Korona günlerinde e-ticaret sitelerinin sorumluluğu

Dijital pazar yerlerinde oluşan haksız fiyat artışı gibi son durumda tüketicinin bilgi noksanlığından, korku ve paniğinden faydalanılan durumların, sadece platformların inisiyatif alarak harekete geçmesiyle, kurumsal vicdanlarıyla çözülmesi beklenmemeli. Bütün tarafların sorumlulukları; vakalar göz önünde bulundurularak ve tüketicinin korunması baz alınarak açık ve net biçimde ilgili mevzuatlarda tanımlanmalı.

Mahmut Tezcan  

Mahmut Tezcan

Türkiye’de ilk korona virüsü pozitif teşhisinin ardından toplumda kısa süreli bir panik rüzgarı esti. Paniğin dışavurumunun başında ise çok sayıda insanın aynı saatler içinde bolca hijyen ve gıda ürünleri satın alması geldi. Tam da bu sırada e-ticaret platformlarında normal satış fiyatlarının katbekat üstünde satışa sunulan ürünler ise dikkate değer başka bir noktayı bize gösterdi. Ürünler, fahiş fiyatlarla saatler boyunca e-ticaret sitelerinde satışta kaldı. Peki fahiş fiyat uygulamalarında söz konusu e-ticaret sitelerinin sorumlulukları neler? Ne tür önlemler almalılar?
Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, 11 Mart’ın ilk saatlerinde Türkiye’de yeni koronavirüs testi pozitif çıkan bir yurttaşın olduğunu açıkladı. Aynı gün, gündüz saatlerinde marketlerden gıda malzemeleri, eczane vb. yerlerden de hijyen malzemeleri ve maske benzeri koruyucu ekipmanların olduğu raflar hızla boşaldı. Yine aynı gün içinde Gazeteci Mehmet Şafak Sarı’nın Twitter hesabından paylaştığı üzere Türkiye’de faaliyet gösteren e-ticaret sitelerinin birinde normal fiyatının yaklaşık 5 katına satılan makarnalar gündem oldu. Aynı gün birçok farklı e-ticaret sitesinde, normal fiyatlarının birkaç katına satışa sunulan ürünlere dair ekran görüntüleri paylaşıldı. Üretici firmalar ürün fiyatlarında artırıma gitmediklerini, konunun üçüncü taraflarla ilgili olduğunu söyledi. Ticaret Bakanlığı, tüketicilerin haksız fiyatlandırma şikayetlerine yönelik hızlı bir denetim ve soruşturma başlattı.

E-TİCARET SİTELERİ NASIL ÇALIŞIR?

Konuyu daha iyi anlamak adına, odağa aldığım e-ticaret sitelerinin işleyişini kısaca hatırlamakta fayda var. Günlük dilde e-ticaret sitesi diye adlandırdığımız internet siteleri, dijital dünyanın getirdiği yeni iş modellerinden pazar yeri (marketplace) modeline uygun olarak çalışırlar. En basit haliyle, alıcı ve satıcıyı buluşturan platformlardır. Bu platformların satıcılar açısından faydası fiziksel olarak ulaşamayacakları müşterilere, zaman kısıtlamasına tabi olmadan ulaşabilmeleridir. Tüketiciler açısından temel fayda ise zaman ve mekan kısıtı olmadan aradığı ürüne dair çeşitleri kolayca filtreleyerek gerek nitelik gerekse fiyat açısından ihtiyacı olduğunu düşündüğü ürünü kolaylıkla satın alabilmesidir. Satıcı ve alıcı arasında ürün ve fiyat konusunda anlaşma sağlandıktan sonra ürün genellikle kargo vasıtasıyla el değiştirir. Aldığı mal eline ulaşan alıcı, ürünün vaad edildiği gibi olduğuna kani olduğunda da ödemenin satıcıya geçmesi için onay verir. Bu alışverişi sağlayan platform, genellikle satıcıdan belli oranda komisyon alır.

OLAĞANDIŞI FİYATLARIN SORUMLUSU KİM?

Söz konusu platformların bazıları 11 ve 12 Mart’ta haksız fiyatlandırma şikayetlerine yönelik olarak açıklama yaptılar. Açıklamalar genel olarak fiyatları platformların belirlemediği, fiyatlara müdahale edemediği; fiyatların piyasada belirlendiğine vurgu yapıyordu. İşe bu taraftan bakacak olursak bu aslında klasik iktisattan bildiğimiz fiyatın oluşum eğrisini gözümüzün önüne getirir. Malını satmak isteyen satıcı ile o mala talip alıcının buluştuğu nokta fiyatı belirler. Yalnız burada birçok varsayımla hareket ediyoruz ki bu varsayımlardan biri alıcının bütün seçeneklerden haberdar olduğu, yeterli bilgiye sahip olduğu ve rasyonel bir seçim yaptığı varsayımı. Halbuki söz konusu durumda tüketicilerin bütün seçeneklerden haberdar olup olmaması bir yana bireysel düzeyde korku, toplumsal düzeyde kıtlık veya karantina paniği ile hareket ettiği gerçeği ortada. Tüketicileri satın alma eylemine yönlendiren temel motivasyonları korku. Bir süre temel gıda maddelerine veya hijyen malzemelerine ulaşamama, tam karantina halinde evde bir nevi hapsolma korkusu. Yani platformların söylemi, platformlardaki normal zamanlarda geçerli olsa da bahsettiğimiz anormal günler için pek de gerçekçi değil. Bu durumda ortada iki sorumlu var: Birincisi, tüketicilerin korkuyla satın alma yönünde harekete geçmesi ile toplumsal paniği sezen kötü niyetli satıcıların fahiş fiyatlarla ürünlerini satarak vurgun yapma isteği. İkincisi ise bu fırsatçılığa karşı pasif pozisyon alan platformlar.

E-TİCARET SİTELERİ NE YAPTI, NE YAPIYOR?

Sarı’nın paylaşımında görülen e-ticaret platformu, fahiş fiyat tespitlerinin üzerinden 24 saat geçmeden bir açıklama daha yaparak sorumluluk aldıklarını, geliştirdikleri algoritmalar sayesinde satışta bulunan 539 ürünle ilgili işlem yaptıklarını duyurdu. Şirket adına açıklama yapmaya yetkili bir kişiyle görüşmemde bu işlemlerin hangi boyutta olduğuna dair detay alamasam da –ürün kaldırıldı mı, satıcıya bir yaptırım uygulandı mı vb.- site kullanıcılarının ürünlere erişiminin söz konusu olmadığını söyledi. Bu noktada ortaya çıkan sonuç şu; ilk etapta müdahale edemediklerini beyan ettikleri ürün fiyatlarını aslında kontrol edip anormal seviyelerde olanlarla ilgili tasarrufta bulunabiliyorlar.
Aynı platform, 2018 tarihli satıcılara dair bir duyurusunda, ele aldığımız durumun tam tersine, satıcıların lehine satışların hangi durumda durdurulacağını şöyle açıklıyor: “Ürün fiyatının %71 ve üzerinde düşüş gerçekleştiğinde ürün satışa kapatılır… Örneğin, 500 TL olan bir ürün kullanıcı hatası ile bir sıfır unutularak 50 TL olarak girilirse sistem, ürünü otomatik olarak satışa kapatacaktır.” Buradan anlıyoruz ki eğer platform isterse fiyatlardaki anormal değişikliklere veya ‘normal’ fiyata denk düşmeyen fiyat girişlerine göre otomatik olarak harekete geçebiliyor.
Yine aynı gün başka bir e-ticaret sitesi, kendi platformu üzerinden satış yapan satıcılara yönelik bir açıklama yaptı: “Değerli iş ortağımız, Koronavirüs ile ilgili son dönemde yaşanan gelişmeler sebebiyle belirli ürünlere olan talep artmaktadır. Bu kapsamda, mağazanızda satışını gerçekleştirdiğiniz ürünlerin temel özellikleri ve sağladığı faydalar konusunda tüketicileri aldatıcı, yanıltıcı veya tüketicilerin tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici şekilde olmamasına ve/veya ürünleri fahiş ve haksız fiyatlarla listelememeye özen göstermenizi rica ederiz. İstismar edici ve/veya haksız fiyatlarla satışa çıkarılan ürünlerin tespit edilmesi halinde, bu ürünlerin satışını gerçekleştiren firmalar hakkında ilgili makamlarca hukuki ve idari işlem başlatılabileceğini hatırlatmak isteriz. Hassasiyetiniz için teşekkür eder, iyi satışlar dileriz.”. Platformlarını kullanan satıcılara fiyat konusunda dramatik değişiklikler yapmamaları tavsiye edilirken, satıcıların cezai sorumluluklarla karşı karşıya kalabilecekleri uyarısında bulundu.

Başka bir e-ticaret sitesinin, kendi platformları üzerinden satış yapmak isteyen satıcılara yönelik sayfasına tıkladığınızda şu slogan sizi karşılıyor: “Mazağa bizden, satış sizden. Pazaryeri’nde mağazanızı ücretsiz açın, teknoloji ve pazarlamayı bize bırakın!”. Bu söylem, satıcı ile platform arasında bir iş ortaklığı olduğunu açıkça göstermeye yetiyor.

E-TİCARET SİTELERİ, SİTEDEKİ SATICILAR KADAR SORUMLU TUTULMALI

Gerek 11 Mart’taki fahiş fiyat artırımlarına karşı takındıkları tavır gerekse platformları üzerinden satış yapan iş ortaklarına hitaben paylaştıkları dokümanlar ve genel söylemlerine bakacak olursak; e-ticaret sitelerinin hepsi esasında anormal fiyat artışlarını çok kısa sürede fark edebilecek ve gerektiği gibi değerlendirip harekete geçebilecek teknolojik altyapıya ve insan gücüne sahipler. Elbette birincil sorumluluk bu platformlarda fahiş fiyatla satış yapmaya çalışan satıcıların olsa da, Batman’daki bir satıcıyla Manisa’daki bir alıcının birkaç saniye içinde buluşmasını sağlayan e-ticaret sitelerinin yasal sorumluluğa ortak olduğunu kabul etmek gerekiyor. Dijital pazar yerlerinde oluşan haksız fiyat artışı gibi son durumda tüketicinin bilgi noksanlığından, korku ve paniğinden faydalanılan durumların, sadece platformların inisiyatif alarak harekete geçmesiyle, kurumsal vicdanlarıyla çözülmesi beklenmemeli. Bütün tarafların sorumlulukları; vakalar göz önünde bulundurularak ve tüketicinin korunması baz alınarak açık ve net biçimde ilgili mevzuatlarda tanımlanmalı.