Çamkerten ve Yılmaz: Edebiyatın 'führer'lerine karşıyız

RomancıMag dergisi editörleri, yaratıcı yazarlık atölyesi Küçük Romancı'nın kurucuları Vuslat Çamkerten ve İsmail Sertaç Yılmaz ile konuştuk. İkili felsefelerine dair "Bizim felsefemiz, edebiyat führerlerinin çizdiği “Küçük Romancılar” karikatürüne bir başkaldırı olarak kuruldu. Biz yazarın hakkını arıyoruz" dedi.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Kısa zaman önce kurulan RomancıMag dergisi editörleri Vuslat Çamkerten ve İsmail Sertaç Yılmaz ile oluşumlarını, bu oluşum sonucunda ortaya çıkan üretimlerini ve Türkçe edebiyata bakış açılarını konuştuk. İkili, edebiyatın “führer”lerine karşı olduklarının altını çizerken, “Her sektörde olduğu gibi bu camiada da belli başlı köşeleri tutmuş olan bazı kişiler, kendi gücüyle var olmaya çalışan yetenekli yazarların görünmesine olanak tanımıyor” sözleriyle tek elden üretimlere karşı seslerini çıkarıyor.

İkiliye göre 'yazmak, sadece sözcükleri doğru kullanıp cümleleri sıralamak değil, aynı zamanda günümüzde geçinmek için zor bir yaşam seçimi olma' özelliği taşıyor.

RomancıMag'e buradan göz atabilirsiniz.

İlk olarak sizleri tanıyalım. Vuslat Çamkerten ve İsmail Sertaç Yılmaz kimdir?

Vuslat Çamkerten: ODTÜ Felsefe mezunuyum, Bilgi Üniversitesi’nde MBA yaptım. Öykülerim Varlık, Notos, Öykü Gazetesi gibi edebiyat dergilerinde yayımlandı. İki ayda bir yayımlanan Psikeart dergisinde düşünce yazıları yazıyorum. Küçük Romancı Atölyesi’nin ve RomancıMag’ın kurucu ortağı ve editörüyüm.

İsmail Sertaç Yılmaz: On bir yıldır şiirle ilgileniyorum. Şiirlerim o günden bugüne Varlık, Şiirden, Akatalpa, Peyniraltı Edebiyatı, İzafi, Atkafası, Diri Ozanlar Derneği gibi edebiyat dergilerinde, Bozuk ve Voidzine gibi fanzinlerde yayımlandı. Mart 2018’de SubPress etiketiyle “İyi Yetişmiş Bir Hayvan” adlı şiir kitabım çıktı. Şiirin yanı sıra bir süredir distopik bir roman üzerine çalışıyorum. Küçük Romancı Atölyesi’nin ve RomancıMag’ın kurucu ortağı ve editörüyüm.

RomancıMag ne için kuruldu? Hedefiniz ne?

RomancıMag, Youtube kanalımız Küçük Romancı Atölyesi’nin dergisidir. Biz Youtube kanalımızda en çok, yazdıklarıyla kendini yalnız ve kıyıda köşede kalmış hisseden ama yazmaktan bir an olsun vazgeçmeyenlere sesleniyoruz. Günümüzde herkesin bildiği bir şikâyet var: Dergilere öykülerimi, şiirlerimi gönderiyorum ama hiç yanıt alamıyorum. Bu konuda dergilere bir şey diyemeyiz, yoğunluklarını bilemeyiz, bezginliklerini de bilemeyiz.

Ama RomancıMag’da, gönderilmiş en ufak metne bile biz mutlaka yorum yapıyor, yazarına yol, yöntem gösteriyoruz. Çünkü biz edebiyat dergisi olmamızın yanı sıra yaratıcı yazarlık dergisiyiz. Hedefimiz, kendini yazar olarak var etmek isteyen bu insanların yalnız olmadıklarını onlara hissettirebilmek.

'BİR YAZAR, YAZAR OLMANIN KARŞILIĞINI GÖRMEYEBİLİR'

Bir de bir Youtube kanalınız var. “Küçük Romancı Atölyesi” yapıyorsunuz. Bu kanal üzerinden atölye yapıyorsunuz. Nasıl işliyor süreç?

Yazma sürecinin hastalıklarını kendi üzerimizde yaşayıp, birbirimizi iyileştirdiğimiz için bunu kanalımız üzerinden başkalarıyla da paylaşmayı istedik. Biz yaratıcı yazarlık kanalımızda, yazma biçimlerinden, romandan, öyküden, şiirden derinlemesine bahsetmenin yanı sıra, yazma bilincinden, yazar olmanın getirdiği sorumluluklardan bahsediyor, aynı zamanda yazan insanın, etrafında kimseyle paylaşamadığı yazarlık dertlerini konuşuyoruz. Çünkü yazmak, sadece sözcükleri doğru kullanıp cümleleri sıralamak değil, aynı zamanda günümüzde geçinmek için zor bir yaşam seçimi. Gerçi ne zaman kolay oldu ki! İşte tam da bunu anlatıyoruz.

Bu yaşam biçimini biz bir meslek olarak da aktarmaya çalışıyoruz, çünkü Türkiye’de eğer çok satan bir yazar değilseniz, yazar işsiz güçsüz gibi sıfatların altında kalıyor, hak ettiği yeri görmüyor. Aslında çok satan nitelikli bir yazar olsanız bile Türkiye’de, “Oh valla, ne güzel bedavadan para kazanıyorsun,” şeklinde bir tepkiyle karşılanıyorsunuz. Yeri gelmişken, şunu burada bir kere daha söyleyelim, bir yazar, yazar olmak için gerçekten büyük emekler verir ve bunun karşılığını belki de yaşamının sonuna kadar göremeyebilir. Bu son, böyle bir dünyada yazarın pek de önemsediği bir son değildir, yani yazmaktan vazgeçmesi için bir neden değildir. Atölyede, işte bunun gibi, yazar olmanın verdiği serüvenden, toplumdaki, dünyadaki yerinden ve tabi yazarın kendi kalbindeki yerinden bahsediyoruz.

Youtube atölyemizde bu dediklerimizi küçük romancıların geneline anlatmanın dışında, isteyenle online atölyemizde bire bir çalışıyoruz. Onun kişisel yazma serüvenini dinleyip, yazmaya dair önünü açacak yolları bulmaya çalışıyoruz. Mesela öykü yazmak isteyen biriyse sürecimiz, yazacağı öykünün üzerine düşünüp, birlikte kurgulamakla başlıyor. Çalışmamızın sonunda, tastamam, nitelikli bir öykü yaratmış oluyor, ama bundan da değerlisi, bizimle çalışan küçük romancı kendi öyküsünün işçisi olmayı öğreniyor. Bizimle bire bir çalışmak isteyenler veya RomancıMag’a öyküsünü göndermek isteyenler "kucukromanci@gmail.com" üzerinden bize ulaşıyor.

Son dönemde edebiyat camiasında sık sık “yaratıcı yazarlık”tan bahsedilir oldu. Ne demek yaratıcı yazarlık?

Yaratıcı yazarlık, yazmanın incelikleri ve tekniklerinin ötesine taşmalıdır. Yazar olmanın bilinci, yeni bir fikrin, bir buluşun peşini sürmek, yazdığın öykünün içine dalmak, karakterin kendisine bürünmek nasıl olur, yaratıcı yazarlık bunu arar. Yazdıklarını, yazacaklarını kafanda nasıl büyütürsün, günlük hayatın içinde öykünü, karakterini nasıl beslersin, bunu konuşur.

'İYİ BİR EDİTÖR YAZARI UYANDIRABİLMELİ'

Sizin oluşumunuzda editör-yazar ilişkisi nasıl sürüyor? İlk kez bir öyküsünü gönderen kişiye, bakış açınız ne oluyor?

Biz, dediğimiz gibi edebiyat dergisi olmamızın yanı sıra yaratıcı yazarlık dergisi de olduğumuz için başka bir sorumluluğumuz daha var, bu yüzden bize gönderilen öykülere çok hassas yaklaşıyoruz. Metin eğer olgunlaşmamışsa, üzerine nasıl çalışabileceği, nasıl kafa yorulup geliştirebileceği hakkında yazara yapıcı bir yorumda bulunuyoruz. Bu yaptığımız şey bizi mutlu ediyor çünkü küçük romancılar, yorumlarımızdan destek alarak yazarlıklarını ilerletmek için güç ve yol bulduklarını söylüyorlar.

Küçük romancılarla aramızda gelişen editör-yazar ilişkisinin ilk halinin bu olduğunu söyleyebiliriz. Bununla beraber, bize olgun metinler de geliyor ki, bunları RomancıMag’da yayımladık ve yayımlamaya da devam edeceğiz. Yayımladığımız bu nitelikli öykülerin yazarlarına, metinlerinin niçin iyi olduğunu, neden yayımlanmaya değer olduğunu muhakkak söylüyoruz ki, ne yaptıklarının daha iyi farkına varabilsinler. Çünkü bir editör, yazarla buluştuğunda onu uyandırabilmeli. Biz bunları tamamen gönüllü olarak, istekle yapıyoruz. Bununla beraber, Küçük Romancı Atölyesi olarak tamamlanmış öykü ya da roman dosyalarının yayınevine doğru ulaştırılması için profesyonel editörlük ve danışmanlık hizmeti veriyoruz.

Oluşumunuzun düşünsel altyapısını, bağlayıcı olan temel felsefeyi nasıl niteliyorsunuz?

Biz Youtube kanalımızın ilk videosunda, edebiyatın führerlerine karşı olduğumuzu söylemiştik. Her sektörde olduğu gibi bu camiada da belli başlı köşeleri tutmuş olan bazı kişiler, kendi gücüyle var olmaya çalışan yetenekli yazarların görünmesine olanak tanımıyor, tabi eğer bu yazarları kendi gruplarına dâhil edebilmişseler işler değişiyor. Edebiyat camiasındaki bu çarpık düzen, içerisinde değilseniz sizi bıçaklamaz, ancak biraz yaklaştığınızda o bıçakları görür ve geride durmanız gerektiğini anlarsınız.

Sesini duyuramamış yetenekli yazar arkadaşlarımız, hele de piyasadan uzaktakiler, yazarlığı kendi dört duvarları arasında büyütürken, bunu romantik bir eylem olarak görüyor ve profesyonel anlamda kendilerini geliştirmeleri gerektiğini bilmiyorlar. "Cihangir miti" bir türlü bitmek bilmiyor. Tabi bunda edebiyat piyasasının yazarlığı bohem bir şeymiş gibi pazarlamasının payı büyük. Genç yazarlar bu vahşi rekabet ortamından habersiz, evlerinde oturmuş, yazdıklarıyla keşfedilebileceklerini sanıyorlar. Oysa dünya üzerinde bunun örneği çok azdır.

Başında da söylediğimiz gibi, yazar olmak için çok büyük emekler verilir. Doğuştan geliyormuş gibi öne sürülen yazma güdüsü, bir başına bırakılacak, birtakım kimselerin ağzından çıkacak laflarla bitecek ya da başlayacak şey değildir. Bunu sadece Türkiye için söylemiyoruz, dünyanın her yerinde edebiyat camiasındaki bu lobiciliği bulabilirsiniz.

Bizim felsefemiz, işte bu führerlerin çizdiği “Küçük Romancılar” karikatürüne bir başkaldırı olarak kuruldu. Biz yazarın hakkını arıyoruz.

'YAZARIN KABUL EDİLMEMİŞ OLMASI NİTELİKSİZ OLDUĞUNU GÖSTERMEZ'

Üretim biçiminiz görüldüğü üzere okur ile iletişimde online olana öncelik tanıyor. Bu bağlamda sosyal medya ve okur arasındaki etkileşimi nasıl yorumluyorsunuz? Alan, matbudan internete kaydı, diyebilir miyiz?

Okur-yazar ilişkisi ve yayıncılık, matbudan internete kaydı diye büyük bir tespite şimdilik varamayız ancak çağımızda interneti görmezden gelip hareket edersek de yanlış bir yola saparız. Bugün bizim bu kurduğumuz online atölyenin ve online derginin, okur-yazar iletişiminde ve birlikte hareket etmede, maddi ve manevi biçimde, matbudan daha kıvrak ve daha özgür bir alan sunduğunu söyleyebiliriz.

Yazar hareket eden biridir, aynı şekilde okur da öyledir. Çağımızın verdiği yenilikleri yaratıcılığımıza katkı sağlayabilecek şekilde kullanabiliriz. Bir gün matbu biterse bitecektir, ama okurlar ve yazarlar birbirlerini bulmaya devam edecektir.

Yazın dünyasını biçimsel ve içeriksel olarak şekillendiren ilk ortamın dergiler olduğu düşünüldüğünde, yazarın yazdıklarını ilk olarak dergilerde görmesinin etkisiyle, dergilerin yazara vaat ettiği şeylerden en önemlisinin özgüven olduğunu söylemek mümkün mü? Dergiler, yazara ne vaat eder? Ya da karşıtını da sormak mümkün: Yazar, dergilere ne vaat eder?

Dergilerde yayımlanmak yazara özgüven kazandırır, bu doğru, ama biz Küçük Romancı Atölyesi olarak bunun biraz da karşısında duruyoruz. Kabul edilmiş olmak, yazmaya yeni başlamış bir yazar için elbette bulunmaz bir mutluluk, fakat yayımlanmıyor olması, yazarın niteliksiz yazdığının yüzde yüz göstergesi olamaz.

Elbette dergiler, yazarın okurla buluşması için bir mecradır, fakat iyi bir edebiyat dergisinin, sürekli aynı yazarları yayımlamak yerine, yeni yazarları keşfetme ve okurla buluşturma sorumluluğu olmalı. Yazar ise dergilere yeni soluk, iyi metin, dolayısıyla iyi metinleri okuyarak kendini geliştirecek ve iyiyi isteyecek okur vaadinde bulunur.