İYİ Partili Şenol Bal: Hiçbir partide 'erkek kolları' yok!

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Şenol Bal, kadınların siyasete katılımını arttırmak için getirilen yüzde 25 kadın kotasının “dengeleme ve eşitlemede” önemli bir araç olduğunu söyledi. Bal'a göre bu kotanın bütün partilerin tüzüklerinde yer alması gerekiyor. Bal, partilerin 'kadın kolları' kurmasına neden karşı çıktıklarını da açıkladı.

Nergis Demirkaya  ndemirkaya@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – Meral Akşener liderliğinde siyaset sahnesinde yerini alan İYİ Parti kadınlar konusunda farklı bir söylem oluşturmaya çalışıyor. Radikal bir karar vererek “Kadın Kolları” kurmayan parti yüzde 25 kadın kotasına “evet” dedi. İYİ Parti’nin büyük tartışma konusu olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın adına tekrar “Kadın” ifadesini yerleştireceğini açıklaması, kadına yönelik şiddet uygulayanların partiden atılmasını öngören tüzüğü de dikkat çekici. İYİ Parti’nin kota uygulamasının ilk örnekleri de kuruluş sürecinde hayata geçirildi. 200 kişilik Kurucular Kurulu, 60 kişilik Genel İdare Kurulu ve 13 kişilik Başkanlık Divanı’nda yüzde 25 kadın kotasına uyuldu.

“Kadınlar bu işin içinde olmadığı sürece Türkiye kalkınamaz, istenen refah düzeyine erişemez” diyen İYİ Parti Başkanlık Divanı Üyesi Şenol Bal ile partinin kuruluş sürecinde bu politikaların nasıl şekillendiğini, kararların nasıl alındığını konuştuk. Diğer partilere de bu durumun örnek olması dileğinde bulunan Bal’ın sorularımıza yanıtları şöyle oldu:

-Türkiye’nin kadın genel başkan liderliğinde yeni bir partisi daha oldu. İYİ Parti’nin program ve tüzüğünde kadınlarla ilgili dikkat çekici başlıklar vardı. Bu konuda parti politikasını oluştururken nasıl bir çalışma yürüttünüz?

Kadın sorununu yıllardır konuşuyoruz, toplumsal cinsiyet eşitliği olmamasından yakınıyoruz. Meral (Akşener) Hanım’ın bu konuda büyük hassasiyeti vardı. Bu hassasiyetin sonunda “kota olsun” istedik.

-Kadın kotasına çok sıcak bakmayan siyasi geleneklerden geliyorsunuz. Bu değişim nasıl oldu?

Yıllardır siyasetin içindeyiz. İlk zamanlar kota bana da “incitici” geliyordu. Ama şunu gördüm ki Türkiye’nin şartlarında, erkek egemen bir siyaset anlayışı var ve kadınlar ne kadar çaba gösterirse göstersin, maalesef o engelleri aşamıyor. 2010 referandumunda yapılan değişiklikle Anayasanın 10. maddesine “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” ifadesi eklendi. Bu doğrultuda aslında bütün partilerin tüzüklerinde kotanın yer alması gerekiyor. Kadın bakış açısının yerleştirilmesi, kadınların karar sürecine katılması ülke adına çok önemli. Biz de bu inançla “kota koyalım” dedik.

YÜZDE 30 KOTA 25’E DÜŞÜRÜLDÜ

-Kota yüzde 30 planlandı ama 25’e çekildiğini biliyoruz. Yine kadın kolları kurmama kararınız var. Bunlar kuruluş sürecinde nasıl tartışıldı?

Evet, ilk başta kota yüzde 30’lar civarında tartışıldı. Yeni kurulan bir partiyiz, teşkilatlanma süreci yaşayacağız. Yüzde 30 oranının özellikle bazı bölgelerde biraz sıkıntı olabileceği söylendi. Çok önemli bir tartışma yaşanmadı, çekinceyi uygun bulduk ve kabul edildi. Üstelik bu oranı Genel İdare Kurulu arttırabilir. Keşke kadınlar yüzde 50-60 istekle gelse, sonuç olarak bu noktada bir engel olmayacak. Aynı dönem kadın kolları da oluşturmayacağımızı ifade ettik. Sonuçta hiçbir partide “erkek kolları” yok. Bu toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı. Partide delegelikten üst yönetime varana kadar bu kotayı amasız, fakatsız, hiçbir istisna olmadan uygulayacağız. Kadın 1 oy alsa, diğer aday 250 oy alsa da kadın yüzde 25’lik kota doğrultusunda görev alabilecek. Bunu uyguladık. Kurucular Kurulu’nda 50 kadın var. Genel İdare Kurulu’nda 15 kadın var. Başkanlık Divanı’nda da Meral Hanım’la birlikte 4 kadın yönetici var. Bu bir örnek teşkil edecek ve bütün il teşkilatlarında da bu oran korunacak. 37 il başkanı açıklandı. Artvin ve Giresun il başkanlarımız kadın. İlçe başkanlarında çok daha fazla sayıda kadın göreceksiniz. Bunun çalışması yapılıyor. Kadınları hem çalıştırıp hem yönetimlere almama anlayışına son vereceğiz. Çünkü kadınlar birfiil bu işin içinde olmadığı sürece Türkiye kalkınamaz. Türkiye istenen refah düzeyine erişemez.

BÜTÜN PARTİLERDE KOTA OLMALI

-Kadınlar neden siyasete uzak?

Çocuk, aile bakımları, toplumsal baskılar, siyasetin daha çok erkeklerin uğraş alanı gibi görülmesi gibi birçok nedeni var. Neticede kadınların çok iyi imkanları dahi olsa siyasette yer almayışını ortadan kaldırmak ve Anayasanın 10. maddesi doğrultusunda dengeleme ve eşitlemede önemli bir araç olan kota aslında bütün partilerin tüzüklerinde olmalı. Çünkü kadının toplumsal, ekonomik, siyasi, sosyal hayatta yeteri kadar yer almayışının refah getirmeyeceğini ve aynı zamanda sürdürülebilir bir gelişme sağlamadığı inancındayım. O yüzden kadın meselesine bakarken, kadın sorunu varsa bir ülkede -ki Türkiye’de var- bu konuda adım atılmalı. Kadın sorunlarına da geniş bir perspektiften bakıyoruz. Bunun eğitim, insan hakları, ifade özgürlüğü gibi birçok boyutu var. Bunların olmadığı bir ülkede cinsiyet sorunlarını da konuşamazsınız. Hepsi birbirine bağlı.

-Sizde yıllardır bir kadın derneği başkanlığı yapıyorsunuz. Çözüm noktasında önerileriniz neler?

Kadın sorunlarında eğitim, istihdam, sağlık hizmetleri, siyasi karar mekanizmalarında yeteri kadar temsil edilmemesi gibi birçok başlık var. Bizim programımızda cinsiyet kotası hem yerel yönetimler hem devlet yöneticiliklerinde de var. Örneğin Milli Eğitim Bakanlığı’nda yöneticilerin yüzde 50’sinin kadın olması hedefimiz var.

-Kadın varlığı ne katıyor? Neden kadın yönetici vurgusu?

Kadın üretkenlik demektir, kadın emek demektir, kadın duygu demektir. Kadın toplumun ve ailenin temel taşıdır. Böyle diye diye kadını atıl bırakırsanız asla ve asla başarılı olamazsınız. Kadın bereketin simgesidir her şeyin ötesinde.

KADINA ŞİDDET ATILMA NEDENİ OLACAK

-Tüzüğünüzde kadına şiddet uygulayanların partiden atılması da öngörülüyor. Bu kararı nasıl aldınız?

Bu konuyu Meral Hanım’la birlikte değerlendirmiştik, çünkü kadına yönelik şiddet oranları ortada. Siyasetin dili bile şiddet içeriyor. Bu topluma yansıyor. Kadına şiddet en büyük insan hakkı ihlallerinden. Verileri siz de takip ediyorsunuzdur. Sadece ekim ayında öldürülen kadın sayısı 40. Şiddete uğrayan kadın sayısını tam bilmiyoruz. Siyasi partiler bu konuda öncülük yapmalı. İster bu aile içi, ister dışında olsun, biz bunu parti üyeliği şartlarından birisi olarak tüzüğümüze aldık. Kadına şiddet, cinsel istismar suçlarından affa veya zaman aşımına uğramış olsa dahi mahkumiyeti bulananlar parti üyesi olamayacak. Üye olduktan sonra böyle bir durum yaşanması halinde de partiden geçici çıkarma ve cezanın kesinleşmesi durumunda ihraç söz konusu. Tüm partiler her zaman şiddete karşı olduğunu söylüyor ama biz bunu üyelerimizde uygulayarak bir örnek teşkil etmek istedik. Ama tabi ki iktidar olduğumuzda kadına yönelik şiddetle ilgili çok etkin bir çalışma yürütülecek.

-Teşkilatlara bu konuda eğitim vermeyi, kadının istihdama katılımını arttırmak adına en azından parti genel merkezinde bir kreş açmayı düşünüyor musunuz?

Eğitim elbette. Teşkilatlarımız zaten tüzüğe uymak zorunda. Ben de birebir takipçisi olacağım. Bu temelde bir caydırıcılıktır, bir adımdır. İnşallah diğer partilere de sirayet eder. Bu şekilde kadına şiddet uygulamanın ne kadar ayıp, insanlık dışı, suç olduğu konusunda farkındalık yaratırız. Tüzüğe bu yazılırken çalışmayı yürüten arkadaşların da en çok beğendiği maddelerden biri oldu. Genel Merkez’e kreş açma konusunda şimdi kaç kişi çalışacağını bilmiyoruz ama çocuk, aile bakımı konusunda kadınların çalışma şartlarını iyileştirme vaadinde bulunan partinin kendi çalışanlarını düşünmemesi tabii olmaz.

BAKANLIĞA ‘KADIN’ VURGUSU GELECEK

-Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının isminde kadın vurgusu olmaması tartışma konusu. Programınızda “Kadın” ifadesini ekleyeceğinizi söylüyorsunuz. Neden?

Kadının sadece ailenin içine mahkum edilmemesi gerektiği düşüncesiyle bunu söyledik. Kadın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olacak ve çok etkin bir Bakanlık olacak, yeniden yapılandırılacak. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün de yeniden yapılandırılması gerekiyor. STK’lar önemli. Özellikle kadına yönelik şiddet konusunda onlarla işbirliği yapmak önemli. Onların desteklenmesi gerekli. Sığınmaevleri kötü şartlarda. Kadınlar tam anlamıyla korunamıyor. Sığınmaevlerinin hem sıcak, güvenli yuvalar haline gelmesi hem de kadınlara meslek edindirme gibi işlevler görmesi gerek. Çalışan kadınların şartları düzeltilmeli. İş yerlerine çok sayıda kreş yapılmalı. Bunları çözmek boynumuzun borcu. Ne yazık ki işsizliğin kadın isthdamından kaynaklandığını söyleyen bakanlar oldu. Çok üzücü. Biz özellikle kadın ve gençlerin istihdam edilecek alanların arttırılması gerektiğini düşünüyoruz.

İYİLİK GÜNEŞİ İLE TÜRKİYE’Yİ AYDINLATACAĞIZ

-Bir köşe yazarı iktidar partisinin seçim stratejisini yazarken, “Akşener’in önünü AK Kadınlar kesecek” ifadesini kullandı. Bu yorumu nasıl karşılarsınız?

“Biz de İYİ kadınlarla keseceğiz önlerini. AK kadınlarla nasıl keserler bilmiyoruz ama biz iyi insanlarla yola çıktık, bu ülkeyi seven insanlarla yola çıktık. Sahada da kadınların büyük teveccühü var. Ben Akşener ve İYİ partinin önünü kimsenin keseceğine inanmıyorum. Kadınlar Akşener ile bir araya geldiklerinde eminim İYİ Parti’ye koşmaya başlayacaklardır. Bunlar yazarların görüşü. Türkiye’de huzursuzluk, hoşnutsuzluk var. İYİ Parti’yi bize millet kurdurttu. Çünkü millet huzursuzdur. Hakkaniyetli adil yaşam ortadan kalkmıştır. Bu istek üzerine iyi insanlar yola çıkmıştır. İyilik güneşi ile Türkiye’yi aydınlatacağız. Buna inanıyoruz.

MÜFTÜ NİKAHI GÜNDEM DEĞİŞTİRME ARACI

-Müftülüklere nikah kıyma yetkisi veren düzenleme çok tartışıldı. Bu konuya bakışınız nedir?

Müftülere nikah kıyma yetkisi, yine TEOG tartışmaları, hepsi gündem değiştirme amacı taşıyordu. Resmi nikah Cumhuriyetin bir kazanımı. Bu mesele üzerinde bir tartışmaya girmeyi uygun bulmuyoruz. Bunun faydalı mı zararlı mı olduğunu, toplum için ne getireceğini zaman içinde görecek bunu değerlendireceğiz. İktidara gelince de gereği neyse yapacağız.