Açlık grevleri kritik aşamada

Açlık Grevleri Takip Platformu, 96 gündür açlık grevini sürdüren Leyla Güven ve cezaevlerinde devam eden açlık grevleriyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, açlık grevinin bitirilmesi için gerekli adımların atılması istendi.

DUVAR – İnsan Hakları Derneği-Diyarbakır Şubesi (İHD), Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabipler Odası (DTO), Türkiye İnsan Hakları Vakfı-Diyarbakır Temsilciliği (TİHV) ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) tarafından oluşturulan Açlık Grevleri Takip Platformu, 96 gün önce Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi hakkında bilgi verdi.

İHD Diyarbakır Şubesi’nde gerçekleşen basın toplantısında, “İmralı Hapishanesi’nde hükümlü olarak bulunan Abdullah Öcalan’ın Nisan 2015 tarihinden bu yana ailesi, avukatları ve vasisi ile görüştürülmemesi nedeniyle kendisine uygulanan ‘mutlak tecrit’ koşullarının son bulması için, 8 Kasım 2018 tarihinde DTK Eş Başkanı ve HDP Hakkâri Milletvekili Leyla Güven’in başladığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi bugün itibarı ile 96. gününe ulaşmıştır. Türkiye hapishanelerinde bulunan birçok mahpus Leyla Güven’in talebinin haklı ve meşru olduğunu dile getirerek, bir an önce bu talebin yerine getirilmesi amacıyla öncelikli olarak 27 Kasım 2018 tarihinde süresiz-dönüşümlü, daha sonra 16 Aralık 2018 tarihi itibarıyla gruplar halinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlamıştır” bilgisi verildi.

Açlık Grevlerini Takip Platformu, Türkiye hapishanelerinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevcilerinin sayısı 313 olduğunu ve Leyla Güven’den sonra 16 Aralık 2018 tarihinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlayan 41 kişilik birinci grubun ise eylemlerinin 58’inci gününde olduğunu belirtti.

Ayrıca açlık grevlerinin sonlanması için siyasal iktidar ve yetkili kurumlar, eylemcilerin taleplerini yerine getirmeye ve tecridi kaldırmaya yönelik olarak herhangi adım atmadığı ve bu nedenle süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemcilerinin sayısının gün geçtikçe arttığına dikkat çekildi.

EYLEMCİLERİN SAĞLIK DURUMU

Leyla Güven ile birlikte açlık grevine başlayanların sağlık sorunları hakkında da bilgi verilen açıklamada, “Bilindiği gibi uzun süreli açlığın; insan vücudundaki tüm sistemler üzerinde olumsuz etkileri mevcuttur. Uzamış açlıkla birlikte bağışıklık sisteminin zayıfladığı, Açlık grevi yapan eylemcilerin enfeksiyonlara yatkın hale gelebildikleri, çoklu organ yetmezliği geliştikten sonra ölümlerin yaşanabildiği geçmiş acı deneyimler bize göstermiştir. Açlık grevi eyleminin uzaması ile birlikte eylemcilerde ciddi kilo kaybı, bitkinlik, yorgunluk, yürümekte güçlük, görme bozuklukları, tansiyon düşüklüğü, baş, eklem ve kas ağrıları, bulantı-kusma, uykusuzluk, ses ve gürültüye karşı aşırı hassasiyetin gelişebildiği bilinmektedir. Yine sürecin uzaması ile birlikte sıvı ve tuz alımından sonra kusmaların başlaması ve sıvı alamamaya bağlı sağlık açısından yıkıcı bir takım sonuçların ortaya çıkması olasılık dâhilindedir” denildi.

Hapishanelerde kalanların onurları, yaşam hakkı ve sağlık hakları başta olmak üzere tüm haklarının devletin sorumluluğunda olduğuna dikkat çekilen açıklamada, açlık grevindeki eylemcilerin ihtiyaçlarına da değinildi: “Açlık grevlerinin herhangi bir aşamasında hapishane kurumlarının olası şeker, tuz ve vitamin yasağı, yaşam hakkı bağlamında zamana yayılmış işkence ve kötü muamele olarak ele alınabilecek bir tutumdur. Tüm açlık grevi eylemcilerine yaşamın devam etmesi için en az alınması gereken 5 büyük su bardağı su/sıvı, 2 çay kaşığı (2 gr) tuz, 5 yemek kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı karbonat ile 500 mg B1 vitamini içeren kompleks B vitamini preparatları sağlanmalıdır. En az alınması gereken bu maddelerin kısıtlanması durumunda geçmiş yıllardaki açlık grevlerinde yaşandığı gibi kalıcı bir takım hasarların oluşmasına ya da ölümle sonuçlanabilecek ağır sonuçların yaşanmasına neden olacaktır.

Bu nedenle açlık grevi yapanların sağlık çalışanları tarafından onaylarına uygun olarak düzenli takip edilmesi, ihtiyaçları olan su, tuz, şeker ve B vitamininin sağlanması, kendilerine bakamayacak duruma geldiklerinde refakatçilerinin olması, tecrit altında tutulmamaları, zor kullanmaktan kaçınılması gibi konular ek sağlık sorunlarının ortaya çıkmasını engelleyecektir. Açlık grevlerinde “sıvı, B grubu vitamin, tuz, şeker ve karbonat” alımı yaşamsal olduğu kadar, eylem sonlandıktan sonra kalıcı beyin hasarlarının önlenmesi açısından da kritik önemdedir.”

‘TALEPLER DEĞERLENDİRİLMELİDİR’

313 açlık grevcisinin tek bir talebinin mutlak tecridinin kaldırılması olduğuna vurgu yapılan açıklamada, bu talebin yerine getirilme sorumluluğunun siyasal iktidarda olduğu belirtildi. Tecridin ulusal ve uluslararası hukuka aykırı olduğu, taleplerin karşılanmayıp eylemci mahpusların sağlık ve yaşam hakkına yönelik ortaya çıkacak üzücü sonuçlardan siyasal iktidarın sorumlu olacağı ve bu nedenle öncelikle Adalet Bakanlığı’nın ve ilgili kurumların bir an önce hareket geçmesi gerektiği ifade edildi.

EYLEMCİLERİN SAĞLIK DURUMUYLA İLGİLİ RAPOR

Açlık Grevlerini Takip Platformu, açlık grevi eylemcilerinin sağlık durumuyla ilgili hazırladığı raporu da paylaştı. Raporda şu bilgiler yer aldı:

Leyla Güven: Şikâyetlerinin şiddetlenmiş olması kaygı verici 

Kamuoyunun bilgisi dahilinde olduğu üzere Halkların Demokratik Partisi Hakkari Milletvekili Leyla Güven hapishanede bulunduğu dönemde avukatları aracılığı bağımsız bir hekim heyeti tarafından tıbbi muayene edilmesi talebi Diyarbakır Tabipler Odası’na iletilmişti. Bilindiği gibi odamız tarafından Adalet Bakanlığı’na yapılan başvurular sonrasında kendisine cezaevinde gerekli muayene yapılması izni verilmemişti. Hapishaneden tahliye edilmesi üzerine avukatları tarafından odamıza yapılan yeni bir başvuru üzerine Diyarbakır Tabip Odası bünyesinde oluşturulan hekim heyeti tarafından Leyla Güven evinde ziyaret edilerek açlık grevi eyleminin olası sonuçları anlatılarak gözlemlerde bulunuldu. Muayene yapılması için daha sonraki bir tarihte gelinmesi kendisi tarafından talep edilmişti.

Geçtiğimiz günlerde Türk Tabipleri Birliği açlık grevlerinin izlenmesi için kurulan hekim heyeti tarafından Leyla Güven’e evinde bir ziyaret gerçekleştirildi. Uzamış açlık sırasında vücutta olabilecek değişikliklerin ve sağlık açısından olası risklerin belirlenmesi için ilgili bölümlerden kurulu heyet kendisine muayene, gözlem ve bilgilendirmelerde bulundu. Öncelikle hasta bilgilerinin gizliliği nedeniyle kamuoyuyla ayrıntıları paylaşamayacağımızı ifade etmek istiyoruz. Önemle belirtmek isteriz ki tüm süreç boyunca hekimlik mesleğinin gerektirdiği titizlikle ve etik çerçevede davranılmıştır.

‘TÜM RİSKLERİ BİLDİĞİ TEYİT EDİLDİ’

İfade ettiğimiz sınırlılıkta bazı gözlemsel bilgileri ve ifade edilen bulguları Leyla Güven’in onayı ile sizlerle paylaşabileceğiz. Leyla Güven’in devam eden açlık grevi eyleminde günlük yaşamsal ihtiyaçlarını tek başına gidermekte zorlandığını söyleyebiliriz. Hareket kabiliyetinde azalma, desteksiz yürümede zorlanma, konuşma sırasında dahi olan yorgunluk oldukça dikkat çekiciydi. Temel olarak alınması gereken sıvı miktarını zorlansa da aldığı ifade edilebilir. Yine Dünya Tabipleri Birliği’nin Malta Bildirgesi ile düzenlediği “açlık grevi eylemcileri için hekim tutumunda” belirtildiği gibi B1 vitamininin yeterli dozda alındığı söylenebilir. İhtiyaç duyulan bazı mineralleri aldığı, sıvı içindeki glikoz-tuz-karbonat ile ortalama olarak karşılandığı söylenebilir. Ancak yaşamın idame edilmesi için alınması gereken minerallerin tümünün ifade edildiği kadarıyla alınmadığı belirtebiliriz. Besleyici olabilecek gıdaların alınmamasına bağlı belirgin kilo kaybı olduğu görüldü. Vücut için gerekli olan başka vitaminlerin alınmamasının oluşturacağı potansiyel etkilerden ve sağlık için olası olumsuz sonuçlarından bahsedildi ve Leyla Güven’in tüm bu riskleri bildiği teyit edildi. Beslenmemeye bağlı mide-bağırsak sisteminde yoğun şikayetleri bulunmaktaydı. Özellikle gün içinde yaşadığı karın kramplarının tedirgin edici düzeyde olduğu görüldü. İlerleyen günlerde bazı ihtiyaçlarının alınmamasında bu durumun sorunları büyüteceğine ilişkin bilgiler kendisi ile paylaşıldı. Bu konuda da açlık grevi eylemcisi Leyla Güven’in bilgisi olduğu görüldü. Enfeksiyon bulgularına rastlanılmadı. Evde ziyaret sınırlaması ve alınan önlemler nedeniyle bu konudaki risklerin azaltıldığı gözlendi. Ancak bağışıklık sistemi için beslenmemenin bu önlemleri yetersiz hale getirebileceği bilgisi verildi ve Leyla Güven’in bilgisi teyit edildi. Zihinsel olarak erken yorulma, yeni bilgilerin unutulması daha önceki ziyarete göre belirgin bir şikâyet olarak kendini göstermişti. Işıktan rahatsız olma, geçmeyen baş ağrıları, bulanık görme şikâyetlerinin son 1 haftadır şiddetlenmiş olması kaygı verici nitelikteydi. Kas-iskelet sisteminde uzun süren kramplar ve yaygın ağrılar mineral ve vitaminlerin alımındaki eksikliklerle ilişkili olabileceği düşünüldü ve Leyla Güven ile bu bilgi paylaşıldı. Günlük kan basıncı, ateş, nabız ölçümleri yapılan eylemcinin tansiyon değerlerinin düşük izlediği tespit edildi. Kan tetkiki için bilgilendirme yapıldı. Laboratuvar incelemeleri için kendisinin onay vermemesi üzerine tetkikleri yapılamadı. Talep edilmesi durumunda ve onayı dahilinde aralıklı muayene ve günlük izlemlerle takip kararı alınarak tekrar ziyaret planlaması yapıldı.

Diyarbakır E tipi

16 Aralık 2018 tarihinde greve başlayan 3 kadın mahpusa yönelik olarak ilk önce idare tarafından kendilerine disiplin soruşturması açılmıştır. Açlık grevinin 58. gününe gelmiş olmasına rağmen halen daha kendilerine karbonat verilmemiştir.

Diyarbakır D tipi

Bu hapishanede 16 Aralık’ta greve başlayan 5 kişi bulunmaktadır. Açlık grevi eylemini başlattıkları gün idare tarafından kendilerine disiplin soruşturması açılmış ve bazı sosyal etkinliklerden men cezası almışlardır. Greve giren mahpuslar aynı odaya alınmış ve yanlarında bir refakatçi bulunmaktadır. Revire çıkmadıkları için sağlık kontrolleri düzenli olarak yapılmamaktadır. Greve giren bazı mahpusların diş eti kanamaları ve ağız içi yaraları oluşmuştur. Kilo ve tansiyon takipleri sağlık personeli tarafından yapılmaktadır. 8 ile 11,5 kilo arası kilo kayıpları mevcuttur.

Diyarbakır 1 No’lu T tipi

26 Aralık 2018 tarihi itibarı ile 5 kişi süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlamıştır. Kilo ve tansiyon ölçümleri düzenli olarak yapılmakta ancak sağlık takibi düzensiz bir şekilde takip edilmektedir. Hükümlü olmaları nedeniyle kendileri görüşme sağlayamadığımız için odalarında bulunan diğer mahpuslar ile görüşme yapılmıştır.

Şanlıurfa 1 ve 2 No’lu T Tipi Kapalı C.İ.K

5 Ocak 2019 tarihinde 2 nolu T Tipi’nde 6 mahpus süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlamıştır. 1 nolu T Tipi kapalı cezaevinde ise 6 Ocak 2019 tarihinde 5 mahpus süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlamıştır. Mahpuslara B1 vitaminlerinin verildiği; ancak bu vitaminleri yeterli olmadığı, revirde kalıcı hekim olmaması nedeniyle 2 ya da 3 günlük sürelerle hekim kontrolü yapıldığı, kontrolü yapan hekimlerin farklı olması nedeniyle gerekli ilgiyi göstermedikleri ifade edilmiştir.

Elazığ hapishaneleri

Elazığ Kampüs Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan 1 Nolu ve 2 Nolu yüksek güvenlikli hapishanelerde gruplar halinde toplam 12 mahpus greve girmiştir.

1 Nol’u Yüksek Güvenlikli C.İ.K.

16 Aralık 2018 tarihinde 3 mahpus, 5 Ocak 2019 tarihinde 3 mahpus olmak üzere 1 noluda toplamda 6 mahpus greve başlamıştır. Cezaevi idaresinin yine ilk olarak yaptığı şey haklarında disiplin soruşturması yürütmek olmuştur.

Kendilerine bazı sosyal etkinliklerden men cezası verilmiştir. Greve başladıktan 20 gün sonra greve giren üç mahpus aynı odada bir araya getirilmiştir. 7 gün süreyle başka suç gruplarının olduğu koridora götürülmüşlerdir. Greve giren mahpuslar 3 kişilik odada kalmakta ve yanlarında refakatçi bulunmamaktadır. Greve başladıktan uzun bir süre temel iaşe ihtiyaçları (Tuz, Şeker vb.) giderilmemiş ya da düzensiz giderilmiştir. Tuz, şeker dışında sadece limon verilmiş, talep ettikleri ek sıvılar verilmemiştir. 16 Aralıkta greve giren mahpusların B vitamini talepleri 25.günden sonra yerine getirilmiş o da düzensiz olarak verilmeye başlanmıştır. Ancak son 15-20 gündür (08.02.2019 tarihi itibarıyla) vitamin ve bazı ek sıvı madde talepleri düzenli olarak karşılanmaya başlanmıştır.

2 No’lu Yüksek Güvenlikli C.İ.K.

Bu hapishanede 26 Aralık 2018 tarihinde 3 mahpus greve başlamıştır. Daha sonra 16 Aralık 2018 tarihinde Patnos L tipinde 5 mahpusla birlikte greve başlayan bir mahpus buraya getirilmiştir. Greve başlayan mahpuslardan iki kişi bir odada bir kişi de tekli hücrede tutulmuştur. Daha sonra Patnos’tan sevk olarak getirilen mahpus da tek kişilik hücrede ayrı tutulmuştur. Gerek Platform olarak bizim girişimlerimiz gerekse de mahpusların özel avukatlarının girişimleri sonrası grevdeki mahpuslardan üç kişi aynı odaya alınmıştır. Ancak idare zaman zaman yine grevdeki mahpuslardan bazılarını tek kişilik hücrelere almış ve grevi bırakmaları yönünde baskılar yapmıştır. 26 Aralıkta greve başlayan Ahmet Tekin adlı mahpus 05.02.2019 tarihine kadar tek kişilik hücrede tek başına tutulmuş ve 05.02. 2019 tarihinde greve başlayan Mahsum Ceylan ile aynı odaya konulmuştur. 04.02.2019 tarihinde greve başlayan Reşit Teymur ise tek kişilik hücrede tek tutulmaktadır. Mahpusların yanına halen daha refakatçi verilmemiştir. Kurum doktoru mahpuslara “durumunuz kritikleşmeyene kadar refakatçi izni vermem” demek suretiyle refakatçi taleplerini reddetmektedir. Grevde olan mahpusların iaşeleri tam olarak verilmemiş ve ek sıvı madde talepleri yerine getirilmemiştir. Uzun süre sadece tuz, şeker ve limon verilmiştir. Kilo ve tansiyon kontrolleri düzensiz yapılmıştır. 20.günden sonra kendilerine B1 vitamini verilmiştir. Mahpusların 10 ila 12,5 kilo arası kilo kayıpları vardır.

Malatya E Tipi C.İ.K.

4 mahpusun 5 Ocak 2019 tarihinden bu yana açlık grevinde olduğu; tuz ve şeker aldıkları, vitamin almadıkları, açlık grevinden kaynaklanan sağlık sorunlarının oluşmaya başladığı, uyku düzensizliğinin başladığı belirtilmiştir.

Şırnak T tipi C.İ.K.

Şırnak T tipinde 16 Ocak 2019 tarihinde 3 kişilik bir grup ve 31 Ocak 2019 tarihinde yine 3 kişilik bir grup olmak üzere toplamda 6 mahpus açlık grevi eylemini sürdürmekte. Mahpuslar ile yapılan görüşmelerde düzenli kilo ve tansiyon takiplerinin yapıldığı aktarılmıştır.