Son ümit kırıntısı: Bu yasayı onaylamayın Sayın Cumhurbaşkanı

Cumartesi, 26 Kasım, 2016
15 yaş altı kademelendirilmeden önce de uygulamada büyük sorunlar yaşandığı, çocuk istismarı davası izleyen herkesin rahatlıkla gördüğü gerçeklerden. Çocuğun üstün yararını değil sanığın savunma hakkını, davanın odağına yerleştiren muhakeme usulü nedeniyle zaten çok zordu, bu davalar.

Muhalefetle mutabakat talimatıyla durdurduğunuz önerge gibi yasanın şu halini de kadınların rızasının gözetilmesi gereğini dikkate alarak meclise geri göndermeniz, içimde kalan son ümit kırıntısı. Umudum: Başbakanlığınız döneminde çıkardığınız yasanın şimdi eski haline döndürülmesine itiraz etmeniz. Bütün toplumu derinden sarsan N.Ç. davası benzeri yeni vakalara sebep olması muhtemel bu yasaya itiraz etmeniz.

25 Kasım kadına şiddetle mücadele gününe, bir kız çocuğunun ölüm haberiyle uyandık. İzmir’de 9 yaşındaki bir çocuğun istismarcısıyla yüzleşme stresine minik kalbinin dayanamadığını, kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini öğrendik, basından. Çocuk istismarı yasa tasarısının, barındırdığı vahim hatalara rağmen yasalaştığı gün, bir çocuğun da cinsel istismar nedeniyle hayatını kaybettiği gün oldu. Ne elim tesadüf. Kadına şiddetle mücadele gününe kız çocuklarına yönelik cinsel şiddette rıza yaşını 12’ye geriletecek yasayla girmek de cabası.

Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi istismarcıyı evlilik şartıyla affetmeyi teklif eden önergenin geri çekilmesi, pek anlamlı değildi. Malum son dakika önergesi verilmeden önce da tasarının genel kurula sevk edilen hali zaten sorunluydu. 12 yaş kademelendirmesini getirdiği için büyük bir risk barındırıyordu. Madde 103, 15 yaşını tamamlamamış çocuğun, cinsel istismarında rıza sorgulanamayacağını hükme bağlayan yasaydı. Anayasa Mahkemesinin iptali üzerine yeniden çalışılan maddeye bir 12 yaş kademelendirmesi getirilmesi aslında iptal gerekçesinin de çok uzağına düşen bir düzenleme oldu. Aynı zamanda AK Partinin kendi eliyle yaptığı iyileştirmeyi yine kendi eliyle bozmasıydı. Fakat daha önemlisi 12 yaş altı istismarcıya verilen cezanın 18 yıla çıkarılmasıyla göz boyama biçiminde düzenlenen madde gerçekte rıza yaşını 12 ye indirmiş oldu.

15 yaş altı kademelendirilmeden önce de uygulamada büyük sorunlar yaşandığı, çocuk istismarı davası izleyen herkesin rahatlıkla gördüğü gerçeklerden. Çocuğun üstün yararını değil sanığın savunma hakkını, davanın odağına yerleştiren muhakeme usulü nedeniyle zaten çok zordu, bu davalar. Şimdi ceza kanununda bir anda 12-15 yaş kademesini kullanarak ve cezaların ağırlığını gerekçe göstererek rıza sorgusuna yönelecekleri aşikar.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI