Behiç Cem Kola: Tiyatroda mekânsızlık imkânsızlıktır

Yazar, yönetmen ve oyuncu Behiç Cem Kola ile Kadıköy Theatron’u, ödeneksiz tiyatro yapmanın zorluklarını ve alternatif tiyatroyu konuştuk. Kola, "Seyirci artık 'idare eden ünlü tiyatroları'na ya da 'destek olunması gereken iki kalas bir heves' tiyatrolarına aldanmıyor" dedi.

Soner Sert  soner_sert17@hotmail.com

İstanbul Üniversitesi Dramaturji bölümünden mezun olduktan sonra, Kadir Has Üniversitesi’nde Film Drama Bölümü’nde yüksek lisans yapan Behiç Cem Kola, 5-6 yıl kadar önce Kadıköy’de Kadıköy Theatron isimli bir mekân kurar. Yazar, yönetmen ve oyuncu olarak bu mekânda çalışmalarını sürdüren Kola, o tarihten bu yana pek çok prodüksiyona imzasını atar, destek sunar.
Behiç Cem Kola ile alternatif sahneleri, Kadıköy Theatron’u ve ödeneksiz tiyatro yapmanın zorluklarını konuştuk.

Kurucusu olduğunuz “Theatron Tiyatro” isimli tiyatro grubu nasıl ortaya çıktı?

Seyyar Sahne’den ayrıldığımız dönemde Cazu Tiyatro ismiyle Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı romanından uyarlanmış “Benim Adım Kırmızı: Tasvirler” isimli bir oyun çıkarmıştık. Bu 15 kişilik ekiple çalışmalarımızı sürdürürken, bir mekân arayışına girdik. Önceleri, Beyoğlu civarında uygun mekân aradık; bulamadık. Akabinde Kadıköy’de beklentimizin çok üstünde, büyük, geniş ve çok merkezi eski bir depo bulduk ve burayı bir tiyatro sahnesine çevirdik. Bir süre sonra da oyunlarımızı “Kadıköy Theatron” olarak çıkarmaya başladık. Bu sene ise Yeldeğirmeni’ndeki, Pera’nın eski binasına taşınarak yeni bir başlangıç yaptık.

Ödeneksiz tiyatro yaparken ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Her ödeneksiz tiyatro gibi, maddi zorluklarla tabii ki… Fakat kendimize ait 7/24 kullanabileceğimiz bir mekanımızın olması, bizi maddi olarak daha stabil hale getiriyor. Bu sebeple çalışanlarımıza, oyuncularımıza, asistanlarımıza daha iyi ödemeler yapabiliyoruz; ödeneksiz tiyatro yapmanın en tatsız tarafı olan, “yalnızca tiyatrodan geçinebilme/geçinememe” problemini sürekli gündem edebiliyoruz.

Alternatif tiyatro kavramına nasıl bakıyorsunuz? Üretim biçiminizi ve oyunların içeriğini “alternatif” olarak mı görüyorsunuz?

2020’nin İstanbul’unda tiyatro yapan bir ekibiz. Alternatifi olabileceğimiz homojen bir ana akım tiyatro yok ki biz bir şeyin alternatifi olabilelim. Elbette Devlet Tiyatrosu’nun alternatifiyiz fakat DT’den ana akım olarak bile söz etmiyoruz artık. Üretim biçimimiz daha çok “laboratuvar” ya da “araştırma çalışmaları” olarak adlandırılan biçimlere benziyor. Oyunlarımızın içerikleri alternatif olmaktan bağımsız olarak, o dönemki gündemimize bağlı olarak belirleniyor. Ayrıca Kadıköy Theatron’dan bir mekân olarak bahsediyorsak burada tiyatro yapan “Mek’an”, “KaST”, “Olası İşler” gibi ekipleri ya da burada bireysel olarak da proje üreten sanatçıları göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Alternatif tiyatro bizi kapsayan bir tanım değil. Bizi, burada tiyatro yapan ekipleri bir arada tutan bir “şey”se aradığımız bütün işlerin bir yandan ayrı ayrı ekipler tarafından üretilirken bir yandan da her sanatçının diğer ekiplerinin bir şekilde parçası olması durumudur. Kadıköy Theatron’da çalışılan her oyuna burada tiyatro yapan 100’e yakın sanatçının; yazarın, yönetmenin, dramaturgun, tasarımcının, oyuncunun, asistanın gözü değer.

.

‘İSTANBUL ÇOK HIZLI DEĞİŞEN BİR TİYATRO TOPOGRAFYASINA SAHİP’

Bir tiyatro grubu, oynayacak bir sahne bulmak için, ne gibi zorluklarla karşılaşıyor? “Ev sahibi” olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Hemen her köşede yeni açılan tiyatro mekânları olduğu gibi, bir yandan birçok tiyatro mekânı da kapanıyor ya da el değiştiriyor. İstanbul çok hızlı değişen bir tiyatro topografyasına sahip. Mekân, senin çapan oluyor böyle bir durumda. Mekân kiralamanın bütün maddi yükünü bir anlığına kenara koysak bile, oyunu oynayacağın salonda düzenli prova yapabilmek bulunmaz nimet. Mekânsızlık imkânsızlıktır.

İstanbul’da sergilenen oyun sayısı her geçen gün artarken, seyirci sayısı da artış göstermekte… Seyircinin ilgisinin tiyatroya doğru kaymasının nesnel sebepleri nelerdir?

6 yıldır bir şekilde tiyatro işletmeciliği yapıyorum ve hala bu konularda hiçbir fikrim yok. Geçen seneki oyunlarımız daha mı zor doluyordu, evet. Bu sene Kadıköy Theatron’da oynayan tüm oyunlarımız kapalı gişe. Belki seyirci artıyordur, belki Theatron daha sevilen bir mekâna dönüşmüştür, belki de bu seneki oyunlarımız seyirciyi daha fazla cezbediyordur. Hiçbir fikrim yok. Ama tiyatro seyircisinin tiyatro sanatıyla kurduğu ilişkiyi yeniden gözden geçirdiği bir dönemdeyiz. Artık “idare eden ünlü tiyatroları”na ya da “destek olunması gereken iki kalas bir heves” tiyatrolarına aldanmıyor seyirci. Zamanını güzel geçirmek için gecenin o saatinde metro-metrobüs-otobüs 3 vesait geldiği oyundan bir beklentisi var. 10 lira ya da 250 lira ödemiş olabilir; hiç fark etmez; değerli olan şeyin harcadığı zaman olduğunun farkında artık.

Bu seneki prodüksiyonlarınız nelerdir?

Kadıköy Theatron “Stupid F**cking Bird”; Mek’an “Dansöz”; Olası İşler “Altın Elma”; KaST “Parrhesia”; İlyas Odman “Yolluk” şu anda düzenli oynayan oyunlarımız. Ayrıca Kadıköy Theatron’un “Georgia McBride Efsanesi” Mart-Nisan gibi prömiyer yapacak. Yine Mek’an ve KaST ekibi de bu sezon bitmeden yeni oyunlarını çıkarmış olacaklar.

Hangi günlerde oynuyorsunuz?

1 Şubat Cumartesi 20.30 “Stupid F**cking Bird” – Kadıköy Theatron, 3 Şubat Pazartesi 20.30 “Parrhesia” – KaST, 6 Şubat Perşembe 20.30 “Dansöz” – Mek’an, 7 Şubat Cuma 20.30 “Stupid F**cking Bird” – Kadıköy Theatron, 8 Şubat Cumartesi 20.30 “Altın Elma” – Olası İşler, 12 Şubat Çarşamba 20.30 “Parrhesia” – KaST, 13 Şubat Perşembe 20.30 “Dansöz” – Mek’an, 14 Şubat Cuma 20.30 “Altın Elma” – Olası İşler, 15 Şubat Cumartesi 20.30 “Stupid F**cking Bird” – Kadıköy Theatron, 20 Şubat Perşembe 20.30 “Altın Elma” – Olası İşler, 21 Şubat Cuma 20.30 “Dansöz” – Mek’an, 23 Şubat Pazar 19.00 “Stupid F**cking Bird” – Kadıköy Theatron, 25 Şubat Salı 20.30 “Parrhesia” – KaST, 26 Şubat Çarşamba 20.30 “Yolluk” – İlyas Odman, 27 Şubat Perşembe 20.30 “Altın Elma” – Olası İşler, 28 Şubat Cuma 20.30 “Dansöz” – Mek’an, 29 Şubat Cumartesi “Stupid F**cking Bird” – Kadıköy Theatron.


Soner Sert kimdir?

Sinemacı, yazar. "Köprü", "Baba", "Hastabakıcı" ve "Alarga" isimli kısa filmleri yazıp yönetti. "Duvar" isimli bir öykü kitabı, "Yönetmenler İlk Filmini Anlatıyor" isimli bir de sinema kitabı yazdı.