YAZARLAR

Kürt düğümü 2021'de çözülecek mi?

Kürt meselesi Obama döneminden bu yana ABD ile en önemli başlıklardan birisi. Türkiye açısından “mücadelede” nitelikli bir kazanım olmadı şu ana kadar. Tersine Kürtler bazı yerlerden çıkmış olsalar da halen çok geniş bir bölgeye hakimler ve siyasi kazanımlarını gelecekte daha da somutlaştırma planları yapıyorlar.

Suriye’yi 2021’de bekleyen takvim içinde en önemli başlıklardan biri Kürtler ile ilgili sürecin nereye doğru evrileceği. Trump’ın son döneminde yavaşlama gösteren Suriye Kürtleri başlıklı gelişmeler Biden dönemi olgunlaşmaya başladıkça hız kazanacak gibi görünüyor.

ABD’nin Suriye politikası muhtemelen Trump dönemi politikalarından çok büyük fark göstermeyecek, bazı değişmezler devam edecek. Bunların başında Kürtlere verilen destek geliyor. Bu destek için zemin hazır: IŞİD’e karşı savaş. Son dönemde artan IŞİD saldırıları ABD’ye Suriye’de kalabilmesi konusunda benzersiz gerekçeler yaratıyor.

Tabii asıl gerekçenin bu olmadığını biliyoruz. ABD bölgede kendisine “devlet dışı” bir manivela, müttefik arayışı içinde ve Kürtlerin yakaladığı tarihi ivmenin sunduğu fırsatı harcamak istemiyor.

Bu durum ancak Rusya ile, Suriye yönetimi ile ilgili başlıkları da içine alan geniş kapsamlı bir anlaşma ile değişir sadece.

Diğer yandan geniş kapsamlı bir anlaşma olabilmesi için iki taraftan birinin taviz vermesi lazım. Ya Kürtler Suriye yönetimini kabul edip birtakım hedeflerinden -en azından şimdilik- vazgeçecekler ya da Suriye yönetimi Kürtlerin istediklerinin hepsi olmasa da ona yakın bir taviz verecek.

Her iki olasılık ne kadar mümkün?

Kürtler açısından bakıldığında bundan sonra geri adım atmaları ancak ABD’nin kendileri ile ilgili politikalarında keskin bir değişim halinde olur ki bu konjonktürde bu olasılığı düşündürtecek bir sebep yok.

Suriye yönetimi ise başka alanlarda elde edebileceği çok önemli bir kazanım karşılığında Kürtler ile ilgili olumlu adım atabilir, aksi halde taviz vermeye yanaşmayacaktır.

Bütün bunların dışında yönetim hiçbir zaman (özerklik gibi istekler karşısında) masaya bile oturmayıp yıllar içerisinde bu meseleyi “kendi yöntemleri ile” çözmek isteyebilir.

Buraya kadarki olasılıkları ikili, üçlü, çoklu diyalog ihtimalleri üzerinden değerlendirdik. Peki ya Kürtler savaşmaya hazırlanıyorsa, ya da savaş olasılığını göz ardı etmiyor ve hazırlarsa?

Son dönemde ABD yönetimine Kuzeydoğu Suriye’deki oluşumu tanıma çağrıları ve Biden yönetimi ile yeni planların hazırlandığı açıklamaları, diğer yandan Haseke’de yaşanan “tutuklamalar”, gösteriler, göstericilere silahlı müdahale, insan kaçırmalar gibi gelişmeler, SDG’nin “varlığını somutlaştırma ve daha bariz görünme çabaları” olarak yorumlanıyor.

Hakim olduğu bölgelerde SDG’den rahatsızlığın arttığı yönündeki iddialar daha sık dile getirilmeye başlandı. SDG’nin sert bir tutum takınmasına neden olan gelişmeler hakimiyeti altındaki bölgelerde yaşayan Arapların rahatsızlığı mı yoksa Suriye yönetiminin peşrevi mi? İki tarafın da kendisini daha fazla hissettirmeye başladığı görülüyor. Bu da iki tarafın da sıcak çatışma olasılığını göz ardı etmemesinin ve Kürt cenahından yapılan açıklamaların Suriye yönetimi tarafında neden olduğu endişe artışının sonucu.

Kürt meselesi Suriye yönetiminin önünde duran tek sorun şu anda. İdlib meselesi çok da önemli değil. “Bölgesel” sayılır ve bir şekilde halledilir. Ancak Kürt meselesi “uluslararası” nitelik kazanmış durumda ve müdahili çok. Diyalog ile çözülmesi durumunda Suriye’de ve Suriye üzerine devam eden mücadeleyi büyük oranda bitirebilecek bir mesele. Ancak tersi de olabilir.

Türkiye için de bir parantez açmak lazım belki. Türkiye bu gelişmeler sürecinde nerede duruyor? Kürt meselesi Obama döneminden bu yana ABD ile en önemli başlıklardan birisi. Türkiye açısından “mücadelede” nitelikli bir kazanım olmadı şu ana kadar. Tersine Kürtler bazı yerlerden çıkmış olsalar da halen çok geniş bir bölgeye hakimler ve siyasi kazanımlarını gelecekte daha da somutlaştırma planları yapıyorlar. ABD açısından ise Kürt meselesine gelene kadar Türkiye ile konuşması gereken çok sayıda konu var ve Türkiye’nin Kürt başlığı altındaki hassasiyetlerinin Biden yönetimi tarafından dikkate alınma olasılığı zayıf.

ABD’nin Suriye-Kürt politikasını Kürtlerin şekillendireceği bir şekilde sürdürmesi, geliştirmesi durumunda ABD’ye karşı Rusya, Türkiye, Suriye, İran ittifakının oluşma olasılığını da göz ardı etmemek lazım belki.

Kürt meselesinde devletler bazında Kürtlere karşı/Kürtlerin yanında yaşanabilecek işbirlikleri olasılıklarına daha önceki yazılarda değinmeye çalışmıştık.

Bu olasılıkların her birinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ya da nasıl gerçekleşeceğini zaman gösterecek.

 

 
 

Musa Özuğurlu Kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Halen TELE 1'de hafta içi her sabah Türkiye ve dünya medyasının gündeme yaklaşımını da yorumladığı “Gün Başlıyor” programını sunmaktadır.