Kız kardeşler dayanışır, akrepler gezer!

Salondaki izleyicilerin de en merak ettiği evin içerisinde gezen akrepler oldu. Emin Alper akreple ilgili sorulara kendi çocukluğundaki deneyimlerinden yanıtlar verdi. Ben ise dayanışan kız kardeşlerin küçük evlerinde gezen tekinsiz akrepler gördüm. Onları kafamda erkek olarak canlandırdım. Onların her adımında, “Kız kardeşler dayanışır akrepler gezer” cümlesi çağrıştı…

Serkan Alan  salan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR Emin Alper’in, 69’uncu Berlin Film Festivali’nde yarışma bölümünde yer alan son filmi Kız Kardeşler’i 30’uncu Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında izleme fırsatı yakaladık. “Fırsat” diyorum çünkü izleyenler, yönetmen ve oyuncuların katılımıyla gösterimin ardından söyleşi yapma fırsatı da yakaladılar. Daha önceki birkaç sinema yazısında belirttiğim gibi, “Salondan çıkar çıkmaz benimle birlikte gelen” bir filmle daha karşı karşıyayız…

‘BAŞKA BİR EMİN ALPER İLE TANIŞMAYA HAZIR OLUN’

İlk önerim, Emin Alper’in önceki filmleri Tepenin Ardı ve Abluka’yı izlemiş olan ve Kız Kardeşler’i merakla bekleyenlere… Başka bir Emin Alper ile tanışmaya hazır olun! İddialı oldu fakat “bu başka Emin Alper” olumsuz bir yere denk düşmesin. Alper’in çok daha güçlü bir sinema diliyle seyircinin karşısında olduğunu söyleyebilirim. Yönetmenin Tepenin Ardı’nda ve Abluka’daki politik konumlanışını ve mesajlarını son filminde “doğrudan” göremeyecek olmak sizi kaygılandırmasın. Kız Kardeşler, bir filme politik mesajların nasıl titizlikle işlenebileceğini gösteren en başarılı örneklerden olmuş.

Alper filmin ardından yapılan söyleşide, Avrupalı bir kesim izleyicinin filmi anlamadığını belirterek, “Sen daha önce politik film yapıyordun” sözlerini ve eleştirileri salondakilere aktardı. Bir kesim Avrupalının yoğun diyalogdan ve yerel unsurların çok olmasından dolayı anlamadığını düşündüğüm film, birçok yerden sizlere çok tanıdık gelecek.

‘BİRDEN FAZLA FİNALİ OLAN BİR FİLM’

Filmin öncesinde okuma fırsatı yakaladığım tanıtım metinlerinden yola çıkarak, annelerinin ölümünün ardından farklı yollara savrulan üç “besleme” kız kardeşin hikâyesi ile karşı karşıya olduğumu bilerek salona girdim. Bu aşamada filmin içeriğinden ve düğümlerinden çok bahsetmeme niyetindeyim. Alper’in, “Birden fazla finali olan bir film” sözünü bu aşamada aktarayım. Eğer izleme fırsatı yakalarsanız, (Buradaki “fırsat” tekelleşmeye yüz tutmuş sinema sektöründe salonların ardı ardına açılmayacağı ön yargısıyla kullanıldı) birden fazla doruk noktası olan, “ha bitti ha bitecek” etkisiyle izleme pratiğinden sizi hiç koparmayan bir filmle karşı karşıya kalacaksınız.

‘GELECEK KAYGILARI DAYANIŞMAYLA AŞILIYOR’

Anadolu’nun zorlu bir coğrafyasında geçen hikâye, yine Alper’in aktarımıyla “Masalsı” bir etki yaratıyor. Karakterlerin bireysel çıkarları ve yaşadıkları mekândan “çıkma” kaygıları derinden hissediliyor. Burada bireysel çıkarların üç kız kardeş arasında nasıl yumuşadığına odaklanmak gerekiyor. Tüm gelecek kaygıları bir şekilde üç kız kardeşin dayanışmasıyla aşılıyor. Hayatlarında rüzgârın yönü nereye eseceği belirsiz olan üç kız kardeş dayanışma sayesinde savrulmuyorlar. Bu savrulmama hali güçlü güçlü birbirine sarılmayı içermese de kız kardeşlik burada devreye giriyor. Filmde birbirlerini bir yerlerden çok iyi tanıyan kadınları göreceksiniz.

Bu aşamada başlığa da konu olan akreplerden söz etmem gerekiyor. Salondaki izleyicilerin de en merak ettiği evin içerisinde gezen akrepler oldu. Emin Alper akreple ilgili sorulara kendi çocukluğundaki deneyimlerinden yanıtlar verdi. Ben ise dayanışan kız kardeşlerin küçük evlerinde gezen tekinsiz akrepler gördüm. Onları kafamda erkek olarak canlandırdım. Onların her adımında, “Kız kardeşler dayanışır akrepler gezer” cümlesi çağrıştı…

İZLEYENLERİN KAHKAHALARI HÂLÂ KULAKLARIMDA

Ahmet Boyacıoğlu, Gazete Duvar’da Kız Kardeşler’i konu edindiği yazısında¹, “Emre Erkman’ın (Filmin Görüntü Yönetmeni) olağanüstü görüntülerine bakıp da ‘bunlar Nuri Bilge Ceylan görüntüleri’ demek de çok anlamsız. Çünkü o görüntüler de Emin Alper’in filminin görüntüleri” diyor. Boyacıoğlu’na katılarak filmin sonunda Ceylan’ı nasıl hatırladığımı da bu bölümde aktarayım.

Bilge’ye yüklenen misyonun esneyebildiği son filmi, Ahlat Ağacı’nda ortaya çıktı. Ahlat Ağacı’na ilişkin bir diğer yazımda² “Bilge’nin alışılmış sinema anlayışının nasıl esneyebildiğini, farklı bir yola girebildiğini görmek için filme gidilebilir” demiştim. Aynısını Emin Alper için de söylemek istiyorum. Ahlat Ağacı’nı benimle birlikte sinema salonunda izleyenlerin kahkahaları hâlâ kulaklarımda. Alper’in filminde de aynı etki ortaya çıktı. Kız Kardeşler’de de bu etki kuvvetli diyaloglarla ve yalınlıkla sağlanmış. İki yönetmen son filmleriyle bu aşamada benim nazarımda ortaklaşmış. İzleyiciyi güldürüp bir diğer düğümde köşeye sıkıştırıp germek bende ustalığı çağrıştırıyor.

ŞİMDİDEN TANIŞMAK İÇİN DE FİLME GİDEBİLİRSİNİZ

Bu aşamada son sözü filmin oyuncularına ayırmak istedim. Reyhan, Nurhan ve Havva adlı kardeşlere sırasıyla Cemre Ebuzziya, Ece Yüksel ve Helin Kandemir hayat verdi. Filmin merkezinde yer alan Veysel karakterini ise bir diğer genç oyuncu Kayhan Açıkgöz canlandırdı. Bu isimlere Kubilay Tunçer ve Mufit Kayacan gibi deneyimli oyuncular eşlik etti. Özellikle genç isimlerin performansı çok başarılıydı. Deyim yerindeyse su gibiydi. Gelecekte çok daha sık karşılaşacağınız bu isimlerle şimdiden tanışmak için de filme gidebilirsiniz.

1 https://www.gazeteduvar.com.tr/sinema/2019/02/13/kiz-kardesler-berlindeki-tanitim-yazisinda-bir-masal-olarak-niteleniyor-ama/

2 https://www.gazeteduvar.com.tr/sinema/2018/06/17/ahlat-agaci-aklimizda-ilk-sucladiklarimiz/