Hapishanedeki 3.5 yaşındaki D.A.: Sen buraya gel, ben senin yerine dışarı çıkayım

Diyarbakır'da böbrek hastası 3.5 yaşındaki D.A, tutuklanan Rosa Kadın Derneği ve Bağlar Belediye Meclis üyesi annesi Gönül Aslan ile birlikte cezaevine girmek zorunda kaldı. Aslan'ın avukatı Berdan Acul, D.A.'nın ziyaret için giden bir başka avukata "Sen buraya gel, ben senin yerine dışarı çıkayım” dediğini aktardı. Anne ve çocuğunun çok zor şartlarda yaşamak zorunda kaldıklarını anlatan Berdan Acul, kronik böbrek yetmezliği bulunan D.A.'nın hayatının tehlikede olduğunu söyledi.

Zafer Kıraç* 

DUVAR – Türkiye’de halen 0-6 yaş arası 600 kadar çocuk, anneleri ile birlikte hapiste yaşıyor; yeniden toprağa basmak, çiçeklerin arasında koşmak için gün sayıyor. 3.5 yaşındaki D.A. da onlardan biri. Siz bu satırları okurken herşey yolunda giderse karantinadan kalacağı koğuşa geçmiş olacak.

Gönül Aslan son yerel seçimlerde Bağlar Belediyesi’ne meclis üyesi seçildi. Aynı zamanda Rosa Kadın Derneği üyesiydi. Belediyeye kayyım atanmasından sonra hakkında soruşturma açıldı ve tutuklandı. Eşi yurtdışındaydı. Üç çocuğundan ikisini akrabalarına teslim etti. 3,5 yaşındaki D.A. ise onunla beraber hapishane ile tanıştı. Pandemi nedeniyle evlerine kapananlar yaşadıkları psikolojik etkileri birbirine anlatırken, D.A. kardeşlerinden neden ayrıldığına, oyuncaklarının neden verilmediğine anlam vermeye çalışıyor

Cezaevlerindeki koşullar yetişkinler için bile sorunlu ve elbette ne anneyi ne de çocuğu koruyacak bir ortam yada mevzuat yok. Oysa çocukların sağlıklı bir fiziksel ve zihinsel gelişim süreci yaşamalarını olumsuz etkileyecek bir çok etken mevcut. Çocukların olumlu gelişmeler kaydetmesi için ihtiyaçları olan eğitime ve oyunlara erişimlerinin olması ve aldıkları eğitim ve becerileri tekrarlamaları gerekir. Farklı ortam ve koşullara ulaşabilmeleri, yaşıtlarıyla yeterince sosyalleşmeleri, aile bireyleriyle sağlıklı ilişkiler kurmaları büyük önem taşır.

Uzmanlara göre hepimizin yaşamında 0-6 yaş çok önemli bir evre. Bir çok davranışımızın oluştuğu bu süreç, fiziksel ve ruhsal olarak gelişmeye en açık olduğumuz, yardıma ve desteğe ihtiyaç duyduğumuz, çeşitli uyarıcılarla desteklenmesi gereken bir öğrenme dönemi aynı zamanda. Bu koşulların hapishanelerde sağlanması mümkün görünmüyor. Hapiste anneleriyle birlikte kalan çocuklar için alternatif ortamların oluşturulması veya çocuğu olan kadınlar için tutukluluk dışındaki önlemlerin değerlendirilmesi gerektiği çok açık. Bu durum kamuoyunda da defalarca gündeme getirildi.

Yaşanan süreci ve gelinen hukuki noktayı, Gönül Aslan’ın avukatı ve Özgürlük için Hukukçular Derneği Yönetim Kurulu üyesi Berdan Acun ile konuştuk:

Gönül Aslan’ın tutuklanması sürecini kısaca anlatır mısınız? 

Berdan Acul.

Gönül Aslan 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde HDP Bağlar Meclis Üyesi olarak seçildi. HDP 31 Mart yerel  seçimlerinde yüzde 70 oy ile Bağlar merkez ilçede seçimde birinci gelip meclis üyeliklerinin çoğunluğunu elde etmişti. Ancak seçim kurulunun o dönem Bağlar Belediye Başkanı olarak seçilen Zeyyat Ceylan’ın mazbatasını vermeyip yerine AKP adayına mazbata vermesiyle Bağlar Belediyesi HDP’den alınmış oldu. Gönül Aslan da belediye meclis üyesi olarak göreve devam etmekte iken 22 Mayıs’ta yapılan bu soruşturma sonucu evi basılıp gözaltına alındı ve 23 Mayıs’ta tutuklandı.

Müvekkilim Gönül Aslan aynı zamanda Rosa Kadın Derneği üyesidir. Özellikle bu soruşturmanın, Rosa Kadın Derneği çalışmalarının illegalize edilerek başlatıldığı hemen göze çarpmaktadır. Rosa Kadın Derneği kamuoyunun da bildiği üzere kadın hakları alanında çalışmalar yapan, çalışma eylem ve etkinliklerini kamuoyu ile paylaşan ve ortaklaştıran, kadına karşı şiddete, kadın cinayetlerine, kadın istismarına karşı eylem ve etkinlikler düzenleyen bir kadın kurumudur.

Bu süreçte D.A. neler yaşadı? Çocuk ve annesi şimdi ne durumdalar?

23 Mayıs’ta Diyarbakır 1.Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklama kararı verilmesi üzerine Gönül Aslan, 3,5 yaşındaki böbrek hastası çocuğunu da yanında cezaevine götürmek zorunda kalmıştır. Eşinin uzun süreden beri yurtdışında olması sebebiyle küçük çocuğa bakacak kimsesi bulunmamaktadır. Anne sevgisine ve bakımına ihtiyacı olan çocuğun cezaevine götürülmüş olması bu zorunluluktan kaynaklanmıştır.

Daha ilk günlerde bir kaza yaşadı, kafasını demir parmaklılara çarpması sonucu yaralandı. Ortam, çocuğun güvenliğine uygun değil. Tedavisi yapıldı, şimdi durumu iyi ama dışarından getirilen oyuncaklar kabul edilmedi. Kantinden temin edebildikleri bir oyuncak ile 14 kadının olduğu koğuşta gününü geçiriyor. Sıkılıyor elbette ve kardeşleri ile oynamak istiyor. Geçtiğimiz günlerde Avukat Zeynep Boztoprak, anne Gönül Aslan ile görüşürken D.A da yanındaydı. Boztoprak’a, “Sen buraya gel, ben senin yerine dışarı çıkayım” dedi. Kapalı yerde kalmak istemiyor, havuza gitmek istiyor. Böbreklerinden iki kere ameliyat olmuş üç yaşındaki bir çocuğun yeri hapishane değil, evidir.

Oyun çağında olan D.A.’nın  kapalı kapılar arkasında bulunması tabii ki ruhsal ve bedensel dünyasını etkilemektedir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Kuralları (*) (Havana Kuralları)  dikkate alındığında, Türkiye cezaevlerinde 0-6 yaş aralığındaki çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek, bu çocukların bedensel, zihinsel, ruhsal ve eğitimsel gelişmelerini sağlayacak herhangi bir altyapı olmadığı gibi, bu sorunların çözümüne yönelik mevzuatımızda herhangi bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bunlar dikkate alındığında küçük D.A. açısından da hak ihlalleri olduğu açıktır.

Çocuk ve annesinin temel ihtiyaçları karşılanabiliyor mu? 

Tutuklama sonrası cezaevinde Gönül Aslan ve Rosa Kadın Derneği yöneticileri ile yaptığımız birebir görüşmede, pandemi sebebiyle 14 gün süreyle karantina koğuşuna alındıklarını, her koğuşta 4’er kişi kaldıklarını, temel ihtiyaçlar bakımından çeşitli zorluklar yaşadıklarını dile getirdiler. Özellikle D.A.’nın kronik böbrek hastası olması sebebiyle sağlığa erişimi sınırlı.  Tutukluluk öncesi doktor kontrolünde olan; sürekli tetkik ve tedaviye ihtiyaç duyan D.A. çok ciddi problemler yaşamaktadır. Ayrıca yine böbrek rahatsızlığı sebebiyle birçok yiyeceğe karşı hassasiyeti olmasından dolayı cezaevi koşullarında kendisine uygun yiyecekleri bulmakta sıkıntı yaşamaktadır. Covid-19 salgını açısından değerlendirdiğimizde kronik böbrek yetmezliği hastalığı bulunan çocuğun hijyenin ve havalandırmanın yeterli olmadığı cezaevi koşullarında kendini bu salgından muhafaza etmesi mümkün değildir. Bu nedenle cezaevinde bulunması ciddi bir hayati risk de taşımaktadır.

Avukat olarak davaya ilişkin talepleriniz nedir? 

Bu soruşturma, öncelikle Anayasanın 2’nci maddesinde yerini bulan ‘Demokratik, laik, hukuk devleti’ ilkesine’ aykırıdır. Kadın hakları alanında çalışmalar yapan, tüzüğü İçişleri Bakanlığı’nca onaylanıp yasal bir şekilde kurulan Rosa Kadın Derneği’nin  illegalize edilmesini amaçlaması nedeniyle de açıkça hukuka aykırıdır. Dolayısıyla bu soruşturma ve tutuklamalar; örgütlenme, dernek kurma, toplantı ve gösteri haklarına açıkça müdahale ve bu hakların engellenmesine yönelik olup demokratik toplumu susturmaya yöneliktir. Bu nedenle bir an önce bu hukuksuzluğun ortadan kalkması ve 12 kadın hakları savunucusu ve siyasetçinin derhal serbest bırakılması gerekmektedir. Özellikle  kadın ve hukuk örgütlerinin bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağını  biliyoruz ve bu hukuksuzluğun ortadan kalkacağını umut ediyoruz.

(*) Çocuk Haklarına Dair Sözleşme: Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiştir.

Her ülkedeki, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocukların yaşama koşullarının iyileştirilmesi için uluslararası işbirliğinin taşıdığı önemin bilincinde olarak, aşağıdaki kurallar üzerinde anlaşmaya varmışlardır:

Madde 3

1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.

2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.

3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların; hizmet ve faaliyetlerin açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.

*İnsan hakları çalışanı/Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği–RUSİHAK/kurucu üye