın haklarını güçlendiren politika ve uygulamalara yönelmek zorunda kalışı, feminizmin önlenemez yükselişinden.

Hatta feminizme karşı çıkışların sertleşmesi ve kadına had bildirme gayretlerinin artışı bile farklı inanç ve ideolojilerden kadınların ortak politika üretme ihtimalini engellemek için yaratılan suni gündemler. Eşitlik yerine adaleti ikame etmeye çalışmak da hep yaklaşan politik ortaklığı önleme çabası. Ancak bu zorlamaları aşacak, politik ortaklaşmayı mümkün kılacak yeterli birikime de sahip kadınlar.

Bursa İnegöl’de gerçekleşen trafik kazasında hayatını kaybeden kadınlara rahmet, yaralılara şifa ve 8 Mart etkinliklerinde hiçbir kadının engellenmemesi dileğiyle…


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI