Nesnelerin İnterneti (Internet of Things - IoT), çevresel sorunların çözümüne nasıl yardımcı olur?

IoT'nin kullanımı, küresel IoT dağıtımının çevreye ne getireceği konusunda çevreciler, araştırmacılar, şehir liderleri ve diğer uzmanlar arasında birçok spekülasyon yaratıyor. Felaket bir geleceğe mi yol açacak yoksa kurtarma aracı mı olacak?

Bora Kurum*

Artan nüfus, küreselleşme, kentleşme ve çevresel zorluklar, şehirleri akıllı şehirlere doğru bir yolculuğa odaklanmaya itti. Akıllı şehirler terimi, şehir altyapısını ve operasyonlarını daha sürdürülebilir ve güvenilir hale getirmek için güçlü teknolojiyi kullanan karmaşık bir kavramdır.

Şehirleri akıllı şehirlere dönüştürme iddialı fikri, ‘nesnelerin interneti’ yani ‘internet of things – IoT’ şeklinde dünyanın en gelişmiş teknoloji dağıtımına yol açtı. IoT, kamu varlıklarını, ulaşım sistemlerini, enerji ve su tüketimini, bilgi sistemlerini, diğer özel ve kamu hizmetlerini izleme ve yönetme konusunda büyük bir potansiyele sahip.

Ancak IoT’nin kullanımı, küresel IoT dağıtımının çevreye ne getireceği konusunda çevreciler, araştırmacılar, şehir liderleri ve diğer uzmanlar arasında birçok spekülasyon yaratıyor. Felaket bir geleceğe mi yol açacak yoksa kurtarma aracı mı olacak?

ÇEVRESEL FAYDA İÇİN NESNELERİN İNTERNETİ

Geleceğin gelişen teknoloji destekli şehirleri için ‘akıllı şehirler’ adını veren IBM, IoT uygulamaları serisini ‘Watson IoT“ adıyla başlattı. Şirket, zararlı atık ve çevre kirliliğini azaltarak çevre için güvenlik ve korumayı artırarak çevresel zorluklarla başa çıkılmasını teklif ediyor.

Gerçek anlamda IoT yaklaşımı şehir altyapılarını daha sürdürülebilir ve esnek hale getirmektir.

-IoT’nin binaları ve evleri yönetmedeki akıllı uygulaması, çevre üzerindeki olumsuz etkileri azaltmanın harika bir yoludur. Örneğin akış sensörleri, gerçek zamanlı su sızıntısını tespit edebilir ve bunun için uyarılar gönderebilir. Bu sadece su israfını azaltmakla kalmaz aynı zamanda envanter yönetimi ve tüketiminin iyileştirilmesine de yardımcı olur.

-Dijital sensörler, çevrenin gelişimini takip etmemize yardımcı olabilecek kirlilik seviyelerini, hava kalitesini, tehlikeli radyasyonları ve kimyasalları tespit edebilir. IoT cihazları tarafından toplanan muazzam miktarda çevresel veri, şehirlerin filoları optimize etmesine, trafik sıkışıklığını azaltmasına ve yüksek kirlilik seviyelerinden sorumlu şeyler üzerinde çalışmasına yardımcı olabilir.

-Verimli tarım tekniklerinin çevre üzerinde önemli bir olumlu etkisi vardır. IoT sensörleri, hava durumu verileri ve drone görüntüleri toprak yönetimi, sulama, mahsul verimlerini daha verimli bir şekilde gerçekleştirmek için kullanılabilir. Ayrıca, tarımda IoT uygulaması, gıdanın nasıl yetiştirildiği ve kaynağının ne olduğu gibi talepleri karşılayabilir – bu da gıda şeffaflığını artırır.

-Bugün IoT bize hava olaylarını daha doğru tahmin etme gücü verdi. IoT cihazlarını kullanarak şehirler, hava olayıyla ilgili riskleri ve hasarları daha iyi anlayabilir ve analiz edildiğinde, aktif felaket kurtarma ve dayanıklılık programlarının başlatılabileceğini analiz edebilir.

YABAN HAYATI, DOĞAL EKOSİSTEM VE IoT

Akıllı şehirlerin bir parçası olmasa da, yaban hayatının küresel çevrenin geleceğini şekillendirmede büyük bir etkisi olduğu gerçeğini inkar etmek mümkün değildir. Doğal ortamlarında yaşayan nehirler, göller, ormanlar ve hayvanlar doğal ekosistemi oluşturur. Bu doğal düzen bozulursa, iklim değişikliği üzerindeki etkilerini ağır şekilde gösterecektir.

IoT’nin biyolojik çeşitliliğin korunmasında kullanılmasının en ilginç 3 yolu:

Ormansızlaşma – Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 15’i ormansızlaşmadan kaynaklanmaktadır. RainForest Connection firması ormansızlaşmayı ve yasadışı ağaç kesimi faaliyetlerini önlemek için IoT’yi kullanıyor. Organizasyon, ağaçlara bağlandığında ormansızlaşma ve kaçak avlanma faaliyetlerini çok uzaktan izlemelerini ve tespit etmelerini sağlayan eski cep telefonlarını kullanarak IoT sensörleri geliştirdi. Sürekli canlı olarak kayıt edilen bu sesler sayesinde ormanda doğal olmayan bir ses algılandığı zaman ilgili ekipler için alarm çalışmaya başlıyor.

Arılar için IoT – Bugünlerde IoT, arı popülasyonlarını takip ederek ve kovanların koşullarını izleyerek doğal ekosistemi korumak için kullanılıyor. Arıların, ekosistemin biyolojik çeşitliliğinin korunmasında son derece hayati bir rolü vardır. Arı popülasyonundaki son düşüş, çiftçilik üzerinde kritik bir etkiye yol açmıştır.

Bee Corp, arıları korumak için IoT tabanlı bir çözüm sunar. Pille çalışan sensörleri arı kovanlarına yerleştirilir. Bu, arıcıların kovanın sağlığını ve koşullarını takip etmelerine ve izlemelerine yardımcı olur.

Daha ilginç bir şekilde, Avustralya’daki CSIRO’daki araştırmacılar, bal arısı popülasyonunu ve çiftliklerde verimliliği artırma konusunda çalıştılar. Hedefe ulaşmak için binlerce arıya küçük sensörler taktılar. Radyo frekansında çalışan sensörler, arının belirli bir kontrol noktasından geçişini kaydetti. Bu, araştırmacıların ve çiftçilerin arı davranışını etkileyen şeyleri anlamalarını ve daha sonra bitkilerin tozlaşmasını artırabilecek sorunlarla mücadele etmelerini sağladı.

Kaçak avcılık – Afrika’da gergedanları korumak ve kaçak avcılık faaliyetlerini önlemek için Project Rapid (Gerçek Zamanlı Kaçakçılığa Karşı Akıl Almaz Cihaz) kullanılmaktadır. Canlı, kamera, kalp atış hızı monitörü ve GPS izci olmak üzere üç bağlantılı cihazla donatılmıştır. Sensör, canlı sıkıntıdayken yaban hayatı koruma uzmanlarını uyarır, hareketlerini izler ve ayrıca kaçak avcıların video görüntülerine ulaşabilir.

IoT’NİN UZUN SÜRELİ KULLANIMI BÜYÜK VERİ DEPOLAMA VE ENERJİ BAĞLAMINDA PROBLEM YARATIR MI? 

IoT cihazlarının çevrenin korunmasında potansiyel kullanımına bakıldığında, IoT’nin çevre için iyi olduğu anlamına gelir. Ancak, IoT’nin veri toplamadaki tipik doğası ve bu kadar belirsiz miktarda veri depolamak için bir altyapı, büyük miktarda enerji gerektirir.

Bununla birlikte, Melbourne Üniversitesi Enerji Verimli Telekomünikasyon Merkezi eski direktörü Kerry Hinton’a göre IoT’nin kullandığı toplam enerji büyük ölçüde konuşlandırılan cihazların türüne bağlı olacaktır. Örneğin, satış makinelerini izleyen düşük güçlü sensörlerin enerji faturaları üzerinde gözle görülür bir etkisi olması muhtemel değildir. Ek olarak, güneş ışığından, ısıdan ve titreşimden enerji kullanarak kendilerini güçlendirebilir cihazlara (hala geliştirilme aşamasında) sahip olacağız.

Yeşil BT uzmanı ve Gartner araştırma başkan yardımcısı Bettina Tratz-Ryan’ın farklı bir bakış açısı var. IoT’nin enerji ve su tasarrufuna daha önemli katkıda bulunabileceğini söylüyor. Örneğin, sıcak su şirketi Quantum Energy ile ortaklaşa bir girişim olan SkyGrid, kimse kullanılmadığında ısıtma suyunda enerji kullanmayı önlemeyi amaçlayan binalar için akıllı bir sıcak su sistemi geliştiriyor – şu anda bu atıklar bir sistemin gücünün yüzden 50’sini oluşturur.

Bu, IoT’nin sadece bir uygulaması olsa da, kaynakları kaydetmek için IoT’yi kullanmanın birçok yolu vardır. IBM, Google, Apple, Yahoo, Facebook gibi teknoloji devleri bile veri merkezlerine yüzde 100 yenilenebilir enerji ile güç sağlamayı amaçlıyor. Tabi bu arada birkaçı zaten yüzde 100 olarak bu hedefe ulaştı.

Ayrıca, Küresel e-Sürdürülebilirlik Girişimi (GeSI) 2015 yılında ‘Smarter3030’ raporunu yayınladı. Bu rapor, ICT ve IoT’nin 2030 yılına kadar ürettiği karbondioksit emisyonlarını 10 kat azaltabileceğini gösteriyor. Bu, daha az seyahat, akıllı binalar, üretim ve tarıma daha verimli bir yaklaşımla mümkün olacaktır.

Sonuçlara baktığımızda ise veriler bize beklemememiz gerektiğini söylüyor. Daha sürdürülebilir bir çevre için endüstriler, topluluklar ve hükümetlerin Nesnelerin İnterneti ile işbirliği yapması gerekiyor – çünkü her bireyin müdahalesi hayati önem taşıyor.

*İletişim Bilimleri Doktora Adayı – Bilgi Üniversitesi