Salgından sonra hayat nasıl olacak?

Büyük krizler, büyük acılar yaşattıktan sonra arkalarında bazı olumlu sonuçlar da bırakabiliyor. Dünya savaşı sırasında bulunan penisilin ve kan nakli, sonrasında binlerce hayat kurtardı. ABD'deki büyük buhran, 6 günlük çalışma düzenini 5'e indirdi. Virüs salgınının sonuçlarını konuşmak için henüz çok erken, ancak geleceğe dair bir kaç öngörü var.
Fotoğraf: Kalhh/Pixabay

Ayşegül Dikenli Williams

LONDRA – Korona virüs pandemisinin bir sonucu olarak küresel ekonomik faaliyetin yavaşlamasıyla, enerji ve ulaşımda gaz emisyonları dramatik ölçüde azalıyor. New York’ta karbondioksit oranı yüzde elli düştü. Dünya genelinde ve özellikle Çin’de karbon emisyonu dramatik şekilde düşmeye devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl 4.6 milyonun üzerinde insan doğrudan hava kirliliğine bağlı nedenlerden ötürü ölüyor. Hava kirliliğine bağlı ölümlerin doğrudan nedenleri arasında ağırlaştırılmış astım, bronşit, amfizem, akciğer ve kalp hastalıkları ve solunum alerjileri bulunuyor.

Büyük krizler insan doğasındaki en kötü ve en iyi yanları ortaya çıkarırmış. Süpermarketteki tuvalet kağıdı kavgamız en kötü yanımızsa, emekli sağlık çalışanlarının gönüllü olarak göreve dönmeleri en erdemli olanıdır belki de. Krizlerin, savaşların, ekonomik buhranların sosyal düzeni kalıcı şekilde değiştirdiği bir gerçek. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kadınlar için hayat bir daha eskisi gibi olmamıştı. Savaşa giden milyonlarca erkeğin ofis ve fabrikalarda yaptığı işleri üstlenen kadınlar savaşın sonunda elde ettiklerinin hepsini geri vermeyeceklerdi. Hatta hükümetler ısrarla kadınların domestic ev yaşamına geri dönmesi çağrıları yapsa da kadınların güçlenmesi devam edip 60’lar ve 70’lerin feminist hareketlerinin bel kemiğini oluşturmuştu.

SAVAŞLAR, İLK KAN BANKASI, İLK PENİSİLİN

Sağlık ve ilaç alanında da bugün hala milyonların hayatını kurtaran gelişmeler büyük dünya savaşları sırasında geliştirildi ya da ilk kez denendi. Örneğin İskoç bilim insanının geliştirdiği penisilin ilk kez savaşta yaralanan askerlerin hayatını kurtarmak için İkinci Dünya Savaşı sırasında denenmişti. Şu an milyonlar hala hayatını bu ilaca borçlu.

Antibiyotiklerden önce, menenjitli çocukların % 90’ı ölür, yaşayan çocuklarda ise sağırlıktan zihinsel geriliğe kadar ciddi ve kalıcı engeller oluşurdu. Tüberkülozdan, boğmacaya kadar olan diğer ciddi enfeksiyonlar, olağanüstü hızda üreyerek ciddi hastalıklara ve çoğu zaman ölüme neden olurdu. İspanyol İç Savaşı sırasında kanın depolonabileceği ve kan naklinin yaşamları kurtarması hayatımıza girmişti. Şimdilerde kan naklinin ya da kan bankalarının olmadığı bir dünya düşünmek neredeyse imkansız.

BÜYÜK BUHRAN VE ALTI GÜN ÇALIŞMA NORMUNUN SONU

1930’lardaki Büyük Buhran sırasında çok sayıda çalışanı işten çıkarmak yerine çalışma saatlerini paylaşma çözümü haftanın altı günü çalışma normunun da sonu olmuştu. Hatta geçici bir süre haftada dört günün çok daha üretici olduğu görülse de Amerika’da bu fikrin fazla ‘komünist’ olduğu gerekçesiyle haftada beş gün yeni norm haline gelmişti. Yani insanlık bir krizden daha uzun vadeli kazançla çıkmıştı. Tabi biraz daha direnilse ve yeni norm beş yerine dört olsa hiç fena olmazdı.

İnsanların hayatının tehlike altında olduğu bir dönemde kriz sonrasını düşünmek zor. Yine de pazartesiden cumaya ofislerde çalışmanın tarihin tozlu raflarına gömülebilme olasılığı biraz içimizi yeşertiyor. Ofislere gitmeden de işlerin devam edebildiği, çalışanlara güvenerek uzun vadede daha çok verim alınabileceği yaşanarak öğrenilirse, bizi ısrarla ofiste görmek isteyen patronlarımızın elindeki kozlar büyük ölçüde azalacaktır. İşlerinin yapısı gereği evden çalışmaların mümkün olduğu halde bu opsiyonun verilmediği keyfilik ise hiçbir zaman şu an olduğu kadar yargılanmayacaktır.

ÇİN’DE KARBON EMİSYONUNDA DRAMATİK DÜŞÜŞ

Son olarak Çin’de üretimin durması nedeniyle havadaki karbon emisyonun oranının yüze yirmibeş azalması, uzun vadede tüketim kültürüyle iklim krizi ilişkisinin çok açık bir kanıtı olmakta. Çevre aktivistlerinin endişesi ise karantina sonrası Çin’in ‘İntikam kirliliği’ sürecine girip agresif ekonomik simulasyona ağırlık vereceği. Bu çok olası ama karbon emisyonunun bu kadar kısa sürede bu kadar dramatik düşüşü iklim mücadelesi yöntemlerine yeni bir ivme kazandıracak. Naif bir iyimserlik değil ama insanlık bu krizi de atlattığında hayatımızın eskisi gibi olmayacağı fikrinin yaşama güdümüzü bir nebze artıracağı ümidiyle.