Yerel gazeteciden Zeydan Karalar'a kayyım tehdidi

Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar hakkında 'terör örgütleri ile iç içe olan kişilerle ilişkisi olduğu' şeklinde açıklamalar yapan yerel gazeteci Zeki Kızılkaya, "ayağını denk al, sonra yerine kayyım atandı denilmesin" dedi.

DUVAR – Adana’da bir radyo programına katılan yerel gazeteci Zeki Kızılkaya CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın görevden alınarak yerine kayyım atanabileceği yönünde açıklamalar yaptı. Kızılkaya, Karalar için ‘ayağını denk alsın’ ve ‘bunu bir ön uyarı olarak anlasın’ dedi.

Adana’da yayın yapan bir yerel radyonunu 21 Mayıs günkü yayınına katılan Kızılkaya, şehirde sivrisinek konusunda çalışma yapılması gerektiğini belirterek Karalar’ın ‘para yok’ diyemeyeceğini söyledi. “Sen seçilmiş belediye başkanı olarak hizmet yapmalısın” diyen Kızılkaya daha sonra sözü önceki dönem Seyhan Belediyesi Kültür İşleri Müdürü olarak görev yaparken KHK ile ihraç edilen Güven Boğa’ya getirdi. Boğa’nın halen Zeydan Karalar’a fiili olarak danışmanlık yaptığını öne süren Kızılkaya, “danışman ekibinde yer alıyor, nerede buluştuklarını da biliyoruz” dedi. Güven Boğa’nın yasadışı örgütlerle ilişkisi olduğunu öne süren Kızılkaya, Adana’da HDP desteği olmasa seçimi kazanamayacağını söylediği Karalar’a yönelik olarak, “Ayağını denk al, bunu bir ön sezi, ön uyarı olarak kabul edin. Terörle iç içe olan kişilerle birlikte olmanız sizi iyi bir yere götürmez. Sonra Adana Büyükşehir Belediye Başkanı görevden alındı yerine kayyım atandı denilmesin” şeklinde konuştu.

Kızılkaya’nın sözlerine tepki gösteren Güven Boğa ise çarşamba günü konu hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.

KESK’TEN TEPKİ

Güven Boğa’nın hedef gösterilmesine, üyesi olduğu KESK/Tüm Bel Sen’den de tepki geldi. Tüm Bel Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, gerçekdışı iddialarle Boğa’nın kişilik haklarının da hedef alındığını söyledi. Gazetecinin, gerçeğin yanında olması gerektiğini belirten Bozkurt, şu açıklamayı yaptı:

“Güven Boğa ve on binlerce KHK ile mesleğinden, işinden, arkadaşlarından, ekmeğinden edilmiş kamu emekçilerinin bu durumuna sevinmek onu meşrulaştırmak hiç de insani bir davranış değildir. On binlerce hukuksuzluğa uğramış mağdurun ahını almak, KHK’yi hukuki bir işlem olarak görmek cehalettir.

KHK ile ihraçların ilk duyulduğunda dönemin adalet bakanı Bekir Bozdağ, yaptığı açıklama da ihraç işlemlerinin bir idari işlem olduğunu basın toplantısında ifade etmiştir. Sonrasında yine hükümet tarafından OHAL İnceleme Komisyonu kurularak bu dosyaların yeniden incelenmesi, bu da yetmez komisyon un olumsuz kararlarına itiraz için yargı yolu, yani hukuk devreye sokulmuştur.

Kaldı ki üyemiz Güven Boğa’nın sendikal faaliyetlerinden suç çıkarmak için açılan onlarca dava yine beraatla sonuçlanmış, hukuk bu konuda son sözü söylemiştir.

Hal bu iken, bu kadar basit bir süreçten ve işlem den dahi bi haber olan bu sahsın, düşmanlaştıran, suçlayan, kişisel hakları yok sayan, asılsız gayri ahlaki ve hukuksuz iddiaları kabul edilemez. Bu konuda sendikamız üyesi Güven Boğa’nın yanında olduğumuzu, başlatılacak yargı sürecini de birlikte takip edeceğimizi bir kez daha kamuoyu ile paylaşmak isterim.

Gerçek gazeteci demokrasiyi savunur, demokrasi dışı her türlü girişim ve uygulamanın karşısında olur. Nasıl bir kin ve nefretlik ruh halidir ki, Adana halkının sandıktan çıkan siyasi iradesini de yok sayarak, kendisini koymak istediği yerin ne olduğunu karıştırmış olacak ki, Adana’nın seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı’nı kayyum ataması tehdidiyle uyardığını söyleyebiliyor.

Her iki olayda da kullanılan ifadeler, basın özgürlüğü veya ifade özgürlüğü olarak kabul edeceğimiz bir durum değildir.

SIRADAN BİR OLAY DEĞİL

İnsanlığın salgın belası ile mücadele ettiği bu günlerde birlikte dayanışma içinde olmamız ve bu salgın belasından kurtulmamız gerekirken, toplumu yanlış, kirli bilgilerle bilerek yönlendirme ve kişileri hedef gösterme sıradan bir olay olmasa gerek.

Dün olduğu gibi yarın da başta üyelerimiz olmak üzere haksızlığa uğramış tüm mağdurların yanında olmaya, hak ve hukuklarını savunmaya, Emek, demokrasi, adalet eşitlik ve özgürlük taleplerimizi haykırmaya, sınıfsal tercihimizin bize yüklediği bir görev, sorumluluk olarak görerek sürdürmeye devam edeceğiz.
(HABER MERKEZİ)