Suriye kapısı kapandı, Hatay'da ekonomi çöktü

Türkiye, Suriye savaşından hem ekonomik hem de sosyal olarak derinden etkilendi. Hatay'ın ekonomisinde başta Suriye olmak üzere Arap ülkelerine giden işçiler ve yapılan ticaretin büyük önemi vardı. Çay, şeker, mazot, mutfak tüpü, giyim başta olmak üzere Suriye ile karşılıklı alışveriş içinde olan Antakya’da, savaşın başlamasıyla birçok esnaf ya kepenk indirdi ya da günü kurtarma çabasında. Savaştan önce Suriye- Antakya arasında taksicilik yapan bir Hataylı, günde 1000 taksicinin Suriye’ye gidip geldiğine, bu sirkülasyonun ekonomiyi canlı tuttuğuna dikkat çekiyor..

Burcu Özkaya Günaydın

HATAY – Dokuz yılı geride bırakan Suriye savaşı Türkiye’yi hem ekonomik hem de sosyal olarak etkiledi. Özellikle Suriye’ye sınırı olan kentler savaşı iliklerine kadar yaşadı; bu süreç hala da devam ediyor. Arabistan, Katar, Ürdün gibi Arap ülkeleri ile Rusya, Romanya gibi Avrupa ülkelerine yaş sebze-meyve ihracatının en çok yapıldığı il olan Antakya’da 10 yıl öncesine kadar İstanbul’un Kapalıçarşısı eşdeğerinde olan Uzunçarşı’ya; alışveriş yapanlar, dışarıdan gelenler, günübirlikçilerle birlikte günlük ortalama 750 bin dolar giriyordu.

Antakya, ezelden beri ekonomisi dışarıya bağlı bir şehirdi. Sanayinin, fabrikanın gelişmediği kentte her ailede Arap ülkelerinde çalışan bir kişi bulabilirsiniz. Savaştan önce Suriye’ye vizesiz pasaportsuz gidilebiliyordu.

.

Çay, şeker, mazot, ünlü markaların orijinal makyaj malzemeleri, yemek tüpü gibi birçok ürünü Suriye’den arabasına, bavula, çantaya dolduran çok sayıda Antakyalı, ürünleri ya evden ya da adını Suriye ürünleri satıldığı için Halep’ten alan Halep Çarşısı’na getirip satıyorlardı. Yapılan bavul ticareti Hatay ekonomisinin en önemli geliriydi. Sınır kapısının açık olması, turizmin canlı olması, bavul ticaretiyle birlikte o dönem taksici, ev kadını, öğretmen, lokantacı, esnaf olmak üzere herkes kendi çapında kazanç sağlamış. Hatay çarşısında ticaret yapanlarla savaşın kendilerine etkisini konuştuk.

SURİYE’DEN HATAY’A TÜP GETİRİYORLARDI

.

Ev kadını Meryem Doğan o dönem Suriye’den çay şeker, makyaj malzemeleri getirip evden çevresine satış yapıyormuş. Birçok ev kadının böyle satış yaparak evinin geçimini sağladığını vurgulayan Doğan, “Arapçam var, araba da kullanabiliyorum. Suriye çok ucuzdu. Mesela şeker Suriye’ye Türkiye’den gidiyordu. Suriye’de 2 TL ise Türkiye’de 4 TL idi. Oradan alıp, Türkiye de satıyordum. Her hafta gidiyordum arabamın neredeyse bir haftalık benzinini çıkarıp, eşyayla geliyordum. Kapının kapanmasıyla sadece bizim değil büyük ticaret şirketleri dahil tüm esnafın işi bitti” diyor. Doğan, kendi mazot satışı yapmamış ama birçok tanıdığı mazot satışından iyi kazanç elde etmiş. Hatta bazı Hataylılar ocak tüpünü dahi Suriye’den getiriyormuş.

‘SURİYELİLER BİZDEN TEKSTİL ÜRÜNÜ ALIYORDU’

Savaş öncesi en işlek çarşılardan olan Halep Çarşısı, adını da Suriye’den getirilen mallar satıldığı için Halep’ten alıyor. Halep Çarşısı eski canlılığına sahip olmasa da varlığını sürdürüyor. Biz de esnafla konuşmak için Tarihi Uzun Çarşı ve Halep Çarşısı’na doğru uzandık.
Yıllardır Halep Çarşısı’nda esnaflık yapan Tekstilci Semir Aydın, savaştan önce ticaretin kalbinin Halep Çarşısı olduğunu belirterek, “Suriyeliler bizden tekstil ürünleri alıyordu. Deri ceket, kot pantolon, kıyafet biz de onlardan ayakkabı, çay şeker, kozmetik ürünleri alıyorduk” dedi. 10 yıl önceye kadar öğleye kadar elindeki malları sattığını şimdi ise akşama kadar siftah edemeden dükkan kapattığını söyleyen Aydın, esnafın perişan halde olduğunu belirtti.

‘HATAYLI DA SURİYELİ DE KAZANIRDI’

Yayladağı Sınır Kapısı’nın kapalı olmasından en çok etkilenenlerden biri de taksiciler. Savaştan önce ortalama günde 1000 taksinin kapıdan giriş-çıkış yaptığını kaydeden adını vermek istemeyen taksici: “Buradan gidenler benzin, sigara, alkol, kozmetik, ayakkabı gibi ürünler alırdı. Taksiyle giderler oradan taksiyle dönerlerdi. Taksicisi de esnafı da Hataylısı da Suriyelisi de kazanırdı. En büyük isteğimiz kapının açılması ve eski ticari hareketliliğe kavuşmak ama Suriye’nin durumu ortada bunun çok da mümkün olacağını düşünmüyorum.”