Göksel Türközü: Dünya genelinde Kore Akımı kavramı var

Göksel Türközü; Ahn Do-hyun, Hwang Sok-yong, Kim Un-su, Yung Gui-ca ve Han Kang başta olmak üzere, çok sayıda Koreli yazarın kitabını Türkçeye çevirerek Korece eğitimine olan katkılarından dolayı 2012 yılında Kore Devlet Nişanı’nın sahibi oldu. "Türkiye’de sadece roman ön planda tutuluyor, öykü kitapları da şiir kitapları da çok satanlar listesine girebilmeli" diyen Türközü ile Koreceyi, çağdaş edebiyatı ve çeviriyi konuştuk.

Soner Sert  soner_sert17@hotmail.com

DUVAR – Yüksek lisansını ve doktorasını Seul Devlet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kore Dili Eğitimi Bölümü’nde tamamlayan ve 2006 yılından bu yana Erciyes Üniversitesi’nde, kendi deyimiyle, Kore dili öğreten, Sırrı Göksel Türközü, akademik kariyerinin yanına çevirmenliği de ekleyen başarılı bir eğitim insanı. Ahn Do-hyun, Hwang Sok-yong, Kim Un-su, Yung Gui-ca ve Han Kang başta olmak üzere, çok sayıda Koreli yazarın kitabını Türkçeye çeviren Türközü, Korece eğitimine olan katkılarından dolayı 2012 yılında Kore Devlet Nişanı’nın sahibi oldu. Korece dili üzerine çok sayıda kitabı da bulunan Türközü, 2017 yılında yaptığı Gümüş Somon’un Büyük Yolculuğu adlı çevirisi ile Kore’de en iyi çeviri ödülünü aldı.

Türközü ile kalbinde olduğu akademinin edebiyatla olan ilişkisini, Koreceyi ve çevirinin varoluşunu ve biçimlenişini konuştuk.

Göksel Türközü

Kadrosunda olduğunuz fakültenin varoluşu ve biçimlenişinden, nasıl ortaya çıktığından bahseder misiniz?

Edebiyat Fakültesi daha önce Fen-Edebiyat Fakültesi iken ikiye ayrıldı. Ben 2006 yılından bu yana Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanlığı’nı da yürütüyorum. Bölümümüzde ilk olarak eski rektörlerden emekli Profesör Sayın Mehmet Şahin ilk olarak Japon Dili, daha sonra da Çin ve Kore Dili Anabilim Dalları’nı kurmuş. Kore Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’mız 2003’ten bu yana lisans öğrencisi almakta. Anabilim dalımızın asıl kurucusu Doç. Dr. Hatice Köroğlu Türközü hoca aynı zamanda anabilim dalı başkanlığı yapıyor. Kayseri’de bu doğu dillerinin bulunması bazıları tarafından garipseniyor. Neden Kayseri diye soranlar oluyor. Bu bölümlerin burada olması hem o dönemki rektörün öngörüsü hem de Kapadokya’ya yakınlık diyebilirim.

Kore Dili ve Edebiyatı 2010 yılında ikinci öğretime başladı. Yüksek lisans ve doktora programımız da var.

‘ÇAĞDAŞ EDEBİYATTA KALICI OLMAKTAN ÇOK OKU-RAFA KALDIR EĞİLİMİ BASKIN’

Akademinin endüstriyle bir ilişkisi olduğu su götürmez bir gerçeklik. Bu bağlamda özellikle çağdaş edebiyat sizin için ne anlam ifade ediyor?

Bu soruda piyasaya yönelik edebi eserlerin çoğalmasından bahsediyorsanız eğer arz talep meselesi diyebilirim. Günümüz toplumu çok fazla tüketim odaklı. Bir kitabı hemen okuyayım bitireyim diye düşünüyor. Sonra bu okuduğu kitabı çeşitli sosyal medya mecralarında kimi zaman yorumlarla paylaşmayı seviyor. Çağdaş edebiyatta kalıcı olmaktan çok oku-rafa kaldır eğilimi baskın. Elbette çağdaş yazarların okurların bu talebini görmezden gelmesi mümkün değil.

Çağdaş edebiyat benim için çok değerli. Ancak Türkiye’de -belki okur talebinden dolayıdır- sadece roman ön planda tutuluyor. Bence öykü ve şiire de gereken değer verilmeli. Öykü kitapları da şiir kitapları da çok satanlar listesine girebilmeli. Açıkçası bizim endüstriyle ilişkimiz çok yüksek seviyede değil. Mezunlarımız ülkemize yatırım yapan Koreli firmalarda çalışıyor. Kimi zaman Koreli iş insanları okulumuza gelip Kore iş dünyası hakkında seminerler veriyor.

Tanıdık Şeyler, Hwang Sok-Yong, Çevirmen: S. Göksel Türközü, Doğan Kitap.

Öğrencilerinizin edebiyatla ilişkisini nasıl yorumluyorsunuz? Kimileri Edebiyat Fakültesi’ne öğretmen, kimileri yazar ya da yayıncı olmak için geliyor. Siz, nasıl bir öğrenci profilinden yanasınız?

Dil Edebiyat bölümü olduğumuz için öğrencilerimizin edebiyata ilgisi oldukça yüksek. Kore edebiyatı maalesef ülkemizde ‘hala’ çok fazla tanınmıyor. Bunun en büyük sebebi çevirmen sayısının azlığı. Koreceden Türkçeye çeviri yapanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor henüz. Ancak öğrencilerimiz çeviriye oldukça ilgili. Çevirmen olmak isteyen epey öğrencimiz var.

Edebiyat Fakültesi öğrencilerinin hepsi özellikle bizim öğrencilerimizin öğretmen olabilmesi için formasyon alması gerekiyor. Ancak Kore dili için formasyon henüz yok. Bu sebeple böyle bir şansları henüz mevcut değil. Öğrencilerimiz arasında yazar olan da editörlük yapan da var. Açıkçası biz birer filolog yetiştiriyoruz. Bir meslek edindirmiyoruz. Yine de günümüz şartlarında mezunlarımızın iyi yerlere gelebiliyor olmaları büyük şans.

Ben genel olarak dil ve edebiyata yatkın olan öğrenci profilinden yanayım. Sadece popüler Kore kültürüne değil geleneksel kültüre, edebiyata ilgili olan öğrencilere eğitim vermek daha zevkli oluyor.

Çeviri konusunda hemen herkesin bir fikri var. Siz, bir akademisyen ve çevirmen olarak çeviriyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Bir nehrin bir kıyısında bir ev düşünün. Mimarı belli ve malzemeleri nehrin o kıyısına ait. Bu evi olduğu gibi sökerek parça parça nehrin karşı kıyısına taşıyarak evi olduğu gibi inşa ediyorsunuz. Taşırken evin boyaları dökülebilir, çivileri kaybolabilir. Ancak yeniden inşa ederken dökülmüş boyaların üzerini rötuşlamak, yeni çiviler kullanarak sağlamlaştırmak gerekir. Evin sahibi de değişiyor elbette. Bu ev sahibinin zevklerine göre evde bazı düzenlemeler yapmak gerekebilir. İşte bence çeviri de böyle bir şey. Korece inşa edilmiş bir evi söküp Türkçe olarak monte etmek. Ederken Türk okurun yaşayabileceği tarzda düzenlemeler yapmamız gerekiyor. Tabi bunları yaparken Korece eserin mimarına sadakati göz önünde bulundurmak şart.

Geçmişe nazaran yayınevi sayısının artmasının çeviriye/çevirmene olan faydası ya da zararı nedir? Ek olarak, ekonomik dalgalanma çevirmeni ne oranda etkiliyor?

Yayınevi sayısının artması bence ne olursa olsun olumlu. Çeviri eserlerin çoğalması açısından çok önemli. İlk başlarda Koreceden çeviri yapınca yayınevi bulmakta zorlanıyordum ancak artık yayınevlerinden teklif geliyor. Bu da son derece sevindirici bir gelişme. Yani yayınevlerinin çoğalmasının bir zararı olduğunu düşünmüyorum.

Çevirmenlik asıl mesleğim olmadığı için ekonomi konusunda yorum yapmam yanlış olabilir. Ancak ülkemizde çevirmenlik yaparak geçinmek oldukça zor. Bu ekonomik dalgalanma olmasa da değişmiyor bence. Çevirmenler maddi olarak emeklerinin karşılıklarını yeterince alamadığı için başka işler de yapmak durumunda kalıyor.

‘MESLEK OLARAK ÇEVİRMENLİK GÜNÜMÜZ ŞARTLARINDA OLDUKÇA ZOR’

Hukuki olarak bakıldığında çevirmenin en nesnel sorunları nelerdir? Hak ettiğiniz güvenceye kavuştuğunuzu düşünüyor musunuz?

Benim asıl mesleğim akademisyenlik. Çeviri benim için severek yaptığım bir hobi diyebilirim. Türkiye’de maalesef çevirmenlik gerektiği önemi göremiyor. Bir meslek olarak çevirmenlik günümüz şartlarında oldukça zor. Çevirmenler hak ettiği güvenceye hala kavuşmuş değil.

Çeviri Amaçlı Korece Atasözleri Deyimler ve Hanca Dörtlemeler, S. Göksel Türközü, Likya Yayınevi, 2018.

Edebiyata ilgi duyan birinin kesinlikle okumasını tavsiye edeceğiniz isimler kimlerdir?

Kore edebiyatından soruyorsanız Yi Munyol, Hwang Seok Yong, Anh Dohyun, Han Kang. Bu isimler eserleri Türkçeye çevrilmiş yazarlar. Henüz eserleri Türkçeye çevrilmemiş olanlardan Park Wan Suh, Kim Aeran, Kim Yeonsu ve Jeong You Jeong benim severek okuduğum yazarlardan. Umarım bu yazarlar da en kısa zamanda Türk okurlarla buluşur.

Kore dili ve edebiyatı üzerine eğitim almak isteyen bir öğrenci adayına tavsiyeleriniz nelerdir? Sizce nasıl bir yol izlenmeli?

Günümüzde dünya genelinde Kore Akımı kavramı var. Popüler Kore kültürüne olan ilgi yani. Kore dizileri, K-Pop denilen Kore pop müziği, Kore filmleri, hatta bilgisayar oyunlarından tutun makyaj malzemelerine kadar Kore popüler kültürü çok fazla ilgi görmekte. Bölümümüze Kore popüler kültürüne ilgi duyarak gelen öğrenciler çoğunlukta.

Öğrenci adaylarına bölüme gelmeden önce Kore hakkında derin araştırmalar yapmalarını tavsiye ederim. Biz bölümde Kore’yi sadece popüler kültürüyle değil genel olarak her yönüyle öğretmeye çalışıyoruz. Öğrenci adaylarının izlemeleri gereken özel bir yolun olduğunu düşünmüyorum. Sorunuz eğer üniversite giriş sınavı ile ilgiliyse İngilizceye iyi çalışsınlar. Bölümü kazandıktan sonra zaten biz temelden eğitim veriyoruz. Benim öğrencilere tavsiyem her zaman gayretle çalışmaları. Gayretle çalışınca iyi bir yerlere gelinir diye düşünüyorum. Azra Kohen’in tabiriyle çabada olmak önemli.

Hazırladığınız yeni bir çalışma var mı? Günleriniz nasıl geçiyor?

Şu anda Kore’nin genç erkek yazarlarından Kim Yeonsu’nun Mucize Çocuk adlı romanını çeviriyorum. Bu yıl içinde Doğan Kitap yayınlayacak. Ayrıca Han Kang’ın Beyaz adlı kitabı üzerinde de çalışıyorum. Bu da April Yayınları’ndan çıkacak.

Günlerim ağırlıklı olarak derslerle geçiyor. Lisans, yüksek lisans ve doktora dersleri epey vaktimi alıyor. Fırsat buldukça özellikle tatillerde çeviri yapıyorum. Akademisyen olarak Kore Çalışmaları Akademisi’nin desteğiyle yürüttüğümüz 5 yıllık bir projemiz var. Yine proje kapsamında edebi çeviri kitabı hazırlıyoruz.


Soner Sert kimdir?

Sinemacı, yazar. "Köprü", "Baba", "Hastabakıcı" ve "Alarga" isimli kısa filmleri yazıp yönetti. "Duvar" isimli bir öykü kitabı, "Yönetmenler İlk Filmini Anlatıyor" isimli bir de sinema kitabı yazdı.